6. bölüm · Her Defasında Yanlıi Yol

0.4 Acıya Ara Vermek

Rana

Gabriela Vesper-

Bazen yaşadığımız acılara ara vermek gerekirdi. Abimi kaybettiğim günü bilmiyordum. O adam benim abim değildi.

Onun için üzülmeyecektim, böyle birine yıllarca abi dediğim için üzülecektim. O gün ağlayışım kadar saçma bir şey yoktu.

O bir tecavüzcüydü bu asla normal değildi ve olamazdı. Bunlar onun suçuydu. Hak ettiğini buldu.
Aklımda binlerce soru olmasına rağmen bunları bir kenara bırakıp hayata devam etmem lazım.

Bir ölüm, bir kayıp, bir fayda, bir zarar, bir kazanç. Belki en başından beri doğru olan buydu.

Hayır, abim de olsa böyle bir adamı savunamazdım. Çünkü bazen hatalar olmaz, bilinçli bir kötülük olur.
Benim kaybettiğim her hangi bir şey yoktu.

Onun odasına doğru giderken kafamda dönen onlarca soruyu bir kenara bıraktım ve ardından derin bir nefes alarak odaya girdim.

Her şey yine aynıydı, değişen bir şey yoktu. Odaya girdiğim gibi onun bakışlarıyla karşılaştım. Belki de değişen şey onun bakışlarıydı.

Ne olmuştu, ne değişmişti? Sakince yine her zamanki yerime geçtim. Yüzümde profesyonel hafif bir gülümseme oluşturdum. Aynı şekilde ama daha alaycı şekilde gülümsedi.

"Hoş geldin, Doktor," dedi sakince. Yatağında bana doğru oturmuş hafif eğilerek dirseklerini bacağına koyup ellerini birleştirip, çenesine dayamıştı.

Gözlerindeki derin bakış... Sanki o benim içimdeki çatışmayı görüyordu.

"Hoş buldum."

Bu seans ona soracağım sorular belliydi: İnsanlara acı çektirirken ne hissediyorsun, çocukluğunda yaşadığın herhangi kötü bir olay var mı, bütün bunları yaptıktan sonra pişmanlık hissettin mi? Bu soruların hepsi bu seans içindi.

"Doktor?" dediğinde ona odaklandım.

"Evet?"

"Hep böyle oturup konuşacak mıyız? Bir teşhis yok mu?" diye sorduğunda sakince cevap verdim, "Teşhis tek bir seansta koyulmaz. Sen bana kendini ne kadar açarsan o kadar iyi teşhis koyarım."

"Açmak filan, ne diyorsunuz Doktor Hanım?" dedi alaycı bir ses tonuyla.

"Sorduğum sorulara ne kadar iyi cevap verirsen, o kadar iyi teşhis koyarım, demek istemiştim."

Ciddileşip gerçekten dikkatini verip "Haklısın, Doktor," dedi.

Hızlı ruh hali değişimleri dikkat çekici derecede.
"Şimdi sana bir soru soracağım. Küçükken ailen sana kurallar koyar mıydı?" dedim gözlerinin içine bakarak. "Ya da seni bazı kalıplar içine almaya çalışırlar mıydı?"

Geriye doğru kaydı sırtını duvara yasladı ve bağdaş kurarak bana baktı. "Kuralcı bir ailede yaşıyordum ama üzerimde pek bir baskı yoktu."

Başını hafif omzuna yatırdı ve bana baktı. Gülümsedi. "Daha çok kız kardeşime yönelik baskılar vardı," dediğinde kalbimde hafif bir sızı hissettim.

"Anlıyorum, peki ailedeki genel kurallar neydi?"
"Genel kurallar... Babam ne isterse onu yapmak zorundaydık." Derin bir nefes aldı. "Bana konulan kurallar ise; zayıflık yasaktı."

Yatırdığı başını kaldırdı. "Hissetmek yanlıştı bizde, Doktor."

Normalde böyle hastalarda gözlerine baktığımda o küçük çocuğu görürdüm ama sanki o hiç çocuk olmamıştı.

Düşüncelerimden sıyrılma sebebim onun kıkırdamalarıydı. Derin bir nefes aldım. "O kurallara uyar mıydın?"

Ciddi misin, der gibi yüzünü buruşturdu. "Hayır, asla."

"Kurallara uymadığın zaman ceza alır mıydın peki?"
"Almazdım. Risk işiydi tabii," dedi alaycı şekilde.
Kaşlarımı çattım. Bu özellikler bana bir yerden tanıdık geliyordu.

"Aile içi düzeniniz nasıldı?"

Bıkkın bir nefes verdikten sonra cevapladı "Aile içinde düzen genellikle ben tarafından bozulurdu. Ağır bir ergenlik geçirmiştim. Anlarsın ya; karşı çıkmalar, anlaşılmama duygusu, haksızlık hissi."

Burnundan güldü. "Çok sürmedi tabii. 14 yaşımda son buldu."

"Sana koyulan hiçbir kurala uymaz mısın?"

"Uymam," dedi direkt.

Şu an böyle bir teşhis koyamazdım belki ama onun Antisosyal bir kişiliği olduğunu düşünüyorum. Bu teşhis için daha çok erkendi.

"Bu bilgilerle ne yapacaksın, Doktor?"

Bana verdiği bilgileri tek tek not alıyordum, bu bilgiler işime yarayacaktı.

"Bana biraz daha çocukluğun hakkında bilgi verir misin?"

Çocukluk, bir psikolojinin, bir ruhun en temel noktasıdır. Bilinçaltı küçüklükten bu yana bize işlenen fikirdir. Bir kişiye ta küçüklükten bir şeyin kötü olmasını söylerseniz o kişi onun kötü olduğuna inanacaktır çünkü ona bu söylendi. Bazen kişi bilinçaltını tekrardan oluşturadabilir. Ama çoğunluk bize ne söylenmişse ona göre davranırız.

"Çocukluk zor bir dönemdi, Doktor."

Dikkatle ona baktım. Gözlerinde hissizlik de vardı, karmaşık ve ortaya çıkmayı bekleyen duygular da.
"Bir çocukluğum yoktu be, Doktor." Güldü. Acı bir gülüştü. "Olmasına izin vermediler."

Bir katile karşı üzüntü hissedilir miydi? Acaba merhamet duygusu var mıydı?

"Çok genç yaşta katil olmuşsun. Peki, neden?" diye sordum, her ne kadar cevaplamayacağını bilsemde.
Bakışlarından onlarca duygu geçti ama ben en net olarak nefret ve acı duygusunu gördüm.

"Cevaplamak zor," dedi bakışlarını tavana sabitleyerek.

"Zorunda değilsin," dediğimde güldü. "Peki, öyleyse yeni bir soruya geçelim." Derin bir nefes aldıktan sonra o soruyu sordum.

"Annene ne oldu?"

Durdu. Sorduğum soru karşısında afallamış görünüyordu. Bakışları beni bulduğunda gözlerindeki o çaresiz duygu sanki bir ilk gibiydi.

Kaşları çaresizlikle çatılmıştı. Gözleri uzaklara daldığında dudağının kenarında hafif bir gülümseme oluştu.

"Öldü..." dedi zorlukla. Boğazının düğümlendiğini buradan anlaya biliyordum. "Benim için, öldürüldü."

Her kelimesi kalbime bir ok gibi saplanıyordu.

Anneler. Çocukları için her şeyini veren anneler. Kimisi geleceğini, kimisi gençliğin, kimisi hayatını veriyordu. Hayat hep en çok annelerden alıyordu.

"Annen için üzüldüm." Güçlükle çıkan kelimler kalbime batıyordu.

Sustuk. Belki o an olması gereken bir sessizlikti.
Peki, annesi neden onun için ölmüştü? Sormalı mıydım? Bundan sonra her soruyu daha dikkatli sormalıydım.

"Annen tam olarak nasıl öldürüldü? Biliyor musun?"

"Doktor, bu sorularla tam olarak neyi öğrenmek istiyorsun?"

"Yaşadığın travmayı." Derin bir nefes aldım aldığım notlara baktım. Çok karışıktı.

"Konuyu kapatalım," dedi sesindeki soğukluk bir anda ortaya çıkmıştı.

Ayağa kalktı, sakince. "Beni anladığını düşünmeye başlayacağım, Doktor."

"Seni anlamaya çalışıyorum."

"Beni anlamamalısın, Doktor." Bir sır olarak kalmalıyım, der gibiydi bakışları. "Beni anlarsan, işte o zaman her şey bitmiş olur."

"Bazen anlaşılmak gerekir," dedim mırıldanarak.

Yorum yapmayı ve oy vermeyi unutmayın seviliyorsunuz!!