12. bölüm · Güç Uyanıyor

Bölüm 12- beyaz papatya

Hasan Tubalılar

Hasan bir anda kendini Gölge Âlem’de buldu. Etraf karanlıktı. Önünde Oğuz duruyordu.

Oğuz ona soğuk bir bakış attı.

“Peki… neden yalan söyledin?” dedi.

Hasan şaşırdı.
“Ben sana yalan söylemedim.”

Oğuz başını eğdi.
“Emin misin?”

Tam o sırada Oğuz’un arkasından Magrin ortaya çıktı.

Hasan refleksle saldırdı ve Magrin’i oracıkta öldürdü.

Hasan nefes nefese kaldı. Etrafına baktı.

Bir anda gözlerini açtı.

Hâlâ hastanedeydi.

“Galiba sadece bir kabustu…” diye mırıldandı.

Saatine baktı.

03:16

Tekrar uyumaya çalıştı ama gördüğü rüya onu rahatsız ediyordu.

Tam o sırada kapı açıldı.

Hasan’ın annesi ve babası içeri girdi.

Babası konuştu:

“İçimiz rahat etmedi. Senin için endişelendik. Arabaya atlayıp hemen geldik.”

Hasan hafifçe gülümsedi.

“Sağ olun.”

Annesi ona baktı.

“Sen neden hâlâ uyumadın?”

“Uyuyamadım,” dedi Hasan.

Yaklaşık 30 dakika sonra herkes uyumuştu.

Ertesi Gün

Sabah olunca Hasan’ın annesi ve babası işe gitti. Ablası ise okula.

Hasan uyandı ama hâlâ kendini kötü hissediyordu.

Telefonunu aldı.

Saat 10:30.

Nur’u aramaya karar verdi.

Telefon çaldı.

“Efendim?” dedi Nur.

“Alo Nur.”

“Evet Hasan?”

“Ne zaman geleceksin?”

“Birazdan gelirim.”

“İyi bari. Seni bekliyorum.”

“Tamam.”

Hasan telefonu kapattı ve beklemeye başladı.

Yaklaşık 15 dakika sonra Nur geldi.

“Hoş geldin,” dedi Hasan.

“Hoş bulduk.”

Nur hemen konuya girdi.

“Hadi işe koyulalım.”

Hasan başını salladı.

“Nur, kara tozu bulmanın bir yolu geliyor mu aklına?”

“Hayır. Kitapta bir şey yazıyor mu?”

“Hayır… ama bazı çizimler var.”

“Ne çizimi?”

“Troller var. Arkalarında büyük bir kristal var ama…”

Hasan başını salladı.

“Neyse, konumuza odaklanalım. Kitapta işe yarar bir şey yok.”

Nur iç çekti.

“Keşke ruh burada olsaydı.”

Hasan bir anda bir şey hatırladı.

“Dur! Senin eğitmenin ruh ile konuşsana. Belki onda kara toz vardır.”

Nur’un gözleri parladı.

“Doğru ya!”

Nur hemen ruhunu çağırdı.

Bir anda ruh ortaya çıktı.

“Ne istiyorsunuz?” dedi.

Hasan konuştu.

“Bize kara toz lazım. Nereden bulacağımızı biliyor musun?”

Ruh bir süre sessiz kaldı.

“Bende var,” dedi sonunda.
“Ama dikkatli kullanın. Bu toz zor bulunur.”

Nur başını salladı.

“Kabul ediyorum.”

Ruh kara tozu verdi ve kayboldu.

Nur tozu Hasan’a gösterdi.

“Artık sadece Beyaz Papatya’yı bulmamız gerekiyor.”

Hasan ayağa kalkmaya çalıştı.

“Geliyorum.”

Nur hemen onu durdurdu.

“Hayır. Sen burada kal. Dinlen.”

“Ama—”

“Amalar yok.”

Hasan tekrar yatağa uzandı.

“Tamam…”

Nur hastaneden çıktı.

Kendi kendine düşündü.

“Yüksek bir yere gitmeliyim.”

Otobüse bindi.

30 dakika sonra indi.

Sonra 15 dakika daha yürüdü.

Sonunda uygun bir yer buldu.

Kitapta yazan şekilde yere büyü çemberi çizdi.

Elindeki kara tozu çembere dökmek üzereydi.

Tam o sırada ruhun sözleri aklına geldi.

“Dikkatli kullan…”

Nur kısa bir an durdu.

Sonra omuz silkti.

Ve tozu döktü.

Bir anda büyük bir patlama oldu.

Nur geriye savruldu.

“Umarım çıkmıştır…” diye mırıldandı.

Ayağa kalktı.

Ve gördü.

Yerde Beyaz Papatya duruyordu.

Hemen aldı.

“Başardık.”

Hızla Hasan’ın yanına dönmek için yola çıktı.

Hastane

Hasan bekliyordu.

Telefonu çaldı.

“Alo?”

Nur konuştu.

“Buldum.”

“Gerçekten mi?!”

“Evet. Yoldayım.”

“Saat geç oluyor. Çabuk gel.”

“30 dakikaya oradayım.”

Telefon kapandı.

Yaklaşık 30 dakika sonra Nur hastaneye geldi.

“Geldim!” dedi.

Hasan heyecanlandı.

“Çabuk!”

Nur papatyayı uzattı.

Hasan çiçeği eline aldı.

Bir anda Hasan’ın vücudundan siyah çizgiler çıkmaya başladı.

Çizgiler papatyaya doğru ilerledi.

Papatya yavaş yavaş siyaha dönmeye başladı.

Bir süre sonra çizgiler durdu.

Papatya tamamen kararmıştı.

Hasan’ın vücudu parlamaya başladı.

Gözleri mavi ışıkla parladı.

Hasan havaya yükseldi.

Bir süre sonra yere indi.

O anda ruhu tekrar gördü.

Ruh ona baktı.

“Başardın.”

Hasan gülümsedi.

Ama bir şey fark etti.

“Gücüm… tamamen geri gelmedi.”

Bölüm Sonu