1. bölüm / 3
Hayatı Duymak1. Bölüm
Bölümler 3Şu an: 1. Bölüm
Bu aramayla eşleşen bölüm bulunamadı.
3 Ocak 2010
“Abiii! Nerdesin ya sen?”
Evde koşarak abisini arıyordu küçük kız, annesi evde olmadığı için koşabiliyor du. Salona doğru koştuğunda koltukta uyuyan abisini görünce aniden duraksadı. Uzun süre uyuyup uyumadığını kontrol etmek için olduğu yerde bekledi, yavaşça yaklaşıp bir parmağını burnunun altına koydu ve nefes alıyor mu diye baktı. Nefesi parmağına çarpınca rahatlamayla derin bir nefes verdi. Bir süre daha bekleyip Abisinin kafasına vurdu.
“Kalksana be!”
Kafasına yediği darbe ile hışımla kalktı yerinden Sarp, Panikle etrafına bakıp nerede olduğunu kontrol etti. Salondaki eşyaları görünce tekrar kanepeye yatıp gözlerini kapattı, etrafında hissettiği hareketle tekrar gözlerimi açtı ve karşısında duran kardeşine baktı.
“Ne istiyorsun sen yine Hazal?”
Aniden başını döndürüp Sarpa baktı Hazal, uzun süre uyanmasını beklediği için ayakta duruyordu. Dik dik bakıp göz devirdi
“Abi uyumuşsun burda, uyanmanı beklerken meyve ağacı oldum”
Bu sefer Sarp dik dik baktı Hazala, üstündeki battaniyeyi üstüne daha çok çekip yanındaki yastığı Hazal’ın kafasına fırlattı. Aniden başına yediği yastık darbesiyle geriye doğru sendeleyip düştü, ne olduğunu anlamaya çalışırken bir yastık darbesi daha yedi.
“Hazal sen gerizekalı mısın?” Bir yastık daha fırlattı “İnsan başına vurarak mı uyandırılır Mal?” Başka atacak yastık kalmayınca iç çekti Sarp, sessizce etrafına baktı ve gözü takvime takıldı; 3 Ocak. Hazal’ın doğum gününden bir gün öncesiydi o gün
“Abi acıdı ya!” Yavaşça toplanarak ayağa kalktı Hazal, yerdeki yastıkları toplayıp Sarpın etrafına koydu. Afalladı bu hareketle Sarp, Yavaşça yattığı yerden doğrulup sırtını kanepeye yasladı ve kollarını açtı
“Gel şuraya gel”
Hazal şaşırarak baktı Sarpa, yapardı böyle hareketler ama Hazal hep şaşırırdı. Kumandayı alıp televizyonu kapattı ve hafifçe gülümsedi, Mutfağa doğru ilerlerken Sarp’ın kaşları çatıldı
“Hazal ben kime diyorum?”
Arkasına dönüp Sarpa baktı Hazal, gülümsemesi devam ederken koşarak Sarp'ın yanına oturup başını göğsüne yasladı. Hazal severdi bu hareketi ama sadece abisi yaparsa severdi, Hazalın bu hareketiyle gülümsedi Sarp. Bir eliyle saçlarını okşarken bir eliyle Hazalı sıkıca tutuyordu. Sanki gidecekmiş, sanki kaçacakmış gibi sıkıca tutuyordu.
“Örelim mi saçlarını kızıl şeytan?”
Abisinin söylediğine heyecanlandı Hazal ancak heyecanı çok uzun sürmedi, kapının sesiyle gülümsemesi dondu. O gelmişti... O... Hazal için anne değildi... Hiçte olmamıştı, bakmamıştı Hazal'a o kadın, bakamamıştı, bakmak istememişti. Hızla ayağa kalkıp mutfağa koştu Hazal, Sarp donup kaldı Hazalın hareketiyle. Kapı alacaklı gibi çalınınca ayağa kalktı ve kapıyı açtı Sarp.
"Oğlum!" Diye gülümsedi kadın, o kimmiydi? Sarp ile Hazalın annesi, Tek aşkı Urası kaybedip nefretini Hazaldan kusan, Narin Taşkın'dı... Oğluna çok düşkündü Narin Taşkın, Kocasına bezerdi Sarp. Gözleri, yüzü, gamzeleri... Her şeyiyle Kocasıydı. "O şeytan yüzlü ne yapıyor?" Bahsettiği kişi kendi doğurup büyütmediği Hazaldı. 'Şeytan' Kelimesini duyunca zoraki gülümsedi Sarp.
"Mutfakta Anne, yemek hazırlıyor"
Yüzünü ekşitti Narin Taşkın, sevmezdi kızını. Hiçte sevmemişti zaten... Yada kendi öyle sanıyordu. Hazalda babasına benzerdi ama Sarp kadar değildi, Bir gözü babası gibi Ela, diğer gözü annesi gibi maviydi Hazalın gözleri. Narin Taşkın sevmezdi o mavi gözünü, zorla lens taktırırdı. Mutfaktan başı öne eğik yere bakan gözleriyle Hazal çıktı.
"Ben o Gerizekalının elinden şifa olsa panzehir olsa içmem! Oğlum... Baban onun yüzünden öldü... Hatırlasana... Bir daha yüzünü dahi görmek istemiyorum o Salağın!"
Ani sinirle İçeri girip Hazalın saçını tuttu ve arkaya doğru çekti Narin Taşkın, Kocasının ölümünün sebebini kızı sanıyordu ama değildi. Ellerini saçlarının dibine kadar sürükledi ve aniden aşağı çekerek yere oturttu, Gözlerini fatk ettiğine nefret kusamaya devam etti
"Ben sana demedimmi o Lensi tak diye! Dinleyeceksin beni! O gözlerini oyacağım senin bekle beni burda! Yalvaracaksın bana 'Anne dur nolur' diye! Şeytansın sen şeytan! Yedi yaşında şeytan olurmuş!"
Aniden ellerini Hazalın saçlarından ayırıp koşarak mutfağa gitti Narin Taşkın, Ateş sesi duyulunca Hazal yerinden fırladı. Elinde ısıtılmış bir bıçak vardı Narin Taşkında, Sarpın gördükleri karşısında nefesi kesildi ve aniden annesine koştu.
"Anne! Nolur yapma! Bak yalvarırım yapma!"
Hazal ağlayınca dalga geçen Sarp hıçkırarak ağlıyordu biricik kız kardeşine bir şey olacak diye. Ama umursamadı Narin Taşkın, Hızla Hazala doğru ilerlemeye başladı. Hazal korkuyla geri çekilirken aniden açıkta kalan kapıya doğru ilerlemeye başladı, fakat aynı hızla Kapıyı kapatıp ısıtılmış bıçakla Hazalın üzerine yürüdü Narin Taşkın.
Hazal donup kalamıştı, ilk kez olmuyordu bu aslında ama bu sefer Bıçağı ısıtmıştı Narin Taşkın. Hazalın aklında tek bir söz vardı 'Eğer bir gün damarıma basarsan bıçağı ısıtır gözlerini oyar seni oracıkta öldürürüm' Ama hiçbirşey yapmamıştı Hazal, Kaçmaya yol ararken aniden aklına Teyzesi geldi.
"Defne Teyze! Ahsen abla! Melis! Yardım edin! Defne Teyze!"
Hazalın bağırışlarını duyunca aniden bıçağı boğazına dayadı, Sarp annesini geri çekmeye çalışırken bıçak Hazalın boğazına daha sert değdi. Hiçbir şey umrunda değildi Narin Taşkının. Canından çok sevdiği oğlunun feryatlarını bile hiçe sayarak bıçağı daha derine dayadı.
"ANNE BIRAK NOLUR! BIRAK HAZALI LÜTFEN!"
Çaresizce dışarı çıkıp teyzesinin kapısına dayandı, nefes nefese kalmıştı Sarp. Kapıyı daha sert çaldı ve kapının yanındaki tahtaya dayanıp nefes almaya çalıştı, evlerinden Hazalın bağırışlarını duyunca içi acıdı Sarpın. Göz yaşları durmadan akıyor hıçkırarak ağlıyordu. Kapı açılınca aniden duraksadı Sarp, çünkü kapıyı açan teyzesi değil Ahsendi.
"Ahsen nolur yardım edin! Annem Hazalı bıçaklamaya çalışıyor! Yalvarırım yardım edin!"
Sesi çok çaresiz çıkıyordu çünkü yapabilecek hiç bir şeyi yoktu Sarpın, annesi onu dinlememişti ve belkide biricik kız kardeşi şuan kanlar içindeydi. Hiç bir şey bilmiyordu. Sözleri duyunca Ahsen geriye sendeledi, hızla annesini çağırmaya başladı.
"Anne gel çabuk! Narin teyzem Hazalımı bıçaklamaya çalışıyormuş! Hazalım çok korkar ondan çabuk!"
Kızının sesini duyunca dört yaşındaki çocuğunu yere bırakıp koşarak Ahsenin yanına koştu, kapının önünde göz yaşlarına boğulmuş Sarpı görünce endişesi arttı ve koşarak Kız kardeşinin evine doğru koşmaya başladı Defne Tözer. Koşarken ayağı eteğine takıldı ama düşmeden koşmaya devam etti.
"Narin! Narin ne yapıyorsun sen?! Çık karşıma!"
Koşarak içeri girdi Defne Tözer, gördüğü manzara karşısında nefesi kesildi. Hazal yerde boynu kanıyorken koltukta televizyon izleyen Narin Taşkın... Şokla hızla Hazalın yanına gitti Defne Tözer, kız kardeşi gibi değildi o. Daha zarif ve daha sevgi doluydu kızlarına karşı. Elleriyle hazalın minik yüzünü çerçeveledi. Gözleri açıktı. Dayanıklıydı Hazal, çünkü önceden iki defa daha Annesi olacak kadın tarafından iki kere bıçaklanmaya çalışmıştı.
"Hazal... Güzelim... Ne oldu sana böyle?" Defne Tözerin gözleri Hazala sevgiyle bakıyordu ama arkasını döndüğünde hiç bir şey olmamış gibi televizyon izleyen Narin Taşkını gördüğünde gözleri ilk defa nefretle doldu. Mavi gözleri deniz dalgaları kadar hırçındı ilk defa. Kız kardeşine hiç öyle bakmazdı ama bu sefer bakmıştı
"Narin! Bana bak! Kızını getirdiğin hale bi bak!"
Aniden dolan sinirle Narin Taşkının saçlarına yapıştı Defne Tözer, Öyle sıkıca tuttuki saçları kopacak gibiydi. İlk defa böyle bir şey yaşıyordu Narin Taşkın, gözleri acıyla yaşla doldu. Karşılık vermedi Narin Taşkın sadece öylece durdu. Uzunca böyle durduktan sonra Ahsenin aradığı ambulans gelince geri çekildi Defne Tözer ama kız kardeşine nefretle bakmaya devam etti.
O gün ilk defa hastaneye kaldırılmamıştı Hazal, Önceden çok kez kaldırılmıştı. Gördüğü son şey kendisine annesinden daha çok annelik yapan kendisinden sadece iki yaş büyük kuzeni olan Ahsen ablasıydı...
✮✮✮✮✮
Günümüz
Abim bir mal olabilirdi, evet abim bir maldı. Tarihler 3 Ocağı gösterirken ben yine evi topluyordum, temizlik yapıp yemek yapıyordum. Abim elini bile sürmüyordu. Öküzdü. Bir hafta sonra Abimin kıymetlisinin ölüm yıl dönümü ve yarında annem olamayacak olan kadının ölüm yıl dönümüydü. Tamda doğum günümde vurulmuştu ama biz onu anmıyorduk, umrumuzda olmuyordu.
Aniden ortadan kaybolan Defne Teyzemde hala bulunamadı, 16 yıldır kayıp kendisi ve tesadüfünde böylesi Annem olamayacak kadının ölüm yıl dönümüyle aynı gündü. Ben tesadüf diye geçiyordum... Aniden kapı çalma sesiyle irkildim ve abimi kontrol ettim, kendisi evdeydi ama kapıda olan kimdi?
Kapı deliğinden bakınca abimin en yakın arkadaşı, Annem olamayacak kadını öldirwn kişinin oğlu Barlası gördüm, kapıyı açmak yerine kapıyı kitledim ve evi toplamaya devam ettim, kapı alacaklı gibi çalınması umrumda bile değildi. Sırıtarak evi toplamaya devam ettim, Göt lalesi yine kapımıza dayanmıştı.
"Ya Hazal! Aç şu kapıyı elimde kalıcaksın!"
Abimin söylediğine Kahkaha atarak cevap verdim, Barlas kapıyı kırsa bile umrumda değildi şuan Babam karşımda dirilse rahatlığımdan ödün vermezdim. Barlas cidden hem yavşaktı hemde göttü. Bu yüzden eve girmesini yasaklamıştım.
"Abi o Salak içeri girerse yemin ederim vazoyu kafana fırlatırım!"
Dememle kalmamış yerdeki vidalarla göz göze gelmiştim, bu götün beş oda bir salon tuvalet, banyo, balkon, mutfak dahil omuzlara sahip olduğunu unutmuşumda... Konudan alakasız kapı söküldü, Lan kapı söküldü!
Bir vida daha ayağımın yanına gelince koşarak kapıya doğru ilerlemeye başladım, karşımda bana sırıtarak bakan Barlası gördüğümde göz devirdim
"Bi sana salağım Van kedisi"
Yemin ederim sövmeye bayılan bir insan olarak ana bacı söverdim ama ne anası yaşıyordu nede bacısı, o yüzden babasına yada kendisine sövüyordum. Haklıydımda.
"Senin ben o omuzlarını si-"
Derken aniden ağzımı kapatan abimle göz göze geldik. Abimin Ela olan ama bi bana kırmızı olan o gözleri beni benden alıyordu çünkü her an beni öldürecek gibi bakıyordu, yapardı ama kıyamaz başkasına öldürttürürdü ama onada kıyamazdı. Canım abim benim, hem salak, hem mal, hem gerizekalı, hemde koca yürekli.
"Sigarayı bırakmadın ama Küfürü bari bırak gülüm ya!"
Abimin elini ısırıp tükürdüm, Elimle kolunu itttim.
"Sigarayı bırakmam Küfrüde bırakmam ama bu Gö-" Abimin öldürücü bakışları... "Gözleri yeşil olan kardeşimiz zorla küfür istiyor"
"Aslında Van kedisi ben küfür değilde..." Yavaşça yüzüme doğru yaklaşınca abimden kafasına okkalı bir tokat yedi, beyni çalışmıyordu çalışsın diye vurmuştu herhalde ama gözleri hiç öyle demiyordu
"Ne istiyorsun o zaman Edis?"
Abim Barlasa 'Edis' derdi çünkü onun adı Barlas Edis, ben ona hiç Edis demedim. Hep Barlas dedim çünkü yükseklik, ulaşılamaz demekti Edis. Ama Barlas, kahraman demekti. Çok severdim ben Barlas ismini ama onu taşıyan varlık olan Döl israfı götü sevmezdim. Hafifçe öksürdü ve kendini toparladı Barlas
"Hiç... Hiç bir şey"
"Defol git o zaman Gö- Gözleri yeşil olan kardeş"
Göt diyemediğim için sırıttı Barlas, sırıta sırıta süzdü beni. Demekki çok beğenmişti bu halimi ama bir sorun vardı... Yemeği ocakta unutmuştum
"Allah! Gitti yemek gitti! Yaktım yemeği!"
Koşarak mutfağa gittim, yemeğin altını kapattım ve tencerenin kapağını açıp yanmışmı diye yemeğe baktım. Yanmamıştı. Bence İyi sonuç çıkarmıştım, hiç bir şey olmamış gibi aynadan boynuma baktım. Yanık ve kesik izi... 16 sene önce annem bile olamayacak kadın tarafından yapılmıştı.
O kadın beni üç kere bıçaklamaya çalıştı, 1: Bıçağı Gözüme sokmaya çalışmıştı, 2: Bıçağı sırtıma dayamıştı, 3: Bıçağı ısıtıp boynuma dayamıştı... Abim bunun için elinin üstüne üç adet bıçak dövmesi yaptırmıştı. Abim o gün beni kaybedecek diye hıçkırarak ağlamıştı, canım abim. Salaktı ama beni çok severdi.
Ev sessizleştiğinde Barlasın evden çıktığını anlamıştım, gerdanımdaki büyük yara izine baktım. Abim bilmiyordu o yara izini... Barlasın babası Boran Aybar tarafından oluşmuştu, Barlası sevmediğim gibi ondanda nefret ederdim. Üzerimde sigara söndürmüşti Şerefsiz Herif. Gerdanımdaki yara izide Sigara iziydi. Abim görse çıngar çıkarırıdı ama ben neyseki icabına bakmıştım.
Tam sigara izine odaklanmışken kapı çaldı "yine bu göt ne istiyor ne" homurdanarak kapıyı açarken karşımda kargocuyu görünce geriye sendeledim
"Hazal Lâl Taşkın?"
Şaşkınlıkla derin bir nefes aldım, ben kargo vermemiştim bile. Abim kargo vermezdi. Bir ben verirdim ama bu sefer ben vermemiştim.
"Hazal Abla, bu sefer ne kargo söyledin ya çok ağır bu?"
Kargocuyla aramızda iyi bir bağ vardı ama ne yazıkki kargo benim değildi
"Kaan ben kargo vermemiştim aslında..."
Kaan nasıl ya? Adlı bakışlarıyla beni süzdü ve şaşkınlıkla geriye doğru adım attı, bir kargoya bir bana baktı. Kargoyu inceleyip gönderen kısmına baktığında ağzı açık kalmıştı
"Hazal abla... Barlas Aybar sana kargo göndermiş... Bu kadar ünlü bir iş adamı ve mafyadan nasıl kargo alabildin sen?"
Hafifçe güldüm bu söylediğine "Yalnız o Barlas Edis Olmasın?"
"Yok abla, Barlas Aybar yazıyor"
Niye Edis ismini ekletmemişti? Niye bana kargo göndermişti? Niye eliyle vermeyip kargoya vermişti? Bütün cevaplar yarın TRT1 de falan gibi bir şey oldu şuan. O götü bulup hesap soracaktım
"Neyse Kaan ver sen bana o kargoyu açarım ben"
Kaan şaşkınlıkla Kargoyu bana uzattı, kargoyu aldığımda bileğim burkuldu sandım o derece ağırdı.
"Görüşürüz Kaan"
Kapıyı tek ayağımla kapatıp odama doğru ilerlemeye başladım, odamda kargoyu yere bıraktım ve açmaya başladım. Barlasla biz kardeş gibiydik, O benim herşeyimi bilir, ben onun herşeyini bilirdim. Ama sevmezdik birbirimizi çünkü ortak noktamız yoktu bizim. Ben ne kadar dengesizsem Barlas o kadar dengeliydi, ben ne kadar sinirliysme Barlas o kadar sakindi. Sinirlerimi bozuyodu bu Göt.
Kargoyu açtığımda ağzımdan küçük bir çığlık çıktı, içinde gördüğüm şeyle donup kaldım. Bir kutu vardı, içinde Ahsen ablamın olduğu ve hepsininde kafasını çizdiği resimler. Ahsen ablamın sevdiği şeyleri kutuya koymuştu... Resmen beni tehdit edip korkutmaya çalışıyor şerefsiz Göt.
Ani sinirle evden çıktım, çıkarkende abime bir yalan uydurup evden hızla uzaklaşmaya başladım. Yolda hızla giderken bir sigara yaktım ve onu içerken yürüyüşüm yavaşlamıştı, seviyordum sigarayı. Belimdeki silahı kontrol edip hızla ilerlemeye devam ettim.
Yol boyunca peş peşe 3 sigara yaktıp istediğim yere varmıştım... Aybarların yek varisi olan Barlas Aybarın eviydi burası, hafifçe güldüm ve hızla ilerlemeye başladım. Görünüşe bakılırsa müstakil eve benziyordu, içerde olup olmaması umrumda değildi. Bahçeye girdiğimde odasının camını açık gördüm ve camdan odasına girdim.
Çekmeceleri karıştırırken bulduğum mermilerle güldüm ve silahımı onlarla doldurdum. Barlasın tüm mermilerini bitirdikten emin olduktan sonra evin bahçesindeki gülleri sigaramın çakmağıyla ateşe verdim ve sigaramı o yanan güllerin ateşiyle yaktım. Barlas için herşeyin anlamı bardı ama bahçesindeki güllerin bir anlamı yoktu.
Silahımı çıkarıp mermileri yerleştirdim ve hızla camlarını indirmeye başladım, her kurşun sesinde biraz daha mutlu oluyordum. Etraf dağlık olduğu için kimse yoktu bu yüzden rahattım. Büyün camları indirdikten emin olduktan sonra evin haline ve yanan bahçeye baktım. Gururla kahkaha attım ve hızla kaçmaya başladım.
✮✮✮✮✮
Bölüm etkileşimi
