Güneşten uzak kitap kapağı

4. bölüm / 5

Güneşten uzak

3

Vaveyla Yazarı: Helena Kim

Uygulamada Aç
Bölümü paylaş
Bu sayfayı paylaş
WhatsApp

Kitap sayfası
Bölümler 5Şu an: 3

(Lalin )

Tuğrul bey beni işe alalı bir hafta olmuştu. Garip olan şey ise hayatımın ilk kez bu kadar sakin görünmesiydi. Her şey çok güzel ilerliyordu. Hatta bana göre fazla güzel.

Ayça ile aramız garip bir şekilde çok iyiydi. Ne kadar güvenmekle aptallık ettiğimi düşünsem de. Bir de bar kısmında çalışan Kai vardı. O da çok sempatik ve yakışıklı bir çocuktu. Yani bana ilk günden sulanmalarını saymazsak tatlı çocuk. Onunla da aramız fena sayılmazdı.

Ayça'nın dediğine göre Kai burada çalışan tüm kızlara karşı böyleymiş, ama niyeti asla kötü olmamış. Derdi sadece şamatalıkmış. Yani ben de Ayça'nın yalancısıydım.

Her şeyden önce temkinli olmak en iyisiydi.

Kai'nin bugün geç geleceğini bildiğim için bar kısmındaki bardakları silmeye başladım. Yarım saat önce de benim işim bitmişti zaten.

Üzerimdeki gri kapşonlunun kollarını biraz daha aşağı çektim. Kumaş omzumu tamamen kapatıyordu. İyi ki serin oluyordu içerisi. Açık bir şey giymek zorunda kalmamıştım.

"Bu gün hava çok güzel." Ayça'nın neşeli sesi kulaklarıma ulaştığında bakışlarımı ona çevirdim. Yanıma gelirken istemsiz üzerini süzmüştüm.
Üst kısmında sıfır kollu beyaz bir atletin üzerine ekoseli desenli bir gömlek giymişti. Altında da çok kısa sayılmayacak bir şort vardı.

Ben en son dışarıda ne zaman şort giydiğimi bile hatırlamıyordum. Acaba ben de bir gün böyle şeyler giyebilecek miyim?

Sonra düşünceyi hemen susturdum. Omzum açıkta kalacak hiçbir şey giymemeliydim.

"Nasılsın Lalin?" Etrafa yaydığı sevinç ile ben de düşünceli halimden çıkıp onun gibi gülümsedim.
"Bu gün çok güzel görünüyorsun. Neye borçluyuz?"

Yanağımı hafiften sıkıp arkasını bar tezgâhına yaslayıp kendini yukarıya çekerek oturdu. "Üzerimde yine aynı kıyafet var Ayça. Asıl senin bu sevinçli halini neye borçluyuz?"

Kot pantolon üzerine beyaz tişört giymiştim. Üzerimde de gri kapşonlum vardı. Fermuarını biraz daha yukarı çektim fark etmeden. Omzumun görünmesini istemiyordum.

Gülümseyerek bana döndü. "Bu gün Ankara'dan abim geliyor. Bence bu beni mutlu etmeye yeter."
Eliyle ağzını kapatıp kıkırdadı.

"Zümrüt gözlü çiçeğim, bal petekli böceğim. Sen benim işimi mi yapıyorsun?" Bar kısmının üzerinden atlayıp iki yanağımı sıkmaya başlayan Kai'ye gözlerimi devirmiştim.

Çok cilveliydi bu adam be. Ama azıcık seviyordum işte.

Yüzümdeki ellerini tutup çekmeye çalıştım. "Kai çek şu ellerini."

Ama pek işe yaramadı. Daha çok sıkmaya başladı. Kollarını omzuma yerleştirmeye çalıştığında istemsiz geri çekildim.
Refleks gibiydi.

Fark etmemiş gibi davrandım. Kollarını bu sefer yukarıdan geçirip yüzümle oynamaya başladı. İçimden derin bir nefes verdim.

Kumaşın altında kalan omzum sızlıyordu. Ama belli etmemeliydim. Kai'nin neşeli hali bir anda durmuştu. Ne kadar belli etmemeye çalışsam da anlamıştı sanırım.

"Lalin iyimisin?" yüzündeki endişeye görmüştüm.

"E...evet iyiyim." Sesim biraz sanırım sert çıkmıştı. Ellerinden kurtulup geri adım attım, bana doğru geldiğinde elimle durması için işaret yaptım. "Gelmene gerek yok teşekkür ederim. Ama lütfen bir daha dikkatli ol."

Omzum yara olmuştu demek istedim ama durdum. Onun yerine omzumu gösterdim. "Biraz hassas." demekle yetindim.

Yüzündeki pişmanlığı görebiliyorum. Ama şuan sadece konunun kapanmasını istiyordum.
Kapşonlumun kolunu biraz daha aşağı çektim. Tuvalete doğru yöneldim.

Tuvalete girmemle kapıyı kapattım. Kapşonluyu çıkarmadım. Sadece yakasını biraz açıp aynaya baktım. Kumaşı dikkatlice yana çektim. Yara aynı duruyordu.

Derin bir nefes verdim. Kimse görmemişti.
En azından şimdilik. Tişörtümü düzeltip kapşonluyu tekrar yerine oturttum. Tam o sırada kapı açıldı. "Lalim iyi misin?"
Ayça içeri girmişti.İstemeden gülümsedim. Benim için endişeleniyorlardı.

"Bir şey yok. Geçen gün omzum çok açık kaldığından güneş fazla D vitamini enjekte etmiş bana." gülerek söyledim.

Biraz endişesi dinmiş gibiydi. "Emin misin iyi olduğuna?" Omzuma bakmak için kapşonuma yeltendi, görmesini istemediğim için hafifçe geri çekildim. "Eminim merak etme." Gülümseyerek omuzlarından tutup kapıya doğru yönlendirdim.

"Yürü Ayça bar açılacak birazdan." çok fazla evham yapmıştı şuan. "Doktora gidelim mi?"
Hafifçe kıkırdayıp kafamı salladım.

"Bunun böyle olması çok normal. Hem zaten acısı geçti çoktan." koluna girip onunla birlikte yürüdüm geri kalan kısa yolu. Zor da olsa konuyu kapatıp ana kısma gelmiştik. Birazdan müşteriler gelmeye başlıyacaktı.

~.~.~

Sahneye çıkan tanımadığım, yüksek ihtimal müşterilerden biri olan kadın şarkı söylüyordu. Ama elindeki mikrofonu alıp ağzına sokmamak için kendimi zor tutuyordum.

Bir insanın sesi bu kadar mı kötü olurdu ya. Kulağım kanıyordu sanki. Biraz daha böyle devam ederse gerçekten elindeki mikrofonu alıp kafasına vura vura indirecektim sahneden.

Kai'nin elime tutuşturduğu tepsi ile ilerideki masalara doğru gittim. Az kişi vardı ama çoğunun kafa gidikti. Sağlam kafalı az insan vardı. Veya büyük ihtimal kimsenin kafası yerinde değildi.
Büyük ihtimal ikincisiydi.

Yaklaşık iki saattir insanlara içeceklerini dağıtıyordum, ayaklarımın ağrısı artık dayanılacak gibi değildi.

Elimdeki yeni bitmiş tepsiyi Kai'ye verdikten sonra arka tarafa gideceğime dair bir şeyler söyleyip yönümü değiştirdim.

Bar küçüktü ama müşterisi bir haftadır hiç eksik olmamıştı. Gözlemlediğime göre de sürekli farklı insanlar geliyordu. Sanırım Tuğrul bey gerçekten tanınmış biriydi.

Soyunma odasına girdiğimde kapıyı arkamdan kapattım. Kendimi köşede bulunan koltuğun üzerine bıraktım. Kapşonlumu çıkarmadım.
Sadece sırtımı yasladım. Omzum hafif sızlıyordu. Kumaşın altında kalması daha güvende hissettiriyordu.

Bir süre öylece oturdum. Sonra doğrulup dolabıma yöneldim. Dolabımı açacakken içeriye dalan kişiyle irkilip bakışlarımı çevirmiştim.
Esmer tenli bir genç içeri girip kendini koltuğa bırakmıştı.

"Beyefendi! Burası kızların soyunma odası lütfen çıkar mısınız? "Beni umursamadan arkasını dönüp yatmaya devam etti.

"Sorun yok hanımefendi, yanımda rahat olabilirsiniz. "Tekrar bana dönüp pişkince söylediği kelimeler sinirlenmemi sağlıyordu.
Bu nasıl adamdı ya hiç mi utanması yoktu?

"Eğer buradan çıkmazsanız güvenliği çağırmak zorunda kalacağım." Biraz yükselmişti sesim ama umrumda değildi.

Koltukta oturur pozisyona gelip yüzünü elleri arasına alıp masum bakışlar attı. "Böyle yakışıklı ve tatlı birini nasıl kovabiliyorsunuz Rapunzel?"

Gözlerimi devirip dolabımdan su şişemi aldım. Tek kaşımı kaldırıp kapağını açtım. "Çıkmıyor musunuz şimdi bu odadan?" Kafasını hayır anlamında salladı.

Yüzündeki o pişkinlik belirten ifadeyi silmek için suyu yüzüne çarptım. Aniden yerinden kalktı.
"Kızım sen kafayı mı yedin?" Kenarda bulunan mendili alıp bir yandan söylenip bir yandan temizlenmeye çalışıyordu.

"Buradan çıkmanız konusunda uyardım sizi bayım." Kafasını iki yana sallayıp bakışlarını benimkilerle birleştirdi. Yüzünden sinirlendiği belli oluyordu. Karşısında ben de sinirle duruyordum.
Ama zerre kadar umrumda değildi. Burada ben haklıydım.

Tam söze girecekti ki kapı açıldı. Tuğrul bey içeri girdi.

"Şerefsiz insan! Herkes seni arıyor. Ne zaman geldin İstanbul'a?" Tuğrul beyin ensesinden tuttuğu kişi sanırım yakınıydı.
Çünkü ilk kez birine küfür ettiğini görüyordum.

"Ya abi bıraksana. Rapunzel kız lütfen beni bu şeytandan kurtar. Beni kurtlara yem edicek." Tuğrul bey, ellerinin arasındaki ensesine sağlam bir tane geçirdiğinde, devam edeceği cümleyi bırakmıştı.

"Özür dilerim senden Lalin. Bu yine Ankara'dan kaçıp buraya gelmiş. Kendisi kardeşim ama yüz karası bir kardeş." şimdi daha iyi anlamıştım. Arka tarafa rahatça girmesini.

"Rapunzel kız. Adın Lalin mi? Neyse ben sana Rapunzel kız demeye devam edeceğim. Ben Ayaz, Ayaz karahan" Tuğrul bey tekrar ensesine vurup poposuna da tekme attı. Bu halleri sinirimin geçmesini sağlayıp, gülme eylemi mi engelleme isteği ile dolduruyordu içimi.

"Ankarada seni arıyorlar, telefonun kapalı ve seni ben burda buluyorum. Sen nasıl polis oldun çok merak ediyorum. Hayır bir insan abisene hiç mi çekmez," kıkırdayıp elimdeki şişeyi kapatıp geri dolabıma koydum.

Çok komiklerdi.

Hala ensesi abisinin elindeydi ve iki büklüm duruyordu. "Resmen abi! Sana çekmişim ya. Senden daha yakışıklıyım. Sadece bu özelliğin elde tutulur ve bende senin elde tutulur tek özelliğini almışım." Tuğrul beyin bıkkınca kafasını iki yana sallayıp, kardeşine bir tane daha vurdu.

"Bana bak sürüngen kılıklı herif! Buradan çıkıp doğru eve gidiyorsun! Eve gelince konuşacağız!" Ayaz dudaklarını büzüp kafasıyla onayladı.

"Bırakta gideyim bari, senin kadar güzel gözlü rapunzel görmedim ben hanım efendi." abisinin elinden kurtulup direk dibimde bitmişti.

Tam ona cevap verecek iken kafasına inen yastıkla odadan topuklayıp kaçtı.

Arkasından bakıp içimde tuttuğum gülme istediğinden küçük bir kahkaha attım. Baktığımda Tuğrul bey de sesli gülüyordu.

Elini omzuma atıp sıktı. "O hergele için tekrar özür dilerim. Nasıl fark ettirilmeden içeri girdi bilmiyorum, ama seni rahatsız etmiş olmalı"

Yüzüme samimi bulduğum bir gülümseme yarleştirip kafamı iki yana salladım. "Önemli değil Tuğrul bey. Siz gelmesenizde ben halletmiştim zeten. Asıl ben kardeşinize öyle davrandığım için özür dilerim"

Elini omzumdan çekip ufak bir kahkaha patlattı. "Özür dileme o şempaze için. İnanki hak ediyor tüm başına gelenleri. Zamanla anlarsın zaten."

Gülümseyip kafamla onayladım. "Bu arada Lalim. Kai ile Ayça konuşurken duydum. Sabah küçük bir kaza olmuş sanırım aranızda. Sen iyimisin."

Benim için endişelenen birisini daha görmek, yine üzülmeme sebep olmuştu. Endişelenicek bir şey yoktu aslında. Her zamanki haliydi.

Yüzüne büründüğü endişeden dolayı içi rahatlasın diye yüzüme samimi bulduğum bir gülümseme yerleştirdim. "Onlar çok evham yaptı Tuğrul bey. Normal yaralardan. Sadece, dün omzum güneşte durma sürücinde fazla açık kalmış. Bu yüzden ani haraketten dolayı canım acıdı. Yoksa bir şey yok merak etmeyin."

Sesli bir iç çekip kolumu sıktı. "Bişey olursa haberimiz olsun. Tamam mı?" gülümseyerek kafamla onayladım.

"içiniz rahat olsun. Size haber vereceğim merak etmeyin. Şimdi işime dönsem iyi olur. Patronum kızabilir. " kıkırdayarak yönelttiğim cümleyi kafasıyla onayladı.

"Hadi git bakalım patronun kızmasın" Tuğrul beyde kıkırdayarak bana cevap verdiğinde içim bir nebze rahatlamıştı.

Etrafımdaki insanları endişelendirmeyi sevmiyordum. Benim için üzelmelerine gerek yoktu ki. Biran önce yeterli parayı biriktirip tedavi olmam gerekiyordu. Yoksa kendi acılarıma değil, etrafımdakilerin bana olan endişelerine üzülücektim.

..............

Ee gençler kitap nasıl gidiyor? Düşüncelerinizi şu kısma alıyım bakalım

Bölüm etkileşimi

Okurlar bu bölümle etkileşime geçti

41okunma 5beğeni 0yorum
Bu iki tercih yalnızca bu tarayıcıda saklanır; yukarıdaki Vaveyla sayaçları gerçek uygulama verisidir.

Kategoriler ve Temalar

Okumak istediğin dünyayı bul.

Kitap Kategorileri 36

Kitap Temaları 147

abiabilerabilerimabimin arkadaşıabiminarkadasiacıAileajanAkademi / OkulaksiyonAnlaşmalı Evlilikanneanonimarkadaş grubuArkadaşlıkArkadaştan Aşkaaskeraskerîaskeri kurguaskerikurguaşiretAşkAşk/ Romantikaşk üçgeniAvukatayrılıkbabaBerdelBilim KurgubilimkurguBiyografiblBüyübüyücücadıCinayetçocukluk arkadaşıÇocukluk Aşkıdark romancedarkromanceDistopyadoğaüstüdoktorDostluk#DramDuygusaldüşmanDüşmandan Aşkaeğlenceenemies to loversFantastik#felsefeGeçmişgenckurguGenç edebiyatgenç kurgugençlikgerçek ailegerçek ailemgerçekailemgerilimgizemGizli KimlikgüchayatHayran KurguhukukHuysuz x NeşeliHüzünihanetİkinci Şansİlk görüşte aşkimkansızintikamİsFadİş Yeri AşkıKaderKaradenizKardeşlikkatilKehanetkomediKomşudan AşkakorkuKraliyetkrallıkkurtadamKüçük KasabaLanetliseLise aşkılise kurgusumaceraMafyamahalleMahalle KurgusuMardinmektupmitolojimizahmutluluknefretNefretten AşkaOkulölümörgüt#özlemPatron x ÇalışanpolisPolisiyePolitik EntrikaPsikolojiPsikolojikPsikolojik GerilimromantikRomantik komediromantizmSahte SevgililikSaraysavaşSeçilmiş KişiSenkul Hobi Yazar:MaviduslersokagimSenKul:Maviduslersokagimsevda#sevgisırSırlarslowburnSporsuç#Şiir#takıntıteodenTers KöşetextingtravmaTutkuüniversiteVampirwattpadyalnızlıkYasak AşkyetimhaneZıt KutuplarzorbalıkZorunlu Yakınlık+18