15. bölüm · Güç Uyanıyor

Bölüm 15-Troll Meydanı keşfi

Hasan Tubalılar

Hasan etrafına bakınarak, “Harston… Troll Meydanı mı?” dedi.

Ruh başını salladı. “Evet. Beni takip et. Normalde hiçbir insan buraya giremez.”

Merdivenler halinde yükselen küçük taş evler ve satış yerleri meydanı dolduruyordu. Etraflarında farklı boyutlarda troller dolaşıyordu.

Ruh konuşmaya devam etti: “Belirli bir seviyeye ulaştığında ben burada troll formunda kalacağım. Bazı şeyleri artık kendin yapman gerekecek.”

“Anladım,” dedi Hasan.

Tam o sırada yanlarına birkaç troll yaklaşmaya başladı.

“Bu yabancı kim? İnsan mı bu?”

Ruh sakin bir sesle konuştu. “Sevgili dostlarım, o yeni troll avcımız… Hasan.”

Hasan hafifçe elini kaldırdı. “Merhaba.”

Troller homurdanmaya başladı.
“Bizi bir insan mı koruyacak? Bu aptallık!”
“Koruyucu olamaz bu!”

Ruh tekrar söz aldı. “Saçma geldiğini biliyorum ama o gerçek bir avcı.”

Troller aynı anda bağırdı: “Kanıtlasın!”

Ruh başını Hasan’a doğru eğdi. Hasan mesajı anladı ve gücünü açtı. Enerji etrafa yayıldı. Troller bir anda sessizleşti.

“Peki… tılsımı nerede?” diye sordular.

Ruh cevap verdi: “Henüz tılsımını almadı.”

“Saçmalık!” diyerek dağıldılar.

O sırada iri yapılı bir troll öne çıktı.

“Bu, babama aitti,” dedi. “Babam göçtü. Şimdi gücünü devretmeliydi.”

Hiç uyarı vermeden Hasan’a sert bir yumruk attı. Hasan yere savruldu. Refleks olarak kalkanını açtı.

Ruh sertçe seslendi: “Tamam Drol, yeter!”

Drol alaycı bir şekilde güldü. “Bu et torbası iki güne ölür.”

Arkasını dönüp gitti.

Hasan ayağa kalkarken nefesini toparladı. “Gücüm hâlâ çok ağır tepki veriyor.”

Ruh cevapladı: “Çünkü gücünün sadece yüzde yetmişi geri geldi.”

Hasan başını salladı.

“Benimle gel,” dedi Ruh.

Bir süre yürüdükten sonra başka bir troll yanlarına geldi.

“Selam Blinki.”

“Selam Arthur,” dedi Ruh.

Hasan şaşkındı. “Ruh… senin adın yoktu. Az önce sana Blinki dedi. Bir de neden bizi takip ediyor?”

Blinki hafifçe gülümsedi. “Adım var, sadece söylemek istemedim. Arthur benim en iyi dostum. Bundan sonra eğitiminde o da olacak.”

“Anladım.”

Birlikte yürümeye devam ettiler ve büyük bir arenaya ulaştılar.

Blinki kollarını açtı. “Kahraman hocana hoş geldin Hasan.”

“Hoş bulduk.”

“Bundan sonra eğitimler burada yapılacak.”

Blinki arenanın karşısına geçti. “Arthur, biraz geri çekil.”

Arthur geri adım attı. Blinki yanındaki düğmeye bastı.

Bir anda arenanın dört bir yanında dev bıçaklar, alev püskürten mekanizmalar ve savaş maketleri ortaya çıktı. Hasan gücünü açtı ve hepsiyle savaşmaya başladı.

Tam o sırada bir troll yaklaştı.

“Blinki!”

Blinki hemen düğmeye bastı ve tüm silahlar durdu.

“Bu tantana da ne?” diye sordu troll.

“Genç avcıyı eğitiyordum,” dedi Blinki.

“İzlemek isterim.”

Tam o sırada Drol tekrar ortaya çıktı. “Belki gerçek bir dövüş daha iyi olur.”

Troll başını salladı. “İyi fikir. Dövüşün.”

Drol anında saldırdı. Hasan hazırlıksız yakalandı ve sert bir yumrukla arenanın köşesine savruldu. Duvarın yanında boşluğa doğru sürüklendi. Bir an kendini uçurumdan sarkıyormuş gibi hissetti.

Drol yaklaşmadı bile. Sadece güldü.
“Bundan mı avcı olacak? Ona Ezik Hasan desek daha doğru.”

Oradan uzaklaştı.

Blinki hızla Hasan’ı kurtardı ve diğer trollün yanına götürdü.

Troll ciddi bir sesle konuştu: “Gerçek kararı Görücü verecek. Görücüyü çalıştır.”

Blinki tereddüt etti. “Henüz erken… ama sen bilirsin Vendıl.”

Yerde parlayan troll ayak izleri belirdi. Karşılarında dev bir troll heykeli yükseldi.

Vendıl Hasan’a döndü. “Et torbası… heykelin ağzına elini sok.”

Hasan tedirgin oldu. “Elimi geri alabileceğim değil mi?”

“Bu sınavın bir parçası, Troll Avcısı.”

Hasan heykelin üzerine çıktı ve elini ağzına soktu. Heykelin ağzı aniden kapandı. Hasan acıyla bağırdı.

Bir dakika sonra ağız tekrar açıldı. Heykelin gözleri gri ışıkla yanıp söndü.

Hasan yere atladı. “Eee… ne oldu?”

Vendıl sakin bir şekilde konuştu. “Yanıt vermedi.”

“Ne demek yanıt vermedi? Bir daha elimi sokmam!”

“Bu sadece zamanının gelmediği anlamına gelir,” dedi Vendıl. Ardından arkasını dönüp yürüdü. “Umarım sonucu görecek kadar yaşarsın, avcı.”

Sessizlik oluştu.

Hasan Blinki’ye baktı. “Şimdi ne yapacağız?”

Blinki iç çekti. “En iyisi bugünlük eve dönmen. Senin için çok yorucu geçti.”

Arthur’a döndü. “Dostum, uzun süre kalamayacağım. Yarın tekrar görüşürüz.”

“Görüşürüz Blinki.”

Hasan ve Blinki meydandan ayrıldı. Dışarı çıktıklarında Hasan onu tekrar ruh formuna dönüştürdü ve eve döndüler.

Hasan akşam ailesiyle vakit geçirdi, biraz oyun oynadı ve saat 00:23’te uykuya daldı.

BÖLÜM SONU