5. bölüm · HER AN HER ŞEY OLABİLİR

Hayal Kırıklığı

Dilek Dağ

2 hafta geçmişti ve o gün gelmişti yarın seçmeler vardı şimdi yatacağım uyuyacağım ve ertesi gün kalktığımda her şey çok güzel olacak yarın Berk ile seçmelere gideceğim orada güzel bir gol sergileyeceğim ve daha sonra onunla rolü alıp tiyatro oynayacaktık buna inanıyordum ve bunu biliyordum her şey böyle olacak.
Sabah kalktım çok basit bir şekilde hazırlandım makyajımı sade ama biraz ışıltı ekleyerek yaptım sonra üstüme beyaz bir gömlek geçirdim altıma da siyah bir kot etek geçirdim daha sonra ayakkabı olarak da en sevdiğim çizmemi giydim tabii ki de çanta olarak da böyle kot mavi gibi duran bir çanta aldım sonra saçımı da su dalgası yaptıktan sonra upuzun saçlarımı tabii ki de açık bıraktım işlerimi bitirdikten sonra Evden çıktım aslında saat daha erkendi tam yarım saat vardı ama erken Kalkan erken yol alırdı bunu biliyordum bu yüzden erkenden çıktım sonra oraya vardım vardığımda 20 dakika vardı. Tam elim telefona gitti berk'i arayacaktım ki Bir de baktım berk'in numarası bende yok tüh ya gerçekten almayı unuttum harikasin rüya ya gerçekten harika. Tek çarem beklemekti....
5 dakika geçmişti ve sadece 15 dakika kaldı yavaş yavaş oradaki görevli katılımcıları içeri almaya başlamıştı bile ama hala berk yoktu tamam dedim erken gelmişimdir birazdan gelir dedim gelmedi 5 dakika daha geçti 10 dakika kalmıştı sahneye çıkacaktık...
Kafamı çevirdim ve yiğit'i gördüm o da yalnızdı Sude yoktu yiğit'e neden yalnız olduğunu sorduğumda Sudenin hastalandığını söyledi bir anda şaşırdım çünkü hasta olsaydı Sude bana hasta olduğunu söylerdi ama söylememişti bu işte bir terslik var.
Neyse dedim sonra bana o gizemli eşin kim diye sordu ben ona boş ver dedim yarı öfkeli yarıda boş bir tavırla bana gelmedi değil mi dedi ben de gelmedi dedim çok daha sinirli bir tavırla..
Berk beni yarı yolda bıraktı hani onlar gibi değildin, hani sana güvenebilirdim. Yalancı o da bana yalan söyledi. Bir anda gözünden yaşlar akmaya başladı Yiğit bana dönüp ne oldu dedi ve yüzüme avuçlarının içine aldı bense sadece ağladım. Gelmemişti.........
O gelmedi... Mutlulukla başladım her işin sonu hayal kırıklığıyla bitiyor bunu artık öğrendim tam arkamı dönüp gidecektim ki Yiğit kolumu tuttu ve dedi ki o gizemli eşin yoksa ben varım ben senin her zaman yanındayım benimle tiyatroya çık. ve önümde diz çöküp benim sahte arkadaşım olur musun?
Dedi sonra beni bir gülme tuttu. Ve kabul ettim çünkü kabul etmekten başka hiçbir şansım yoktu çünkü o beni yarı yolda bıraktı ama Yiğit bırakmadı..
Yiğit benim her zaman en yakın arkadaşım oldu ve beni yarı yolda hiç bırakmadı o benim için çok değerli ve bunu bir kere daha kanıtladı..
Kararlıydım bu tiyatroyu Yiğit ile yapıcam....
Yiğit ile sahnemizi yaptık jüri çok beğendi seçmeleri kazandık sanırım.
Ardından performanstan çıktıktan sonra yiğit'e bakıp iyi ki varsın dedim ama gözlerim hala çok doluydu ve her an patlayacakmışım gibiydi ama tabii ki de kimsenin yanında patlamazdım ne olursa olsun. performanstan çıktıktan sonra derse doğru gidiyordum ki önümde Sude duruyordu bir anda şaşırdım Sude ne işin var burada sen hasta değil miydin dedim Sude bana hayır hasta değildim sadece bugün birazcık geç kaldım dedi Yiğit de sanki afallamış gibi bana ve bir de sude'ye baktı ve ben seni hasta oldum gibi anlamışım yanlış anlamışım falan dedi böyle çevirmeye çalıştı ama ben yiğit'in ne yapmaya çalıştığını anlamadim. Gerçi şu an hiçbir şey önemli değil çünkü o gelmedi neyse artık hayatımda ona yer yok çünkü o beni hak etmiyor. Ertesi gün okula geldiğimizde onu gördüm o benim yanıma geldi ve bir şey söylemek istedi ama ben onu dinlemek istemediğim için yüzüne bakmadım ve çekip gittim onunla bir daha asla konuşmayacaktım çünkü onunla konuşursam yumuşayacağımı biliyordum o yüzden asla konuşmayacaktım tabii insan hayatında asla asla dememeli şekil a örneğin kantinde tost yerken yanıma geldi sonra bir anda etrafımı sardı kaçamadım dur dedi açıklama yapmama izin ver dedi ben de sadece çok kızgınım sana dedim başka hiçbir şey söylemedim
Açıkçası onu dinleyesim hiç yoktu ama en sonunda pes edip tamam anlat hadi dinliyorum bakalım şimdi hangi bahaneleri sıralayacaksın dedim.
O bana döndü ve şöyle dedi
Yapma sanki isteyerek gelmedim oraya.
Bense hemen devam ettim
Orasını bilemiyorum ama sonuç olarak gelmedin sen de beni yüzüstü bıraktın artık hayatımda sen yoksun bir daha yanıma gelme benim. Kolumu tutmaya çalıştı ama ben bırak dedim ve konumu çektim arkama bakmadan gittim çünkü bu olması gerekiyordu ondan 4 ders geçti çıkışa yaklaşıyorduk ben kalbimdeki acı ve başındaki Ağrı ile savaşırken önüme Sude çıktı ve dedi ki gördüm dedi
Neyi diye sordum, onu dedi, kimi dedim, berki dedi
Hemen dedim ki
Sude eğer benimle onu konuşacaksan git lütfen senin de kalbini kırmayayım çünkü benim kalbim çok kırıldı ve artık bir daha kırılmasına izin vermeyeceğim.
Sude;
Geldi Berk geldi gördüm hatta sizi orada performansınızı yaparken izledi sizi gözünde çok büyük bir hayal kırıklığı ve hüzün vardı bunu gördüm sana baktı özellikle sana baktı sanki yanına koşacak ve seni kendine çekecekmiş gibiydi ama yapmadı ve ayrıca evet neden geç geldiğini bilmiyorum ama bildiğim tek şey gelmiş olmasıydı senin için bu seçmelerin ne kadar önemli olduğunu biliyor eminim ki bunu bile bile seni yarı yolda bırakmaz geçerli bir sebebi vardır bence onu dinle...
Açıkçası Sude çok mantıklı konuşmuştu acaba dinle sen mi onu diye düşündüm ama sonra olsun ne olursa olsun gelmedi gelse bile geç gel de diye düşündüm ama sonra kalbim dayanamadı ve tamam dedim soracağım dedim ona içinden geçirdiğim tek şey umarım kalbimi daha fazla kırılmaz dı....
Ardından okul çıkışı berk'i buldum ve neden gelmediğini ve bana bir açıklama borçlu olduğunu söyledim. O da bana
Tamam açıklamayı yapacağım sana çok geçerli bir sebebim var. Dedem dedem kalp krizi geçirdi ve telefon numaran bende olmadığı için seni arayamadım aramak çok istedim ama ne sude'nin ne de o yiğit'in bence telefon numarası yok bu yüzden kimseye ulaşamadım ayrıca dedem o halde orada yatınca benimde kafam çok karıştı bak bu hayatta benim için önemli olan tek şey dedim onu da kaybetmek istemiyorum bu yüzden lütfen beni anla...
Berk'in bu açıklaması karşısında çok olmuştum. Çünkü sebep olarak böyle bir şey beklemiyordum daha başka bir sebep bekliyordum yani bana öylesine şeyler söyleyeceğini sanmıştım ne bileyim uyanamadım geç kaldım unuttum yapamadım gibi bir sebepler ama bir anda böyle deyince gözlerim dolmuştu ağlamamak için kendimi zor tuttum hem onun bana ihanet ettiğini sandım kalbim aşırı kırılmıştı sonrasında bir de üstüne bu gelince çok ağlamak istedim ama yapmadım sadece gözümden bir damla yaş düştü bunu fark edince hemen toparlandım ama fark etmek için geç kaldım sanırım çünkü Berk'te fark etti.
Ağlama ben ağlamadım sen de ağlama dedi.
Ben de ona hemen dedesinin nasıl olduğunu sordum o bana iyi olduğunu ve şu an Hayati bir riski olmadığını söyledi ben de ona ben de gelmek istediğimi söyledim ona bir çiçek götürecektim geçmiş olsun diyecektim beni de götürmesini istedim...
O da tamam dedi götürürüm dedi yarın hazır ol dedi mutlu olmuştum ama tabii dedesi için çok üzülmüştüm.
Sonra bana şöyle dedi,
Seçmelere gene gelemedim üzgünüm.
Ben;
Saçmalama böyle bir şey için özür dilenmez ciddiyim hem ben yiğit'le katılacağım seçmelere seninle de başka bir zaman başka bir yerde şansımızı tekrar deneriz..
Dedim ve günü burada bitirdim akşam eve geldiğimde çok yorgundum ve bütün bu olan bitenle odama kapanıp sessizce ağladım beyaz kulaklığımı taktım ve bembeyaz giyindim aslında herkes yas tutarken siyah giyinir ya ben de tam tersi beyaz giyinirdim benim yasım da buydu yarın görüşmek üzere...