1. bölüm · Gümüş çizgi
Çağrı 🌙
Rüzgâr, Larissa'nın göğsünün altına kadar uzanan kumral saçlarını savururken gökyüzüne baktı. O gece gökyüzü normal değildi. Yıldızlar yerlerinde duruyordu ama sanki görünmez bir el geceyi ikiye ayırmıştı. Ufuktan aya kadar uzanan gümüş bir çizgi karanlığın içinde parlıyordu. Larissa gözlerini kırpıştırdı. Çizgi kaybolmadı.
"Bu da ne..." diye fısıldadı.
Telefonunu çıkarıp gökyüzünün fotoğrafını çekti. Ekrana baktığında her şey normal görünüyordu. Tekrar başını kaldırdı. Gümüş çizgi hâlâ oradaydı. Kalbi hızlanmaya başlamıştı.
Tam o sırada arkasından babasının sesi duyuldu.
"Larissa! Hava soğuyor, içeri gel!"
"Geliyorum!"
Kapıya yöneldiği anda kulağının dibinde ince bir fısıltı yankılandı.
"Seni bekliyoruz."
Olduğu yerde dondu. Hızla arkasına döndü. Bahçe bomboştu. Rüzgâr ağaçların yapraklarını hafifçe sallıyordu. Başını iki yana sallayıp kendi kendine gülümsedi.
"Herhalde çok fazla fantastik kitap okuyorum."
İçeri girip kapıyı kapattı ama o fısıltı gece boyunca zihninden çıkmadı.
Ertesi sabah alarm sesiyle uyandı. İlk işi perdeyi açmak oldu. Gökyüzü masmaviydi; dün geceki gümüş çizgiden eser yoktu. Derin bir nefes aldı.
"Demek gerçekten hayal gördüm."
Hazırlanmak için banyoya geçti. Makyajını yaptı, saçındaki büyük bigudileri çıkarıp hacimli dalgalarını düzeltti. Siyah bol paça pantolonunu, beyaz bluzunu ve deri ceketini giydi. İnce kolyelerini, halka küpelerini ve yüzüklerini taktıktan sonra aynaya son kez baktı.
"Harika."
Kahvaltısını yaptı, kulaklığını taktı ve evden çıktı. Sabahın serin havasında her şey oldukça normal görünüyordu. Taş sokaktan geçerken telefonundaki müziğin ritmine ayak uyduruyordu.
Tam o sırada küçük bir çocuk hızla üzerine doğru koştu.
Çarpışacaklarını sandı.
Ama çocuk...
Sanki Larissa'nın içinden geçmişti.
Şaşkınlıkla arkasını döndü. Sokakta kimse yoktu. Kalbi göğsüne vuruyordu. Gördüğü şeyin gerçek olduğuna inanmak istemiyordu.
Telefonu titredi.
Bilinmeyen bir numaradan mesaj gelmişti.
"Artık bizi görebiliyorsun."
Mesajın altında bir adres vardı.
Ve tek bir cümle...
"Gece yarısı gel. Tek başına."
Larissa mesajı silmeye çalıştı.
Olmadı.
Tekrar denedi.
Yine olmadı.
Mesaj, ekranda hiç gitmeyecekmiş gibi duruyordu.
Tam o anda ensesinde buz gibi bir nefes hissetti.
Yavaşça arkasını döndü.
Sokağın sonunda siyah paltolu uzun bir adam durmuş, gözlerini ondan ayırmadan bakıyordu. Rüzgâr paltosunu savururken dudaklarında belli belirsiz bir gülümseme oluştu.
"Geç kaldın, Larissa."
Larissa'nın onu daha önce hiç görmediğine emindi.
Ama içinde tarif edemediği tuhaf bir his vardı.
Sanki...
Bu adam onu yıllardır tanıyordu.
