5. bölüm / 5
Güneşten uzak4
Bölümler 5Şu an: 4
Bu aramayla eşleşen bölüm bulunamadı.
(Lalin)
Gözlerimi, üzerime sinmiş alkol kokusuyla açarken, uykusuzluğuma tekrar lanet ettim. Kai'nin bardakları toplarken çoğunu yere düşürmesi sonucu, kırık parçaları toplamak için ona yardım etmiştim ve bu, en büyük pişmanlığım olmuştu.
Kırık cam parçalarını topladıktan sonra yerleri silmesine de yardım ettim. Normalde çıkmam gereken saatten iki saat geç çıkmıştım; bu da eve gitmemi geciktirmişti.
Eve geldiğimde öyle uykusuzdum ki, duş almadan yatmıştım. Vücudumdaki alkol kokusu yatağıma da sinmişti.
Biran önce kalkıp duş almak ve evdeki dağınıklığın birazını toplamak istiyordum. Sonra, dün akşam kahvaltıya çağırdığı için Ayşe Teyze’nin yanına gidecektim.
Yatakta güç bela kalkıp, üzerimdekilerden kurtularak banyoya ilerledim. Sıcak suyun vücuduma akmasıyla, sanki üzerimdeki geçmeyen yorgunluk da gitmiş gibiydi. Allahtan omzumdaki yara neredeyse iyileşmişti.
Uzun saçlarımı kestirme isteği içime doğarken, şampuanı saçlarıma yedirmekle meşguldüm. Artık saçlarımla kurduğum duygusal bağ da kaybolmuş gibiydi. Annemi hissedemiyordum yanımda; sanki aramızdaki köprü yıkılmış ve ben boşlukta kalmış gibiydim.
Kısa bir duşun ardından bornozumu giyip dolabıma yöneldim. Kot pantolon ve beyaz baskılı tişörtü seçip, yatağımdaki çarşafları yeniledikten sonra üzerimi giyindim.
Odamı topladıktan sonra saçlarımı tarayıp kuruttum. Aynaya baktığımda gözlerimle yüzümde dolaştırdım. Yanaklarım uykusuzluktan hafif pembeleşmiş, dudaklarım dolgun ve kendiliğinden hafifçe kıvrılmıştı. Elmacık kemiklerim belirgindi, gözlerim hafif çekik ama dikkatli ve meraklı bakıyordu. Saçlarım hafif dalgalı omuzlarıma dökülüyordu. Yüzümdeki ifadede hafif bir gülümseme vardı, tıpkı günün zorluklarına rağmen dimdik ayakta duracakmışım gibi. Aynada kendime bakarken, hem ne kadar genç hem de ne kadar güçlü olduğumu sessizce hatırladım çantamı alıp dış kapıya yöneldim.
Ayşe Teyze’nin evinin önüne geldiğimde, kapıyı çalıp açılmasını beklerken siyah kapşonlumun önünü çekmekle meşguldüm.
"İşe gitmene ne kadar var?" sert sesiyle kulaklarıma çalındı; yüzüme gülümsemeyi yerleştirip kollarımı beline sardım.
Küçük bir çocuk gibi beline dolandığım kollarımla kafamı yaslayıp masum bakışlar attım. "Yanında daha uzun kalmak için erken kalktım. Bu yüzden üç saat kadar zamanım var."
Belindeki ellerimden kurtulmak için kıpırdadığında, daha sıkı sarılarak yapıştım.
"Saçların yine yasemin kokuyor, yeni mi duş aldın sen?" çatık kaşları düzelmemişken, kafamla onayladım.
"Belki ters balık sırtı örmek istersin diye geldim." kıkırdayıp içeri adım attım, gözlerim masadaki yiyeceklere takıldı. Her şey o kadar güzel duruyor ki ağzım sulanmıştı. Kızarmış hamurladan bir parça almak isterken, elime inen darbe ile dudaklarımı büzüp Ayşe Teyze’ye baktım.
"İlk saçlarını örelim sonra." dudaklarımı düzeltmeden kafamla onaylayıp, koltuğun önüne oturdum.
"Sanırım saçlarımı kestireceğim." dediğimde Ayşe Teyze durup bana baktı. "Yavrum sen delirdin mi? Saçların bu kadar güzel iken neden kestiriyorsun?"
Dudaklarımı büzüp omzumu silktim. "Bilmiyorum."
Saçlarıma küçük bir öpücük kondurup kokladı. "Sana söz veriyorum, annen yakında gelecek. O zamana kadar kestirme. Hem annen saçlarını örmeyi çok seviyordu. Gelince uzun saçlı olman hoşuna gidecek."
Dertli bir iç çekişle kafamla onayladım ve saçlarımı tekrar örmeye başladım. Bitmesini beklerken dudaklarımı büzmüş oturdum. Hayatımın bazen karardığını ve dipsiz bir çukurdan çıkmak için tırmandığımı hissediyordum. Her düştüğümde, bacağımda ki yara izleri benim tekrar yere düşmemi sağlıyordu. Her gün, tekrar gök yüzünü görmek ümidiyle tekrar tırmanıyordum.
Bu hayattaki tek şansım Tuğrul Bey ile çalışmak olmuştu galiba.
Ayşe Teyze saçlarımı bitirdiğinde, yanına oturdum. Başımı omzuna koyup gözlerimi yumduğumda bedenim beni uykuya doğru çekmeye başlamıştı.
"Abi, mermileri mi verir misin? Onları yurt dışından özel getirdim." merdivenlerden gelen sesle gözlerimi açtım; birbirlerini kovalayan ikiliye baktım.
Kaan Abi, elindeki mermi kutusunu koltuklar arasında taşırken, Ilgaz ise yakalamaya çalışıyordu.
"Ya abi versene şunları!" büyük ihtimal bizi fark etmemişlerdi. Ilgaz, abisinin yukarıya kaldırdığı mermi kutusunu almak için zıplayınca dengesini kaybedip düştü.
"Madem özel getirdin, benimde bunlardan istediğimi bildiğin halde niye gözüme sokuyorsun o zaman hergele?" sesimi çıkarmadan gülerken, Ayşe Teyze’nin titreyen vücudundan gülme sesi geldi.
Masanın neden bu kadar dolu olduğunu anlamıştım; Ayşe Teyze’nin oğulları gelmişti ve şuan bir mermi için didişiyorlardı.
"Seni nasıl askeriye de tutuyorlar ya? Karakolda çalışıyor olsan başkalarının eşyasına el koyuyorsun diye çoktan kovdurturdum seni." Ilgaz popsunu tutarak ayağa kalktı, Kaan Abiyse elindeki mermi kutusunu daha yükseğe kaldırdı.
"Asıl seni nasıl karakolda tutuyorlar? Daha yükseğe zıplayacak kadar çevik bile değilsin!" Ilgaz sinirden pancar gibi kızarmıştı.
"Senin zürafa gibi boyun yüzünden zıplayamadım mı acaba?" yüksek sesi salonda yankılandı, Ayşe Teyze yanında duran yastığı Ilgaz'ın kafasına fırlatmıştı. Tam kafasına isabet ettiğinde hafif kıkırdadım. Anne terliği gibi tam on ikiden vurmuştu.
"Sana kaç kere dedim, abine zürafa deme diye? Kaan, sende mermi kutusunu Ilgaz’a ver!"
"Anne, siz ne ara buraya geldiniz?" Ilgaz şaşkın sesle sormuştu, bizim burada olduğumuzu yeni fark etmiş olucaktı ki yüz ifadesi gülme isteğimi çoğalttı. Şaşkın şaşkın bana bakıyordu.
"Lalin, sen ne kadar güzel olmuşsun öyle!" Kaan Abi aniden üzerime koşup beni kollarına sarınca karşılık verdim. "Kaan abi, öldüreceksin beni, çok sıkıyorsun."
Burnunu saçlarıma gömüp derin bir nefes aldığını hissettim "Hala yasemin kokuyorsun, saçların çok uzamış." kollarını ayırıp saçlarımla oynayınca kıkırdadım.
"Seninde boyun gereğinden fazla uzamış." kollarını göğsüne bağlayıp yan profilini gösterdi.
"Hem boyun uzun hemde yakışıklıyım. Ayrıca güçlendim de." Bacaklarımdan ve belimden kavrayıp kaldırınca ufak bir çığlık attım.
"Abi, bırak düşeceğiz ikimiz de şimdi." Beş senedir görüşmüyorduk; en son beni böyle döndürmek istediğinde ikimiz de düşmüştük. Bu yüzden güç gösterisi yaptığını anlamıştım. Ama bu fazla olmuştu, çok hızlı döndürüyordu birazdan ciddi şekilde düşecektik.
"Kaan abi, sarılarak öldürmedin, böyle öldüreceksin, bırak beni." yüksek bir çığlık attığımda, beni koltuğa fırlatıp kulaklarımı tuttu.
"Küçükden umutlnmıştım. Belki sesi kısılmıştır diye, ama daha çok incelip yükselmiş be! Kulağımın zarını patlatacaktın."
"Bu çığlık sana özel biliyorsun değil mi?" göz kırpıp kaşlarımı kaldırıp indirince, tiksinir gibi bakıp bir adım geri gitti.
"Allah sevgiline sabır versin kardeşim, zira sinirlendikçe herkese böyle çığlık atıyorsun!"
Bir elimi belime koyup, diğer elimle parmağımı ona doğru salladım "Asıl ben şimdiden senin karın için endişeliyim."
Hahlayıp kollarını birbirine dolayıp arkasını döndü "Benim gibi yakışıklı birini bulmuş, niye şikayetçi olsun ki?" egosu içinde yüzerken gülüp, koltuktaki yastığı alıp yüzüne çarptım.
"Kızların boy oranı senin boyunun yanında kısa kalıyor; kız seni öpmek istediğinde öpemez. Resmen sen bir doksan olmuşsun!"
"Sen ne ara bu kadar terbiyesizleştin?" yüzüne çarptığım yastığı elimden alıp kafa bir tane vurdu.
"Terbiyesiz, ahlaksız. Sana ne benimle karımın arasındaki şeylerden." ben elimle kendimi savunurken aşırı yavaş yastık darbelerini bir bir kafama ve neresi denk gelirse oraya vuruyordu.
"Kaan! Bir tane kızım var, onu da öldüreceksin, bırak." Ayşe Teyze, Kaan Abi’nin elindeki yastığı alıp kafasına geçirdi.
Kaan abi kaçarken Ayşe teyzede onun peşinden yastıkla kovalıyordu. En son köşede durup annesinin ona vurmasına izin vermişti.
"Ya anne, bana niye vuruyorsun şimdi?" Kaan Abi kaçabileceğini biliyordum, ama kaçmıyprdu. annesinden dayak yemesi hoşuna gidiyordu. Ayrıca Ayşe teyzede hızlı vurmuyordu.
Yüksek kahkahamız evde yankılanırken, Kaan Abi bakışlarını bana çevirdi; annesinin elindeki yastığı tekrar alıp peşime düştü. Çığlık atıp arkamı döndüm, ama Ilgaz’a çarpıp geri savrulup yere düştüm.
Popomun acısını sindiremeden tekrar yastık darbelerine maruz kaldım. Resmen yere düşmemle nakavt olmuştum. Yastık darbelerini geri çevirmeden durduğumda, Kaan Abi yastığı kenara atıp karşıma oturdu. "Yine mızıkçılık yapıyorsun Lalin."
Bir kaşımı havaya kaldırıp yüzümü ekşittim. "Bir kere takılmasaydım oynardım yine seninle, ama senin gibi uzun kardeşin önüme çıktı. Popom acıyor ya."
Küçük bir kahkaha attı, gözlerimi devirdim.
"İnan bana Ilgaz uzun değil; sen fazla kısasın."
Derin bir nefes alıp oturduğum yerden zıplayarak üzerine çıkıp, saçlarını çekiştirmeye başladım.
"Bana kısa demeyeceksin diye kaç defa söyleyeceğim?" Belimden tutup beni üzerinden çekmeye çalıştığında, daha çok yapışıp saçlarına asıldım.
"Anne, şu manyağı üzerimden al!" Beraber geçirdiğimiz zamanlarda da yine dalga geçerdi; bir keresinde yüzünü tırnaklarımla çizmiştim.
Elimin üzerini kaplayan el, elimdeki saçlardan ayrılmasını sağladı ve belimden tutarak geriye çekti. "Lalin, bir yerinde dur." Ilgaz’ın sesi kulağıma doldu; kafamı çevirip dibimdeki yüze baktım. Hırçın halimi hiç görmediği için şaşırmıştı, sanki yeni transdan çıkmış gibi duruyordu.
"Artık bırakın kavgayı, hadi kahvaltı yapalım." Ayşe Teyze’nin sesiyle kendime gelip etrafıma baktım.
Kafamı çevirip sürekli başka yüzlere bakarken, yüzümü bir el durdurdu. "Şoka girdin, yine sakin ol." Kaan abiye bakınca, yaptıklarım gözümün önüne geldi ve yüksek bir kahkaha attım.
"Kafa gitti iyice." yüzümdeki ellerden kurtulup masaya doğru ilerledim, gülmemi bastırmadan karnımı ovuşturarak sandalyemi çektim.
Masaya otururken aklıma geldi: Ilgaz’ın önünde durdum. "Biz resmen hiç tanışamadık, ben Lalin Karaca." gülümseyip elini uzattığında, Ilgaz kıkırdayıp elini sıktı.
"Aynen fırsat olmadı. Bende Ilgaz Bozok."
Yaklaşık on yıldır Ankara’da eğitim alıp orada çalışıyordu. Kendimi bildim bileli onu görmemiştim. Ilgaz’a baktığımda ilk dikkatimi çeken şey keskin yüz hatları oldu. Belirgin çene hattı ve düzgün sakalı yüzüne sert ama çekici bir ifade katıyordu. Kumral saçları geriye doğru taranmıştı; bu da ela gözlerini daha belirgin gösteriyordu. Kaşlarının altındaki o sakin ama dikkatli bakış, sanki bulunduğu her yeri kontrol ediyormuş gibi bir hava veriyordu. Fazla İstanbul'a gelmediği için neredeyse ilk defa karşılaşmıştık. Şimdi ise uzun yılların ardından karşımdaydı.
.
.
Sağlıcakla kalın efenim 🧚♀️
Bölüm etkileşimi
