Güneşten uzak kitap kapağı

2. bölüm / 5

Güneşten uzak

1

Vaveyla Yazarı: Helena Kim

Uygulamada Aç
Bölümü paylaş
Bu sayfayı paylaş
WhatsApp

Kitap sayfası
Bölümler 5Şu an: 1

(Lalin)

Hayat ne kadar adaletsizdi değil mi?

Güneş herkes için aynı doğradı. Ama herkesi aynı ısıtmazdı. Bazıları güneşle büyürdü. Sabahları mutfaktan gelen kahkaha sesleriyle, pencereye vuran ışıkla, annesinin omzuna bıraktığı öpücükle…

Bazılarıysa sadece uzaktan bakardı.
Ben ikinci gruptandım.

Vücudumun her yerinde hissettiğim güneşin sıcaklığı, güneşe tekrar aşık olmama sebep oluyordu. Vücudumun her santiminde sıcaklığı yayılırken sadece hissiyatını düşünmek, bir daha ki güneşlenmeme kadar her hissiyatı ezberlemek...

Çoğu insanın güneşin kıymetini bilmediğini düşünüyordum, özellikte tam tepede hiç bir şeyin gölgesi olmadığı zamanının. Güneşin batışı veya doğuşu her türlü güzeldi, ama ya öncesi ve sonrasında ki karanlık? O karanlığın ne kadar korkutucu olduğu gerçeğini hiç düşünmüyordu çoğu insan.

Annemden aldığım beyaz tenim, vücudumda yan etkiler yaratıyordu. Çocukken güneşin altında uzun süre kalamazdım. Cildim kızarır, başım döner, gözlerim yanardı. Doktorlar bunun basit bir alerji olduğunu söylemişti. Ama güneşe çıkamıyor, çıkarsam da dikkat ederek korumam gerekiyordu. Güneşe çıkamak çoğu insan için belki de bir farklılık yaratmazken, benim için bir sorumluluktan ibaretti.

Güneşin sıcağını severken, altında kalma sürem en fazla yarım saatti. Sonrasında da alerji kremlerimi vücüdüma sürmem gerekiyordu, yoksa benim için günün geri kalan saatleri çekilmez oluyordu.

Hayat sürekli zordu, ama en azından biraz ferahlama yaşamak istiyordum.

Babam, sanki biliyormuş gibi ölmeden önce benim için ayırdığı parayı bitirmemem gerekiyordu. Kısa zamanda, güneşle bağlantımın olmadığı bir iş bulmam lazımdı.

"Bence yeterince vitamin aldın, ne dersin Lalin?" Ayşe teyzenin sesinin duyduğum da çimenlerde kıpırdandım.

"Belki bu sefer daha çok vitamin alırsam kaşıntım az olur, hem saçlarımda güçlenir" diyerek kıkırdayıp gözlerimi kapattım.

Yüzüme düşen gölge ile Ayşe teyzenin çoktan geldiğini anlamıştım. "İçeri giriyorsun yoksa bir daha saçlarını istediğin gibi örmem!" tehdit çok büyük yerden geldi.

Dudaklarımı büzüp ayağa kalktım "Ama neden böyle tehdit ediyorsun ki Ayşe teyze? Saçlarımı öremediğimi biliyorsun." Ağlamaklı sesimi yükselterek, evin içerisine yöneldim.

Saçlarımı en son annem taradığından beri kestirmemiştim. Annem saçlarımı her taradığında, “Işık saçıyorsun Lalin,” derdi. Saçlarım, annemle aramdaki köprü gibiydi. Sanki kestirince o köprüyü yıkılacak gibi hissediyordum. Saçlarım abartılacak kadar uzun değildi, güneşe çok çıkamadığımdan dolayı çok yavaş uzuyordu, 5 senedir en fazla popomun hafif yukarısına kadar uzamıştı.

Ayşe teyzenin örme şekli annemin örmesini anımsattığı için hafta da bir defa saçlarımı örmesini istiyordum.

Babam ölmeden önce beni Ayşe teyzeye emanet etmişti. Evlerimiz yan yanaydı ve ben genelde Ayşe teyzenin yanındaydım. İş bulana kadar şimdilik yardım ediyordum.

Ayşe teyze sanki benim babaannem gibiydi, hemde değildi. Babaanne olmak için çok genç duruyordu. Uzun boylu, mavi gözlü, saçları hafif beyazlamış ve formunu koruyan biriydi. Ayrıca çok bakımlıydı. Ondan ayrılmayı düşünmek bile tüylerimi ürpertiyordu. Kalan tek ailem bireyim gibi olmuştu. Ayrıca beni çocuğu yerine koymuş gibi hissediyordum ve bu beni mutlu ediyordu.

Çekmecenin bulunduğu kısma gidip içinden kremi alıp koltuğa oturdum.

"Ne zaman tedavi olmayı düşünüyorsun?" Ayşe teyzenin kurduğu cümle iç çekmeme sebep olmuştu.

"Şuanlık sanmıyorum, çünkü biliyorsun durumu" kafasını sallayıp yanıma oturdu.

"Sana yardım etmek istediğimi söylemiştim güzel kızım" kremi ilk kollarıma sürmeye başladım, değdiği yer yandığında ufak sızlanmıştım.

"Biliyorum ama kendim yapsam daha iyi, biliyorsun ben babamın kızıyım" ufak kıkırdayarak kurduğum burukluk içeren cümlede, Ayşe teyzeyede iç çekmişti. Babamın kızıyım diyordum, çünkü babam çok güçlü bir adamdı.

"İş bulma işleri nasıl? Buldun mu bir şeyler?" elimdeki kremi kollarımın ikisin de sürmüştüm. Şimdide bacaklarıma sürmeye başlamıştım. Yarım saatin cefasını çekiyordum şuan. Bu kadar kısa sürede hemen kabarıp kızarmaya yüz tutuyorlardı. Bide kaşıntısı vardı. Eğer kaşıntı başlarsa durması zor oluyordu ve dayanılması da imkansız bir hal alıyordu.

"Bu akşam görüşmeye gideceğim, pek umudum yok yine ama olsun deniyeceğim."

Bacağımda ki sızı, ufak çaplı bir çığlık atmama sebep olmuştu.

"Neden bu kadar çok kabarıyorlar ki sanki? Veya kızarıyorlar? Hayır bari ne olucaksa az olsa keşke. " homurdanmalarımla krem sürme işlemi bitmişti sanunda. Sonrasında Ayşe teyzenin önüne oturdum.

Ayşe teyze, saçlarımı okşayıp küçük bir öpücük kondurdu. "Bir süre güneş aşırı kızgınken çıkmıyorsun dışarıya, yoksa daha kötü olucaklar."

Ağlamaklı bir ses çıkarıp kafamla onayladım, "Hep böyle oluyor, sinir oluyorum"

Bağlı olan saçları açıp, yavaşça ve narin bir şekilde örmeye başladı "isyan etme Lalin! Allah sana gücenir. Herkesin bir derdi, bir sıkıntısı vardır. Benim derdim sana büyük, seninkide bana büyüktür. Allah senin kaldıra bileceğini vermiş, o yüzden bir daha isyan ettiğini duyamıyacağım. Anlaştık mı?" haklıydı. Ama benim tek isyan etmediğim nokta, güneşin yüzüme zarar vermemesiydi. Yoksa halimi düşünemiyorum bile.

Homurdanıp ayağa kalktım ve yanına oturdum. "Pekala, yani isyan etmemeye çalışıcam. Ama söz verebiliceğimi sanmıyorum. İnsanlar şakasına vurduğunda bile kabarmış bir yere denk gelirse çok acıyor. " kafasıyla onaylayıp gözümün ünümdeki perçemlerimi kulağımın arkasına soktu.

"Oğullarınız ne zaman gelicek Ayşe teyze?"

Dertli bir iç çekti. Oğullarının ikiside tehlikeli işler yapıyordu. Biri askeriyede tehlikeli bölgede baş subaydı, diğeride Türkiye de tanınmış çok zeki bir polis. En son yıllardır aranan bir katili o ve ekibi sayesinde tutuklamışlardı. Onlar Türkiye'nin en iyi polis ekibi olarak anlıyordu. Yakın zamanda başbakan resmi olarak teşekkürlerini susunup madalyalandırmıştı.

"Bilmiyorum güzel kızım, ama allahtan tek duam ikisininde biran önce yanıma gelmesi. Hadi küçük olan neysede Kaan çok tehlikeli bölgede çalışıyor." kafamla onaylayıp kollarımı Ayşe teyzeyenin beline sarıp kafamı göğsüne yasladım. Çok güzel ve ferah bir kokusu vardı. Ama parfüm kesinlikle değildi, kendi teninin kokusuydu.

"Sizce annem ne zaman Fransa'dan dönücek? Yaklaşık beş yıl oluyor."

"Merak etme lalin, annen eminim yakında dönücektir." tekrar bir iç çektim..

"Sizce beni tamamen unutmuşmudur?" saçlarımı sevmeye başladığında, anne şefkatini ne kadar çok özlediğimi fark ettim.

"Seni unutması imkansız Lalin. Annen seni o kadar çok seviyor ki, eminim gelmeye çalışıyordur. Ama dedenin müsaade ettiğini sanmıyorum. Deden biraz kuralcı bir insan." hafiften dolmaya başlıyan gözlerimi kırpıştırp yaşların geri gitmesini sağladım. Annem uzun zaman önce gitmişti. Geri dönüceğim demişti, ama haber dahi vermemişti. Ona ulaşamıyorudum. Sanırım burda en büyük suçlu dedemdi. Babamın anlattığı göre, benden haberi yokmuş. Eğer olsaymış benide yanına alırmış. Buda babamın ve annemin istiyeceği bir seçenek asla olmazmış.

Ayşe teyzeden kollarımı çekip ayrıldığımda, yüzündeki şefkat dolu gülücükle karşılaşmıştım. Anne şefkatiydi sanki.

"Eve gidip dinlensem iyi olucak Ayşe teyze. Eğer işe alınırsam uykusuz kalmıyım."

Yerimden kalkıp, kenara koyduğum tişörtümü giydim. "Sakın canını sıkma güzel kızım, yanında şemsiyeni almayı da unutma tamam mı? Yarın güneşli olucakmış hava." gülümseyip kafamla onayladım.

Sonrada koltuğun kenarındaki çantamı alıp Ayşe teyzenin yanağına bir öpücük kondurdum.

"Siz yerinizden kalkmayın ben çıkıyorum, ve umarım unutmam yoksa orda beklerim geceye kadar" kıkırdayarak evin kapısının önüne geldiğimde, asılı olan şemsiyemi alıp dışarıya çıktım.

Hava çok güzeldi ve ben yan eve gitmek için bile şemsiyemi kullanmak zorunda kalıyordum.

Ah yüce Allahım, lütfen beni duy. Duy ve sıkıntılarıma yardım et.

Evimin öneme geldiğimde içeri girip odama yöneldim. Evimizin her yeri anı kokuyordu. Özellikle babamla olan anılarım. Onu yaklaşık 3 sene önce kaybetmiştim. Toparlanmam çok uzun sürmüştü. Ama babamın beni yukarıdan izlediğini bildiğimden, onu üzmemek için kısa sürede toparlanmıştım.

Babam çok güçlüydü. Bende onun kızı olarak benim de güçlü olamam gerekiyordu. Bu düşünce ile ilk iki senemi geçirdim. Sonrada Ayşe teyze sayesinde daha iyi olmuştum.

Eğer annem Fransa'ya gitmiş olmasaydı, babam beni Ayşe teyzeye emanet etmek zorunda kalmazdı. Benim ikinci annem olmuştu, ne kadar annemin tercih etmek istesem de olmuyordu. Hatta dedem yüzünden annemin sesini dahi duyamıyordum.

Evimiz çok büyük değildi. İki katlı bahçesi olan bir evdi. Babamın benim için ayırdığı parayı kullanmıştım uzun süre, bu yüzden evi satmak zorunda hiç kalmadım. Şimdide elimdekilerin gitmemesi için çalışmam gerekiyordu.

Babam hayata gözlerini yumduktan sonra, yaklaşık bir yıl boyunca evden dışarı çıkmamıştım. Bu yüzdende alerjim daha büyük bir seviyeye gelmişti. Doktora gittiğimdede 'vücudun hiç güneş görmediği için daha kötü olmuş' demişti.

Üç sene önce iki saatten fazla dışarda durabilirken, şimdi sadece yarım saat kalabiliyordum. Buda uzun uğraşlar sebebi olmuştu.

Normalde her hafta belli bir süre güneşte kalma sürem arttırılması gerekiyordu. Ama arttırma yaptığımızda kabarmalarımın ve acımaların önüne geçilmez bir hal almıştı. Bu yüzdende doktor uzun süre arttırma yapılmamasının daha uygun olduğunu söyledi. Sonrada ayda arttırmalar yapmıştık. Şu bir aydır öncekine bakarak daha fazla kalıyordum.

Odama girdiğimde hızlı bir şekilde üzerimdekilerden kurtulup temiz be krem kokmayan bir şeyler giydim. Yatağıma girip yorganı üzerime çektim. En azından birazcık uyuya bilirdim. Yani uyumaya çalılıcaktım işte.

~.~.~

İş başvurusu için girdiğin barda insanların daha gelmediğini fark ettim. Masaların olduğu bölüm boştu. Sandalyeler de ters çevrilmiş haldeydi.

"Hanım efendi şuan kapalı burası, sizi dışarı alabilir miyim?" nazik ve bir o kadar kibar ve tatlı bir kız sesi kulaklarıma dolduğunda gülümseyip arkamı döndüm. Çok tatlı bir kıza benziyordu. Umarım iyi anlaşırız.

"Özür dilerim, ben sadece Tuğrul beyi arıyordum" kızda gülümsememe karşılık verip elini uzattı.

"Sen yeni başlıyacak olan kız olmalısın, Tuğrul bey senden bahsetmişti." uzattığı elini, sıçak gülümsemesine karşılığımı kesmiyerek sıktım.

"Daha tam tanışma fırsatımız olmadı. Bu arada ben Lalin Karaca." kıkırdayarak elimi çektim.

"Bende Ayça, yani Ayça Arslaner . Tanıştığımıza memnun oldum. Gel seni Tuğrul beyin odasına götürüyüm." gülümsememi yüzümden eksik etmiyerek kafamla onayladım ve Ayça'yı takip etmeye başladım.

Bar gibi bir yerdi anladığım kadarıyla. Ne çok küçüktü, nede çok büyük. Orta büyüklükte bir şeydi. Ahşap renginin hakim olduğu alana kırmızı masa ve kahverengi sandalyeler hoş bir hava katıyordu. Tam ortaya gelicek şekilde ayaralanmış sahne ise canlı müziğin olduğunun göstergesiydi.

"İşte burası Tuğrul beyin odası. Hadi gir içeriye" kıkırdayıp sırtıma hafice vurduğunda, giderken arkasından teşekkür ettim.

Kapıya vurup 'gel' komutunu duymamla içeri girdim. Güler yüzlü uzun boylu, belirgin yüz hatlarına sahip, gözleri kahverengi, dudakları dolgun hafif kirli sakallı esmer genç bir adamla karşılaşmıştım.

Aman tanrım çok yakışıklı .

Açıkcası yaşlı birini beklemiştim ben.

"Lalin Karaca, sonunda geldin ben de seni bekliyordum." enerjisi yüksek bir adamdı sanırım. Çünkü gelip direk elini uzatmıştı.

Acaba herkese mi böyle sıcak kanlıydı?

"Ben Tuğrul Karahan. Yani senin yakışıklı patronun. Bana yakışıklı patronum diyede çağıra bilirsin ama konumuz bu değil, neyse hadi gel sen şöyle otur" enerjisi gerçekten çok yüksekti. İçimden benimde böyle enerjim olmasını dilemiştim.

Ayrıca çok tatlı Ve sıcakkanlı biri . Umarım bana da bulaşır bu tavrı .

Elimi sıktıktan sonra gözterdiği koltuğa oturdum. Oda karşıma oturmuştu.

"Bana hastalığının seviyesinden bahsedermisin Lalin? Cvinde bahsetmiştin. Seni neden işe almadıklarını gerçekten çok merak ediyorum."

Hastalığımı önemseyen ve ilgili bir sesle konuştuğunda Bakışlarım istemsiz dizlerime koyduğum ellerime kaymıştı. "Güneşte çok uzun süre Kalamıyorum. Eğer kalırsam her yerim yavaştan kızarmaya, kısa bir zaman içinde kremimi süremezsemde kaşınmaya başlıyor. Ve kaşınması asla tercih ediceğim bir yanı değil." kafasıyla beni onaylayıp, masanın üzerinde bulunan kağıdı ve yanındaki kalemi alıp önümüzdeki küçük sehbanın üzerine koydu. Bunları yaparken aynı zamanda surat ifademi inceliyordu.

"Burası genellikle geceleri açık, bu yüzden sorun olacağını sanmıyorum. Ama sabah gecikmeden git tamam mı? Gerçekten canının acımasını istemem. Birde kreminden burada da bir tane olsun, tedbir amaçlı. Hadi şimdi mağşını konuşalım." gülümseyip kafamla onayladım.

Fazla sevecen bir tipi vardı. Enerjisi çok yüksekti ve bunu etrafına yaymaktan çekinmiyordu. En önemlisi de, sanırım her şeyi özenilicek bir adamdı. İnsanın gözüne ilk çarpan şeyi kesinlikle omuzları oluyordu. Ve tabiki yakışıklı yüzü.

Tek bir şeyi umut ediyordum. Oda işte uzun süre kalabilmek. Umarım Allah sesimi duyardı.

...

En üstteki görsel Lalin 🥹

Bölüm etkileşimi

Okurlar bu bölümle etkileşime geçti

34okunma 23beğeni 0yorum
Bu iki tercih yalnızca bu tarayıcıda saklanır; yukarıdaki Vaveyla sayaçları gerçek uygulama verisidir.

Kategoriler ve Temalar

Okumak istediğin dünyayı bul.

Kitap Kategorileri 36

Kitap Temaları 138

abiabilerabilerimabimin arkadaşıabiminarkadasiacıAileajanAkademi / OkulaksiyonAnlaşmalı Evlilikanonimarkadaş grubuArkadaşlıkArkadaştan AşkaaskerAskeriaskeri kurguaskerikurguaşiretAşkAşk/Romantikaşk üçgeniAvukatayrılıkbabaBerdelBilim KurgubilimkurgublBüyücadıCinayetçocukluk arkadaşıÇocukluk Aşkıdark romancedarkromanceDistopyadoğaüstüdoktorDostluk#DramdüşmanDüşmandan Aşkaeğlenceenemies to loversFantastikGeçmişgenckurguGenç edebiyatgenç kurgugençlikgerçek ailegerçek ailemgerçekailemgerilimgizemGizli KimlikgücHayran KurguhukukHuysuz x NeşeliHüzünihanetİkinci Şansİlk görüşte aşkimkansızintikamİş Yeri AşkıkaderKaosKaradenizKardeşlikkatilKehanetkomediKomşudan AşkakorkuKraliyetkrallıkkurtadamKüçük KasabaLanetliseLise aşkılise kurgusumaceraMafyamahalleMardinmektupmitolojimizahmutluluknefretNefretten AşkaOkulölümörgüt#özlemPatron x ÇalışanpolisPolisiyePolitik EntrikaPsikolojiPsikolojikPsikolojik GerilimromantikRomantik komediromantizmSahte SevgililiksavaşSeçilmiş KişiSenkul Hobi Yazar:MaviduslersokagimSenKul:Maviduslersokagimsevda#sevgisırSırlarslowburnSporsuç#Şiir#takıntıTeodenTers KöşetextingtravmaTutkuüniversiteVampirwattpadyalnızlıkYasak AşkZıt KutuplarzorbalıkZorunlu Yakınlık+18