4. bölüm · HER AN HER ŞEY OLABİLİR

Sanırım Bana Bir Şeyler Oluyor

Dilek Dağ

Ertesi gün sabah okula gittiğimde Yiğit heyecanlı heyecanlı yanıma doğru koşuyordu. Ama öyle bir koşuyordu ki, 1.70’lik Yiğit’in altında 1.60’lık boyumla ezilecektim. Bu ihtimali aklımda bulundurduğum için hemen yana kaçtım.
Yiğit gülerek:
“Dur be kızım, ne kaçıyorsun benden?” dedi.
Ben de dalga geçer gibi:
“E gelme üstüme, koca adamsın, niye üstüme koşuyorsun be?” dedim.
İkimiz de kahkahalara boğulduk. Sonra dedim ki:
“Tamam, hadi anlat ne oldu?”
Yiğit heyecanla:
“Kızım, hani 2 hafta sonra seçmeler var ya… bil bakalım seninle kim geliyor?”
Tam “Berk!” diye cevap verecektim ki Yiğit lafa atladı:
“Tabii ki bennnn…”
“Neee!!!” dedim ardından.
Ama Yiğit durmuyordu:
“Ama sen böyle şeyleri sevmezsin ki, nereden çıktın? Niye böyle yapıyorsun? Niye geleceksin ki? Allah Allah be, hem benim belki başka bir planım var, hem belki ben gelmek istemeyeceğim… Niye geliyorsun, yani nereden çıktı bu şimdi? Sude soktu değil mi? Hepsini senin aklına soktu, hem benim isteyeceğimi nereden çıkarıyorsun Allah Allah!”
Ben iyice boğulacak gibi oldum, tam o sırada Yiğit durdurdu:
“Kızım, bir nefes al, ne oluyor ya, taramalı tüfek gibi başladın yine konuşmaya,” dedi.
Bu uyarı ile kendime geldim, susup bir soluklandım; yoksa çok fazla konuşmaktan nefessiz kalıp ölecek gibi olacaktım.
Yiğit bana sakin bir sesle:
“Allah Allah, kızım, sen böyle şeyleri seversin, ben bilmiyor muyum en yakın arkadaşımı?” dedi.
Ben de içimden sadece Berk ile gideceğimi düşünerek cevap verdim:
“İşte arkadaşlık olsun, geleyim dedim. Canım arkadaşıma yardım olsun dedim. Hem başka kişilerle takım olacağımı yani rol arkadaş olacağımı düşündüm, benimle olsun istedim.”
Ama içimden hâlâ Yiğit’e Berk ile gideceğimi nasıl söyleyeceğimi düşünüyordum. Berk’e söylemek kolaydı ama Yiğit’e… Ona “Berk ile gideceğim” demek çok ayıp olacaktı.
Böylece lafı şuradan açtım:
“Olmaz, gelemem ben, yani en azından seninle…”
Yiğit yüzüme boş boş baktı ve:
“Benimle mi gelemezsin? Benimle gelmeyeceksen kiminle gideceksin? Bak benim bilmediğim birisi mi var, sevgili mi yaptın yoksa?” dedi.
Ani bir refleksle:
“Hayır, ne alakası var! Sevgili değiliz, sadece arkadaşız… Allah Allah, nereden çıkartıyorsun böyle şeyleri?” dedim.
Yiğit biraz daha ısrar etti:
“E o zaman kiminle gidiyorsun, söyle.”
Ben:
“Söyleyemem Yiğit, söyleyemem. Sen Sude ile gitsen…”
Yiğit sinirle:
“Tamam Rüya, ben zaten Sude ile gideyim. Biz zaten seninle arkadaş değiliz, Sude ile arkadaşız, öyle olsun. Ama o çocuğu bulacağım ve bulduğum yerde…”
Yiğit cümlesini tamamlayamadan, ben:
“Ay Allah korusun, iyi saçmalama,” diyerek ittirip uzaklaştım ve “Görüşürüz” dedim.
Yiğit’i gönderdikten sonra Berk’in tiyatro seçmelerine gerçekten gelip gelmeyeceğini öğrenmek istedim. Bu yüzden hemen yanına gitmem lazımdı. Ama her yerde onu aradım: yukarı çıktım, aşağı indim, kantine baktım, tuvaletlere bile. Soluk soluğa kalmıştım, nefesim kesiliyordu, bayılacak gibi hissediyordum. “Ay ben de amma drama queen miymişim ya,” diye kendi kendime söyleniyordum.
Neyse ki sonunda buldum! Oradaydı, ilk tanıştığımız yerde, beyaz duvarın altında oturuyordu, beyaz kulaklıklarını takmış, müzik dinliyordu.
Bir hışımla yanına koştum ve hem yorgunluk hem rahatlama ile kendimi yere bıraktım, sanki amele sümüğü gibi yapıştım. “Ahhhhh ayyy ay ay!” diye ciyaklıyordum.
Berk ciyaklamalarımı duymuş olmalı ki kulaklığını çıkardı ve hemen ayağa kalktı. Sonra beni de yerden kaldırdı:
“Neren acıyor?” diye sordu. Endişeli görünmesi, benim için heyecanlanması ve panik olması… Hepsi bana çok hoş gelmişti. Acımı unuttum; az kalsın “neyim acıyor?” diyecektim ama hatırladım ki gerçekten çok fena acıyordu. Ama Berk’e güçsüz tarafımı göstermemeliydim, bu yüzden kendimden emin bir sesle:
“Hayır, acımıyor,” dedim.
Berk:
“Emin misin? Çok fena düştün,” dedi.
Az kalsın gözlerim dolacaktı çünkü sırtım fena yanıyordu, ama Berk’in yanında ağlayamazdım; kimsenin yanında ağlamayı sevmiyorum. Gözlerimin dolduğunu fark etmiş olmalı ki:
“Tamam sakin ol, bu kadar mı acıyor? Gerçi çok fena düştün, istersen buz falan koyalım, gel,” dedi ve elini yanağıma götürdü, sanki dolan gözlerimden yaşlar akıyormuş gibi hafifçe sildi. Aslında ağlamıyordum ama sanki hissetmişti.
“Ağlamaklı bir biçimde gerek yok,” dedim.
Kendimi toparladım:
“Neyse, neyse, boş ver beni… Sen neredesin ya? Bütün okulda seni aradım, teneffüsenin hepsi boşa gitti. Yere düşmem de senin yüzünden oldu. Canımın acımasını sen sebep oldun! Neredesin ya, insan günlerde olduğunu söyler!”
Berk hızlıca özür diledi, kendime kızdım; bir anda çocuğa özür dilettirdim ama hiçbir suçu yoktu.
Sonra Berk:
“Ee, niye geldin?” dedi.
Ben:
“Sana bir şey soracaktım,” dedim. Gözlerine bakınca “belki sor, hadi” der gibiydi.
“Tamam, tamam, söylüyorum… Ay ne söyleyecektim, unuttum bak ya, panik oldum şimdi. Ay bakma öyle gözlerime, daha da panik oluyorum… Bak bak çok kötü oldum, bak şimdi hiç hatırlayamam Allah’ım yardım et! Ne diyecektim ben ya…”
Demeye başladım, neredeyse gene ağlayacaktım. Panik olunca hem hızlı konuşuyorum hem de gözlerim doluyor, bir de eğer bir şey unuttuysam, hatırlamak yerine daha çok unutuyorum.
Berk bana sakin bir sesle:
“Nasıl bakıyorum ki? Sana normal bir şekilde bakıyorum işte, panik yapmana gerek yok. Ayrıca seni bekliyorum…”
“Ben bekliyorum seni mi?” dedim içimden. Ayyy, evet! Ben bekliyor!
Bir anda bağırdım:
“Heeeeehhh! Buldum!”
O da bana: “Neee?” der gibi baktı.
Konuşmaya başladım:
“Şey… Tiyatroya gideceğiz ya, beraber… O hâlâ aklında, değil mi? Unutmadın ya? Genelde söz verenler beni yarı yolda bırakıyor da, belki sen de onlar gibisin diye düşündüm. Bu yüzden hatırlatmaya geldim. 2 hafta sonra tiyatromuz var, sakın unutma,” dedim ve göz kırptım.
Berk:
“Tamam, tamam, unutmadım, hatırlıyorum. Daha bugün mü, dün mü ne konuştuk zaten. Hem ben senin düşündüğün gibi değilim, yani onlar gibi değilim. Ben seni yarı yolda bırakmam, bana güven,” dedi.
“Tabii ki sana güveniyorum,” dedim içimden. “O çocuğa kalbimi verir miyim?” diye sorulsa, cevabım belliydi: “O çocuğa kalbimi çoktan verdim, isterse her şeyimi veririm.”
“Tamam o zaman,” deyip yanından ayrıldım, daha doğrusu utançla koşarak uzaklaştım.
Akşam eve geldiğimde tekrar bakım yaptım ve uykuya daldım. Rüyamda tabii ki onu gördüm...