5. bölüm · Gün Doğumu
4.Bölüm: Beklenmeyen Sürpriz
Yemek yeme faslı bitmiş şuan yaptığım tiramisuyu dağıtıyorduk Mert' le beraber.Tatlının tadına bile bakmamıştım.
"Ooooo tiramisu bayılırım vallaha. Eline sağlık yenge'm." Yemek boyunca da hepsi bana yenge demişti zaten. Ne diyebiliriz ki?
" Afiyet olsunn." Kabullenmekten başka bir çarem kalmadı zaten.
Ben daha tatlıdan bir lokma almışken Mert' de dahil hepsi bitirmişti tabağını.
" Yenge bir tabak daha alabilir miyim?" Kafamı sallayıp tabağımı masaya koyarken Mert söylemeye başladı.
" Git kendin al lan bu kadın hizmetçi mi?" Bakışları sertti.
" Sorun değil benim için."
"Sen otur , ben katarım. Ver lan tabağını hepinize 50 şınav!." Bir kaç kişinin tabağını alıp mutfağa ilerledi.
Hemen bende mutfağa doğru gitmeye başladım. Mutfağa vardığımda söylenmesi durmamıştı ve yaptığı şey çok hoşuma gitmişti.Pastayı kesemiyor ve dilimler parçalanıyordu. Bedenlerimiz birbirine çok yakınken elindeki bıçağı alıp anlatmaya başladım.
" Öyle kesersen pasta parçalanır onun için böyle kesmek daha pratik olur." Bir çocuk gibi beni dinliyordu. Bu sefer onun kesmesi için bıçağı uzattığımda elini elimin üzerine koyarak pastayı kesmeye başladı.Ben kalp ritimlerime hakim olamazken beraber pasta kesmek mantıklı değil gibiydi sanki. Çünkü elim ayağım dolaşıyordu.
"Evvett böyle , güzel kesmişiz." Dilimlenmiş pastaları dağıtmak için elime tabağı alacaktım ki Mert beni durdurdu.
" Ben götürürüm sen geç otur. İki saattir ayaktasin zaten. Lütfen Arden." Böyle demesine karşı koymadım yani koyamadım.Hem bu kadar yakınken hem de gözlerime bakması beni alt etmişti sanki.
Elimdeki tabağı istemeyerek de olsa bırakıp tekli koltuğa oturdum. Tiremisumdan bir çatal alıp yemeye başladım. Çok güzel yapmıştım valla.
" Yenge evlilik ne zaman?" demesiyle ağzımdaki lokma boğazıma gitti. Ben öksürüğe kapılmışken Mert yanıma gelip yavaşça sırtıma vurmaya başladı. Bana su getirince içip rahatladım.
" Ne söylediniz söyleyin kızmayacağım söyleyin bakalım."
" Yenge evlilik ne zaman dedik komutanım ama çok yakışıyorsunuz ne yapalım?" Allah'ım!
" Yarabbim sabır sizle görüşelim bi, boğuyordunuz kızı." deyip bana döndü. Olumlu anlamda kafa sallayınca rahatladı.
" Onların suçu yok ben yutamadım da." deyip durumu toparlamaya çalışıyordum.
" Sen öyle diyorsan."
Aralarından biri biz gidelim saat geç oldu deyince herkes ayaklandı.Herkesi uğurladıktan bulaşık bize kalmıştı. Bir yığın bulaşık vardı.
" Ben seni bırakayım Arden."
" Saçmalama bu kadar iş varken seni tek bırakmam ki." Doğru olan buydu. Saat geç olabilirdi ancak bu yardım etmeyeceğim anlamına gelmiyordu.
" Sen bulaşıkları yıka ben buraları süpüreyim. Olur mu?" Onaylayınca bana süpürgeyi getirip Mert bulaşıkları yıkamaya başladı. Sığanları bulaşık makinesine diğerlerini ise yıkayacaktı. Ben süpürmeye başladığımda kafam ondaydı. Arada bir kafamı kaldırıp kontrol ediyordum şuan bir sorun yoktu yani görünürde yoktu. Salonu süpürmem bittiğinde fişi çekip Mert'in yanına gittim.
Heryer su olmuştu çünkü tepsiyi yıkarken dengeyi ayarlayamamış olacak ki kendide dahil her yeri ıslatmıştı.
" Ben beceremiyorum bu işi sanırım." Beyaz tişörtü ıslandığı için karın kaslarına yapışmiş ve ortaya çıkmıştı. Oraya bakma, oraya bakma!
" Sen üstünü değiştir ben hallederim. Hasta olma , Asker adam hasta olmaz."
"Sen öyle diyorsan öyledir." deyip üstünü değiştirmeye yukarı çıktı. O sırada bende mutfağı toparladım , kalan bulaşıkları yıkadım. Aşağı inince her yer tertemizdi , ben geldiğimde zaten ev pırıl pırıldı. Sadece üstünden geçmiştik.
İkimizde yorulduğumuz için kendimizi koltuğa attık.Yani doğrusu ben attım çünkü Mert hala aynıydı , dinç gözüküyordu.
"Birşeyler içmek ister misin yada yemek?"
" Sanırım senin yüzünden kilo aldım Mert."
" Kolum kadar bir şeysin Arden tabii yiyeceksin." Haklı olabilirdi.
" Arden yarın evde misin?"
" Maalesef değilim.Bir de 2 gün sonra nöbete kalacağım." Nöbetlerden nefret ediyorum!
"Kaçta çıkıyorsun yarın?"
" 5' de çıkıyorum genelde , acil bir vaka olursa geç çıkıyorum."
" Hmm, peki."
Aramızdaki sessizliği bozan ben oldum. " Ben eve gitsem iyi olacak ."
" Bırakayım seni." Artık ısrar etmiyordum çünkü beni öyle göndermeyeceğini ikimizde biliyorduk.Arabasının anahtarını alıp evden çıktık.
***
Saat 16.57' di ve çıkmama 3 dk kaldığı için toparlanmaya başlamıştım. Bugün yorucu ama güzel bir gündü. Kızlarla bol bol güldüğümüz eğlenceli bir gün olduğu için şuan neşeliydim. Ama bir yandan da yorgundum çünkü hem geç yattım hemde bugün yoğundu. Nerdeyse oturduğumu hatırlamıyorum.
"Ben çıkıyorumm güzelliklerr." Sesim oldukça neşeliydi.
"Tamamm , nöbet olmasa beraber çıkardık ya." Nöbet olmadığı zaman beraber çıkıyoduk ancak nöbet günlerimiz maalesef aynı değildi.
Hastaneden çıkınca rahatlamıştım. Hastanenin o gergin kokusunu sevmiyordum çünkü bana kötü şeyleri hatırlatıyordu. Bugün arabama binip evime doğru İzmir trafiğine karıştım.
***
Her zamanki gibi koltukta yatıyordum. En sevdiğim filmlerden birini açıp onu izliyordum. Ben eve geleli yarım saat olmuştu. Acaba Mert şuan ne yapıyordu? Evde miydi? Yemek yemiş miydi? Karnım guruldayınca benim yemek yemek gerektiğini anladım. Hastanede aralarda minik çikolatalar yiyordum tok tutması için. Altımda şort olduğu için üzerime olurda uyurum diye ince bir pike almıştım. Yaz akşamlarını seviyordum. Herkes dışarıda eğleniyordu. Mutfağıma gidip ne yesem diye buzdolabıni açtım ancak pek bir şey yoktu çünkü az alır bittikçe alma taraftarıydım.
Belli ki bugün market alışverişi zamanıı!
En sevdiğim şeylerden biriydi market alışverişi küçüklüğümden beri seviyordum zaten.
Cüzdanımı, anahtarımı ve telefonumu alıp evden çıktım. Hem yürüyüş olsun diye markete yürüyerek gitmeyi de seviyordum. Ben sanırım her şeyi seviyorum ya.
Market uzak değildi zaten. Havalar güzel olduğu için spor oluyordu. Yola dalmış yürürken telefonuma gelen art arda gelen mesajlarla telefonu elime aldım.
Mert:
Arven
Evde misin??
Siz:
Şuan değilim.
Bir şey mi olduu?
Mert:
Nerdesin ki?
Eve çok uzak mısın?
Siz:
Evde hiçbir şey kalmadığı için markete geldim. Hem yürüyüş olur diye.
Sen nerdesinn?
Mert:
Arven.İyi değilim.
İyice meraklanıyorum.
Siz:
Mert korkmaya başlıyorum noldu?
Mertt?
Mert ya
Cevapsız arama 1
Cevapsız arama 2
Cevapsız arama 3
...
Telefonunu da açmıyordu. Sokağın ortasında durmuş Mert'ten mesaj bekliyordum ama atmıyordu , aramıyordu da. Bir şey mi olmuştu? Yaralandı mı? Aklıma binbir kötü şey gelirken tek çarem evine gidip bakmaktı. Evden çok uzak olmadığım için eve koştum ilk önce. Etrafımdaki insanlar bu deli ne yapıyor der gibi bakıyordu. Ama benim tek aklımda olan şey Mert'ti. İyi miydi?
Eve varınca hemen evden anahtarımı alıp Mert'in evine doğru yola koyuldum. Normal hızda sürüyordum şuan. Hız göstergesi 120'lere kadar gelmişti bile. Önüme geçen herkese korna çalıyordum çünkü gitmeliydi.Trafikte kırmızı yanınca ağladığımın farkında bile değildim.
"Allah'ım n'olur." Hıçkıra hıçkıra ağlamaya başlamıştım bile. Birini daha kaybetmeyi göze alamazdım. Ne olduğunu bilmemek daha çok endişelendiriyordu beni.
Eve yaklaştıkça kafamda binbir türlü şey canlanıyordu. Zaten kafamda kurardım ama bu...
Evin önüne gelince arabayı durdurup hemen kapıya koştum.Kapıyı yumrukluyordum beni duysun diye.
"MERT! MERT ORDA MISIN?MERTT."
Kapı bi anda açılınca kalakaldım. Mert karşımda sapasağlam duruyordu.
"Mert?" Sesim kısık çıkıyordu.
"Arden , özür dilerim." Elimi tutup beni içeriye çekip kapıyı kapattı. Ben donmuş bir şekilde neler oluyor diye kendimi yiyip bitiriyordum.
"Arden, özür dilerim. Seni endişelendirdim." Hala olanları anlamamıştım.
"Arden iyi misin?"
"İyiyim." diyebildim dönük bir sesle. Değildim.
Dayanamayıp konuşmaya başladım.
"Mert bana yazıyorsun. İyi değilim diyorsun. Arıyorum, açmıyorsun. Ben gelirken kafamda kaç tane senaryo kurdum biliyor musun? Bir yerine birşey mi oldu diye. Ama sen sapasağlamsın." Yine ağlayamaya başlamıştım.
"Her şeyi anlatacağım sakin ol güzelim." Sakinlik ama ne oluyordu?
"Sarılayım mı?" Kafamı olumlu anlamda sallayınca sıkıca sarıldım.
Bi anda ayaklarım yerden kesilince ne oluyor der gibi kafamı kaldırdım.
" Ayaklarını sar bana."
"Ne oldu?"
Ben bedenimi ona sarmıştım Mert ise bir yere götürüyordu beni. Alt kata doğru gittiğini görünce şaşırdım. Nereye gidiyorduk biz?
Merdivenler bitince önümüzde koridorun sonundaki kapı vardı.
"Gözlerini kapat ama sıkıca." Ne oluyor ya?
"Peki." Gözlerimi kapatmıştım ama ne oluyor hala anlamamıştım. Salak mıyım ben ya?
İçeri girip kapıyı kapatınca burnuma yemek kokusu geliyordu.
" Aç bakalım." Dediği gibi gözümü açtım ama bunu beklemiyordum.
" Mert?"
Önümüzde uzun bir masa ve bir sürü yemek vardı.Yanan mumlar odayı aydınlatan tek şeydi.Loş ışıkla oda romantikliğe bürünüyordu adeta.
Sandalyelerden bir tanesine doğru giderken ben odayı inceliyordum. Ne içindi bu kadar hazırlık? Benim için mi?
"Mert ne olduğunu hala anlamadım." Bizim alıklık
"Otur bakalım şöyle." Beni sandalyeye oturtup karşımdaki sandalyeye oturdu. Masadaki yemeklere baktığımda hepsi en sevdiğim yemeklerdi.Sarma,Ekler, Tiremisu, Kebap..
"Mert bu yemekler.." Hayretler içindeydim hâlâ. Ne desem diye düşünüyordum.
"Senin en sevdiğin yemekler." Nereden biliyordu hepsini? Aklımda binbir soru.
"Biz niye geldik ki buraya?" Sandalyesinden kalkıp ağır adımlarla yanıma geldi.Yanıma eğilince giydiği şeyi yeni fark etmiştim. Siyah gömlek ve siyah kumaş pantolanla karizmatik görünüyordu. Gömleğinden açık bıraktığı bir kaç düğme esmer tenini belli ediyordu.Aklı baştan alacak cinstendi.
Bakışlarımı gözlerine getirince bir süre sadece bakışlarımız konuştu. O bu kadar şık iken benim mini şort ile beyaz tişörtüm biraz absürt kaçıyordu.
"Arden artık dayanamıyorum.Sadece ben görebileyim seni. Sadece bana gül istiyorum. Sadece benle çocuklaş istiyorum. Hayatımı bu kadar güzelleştirmişken bundan sonraki hayatımı da güzelleştirmek ister misin. Sevgilim , hayatım olur musun Aden?"
***
Bölüm sonuu
