4. bölüm · Güneşi Seven Gece

Bölüm 4

G. Elera

Bölüm 4) Rüya gibi yemek.

Ayaz

"Anlamadım?"

Gece
"Yok birşey, öylesine."

Ayaz
"Kalırım." Sanki dünden hazır gibi bir hali vardı. Yanıma geldi. Yan tarafıma uzandı. Beni göğsüne çekti. Sanki yılların ikilemi sona ermiş. Ben ait olduğum yerdeydim...

...
Uyandığımda yanımda Ayaz yoktu. Hızlıca banyoya gidip işimi hallettim. Odadan çıkıp aşağıya indiğimde mutfaktan yemek kokuları geliyordu. Mutfağa gittiğimde, üstü çıplak bir şekilde menemen yapan Ayaz beklemiyordum. Sanırım benim utanma duygum yok olmuştu. Kapının kenarına yaslanarak onu izlemeye başladım.

Ayaz
"Günaydın, manzaran güzel sanırım."

Gece
"Evet, menemen oldukça güzel görünüyor." Bana ciddi misin bakışı attı. Büyük ihtimalle kendini süzdüğümü düşünüyordu. Haklıydı, ama bunu bilmesi gerekmiyordu. Bozulduğunu belli etmeden konuşmaya başladı.

Ayaz
"O zaman sofraya geçebiliriz."

Gece
"Tamam ." sandalyeyi çekip oturduğumda oda sandalyeye asılı duran t shirt aldı, ve üzerine geçirdi. Yanımda ki sandalyeye oturarak kahvaltıya başladık. Menemene ekmek bandığımda bana şaşkınca bir bakış attı. Lokmamı ağzıma götürmeden konuşmaya başladım.

Gece
" Umarım çatalla felan yememi beklemiyordun."

Ayaz
"Bekliyordum, şaşırttın beni."

Gece
"Ön yargının zararları." bunu demem ile kahkahası mutfağı doldurdu. Ne güzel de gülüyordu öyle. Gamzeleri belediye çukurundan derindi. Yediğim menemen az kalsın boğazımda kalıyordu.

Gece
"Ellerine sağlık çok güzel olmuş."

Ayaz
"Afiyet olsun."

Gece
"Ayaz"

Ayaz
"Efendim Gece." bende olan gözlerini daha çok bana dikmişti sanki.

Gece
"Dün yanımda olduğun için teşekkür ederim." gözlerinde başka bir duygu vardı.

Ayaz
"Önemli değil Gece, kahvaltıdan sonra çıkalım mı?"

Gece
"Nereye?"

Ayaz
"İşe, artık çalışanımsın unuttun mu?"

Gece
"Doğru birde boş günümü zehir etme planın vardı."

Ayaz
"Bak burada da sen önyargılı davranıyorsun nasıl olsa ilacı zehirden ayıran şey dozudur."

Gece
"Wow, aşk şiirleri de yazıyor musun?"

Ayaz
"Daha yazmaya vaktim olmadı, bir ara yazarım, beraber okuruz istersen."

Gece
"Alemsin Ayaz ya, hazırlanıp çıkalım." Başını sallayıp beni onayladı. Yemeği bitirdikten sonra hızlıca sofrayı halledip, odama giyinmeye gittim. Ayaz beni salonda bekleyeceğini söylemişti. Bende onu çok bekletmemek adına hızlıca giyinip gelmiştim. Şimdi ise arabaya binip şirkete gidiyordum.

Gece
"Ayaz benim iki gibi büroya uğramam gerekiyor, girmem gereken birkaç dava var."

Ayaz
"Tamam beraber gideriz."

Gece
"Gittiğimiz heryere gövde kuyruk gibi gidecek miyiz?"

Ayaz
"Evet." küçük bir gülümseme bırakıp, önüme döndüm. Şirkete geldiğimizde hızlıca arabadan indim. Oda anahtarı valeye verdiğinde yavaşça yürümeye başladık. İçeriye girdiğimizde herkes bize selam verdi. Ben onları tanımıyordum ancak onlar beni tanıyor gibiydiler. Garipsedim ama tepki vermedim. Asansöre indiğimizde gözüm istemsizce Ayzz'a kaydı. Onun gözleri ise çoktan bendeydi. Ortamda ki havadan sıkıldığım için konuşmaya başladım.

Gece
"Ne bakıyorsun, açıkta bir yerim mi var?" Ayaz sabah ki gibi güzel olan bir gülüş yolladığında gözüm yine belediye çukurundan derin olan gamzesine takıldı.

Ayaz
"Açıkta bir yerin olsa bakmakla kalmazdım." Cümlesini bitirir bitirmez asansörden çıkmıştı. Ben hala asansörde dikildiğimi fark ettiğimde hızlıca asansörden çıkıp, adımlarımı hızlandırdım. Son anda Ayaz'ın girdiği odaya yetişebilmiştim. Yüzümün dometes gibi olduğuna emindim. Hiçbirşey olmamış gibi davranmak istiyordum, ancak kalbim izin vermiyordu. Derin nefes alıp, sesimi ayarlayarak konuşmaya başladım.

Gece
"Bugün Kü programımız da ne var Ayaz Bey." İşte olduğumuz için beyi geri eklemiştim. Ne olursa olsun o benim patronumdu.

Ayaz
"Beye gerek yok Gece, benim imzalamam gerekn birkaç dosya var, bir tane toplantım var, sen ise çaprazında ki masa sana ait sanırım orada takılacaksın."

Gece
"Şu anda patronumsunuz Ayaz Bey, takılacaksınız derken neyi kassettiniz? Ayrı odam yok mu benim? "

Ayaz
" Peki sadece işteyken Bey demene bir süre katlanabilirim, hayır ayrı odan yok, öyle oturacaksın."

Gece
" Neden ayrı odam yok? Madem benim işim yoktu beni neden buraya getirdiniz? "

Ayaz
" Gece lütfen soru sorma, canım istedi yaptım. Hem çalışırken yeterince başım ağrıyacak lütfen öğlene kadar sabret. "

Gece
" Ama-"

Ayaz
" Patronun olarak emrediyorum Gece. "

Gece
" Tabi efendim. " Kaçacak yer arıyordu. Az önce bana bey deme diyen adam şu anda işi bahane ediyordu. Bende onu Boşver erek kendi masama geçtim. Büroyu arayarak bana bugün kü davaları ın bilgilerini göndermelerini istedim. İstediklerim mesaj halinde gelince güvendiğim adamlarından birine mesaj attım.

Gece

İsmail, iyi günler.

Bugün kimseye çaktırmadan işten erken çık. Bir bahane uydur.

Aramızda köstebeklerin olduğunu düşünüyorum.

Benim en son ki kaybettiğim davayı araştır.

Magazine yüzüm belli olmadan görüntülerim düşmüş
Temiz iş olsun. Pürüz çıkmasın.

İsmail
Emredersiniz Gece hanım.

Onaylandığıma dair mesajı aldığımda bugün kü davalarıma hazırlık yapmaya başladım....
...

Ayaz
"Gece ben toplantıya gidiyorum, yarım saate kadar gelirim."

Gece
"Tamam Ayaz Bey." O odadan çıktıktan sonra bende telefonumu kapattım. Bilgisayarımın olmaması beni epey zorlamıştı. Yavaşça oturduğum sandalyede kıpırdandım. Aklıma nedensizce Ayaz geldi. Beni tehtit edip bir antlaşma imzalamıştı, ben ise sadece birkaç saat sonra onunla uyumuştum. Ve antlaşma imzaladıktan beri ondan ayrılmamıştım. Ben ilk kez geçmiş konusu açılınca ağlamamıştım... Ağladığımı çok sonra fark ettim. Dizime düşen damla ile... Gerisi sessizlikti...

Korkularımdan biride sessizlikti. Huzurlu anlarımda sessizlikte saklıydı. Hayır ben sessizlikten korkmuyordum. Ben sessizlikte kalbimin sesini duymaktan korkuyordum. Kimisinin kalbinin içinde sevdikleri, mutlu anıları, kırgınlıkları, kızgınlıkları, sevgi olurdu. Benim kalbimin içinde ise saf nefret ve kızgınlık vardı. Kimisinin kalbi aşkından yanardı. Benim ki nefretle yaralanmış, zamanla buz tutmuştu. Ama kimse anlamıyordu benim kalbimi, benim kalbimi bende anlamıyordum. Şu anda eve gitmek istiyordum ancak, burada kalmam gerekiyordu. Gözlerimi hızlıca silerek
Toparlanmaya çalıştım... Kapı açıldığında içeriye giren Ayaz 'dı.

Ayaz
"Gece çıkalım mı?"

Gece
"Olur."ikimizde çıktığımız asansöre binerek ofisi terk ettik. Vale arabayı getirdiğinde binerek ofisten uzaklaştık.

Ayaz
" Saat daha on iki, güzel bir yemek yer öyle geçeriz büroya. "

Gece
" Olur. " Ayaz oldukça lüks bir restoranın önünde durana kadar sessizliğimiz sürmüştü. Arabadan inerek cam kenarı bir masaya geçtik.

Ayaz
"Hayırdır Gece, Karadeniz 'de gemilerin mi battı?"

Gece
"Yok öyle dalmışım." bu sefer mantığımı değil kalbimi dinleyecektim ben ilk kez bir hata yapmak istiyordum.

Ayaz
"Peki sen öyle söylüyorsan, öyledir. Ne yemek istersin?"

Gece
"Beni buraya sen getirdin tehtitçi bey."

Ayaz
"Peki, damak tadıma güvenmen beni çok mutlu etti." bende ona gerçek bir gülümseme sundum. O ise yanımıza gelen garsona siparişlerimizi verdi. "Duruşmadan önce hafif bir şarap içeriz diye düşündüm ama sorun değil dimi?

Gece
" Değil, Ayaz. "

Ayaz
" Ani duygu değişimleri var gerçekten Gece. "

Gece
" Bilemem, seninle olmaktan olabilir."

Ayaz
" Top yine döndü dolaştı bana geldi. " bu dediğine güldüm.

Gece
"Bence sana gelmesi en doğal şey Ayaz, beni tehtit edip anlaşma imzalattın sonrada gün boyu hiçbirşey yaptırmadın."

Ayaz
"Ben daha yaranamıyorum. Sana mis gibi dinlenme imkanı vermişim daha ne istiyorsun. Acımasız gibi emir yağdıran bir patron mu olayım?"

Gece
"Yok tabi öyle de olma tabi de."

Ayaz
"Tabi ya hoşuna gitmedi hanımefendinin.
Yemeğimiz bol sohbetli ve gülüşü geçmişti. Yemeğimizi yedikten sonra restorandan ayrılıp büroya geçtik.