2. bölüm · Gün Doğumu

1. Bölüm: Hasta

Sudeum .

Arden Çiçek

Acil bölümünde hastalara bakıyordum her zamanki gibi. İş arkadaşımın bana seslenmesiyle oturduğum sandalyeden hızla kalktım. Acil bi durum vardı belki ki. Hızlı adımlarla giriş kapısına yönlendiğimde sedyede gelen hastaya koştum.Yaralı vardı ve üniformalı biriydi , belliydi.
" Arden ilk yardım sende.Daha acil bir vaka var , ne yapman gerektiğini biliyorsun değil mi?"
Hemen başımla onaylayıp kendi başıma acil bölümüne götürüyordum hastayı. Başka biri yok muydu ?ayrıca nasıl taşıyayım koca sedyeyi bir başıma.Kendi kendime içimden söylenirken söylenmemi bölen yaralı asker beyefendinin sesiydi.
" İsterseniz ben yürüyüp gideyim diyeceğim ama malum ayakta sorun. Birde size katılıyorum koca hastanede kimse yok muydu koca sedyeyi taşıyacak."
Sıçış.

Acil yerine geldiğimizde hiçbir şey olmamış gibi beyefendinin yatağa yatmasına yardım ettim.
" Beyefendi kusura bakmayın." deyip durumu toparlamak adına tedaviye başladım.

***

"Başka bir yeriniz ağrıyor mu? İsterseniz ağrı kesici yazdırabilirim." Söylediklerimden sonra beni affetmesi için saçmalıyordum yine.

" Hayır , gerek yok." Yataktan doğrulup kolundaki serumu çıkardı.
" Beyefendi ne yapıyorsunuz, yatar mısınız lütf-" dememe ramak kalmadan bacağında doku zedelenmesi olmasına rağmen zar zor yürümeye başladı. Hızla ona yetişip önüne geçtim.
" Peki, böyle olmayacak yardım edeyim o zaman." Kolundan tutup yürümesine yardım edecektim ama kendini çekince zorlamak istemedim. Acil servise geri dönünce etrafa göz atıyordum ki gördüğüm şeyle durakladım. Birisi cüzdanını unutmuştu ama kimdi?

Oradaki bir kaç kişiye sordum kimin olduğunu öğrenmek için.Burdaki kimsenin değildi cüzdan. İstemeyerek de olsa içini açtım cüzdanın. Bir erkek cüzdanı olduğu dışından anlamıştım ama kimlikle daha iyi anladım. Kimlikteki fotoğrafa bakınca tedavi ettiğim hastanın olduğunu anlamak zor olmadı.Daha fazla karıştırmamak için cüzdanı alıp ne yapacagim diye düşünmeye başladım.
Cüzdanı cebime koyup hemen oturduğum yerden kalktım. Saat 16.49 ' di ve çıkmama 11 dk vardı. Hızla acil servise geçtim Canan'ı bulmak için. Etrafa göz gezdirecektim ki Canan'ı görünce derin bir nefes verip korkutmak için yavaşça yürüdüm arkasından.
" Canann , balımm , hayatı-"
"Salak beni korkuttun! Kızım niye arkamdan geliyorsun sen ?" Yüzüme muzdarip bi ifade yerleştirip konuşacaktim ama Canan ne diyeceğimi anlamış olacak ki pek minnoş olmayan bakışlarını bende gezdirmeye başladı.
" Çıkacaksın dimi" deyince hızlıca kafamı salladım.
"Tamam ama bak dikkatli git eve gidincede bana haber ver" deyince sıkıca sarıldım Canan'ıma.
" Seni çok seviyorum fındığım." Kocaman gülümseyip sarıldıktan sonra üzerimi değiştirip hastaneden çıktım. Şükürler olsun!
Arabama binip şarkı açıp yola çıktım karakola doğru.
***

" Sizi biraz bekletmek zorundayız , cüzdanın sahibi gelmeden sizi gönderemiyoruz maalesef."
Karakolda oturmuş cüzdan sahibi olan beyefendiyi bekliyordum. Ne zamandır erkekler bu kadar geç geliyordu bir yerlere? Polisin dediğine kafamı sallamaktan başka şansım yoktu. Saat 9 'a geliyordu ama beyefendi yoktu halâ. Sıkıntıdan yerimde kıpırdamadan duramıyordum. Etrafta yorulmuş bakışlarımı gezdiriyordum ki cüzdan sahibi beyin oturduğumuz bölüme gayet rahat bir şekilde yürüdüğünü görünce sinirim bozuldu.

Polis ve ben ayağa kalkınca bakışları bize döndü. Bizi fark etmişti şükür. Polise dönüp gidebilir miyim diye soracakken beyefendimiz konuşmaya başladı.
"Selim abi sağol valla iş güçten unutmuşum ya." Gayet rahat bir tavırla karşımdaki sandalyeye oturunca sinirden kendimi yiyebilirdim şuan! Ben insan değil miyim ya?

" Ne demek oğlum Şuraya imza atıp gidebilirsin." Şuan ağzım açık bir şekilde ikisini izliyordum. Bu kadar kolay bir işlem için neden saatlerdir burada oturuyordum?!
İçimdeki sinir küpünü yatıştırıp gereken imzaları attım. Bu sefer sessizliği bozan ben oldum.
" Eve gidebilir miyim acaba?" diye Polise sorunca beyefendinin bakışları bana döndü.Sinir oldum ben bu adama.Polis olumlu anlamda kafa sallayınca çantamı alıp ayağa kalktım. Polise dönüp " İyi akşamlar" deyince bakışları tekrardan bana döndü ne yapıyorsunuz der gibi. Sanane be?!
Artık şuradan çıkmak istiyorum. Hızlı adımlarla çıkışa yürüyordum. Arabamı görünce içim rahatlamıştı. Arabamın önüne gelince arabayı açıp hemen koltuğuma oturdum. Hava karardığı için anahtar yerini göremiyorum. Çantamdan telefonumu alıp flaşını açmak mantıklı fikirdi. Kafamı kaldırıp sağa çevirince camın dibindeki bir çift gözü görünce ne yapacağımı şaşırıp çığlık atınca bi anda kapı açıldı. Hem arabanın içi hemde hava karardığı için kim olduğunu göremem beni daha fazla telaşlandırdığı için çığlığı bastım.
" AAAAAAAAA YARDIM EDİN! KİMSİN LAN?!" Sesimi duyan bir kaç kişi olacak ki polislerden bir kaç tanesi buraya doğru gelince beni tutan kişiye daha sert vurmaya başladım.
Polisler arabanın önüne gelince daha fazla bağırdım. Beni tutan kişinin kim olduğunu bilmeden. Ben gözlerimi korkudan kapatmış bir şekilde avazım çıktığı kadar bağırırken etrafında kimseyi duymuyordum. Duyduğum polis sesinin verdiği cesaretle daha fazla bağırınca zar zor polislerin dediklerini duydum. " Mert abi kusura bakma siz olduğunuzu bilmiyorduk . Sevgilinizi susturmanın yolunu bulmanız zor olacak sanırım" deyip gülüştüler. " Asıl siz kusura bakmayın benim delimin malum bazen kafa gidiyor kavga edince." dedi tanıdık bir ses tonu.
Kafamı korkarak kaldırınca Mert'le göz göze gelmeyi beklemiyordum.Bir kolunu arabanin üstüne atmış bir kolu da bir koluda beni tutuyordu. Maşallah taş gibi kol mübarek. Aramızdaki sessizliği bozan ben oldum ama hıçkırık sesimle, ağlıyorum. Mükemmel!
Yiğit kafasını benimle aynı hizzaya getirip gözlerime bakınca gözlerinin ne kadar güzel olduğunu fark ettim.
Kolundan tutup beni arabadan dışarı çıkardı rahat nefes almam için çünkü nefes nefese kalmıştım." Gel bakalım şuraya otur , su ister misin?" Hayır anlamında kafamı sallayınca artık tamamen sakindim. Nefes alış verişlerim düzene girmiş hemde artık ağlamıyordum.
" Özür dilerim seni korkuttum , yapabileceğim bir şey varsa lütfen söyle Arven ". deyince bakışlarımı yerden ona çevirdim. Nereden biliyordu lan benim adımı?
" Hayır gerek yok , İyiyim ben.İyi akşamlar" Oturduğum yerden kalkıp arabama bindim hemen arabamın yanında oturduğum için hızlıca kalkmıştım zaten.
Koltuğa oturmamı engelleyen şey Mert oldu. " Biraz konuşabilir miyiz Arden Hanım?" Kolumu tutuyordu ama zarar vermemek ister gibi çok naif tutuyordu. Bakışlarımı kolundan yüzüne çevirdim.
" Konuşacak birşey olduğunu düşünmüyorum ayrıca ben iyiyim , teşekkür ederim" sesim ona kıyasla oldukça sakindi.Sitem eder gibi bakıyordu bana. Bakma öyle.
" Size teşekkür edemedim izin verin telafi edeyim." Aramızda mesafe oldukça azdı ama beni rahatsız etmemek için sürekli olarak kendini benden uzaklaştırıyordu.
" Gerçekten sorun yok , önemli değil zaten. Ben gideyim artık iyi akşamlar." Artık ısrar etmeyi bırakmıştı istemediğimi anlayarak. Arabaya binip evime doğru yola çıktım.
***
Güne gözlerimi berbat bir alarm sesiyle açmak korkunç ama çalan zil sesiyle açmak daha ileri bir boyut. Bu kış günü sıcacık yatağımdan çıkmak eziyet olsada kapıya doğru söylene söylene ulaştım. Kim gelmiş olabilirdi ki?
Yaşadığım şehirde ailem olmadığı için Canan'ın gelmiş olabilme ihtimaline karşı kapıyı açınca karşımdaki kişi Canan değildi , kuryeydi. Ben birşey sipariş etmedim ki. Gözlerimi kuryeden ayırıp elindeki şeye çevirince bunu beklemiyordum. Bir buketti ama en sevdiğim çiçeklerden oluşan bir buket.
"Bu size Arden Hanım. Şuraya imza alabilir miyim?" Hemen kağıtta gösterilen yere imzamı attım çünkü şaşkınlıktan ne yapacağımı bilmiyordum. Canan özel günler dışında bana çiçek almazdı ve Canan dışında kimseyle pek te bir irtibatım yoktu. Kurye gidince kapıyı kapatıp hemen odama geçtim. Çiçeğin her tarafını izceliyordum ki gözüme bir kağıt parçası takılana kadar. Heyecanla notu açıp okumaya başladım.

"Merhaba Arden Hanım..
Tanışmamız pek de iyi olmadı ancak teşekkür ederim herşey için. Eğer beni affedersiniz lütfen bu çiçeği kabul edin.Selametle!
Mert Yılmaz

'"""

Devam edecek...