Hayatı Duymak kitap kapağı

3. bölüm / 3

Hayatı Duymak

3. Bölüm

Vaveyla Yazarı: Nurbannu '

Uygulamada Aç
Bölümü paylaş
Bu sayfayı paylaş
WhatsApp

Kitap sayfası
Bölümler 3Şu an: 3. Bölüm

Hızla Şehir dışındaki evime doğru sürerken bir yandan hıçkırarak ağlıyordum, abim bana kızmazdı, bağırmazdı özlellikle 'Gerizekalı' demezdi çünkü annem bile olamayacak kadın bana hep bu kelimeyi söylerdi.

Ben Zemeriden çıkmıştım ama abim Çaylak fırtınaya dönüşmüştü, adı üstünde Çaylak fırtına. Sinirlenir bir yada iki gün sert rüzgar estirip giderdi. Geri özrünü dileyip bana kitap kargosu falan verirdi yada çiçek lego alırdı.

Neredeyse 5 saat süren yolculuktan sonra İzmite gelmiştim, son iki yıldır hiç gelmemiştim buraya. En azından Kandıra'ya falan giderdim. Bi plaj havası alırdım. Tam evimin önüne patk ettim ve evimi süzdüm.

Müstakil bir evdi, iki katlı. İki katındada iki oda vardı, yani bana yetiyordu. Cebimde hep bu evin anahtarlarını taşırdım. Anahtarı çıkardım ve kapıyı açtım, lavanta kokusu beni karşıladı ama benim Lavantaya alerjim vardı. Ve unuttuğum bir şey vardı...

Eve Farkında olmadan Lavantalı ev kokusu almıştım ve iki sene boyunca hep öyle durmuştu. Hızla eve girdim ve öksüre öksüre camları açıp ev kokusunu çöpe attım. Koku gitmeye başlayınca derin bir nefes aldım ve salonuma doğru yöneldim.

Koltuğa çökmem daha bir dakika olmadan polis siren sesleri duydum, sonuçta bu mahalleye hep polis yada ambulans gelirdi. Fakat bi sıkıntı vardı...

Kapım çalındı! Eyvah tufan eyvah ben ne yaptım acaba diye düşünürken kapım şiddetle çalınmaya devam edince derin bir nefes aldım ve kapıyı açtım. Önümde iki polis, arkalarındada jandarma vardı...

Hassiktir ben boku yemiştim

"Hazal Lâl Taşkın?"

Sesimin düz çıkmasını sağlamak için boğazımı temizledim, bana soruyu soran polisi süzdüm

"Buyrun, benim"

Benim onu süzmemi görmüşki oda beni süzmüştü, Dağınık üstüm, dağınık saçlarım, ve süslü terliğimle muazzam bir güzelliğe sahiptim. Arkadaki jandarmalardan birisi gülmemek için hafifçe öksürdü, Polis ona ters bir bakış attı ve tekrar bana döndü.

"Hakkınızda ihbar var, Sizi gözaltına alacağız ve evinizi arayacağız"

Polisin söyledikleriyle hafifçe afalladım, geriye doğru sendeledim. Etrafa baktıktan sonra kendi üstüme baktım ve hafifçe güldüm.

"Tabiiki sorun yok"

Polis şaşırmış gibi bana baktı ve arkadaki jandarmalara bakıp işaret verdi, bu işareti öncedende biliyordum. 'İçeri geçin arayın' işaretiydi bu çünkü öncedende iki kere daha ihbar edilmiştim, fakat delil yetersizliğinden dolayı sadece gözaltına alınmıştım.

Hafifçe geriye çekildim ve bir elimi içeri doğru gösterdim, hafifçe gülümseyerek Jandarmalara yol verdim. Jandarmalar sogulayıcı bakışlarını üstümden çekip eve girdiler, bazıları üst kata çıkmışlardı. O sırada daha ne olduğunu anlamadan bileğimden kelepçelerle dışarı sürüklendiğimi anlamıştım.

Dışarı hiç zorluk çıkarmadan çıktım, Önümüzde duran polis arabasının kapısı açılınca beni arka koltuğa fırlattılar. Beni ortaya oturtup yanıma iki erkek polis oturmuştu. Biri sağ kolumu, diğeride sol kolumu tutuyordu.

Sol kolumu tutan polis gençti, baby face bir yüzü vardı. Çok meraklı bir tiptiki gözleri sol kolumdaki dövmeleri merakla süzüyordu. Bende sol tarafa eğildim ve dövmelerime baktım, maşallah kolumda hiç boşluk yoktu. Ama o genç polis bir dövmeme takıldı.

'3396815' yazılı dövmem.

Genç polis onun ne olduğunu anlamaya çalışırken hafifçe güldüm ve o daha sormadsn ben açıkladım.

"Şifa bulmak"

Genç polis bir şey anlamamış gibi bana döndü, gözlerini kısarak beni süzdü ve geri dövmeme baktı. Kısa bir an algıladı ama çok sürmedi, geri dövmelerine odaklandı. Dirseğimin iç ve dış kısmında olan dövmeme dokundu.

İki adet fırtına

Birisi büyük etrafında bulutlar, diğeri küçük bir fırtına. Büyük fırtına Zemheri Fırtınası, küçük olan Çaylak Fırtınası. Yani ben ve abim. Uyumumuz böyleydi bizim işte. Onun elinin üstünde üç bıçak, benim dirseğimin dışındads çaylak fırtınası vardı.

Genç polis fazla meraklıydıki çoğu dövmeme dokundu ama hala büyük fırtınada kalmıştı. Sormak istediğine emindim bu yüzden sustum.

"Bu dövme ne anlama geliyor?"

Beklediğim gibi o soruyu sormuştu, elini Zemheri fırtınasına koyup meraklı gözlerle bana bakıyordu.

"O Zemheri fırtınası, Ocak aylarında olur ve çok soğuk geçer. Kendimi gördüğüm şeylerden birisi"

Anlamış gibi başını aşağı yukarı salladı, benim hala aklımda tek bir soru vardı. Beni kim şikayet etmişti? Berkan yapmazdı, Ahsen ablam ve Melis hiç yapmazdı, Abim ölse yapmazdı... Etrafta kimsede yoktu... Beni kim şikayet etti cidden?

"Bir soru sormak istiyorum... Beni kim şikayet etti?"

Derin bir nefes aldı diğer yanımdaki polis, Bana bakıp göz devirdi ve dışsrı bakmaya devam etti. Tahammül seviyesi olmayan bir polisti buna emindim. Benimde tahammül seviyem yoktu. Ne güzel.

"Karakola gittiğimizde görürsün"

Yine klasik bir cevap almıştım, geçen beni şikayet edenler komşularımdı. Şerefsizlerdi. Sadece evimde silah vardı, ve Evet silahımın ruhsatı vardı. Evimde neden silah olduğuna dair bir gözaltı kararı çıkmıştı. Sebebim haklı göründü. E oğlak Burcu her zaman haklıdır.

Kısa bir yolculuktan sonra karakola gelmiştik, beni sağ taraftan çıkardılar, solumdaki polis hemen yanıma gelip kolumu tuttu. Hiç zorluk çıkarmadan onların yanındna gitmeye devam ettim, içeri girdiğimizde Barlas Edis ve Abim vardı.

Barlas Edis direkt bana bakıyor, abimde yere bakıyordu. Sorgulayıcı bakışlarımı Barlas Edisten çekip abime baktım, hala bana bakmıyordu. Kısa bir süre sonra polisler yürümeye devam etti, beni bir odaya soktular.

"Şikayetçi Sarp Taşkın!"

Polisin söyledikleriyle dondum, gözlerim doldu taştı ama ağlayamadım, ağlayamazdım, yapamazdım... Abinin yanında bunları yapıp zırıl zırıl ağlayıp abini itip İzmite gidersen böyle olur Hazal Lâl... Şu devirde Abine bile güvenmeyeceksin işte.

Ben abime çok güvenirdim, çok severdim onu ve hala daha severim ama güvenimi suistimal etti. Artık kimseye güvenim kalmadı, sinirim ona değil kendimeydi. Üzüntüm ona değil kendimeydi. Abimin yüzüne dahi bakmak istemiyorum artık, ne yaparsa yapsın affedemem onu.

Önceden abim beni üzdüğünde yada bağırdığında utancından yüzüme bakamazdı, bir kaç gün yemekleri o yapar, temizliği o yapar, bana hediye alıp kendini affettirirdi. Bu sefer bir elime ayı, bir elime güneşi verseler affetmem abimi... Belkide artık abim bile değildi.

Ben odada oturarak boş gözlerle boş duvara bakarken Abim ile bir polis konuşuyordu. Abim ağlıyordu, bu çok belliydi. Sesinin titremesi, arada hıçkırıkları, burnunu çekmesi... Ağlıyordu, hemde hıçkıra hıçkıra... Ellerim kelepçeli, ayaklarım bile kelepçeliyken bir odada yerde oturup çaresiz bir şekilde boş boş duvara bakmak zorundaydım.

Odanın kapısı açıldı, bir polis ve arkasında abim duruyordu. Polise bakarken bile abimin ağlamaktan şişmiş gözlerle duran abimi görebiliyordum. Yavaşça ayağa kalktım ve polise doğru ilerlemeye başladım, abimde bana yaklaştı. İşte o an aklıma bir anı geldi...

23 Mayıs 2010

Evin bahçesinde koşarak abisinden kaçıyordu Hazal Lâl, ayağı bir taşa takılınca hafifçe sendeledi ve yere düştü. Dizi çok acıyınca küçük bir inilti çıktı ağzından, ayağa kalkmaya çalışınca bir inilti daha çıktı ağzından.

O sesleri duyunca hızla Hazal Lâl'in yanına koştu Sarp, hızla kolunu beline doladı ve geri yere oturttu. Dizine bakmak için biraz eğildi. Yarayı görünce kaşlarını çattı.

"Ah be Hazal Lâl be, ah be güzelim. Değdimi yaptığına?"

Hazal Lâl abisinin yüzüne melül melül bakıyordu, kızmasını falan bekliyordu herhalde.

"Abi... Anneme söylemezsin dimi?"

Bu soruyla aniden dondu Sarp, Hazal Lâl'i sıkıca sardı. Burnunu saçlarına gömdü ve derin bir nefes aldı. Saçlarını öpüp dahada sıkı sarıldı.

"Asla söylemem. Sana söz Hazal. Seni hiç kimseye ispiyonlamam ve seni asla bırakmam anladınmı?"

Bu sözlerle hafifçe güldü Hazal Lâl, kendini abisine teslim etti...

✮✮✮✮✮

O gün bana söz vermişti beni hiç ispiyonlamayıp bırakmayacağına... Ama yapmıştı, bunu bana yapmıştı. Önceden arkamı toparlayıp sadece kızardı ama şimdi karakoldaydık. Önceden karakoldan almaya gelirdi, şimdi kendi elleriyle vermişti beni. Haklıydı.

Abimin haberi olmadan çok şey yapmıştım, duysa evden atıp yüzüme bile bakmayacağı şeylerdi. Karakollardan toplardı beni, barlardan toplardı. Yaktığım yerlerden toplardı beni, yıktığım yerlerden toplardı. Ne olduğunu anlayınca çok pişman olacaktı ama artık çok geçti.

Hiç beklemediğim bir şey olmuştu, Polis ve abimib arkadında yüzünün az buçuğu yanmış olan Berkan ve Çağlar Efe vardı. Çağlar Efe kimmiydi? Ahsen ablam ve Melisin erkek kardeşi, Biricik canım teyzemin tek oğluydu.

Ben Çağlar Efeyi onlardan uzak tutmaya, korumaya çalışırken o inatla onlara yaklaşıyordu. Bu konuyu yaşının verdiği ergenliğe bağlıyordum fakat ergenus bunu reddediyordu. Haspam.

Onların nasıl biri olduğunu bile bile onlara yaklaşıtordu. Çoğu kişi "aybar" Ailesinin nasıl bir aile olduğunu bilmezdi ama ben bilirdim. Kızlarının nasıl öldüğünü, Talya hanımın nasıl öldüğünü, Eli heryere uzanan büyük aile babasının nasıl biri olduğunu çok iyi biliyordum. Barlas Edisin bile bilmediği şeyleri biliyordum.

O kahraman sanılan AYBAR Ailesinin babasının bana neler yaptığını bir ben birde Allah bilir. Abim bilmez, Barlas bilmez, Ahsen ablam bilmez, Melis bikmez. Kimseye anlatmam, söylemem, konuşmam.

Her gün canım acırdı "Sus Hazal". Her gün kalbim kırılırdı "uğraşamam Hazal". Her gün eve morluklarla dönerdim "Yine ne yaptın Hazal?" Sıkıntı hep bendeydi onlara göre, ellerimde kan olunca başkalarına zarar verdiğimi düşünürler fakat o 'başkalarının' bana verebileceği zarardan ellerimin kanayacağını düşünmezler.

Düşünen vardır, ama aslında yoktur.

Abimde aynı öyleydi, düşünürdü ama düşünmezdi. Ama Allah var hep arkamdaydı. Hep bir adım arkamdaydı, önüme geçmez, arkamda durup beni kollardı, korurdu.

Polis benim Çağlar Efeye kurulup ona kızacağımı anlayınca ilk önce bana dik dik baktı, sonrasından uzaklaştı.

"Çağlar Efe seni şişeye koyar sallaya sallaya sikip çıkardıktan sonra bu kelepçeleri götüne sokarım anlıyormusun?"

Dediğim şeyle geriye sendeleyen Çağlar Efe sertçe yutkundu, alışık değildi böyle şeylere tabii. Ben ona küfür etmezdim, kızmazdım, sadece bağırır kızardım. Bunu hep yapardım zaten ama böyle tepkiler genelde vermezdim.

"Hazal abla... Düşündüğün gibi değil abla, bi dinle beni. Bak ben zaten sadece seni görmek için geldim abla. Ben zaten senin sözünden çıkmam ablam... Nolur bir dinle nolur, düşündüğün gibi değil canım ablam"

Derin bir nefes aldım ve Çağlara göz devirdim. Sinirimi bozuyordu, salaktı, ergendi ve ablalarıyla alakası bile alakası yoktu. Çünkü ablaları zekiydi, biricik birtanecik teyzem kaybolduktan sonra ablalaru Çağlar Efeyi çok iyi büyütmüşlerdi.

"Çağlarım... Ya nasılmış anlatsana bana ablam? Hadi söylede çıldırtma beni. Bak kardeşim gibisin hatta kuzenimsin diye bir şey söylemiyorum ama damarıma basıyorsun haberin olsun" Aniden aklıma gelen şeyle gözlerim büyüdü "Lan ablanların buraya geldiğinden haberi varmı?!"

Dediğim şeyle Çağlar Efeninde gözleri büyüdü sonrasından rahatlamayla derin bir nefes alıp hızla bana sarıldı ama benim ellerim kelepçeliydi... Ben ona sarılamıyordum, bu olunca hafifçe gözlerim doldu.

"Tabiiki haberi var, onlardan habersiz nefes alamam ben biliyorsun beni"

Ama Çağlar Efenin ablalarına benzediği tek yön vardı. Duygusallık. Çağlar efe yüzümü boynuma gömdü ve derin bir nefes aldı. Çağlar Efe beni daha sıkı sararken hıçkırarak ağlamaya başladı... Ben onun ağlamasına dayanamazdım -Abim ağlayabilir-.

"Çağlar Efe... Derin nefes al ablam, derin nefes al"

Çağlar efe dediğimi yapıp derin bir nefes aldı, beni daha sıkı sarfı ve sakinleşti. Çağlar Efe ablaları sayesinde, sakin ve sabırlı olmayı, söz dinleyip uygulamayı çğrenmişyi. Çoğu errrrkek gibi hırt olmak yerine nazikti.

Berkan ona güya "adam" olmayı öğretmek için bir kaç kere dövmüştü, bende onu dövmüştüm tabiiki. Biraz şiddet meyilli bir insanım ve bunuda kabul ediyorum.

Biz bunları yaşarken abim ona bakmayıp onunla konuşmadığımı fark edince belli etmeden ağlamaya devam etti, hafif bir göz ucuyla abime baktım. Yüzü kızarmış, gözleri hem kızarmış hem şişmiş.

Abim sadece kıymetlisinin mezarında ağlardı, orda içini dökerdi sadece. Benim yanımda ağlamazdı, güçlü dururdu, gülerdi, beni korurdu ama benim yanımda ağlamazdı. Bu hayatta en kıymetlisini kaybettikten sonra beni üzmeyeceğine, koruyacağına, güçlü duracağına yemin etmişti.

✮✮✮✮✮

İlahi bakış açısı

Uzun araştırmaları sonucu Şikayet eden kişinin aslında sarp değilde Baran Aybar, yani Barlas Edisin babası olan Baran Aybar olduğunu öğrenmişti Barlas Edis. (Yzr:türkçem yok özür dilerim🙏🏻)

Nankördü Baran Aybar, sadece kendi canını düşünür, kendine zarar gelirse zarar gelen kişiye dünyayı dar ederdi. Saçının teline zarar gelse dünyayı yakardı.

Oğluna değer vermezdi, kızının ölümünden onu sorumlu tutmuş. Oğlu yerine oğlu gibi gördüğü Berkanı dever, değer gösterirdi.

Evi olan fakat cehennemi olan yerin kapısına geldiğinde derin bir nefes alıp kapıyı tıklatyı Barlas Edis. Kapıyı tek kişi açardı. Bilirdi. Uzun süre bekledikten sonra kapı açıldı.

"Niye yaptın..." Kısa bir süre durakladıkan sonra hayatı boyunca söylemediği şeyi söyledi "... Baba...?"

Bölüm etkileşimi

Okurlar bu bölümle etkileşime geçti

88okunma 35beğeni 0yorum
Bu iki tercih yalnızca bu tarayıcıda saklanır; yukarıdaki Vaveyla sayaçları gerçek uygulama verisidir.

Kategoriler ve Temalar

Okumak istediğin dünyayı bul.

Kitap Kategorileri 36

Kitap Temaları 138

abiabilerabilerimabimin arkadaşıabiminarkadasiacıAileajanAkademi / OkulaksiyonAnlaşmalı Evlilikanonimarkadaş grubuArkadaşlıkArkadaştan AşkaaskerAskeriaskeri kurguaskerikurguaşiretAşkAşk/Romantikaşk üçgeniAvukatayrılıkbabaBerdelBilim KurgubilimkurgublBüyücadıCinayetçocukluk arkadaşıÇocukluk Aşkıdark romancedarkromanceDistopyadoğaüstüdoktorDostluk#DramdüşmanDüşmandan Aşkaeğlenceenemies to loversFantastikGeçmişgenckurguGenç edebiyatgenç kurgugençlikgerçek ailegerçek ailemgerçekailemgerilimgizemGizli KimlikgücHayran KurguhukukHuysuz x NeşeliHüzünihanetİkinci Şansİlk görüşte aşkimkansızintikamİş Yeri AşkıkaderKaosKaradenizKardeşlikkatilKehanetkomediKomşudan AşkakorkuKraliyetkrallıkkurtadamKüçük KasabaLanetliseLise aşkılise kurgusumaceraMafyamahalleMardinmektupmitolojimizahmutluluknefretNefretten AşkaOkulölümörgüt#özlemPatron x ÇalışanpolisPolisiyePolitik EntrikaPsikolojiPsikolojikPsikolojik GerilimromantikRomantik komediromantizmSahte SevgililiksavaşSeçilmiş KişiSenkul Hobi Yazar:MaviduslersokagimSenKul:Maviduslersokagimsevda#sevgisırSırlarslowburnSporsuç#Şiir#takıntıTeodenTers KöşetextingtravmaTutkuüniversiteVampirwattpadyalnızlıkYasak AşkZıt KutuplarzorbalıkZorunlu Yakınlık+18