3. bölüm / 3
Gülden KüleAtlas Arel Kaya
Bölümler 3Şu an: Atlas Arel Kaya
Bu aramayla eşleşen bölüm bulunamadı.
Uyandığımda bilmediğim bir yerdeydim, tüm ışıkların açık olması gözlerimi acıtıyordu. Yüzümü buruşturdum ve etrafı incelemeye çalıştım, çok özenli bir oda değildi üzerinde oturduğum siyah koltuk ve karşıdaki televizyonun dışında pek bir şey yoktu. Tek ilgimi çeken duvardaki tablolar olmuştu, odanın ruhsuzluğuna uyum sağlayan siyah tonlu bir tabloydu. Muhtemelen bir gezegen çizimiydi fakat ne olduğunu anlamamıştım. Bir süre daha etrafı inceledikten sonra uyku sersemliğini sonunda üzerimden atıp olanların farkına varabilmiştim. Yaşadığım farkındalıkla çığlık atmam bir oldu.
“Neredeyim ben, kim getirdi beni buraya?” Sorular sorup bağırıyordum, çünkü aklıma başka yapabileceğim bir şey gelmiyordu. Hiç bilmediğim bir yerdeydim ve etrafımda kimse yoktu…
Yavaşça ayağa kalkıp kapıya yönelirken aniden kapı açıldı, korku ve tedirginlik içinde kapıyı. Açan kişiye baktım. Hiç tahmin edemeyeceğim biriydi… Sabah bana çarpıp kaçan, sonrasında hiçbir şey olmamış gibi dükkana gelen adam karşımdaydı.
“Uyandın demek?” Dedi oldukça sakin bir tavırla söylemesi beni daha da tedirgin ediyordu. Şuan burada olan hiçbir şey benim için normal değildi, kaçırılmış olamazdım çünkü oldum olası bu tarz şeylerin sadece filmlerde olacağına inanmıştım. Peki bu garip, hakkında hiçbir şey bilmediğim adamın benimle derdi neydi?
“Sen kimsin, benden ne istiyorsun?” Dedim sert bir tavırla ve adamın üzerine bir adım attım. Bana dalga geçercesine baktı ve ellerini havaya kaldırdı.
“Sakin ol şampiyon, senden istediğim hiçbir şey yok. Benim işime burnunu sokan sensin.” Aynı sakin tavırı ile konuşmaya devam etmesi sinirlerimi bozuyordu. Kaşlarımı çatarak yüzüne baktım.
“Sen kendini ne sanıyorsun ya? Beni buraya izinsiz bir şekilde getirdin. Yaptığın şeyin suç olduğunu bilmiyor musun? Hem kimsin nesin sen, ben senin işine nasıl burnumu sokmuş olabilirim?” Bir hışımla sorduğum tonlarca soru onu eğlendiriyor gibi görünüyordu, ciddiyetsiz ifadesiyle beni izlemeye devam ediyordu.
“O zaman ben bir suçlu muyum? Seni kaçırdım falan…” yüz ifadesi gibi sözleri ile de benimle dalga geçiyordu. Sinirlenerek onu süzerken cebindeki telefonu fark ettim. Daha o ne yaptığımı anlayamadan ışık hızında telefonu cebinden çekip odanın köşesine koşturdum.
“Polisi arayacağım, onlarla da dalga geçersin!” Sinirle telefonda acil durum aramasına giriyordum ki yanıma yaklaştı ve telefonu elimden çekip havaya kaldırdı, şaşkınlıkla havada tuttuğu telefona bakıyordum, zıplayıp almayı denesemde olmadı çünkü benden gerçekten oldukça uzundu.
“Polisi falan arayamazsın.” Net ve tok çıkan sesi ürkmeme ve bir adım geri çekilmeme sebep olmuştu. Aniden ceketinin iç cebine gitti eli, bende onu tedirginlikle izliyordum. Elini cebinden çektiğinde elinde tuttuğu kartı bana gösterdiğinde ne olduğunu anlamaya çalışıyordum.
“Eğer polise çok ihtiyacın varsa, yanında.” Şaşkınlıkla bana uzattığı polis kartına bakıyordum, şaşkınlığıma bakıp dalga geçercesine gülümsedi ve tekrardan kartı cebine koyup elini uzattı.
“Başkomiser, Atlas Arel Kaya.” Dediğinde şaşkınlıkla uzattığı elini sıktım ve anlam veremeyerek yüzüne baktım.
“Güneş Yalın…” diyebildim kısık çıkan sesimle. Kısa bir el sıkışmadan sonra şaşkınlıkla ona bakmaya devam ediyordum. Bu adam başkomiserse benimle ne işi vardı?
Bölüm etkileşimi
