2. bölüm · Hisler odası

KARA DELİĞİN KALBİ

Mecaz Kadın

Fark ettim. Onca olandan sonra kendimi bı odaya hapsettiğimi , birbirlerinin gelip beni kurtarmasını beklediğimi anladım. Kimse bilmiyor yerini. Kimse o kadar tanımıyor beni. Üzüldüğümde ne yaparım ,mutlu olduğumda ne yaparım ,yalnız kaldığımda içimi boğan nedir kimse bilmiyor. Birilerinin anlayıp elimden tutup çıkarmasını bekliyorum o odadan. Birilerinin ben bişey demeden beni anlayıp,bana sıkı sıkı sarılmasını ve "Geçti." demesini bekliyorum.
Olmuyor ama. Ne biri düştüğüm yeri görüyor ne de el uzatıyorlar. İçimdeki o boşluk asla dolmayacakmış gibi canımı yakıyor. Bu boşluk öylesine büyük ki bir zamanlar var olan duygularımı bir kara delik gibi her defasında içine içine çekiyor. Bilemiyorum kim gelip kurtaracak beni. En çok istediğim şey ne diye sorsalar kendi kendimi kurtarmak derim. Birilerine muhtaç olmadan,ihtiyaç duymadan yaşayabilmek isterim. Bir kez olsun prenses kendini kurtarsın isterdim. Gücüm yok lakin. Ayağa kalkıp,derin bı nefes alıp yürümeye gücüm yok. Ruhum çekilmiş gibi, olduğum yerde öylece duruyorum. Boşluğa bakıp tek tek sayıyorum günleri. Loş bir ışık vuruyor kan oturmuş gözlerime. Ellerim titrer vaziyette. Kalbimse... Ah! Kalbim öyle kırgın ki. Zamanında gelemeyenler, olması gerektiğinde beni terk eden, beni buraya sürükleyen herkesin biraz izi var üstünde. Kimi çizmiş geçmiş,kimi delmiş geçmiş. Neden diye sormaktan vazgeçmiş,bı sebep aramaktansa,olanları sindirmeye çalışan çaresiz bir kızın kalbi şimdi o. Önce kalbinin tam ortasında küçük kıza anlatmalı kendini. Kendi öyküsünü tek tek anlatmalı ki, bilsin bu dünya ona neler yapacak. Çocukları korumak için yalan söyleyen ailelerinden farklı olarak o kızı bunlara hazırlayacak. Sonra o kız, düşecek,düştüğünde tutunacak dalı olacak. Bu dünyanın iğrenç kurallarını öğretecek. O küçük kızın masumluğunu bu dünyaya kurban edecek,sırf kız hayatta kalabilsin diye. Fakat ikisi de bilmeyecek,masumluğunu yitiren her şey bir şekilde yıkılmaya mahkum. Sonra kız büyüyecek. Güzel bir genç kız olacak. Hep tutunduğu dalı artık orada olmayacak. Boşluğa düşecek. Sonra yine yıkılacak. Yine kalkacak. Yine yıkılacak. Ve sonra ayakları yere öylesine sağlam basacak ki, hiç kimsenin gücü ona yetmeyecek. Elinde tuttuğu o zaferiyle,herkesin yüzüne bakıp, hesap soran gözlerle,onlara itaat ettirecek. Bu kez yıkılan değil,yıkan ve intikamını alan olacak...