4. bölüm · GÖZYAŞI KRİSTALLERİ

3. Duyguların katli

Meri Rasiha

Olanİnsanoğlu ; hepsi bir anneden doğan
değerli varlıklar.

Ben o değerlerin arasında yoktum

Karşılıksız sevgi mümkün bile değildi birine ne zaman istediğini verirsen o zaman sevgi görürdün.

Kıymete binerdin. Dünya, bir gün bile katlanmak istemediğim bir çöplüktü beni aciz kılan bu ruhumuda alıp bu diyardan gitmekti derdim.

Ölüm en cazip yoldu.

Ama bunu engelleyen bir şeyler vardı.

Tam 4 dakika önce bir organ mafyası ile 6 aylık bir sözleşme imzalamıştım.

Bu adam neden beni seçmişti eli her silah tutanı nişancısı yapmadığı belliydi neden ben?.

Gözleri'nin önündekini görmeyen aptal'ın tekisin.

Hemen yanımda oturan , adının Meltem olduğunu öğrendiğim kadın'ın
avukat olmasına şaşmamalıydı.

Koyu ve sert bakışlara sahipti.

Boğazını temizleyerek sözleşme. kağıdında okuduğum kuralları tekrar bana açıkladı.

" 6 aylık bu süre zarfında Alkan'a ihanet etmeyeceğine, dışarı bilgi sızdırmayacağına , görev esnasında her ne olursa olsun kendi canın tehlikede olsa bile plandan şaşmayacağına " durup soluklandı

Bu kurallar nereye doğru gidiyordu böyle , ihanet etmek gibi bir planım yoktu. kişi her adımını kendi çıkarı için atardı benim bir çıkarım yoktu.

" işkenceye maruz kalsan bile heart ile ilgili tek kelime etmeyeceğine ve asıl isimlerimizi açık etmeyeceğine dair bir imza attın Alaca , biz sadakat istiyoruz ".

Yüzümde muzur bir ifade oluştuğunda
Kendimden emindim ellerimi ahşap masaya yerleştirdim ve masada oturanlar da tek tek gözlerimi gezdirdim " Size istediğinizi vereceğim" bakışlarım 2 saniyeliğine olsa da Alkan'a takıldığında tekrar Meltem'e döndüm.

Meltem söylediklerimden memnun olmuş olsa gerek
dudaklarına yayılan gülümseme ile
masaya dağılan evrakları ve benim önümde duran sözleşmeyi alarak bir dosya'ya koydu.

" Güzell, zeki bir kadınsın Alaca , senin yerinde olsam bende kurallara uyardım . Aksi takdirde olacakları biliyorsun ölüm ile cezalandırılırsın".

Ölüm korktuğum son şey bile değildi.

Meltem evrak çantasını eline alarak bize bir baş hareketi yaparak salondan ayrıldı ardından duyulan tek ses topuklularının tıkırtılarıydı.

Önüme döndüğümde Alkan bana bakıyordu.

Hiç çekinmeden " Beni Anneme götür onu görmek istiyorum ".

Alkan oturduğu sandalyeyi geriye sürterek ayağa kalktığında " Şuan dışarı çıkman mümkün değil eminim her yerde seni arıyorlar ".

Cebinden telefonunu çıkarttığında bir numara tuşladı.

Söylediklerimi umursamadığını düşünerek neredeyse ona öfke kusacağım sırada telefonu bana uzattı
" Sadece bunu yapabilirim " .

Koyu harelerine baktığımda her seferinde göğsümün içinde bir elektrik akımı hissediyordum.

Elinden telefonu aldığımda annem Füsun'un sesi duyuldu " Alaca iyimisin"sesinde endişe vardı.

Oturduğum yerden kalktığımda
" İyiyim" Sormamasına rağmen "Alkan'nın evinde kalacağım bir süre,sen nasılsın ".

" İyiyim sorun yok sen kendine dikkat et " dedi.

Önüme gelen bir tutamı kulağımın arkasına sıkıştırdım " En yakın sürede seni görmeye geleceğim ".

Konuşmamız çok uzun sürmediğinde telefonu kapatarak Alkan'a uzattım.
Alkan telefonu elimden alarak cebine koyduğunda " Bu arada kendi telefonunu verir misin ".

Neden istediğini sorgulamadan telefonumu çantamdan çıkarıp ona verdiğimde
bir kerette sim kart yuvasını açarak kartı parmaklarının arasında kırdı.

Telefonu bana geri uzatırken " Artık yeni bir hatta ihtiyacın olacak ".

O sırada Işıl " Ne bu kasvet dağıtın şu başınızda ki kara bulutları " Işıl koluma girerek beni üst kata yönlendirdi " Seni odana yerleştirelim".

Alkan'dan ayrılarak 3. Kata çıktığımızda uzun koridorda ki uzun halının üzerinden geçiyorduk Işıl " 1.katı gördün orada mutfak , salon , depo falan var 2. Katta ise Alkan ve Esir'in ofisi ".

Adını duyduğum ve hâlâ tanışamadığım adam kimdi.

Koridorda yürürken " Esir'de kim ".

Dertli bir nefes verdi Işıl " Kuzen'in sağ kolu , ve aramızda kalsın çok yakışıklı" .

Sanırım kuzen dediği Alkandı ve ben onları anlıkta olsa sevgili falan sanmıştım iyiki bunu dile getirip kendimi rezil etmemiştim.

Düşünmesi bile utanç verici.

Beyaz oymalı bir kapı'nın önünde durduğumuzda Işıl kapıyı açtı. İçeri adımladığımda gözlerim etrafta gezdi.

Odanın tam ortasından çift kişilik büyük bir yatak vardı yanlarında komidinler .

Odada ilerlediğimde tuvalet olduğunu düşündüğüm kapıyı araladığımda bir kıyafet odası ile karşılaştım.

Işıl o sırada yanımda durdu " Tabii şu an pek mümkün görünmese de Seninle istersen bir ara alışverişe çıkabiliriz, şimdilik kendi kıyafetlerimden sana verebilirim".

Oldukça iyi ve neşeliydi.

Bu benim bile Yüzümü gülümsetmişti.

Odaya girmemiz ile yarım kalan konuşmamızı devam ettirmek istedim Çünkü merak ediyordum" Peki ya bu kat, çalışanlar için falan mı".

Işıl geniş camın önündeki koltuğa oturdu " Saçmalama, bu katta Alkan, yakın çevresi ve kıymetli çalışanları kalır seni bu kata almasına sevindim, bende koridorun sonunda ki odada kalıyorum".

" Bu arada yerinde olsam çok ses çıkarmam çünkü Alkan hemen yan odanda ".

Beni hem kendi kaldığı kata bir de yan odasınamı almıştı.

Kendini böyle ucuz şeyler ile değerli sanma sen sıradan bir nişancısın.

Doğru söylüyordu eminim ki yanlış bir şey yapmamı engellemek ve gözünün önünde durmam için bunu yapmıştı anlam yüklemek saçmaydı.

" Her neyse kafanı şişirmek istemiyorum ben çıkayım eminim ki duş almak istiyorsundur sana birazdan kıyafet getiririm " ayağa kalktı.

" Teşekkür ederim Işıl çok naziksin".

Bu oda , bu ev gördüğüm bu muamele, bana fazla geliyordu sanki bunları hak etmiyormuşum gibi . Ben Sonuçta bir katildim değil mi bunları hak etmiyordum.

Işıl söylediklerime gülümseyerek karşılık verdiğinde odadan çıktı ve kapıyı arkasından kapattı.

Bu büyük oda da yalnız kaldığımda omuzumdaki çantamı çıkartarak yatağın üstüne bıraktım.

Ben artık burada kalacaktım ve bunlara ayak uydurmam gerekiyordu.

Giyinme odasının hemen yanındaki kapıyı açtığımda geniş bir banyo beni karşıladı . Kendi evimdeki odam bile bu banyodan küçüktü.

Oyalanmayarak kapı yı kitledim üzerimde ki kıyafetleri çıkardım ve çamaşır sepetine attım.

Sıcak suyu ayarladığımda stresten ve gerginlikten kasılmış kemiklerimin gevşediğini hissediyordum.

Duşa kabinde yere çöktüm sırtımı soğuk duvara dayadığımda bacaklarımı kendime doğru çektim.

"Şurada ne yazdığını görmüyormusun"

" 2. Sınıftasın hâlâ yanlış okuyorsun"

Çocuk uğultuları "salak, Alaca salak Alaca".

" Bizimle nehir kenarına gelmek istermisin".

" Hayat için fazla korunmasızsın "

" Baban gitti bir daha gelmeyecek ağlamayı kes DUYDUNMU".

" Sen mi yapacaksın ha ha güldürme beni".

"DURR" diyerek bağırdım nefesim kesilirken göğsüm hızla inip kalkıyordu ve o durmuyordu.

Ha ha ha ne oldu dayanamıyormusun Tüm bunları unuttuğumu mu sandın?.

Gözyaşlarım yanaklarımdan süzülürken canım yanıyordu, göğsümün tam orta yeri .

Başımı ellerimin arasına aldım ileri geri sallandığımın farkında bile değildim " Yalvarırım sus ne olur " .

Acı çekmem onu tatmin ediyordu ve ben ona engel olamıyordum.

Onu susturamıyordum.

" Ne oldu yalnızmı kaldın yine, hiç mi arkadaşın yok "..

Gözlerimi dehşet içinde açtığımda duvara bir yumruk geçirdim sızlayan elimin acısını hissetmiyordum bile .

Hakimiyetin bende olduğunu öğrenmesi gerekiyordu , hissetmek istemiyordum artık.

Ayağa kalkarak hızla suyu kapattığımda bir bornoz aldım el çabukluğu ile üstüme geçirdiğimde kuşağı bağladığım gibi daha banyodan çıktım.

Uzun zamandır içmediğim ilacımı içme zamanı gelmişti titreyen ellerim ile ilaç tabletini çantamda buldum ve bir tane ağzıma attım ve çantamda ki su ile de hapı yuttuğumda, boğazıma takılmasını umursamadım.

Duyguların bastırılmaması gerektiğini düşünüyordum.

Yanlışmış.

-

Parmaklarımın arasında ki sigarayı dudaklarıma götürdüğümde dumanı içime çektim.

Açık camdan gelen esinti saçlarımın dalgalanmasına neden olurken hava kararmıştı odanın tıklatılan kapısı ile
" Gel " diyerek seslendim.

Kapı açıldığında dudaklarımı aralayarak dumanı havaya serbest bıraktım ve bitmek üzere olan sigarayı küllüğe bastırarak söndürdüm.

Gelen Işıldı beni baştan aşağı süzdü
" Vay bee bu elbise sana, benden daha çok yakışmış fıstık gibisin".

Üzerimde ise sadece vücudumu saran yırtmaçlı siyah bir elbise vardı ve gerçekten sıradan dı.

Açık olan camı kapattım " O kadar da abartılacak bir şey değil ".

Kapıyı kapattı ve bana doğru ilerledi
" Saçmalama, tam nişancı tipi var sende ".

Işıl'ın söyledikleri ile kıkırdadım
" Kaç saattir camın önünde sigara içiyorsun? , aşağı inelim de bir şeyler ye".

Yeşil gözleri yalvarırcasına bana baktığında " Hem diğerleri ile de tanışırsın" Onun bu tavrına karşılık pes ettim " Pekala ".

Işıl ellerini çırparak " Harikaa".

Birlikte odadan çıktığımızda asansöre yöneldik bu evde bir asansör'ün olması cidden ayrıcalıktı yoksa basamak çıkarken ölecektim.

Asansör bu kattaydı o yüzden hiç beklemeden bindiğimiz de ışıl 1 yazan tuşa bastı o sırada gözüm 0 yazan tuşa kaydı yani bodrum orada ne vardı.

Işıl'a bunu sormak için döndüğümde aynada cebinden çıkarmış olduğu ruju dudaklarına yediriyordu " Bodrum da ne var ".

Işıl işini bitirip rujun kapağını kapadığında gözleri beni buldu
" Alkan'ın yüzme havuzu ve ufak bir bilardo salonu".

Asansör durup kapıları açıldığında indik.

Bu adam'ın enterasan zevkleri vardı.
Gerçi yüzme havuzu geniş omuzlarının sebebini açıklıyordu.

"Alkan eski yüzücü ama amcam hayattayken onu engellemek için elinden geleni yapmıştı ama Alkan devam etti her katıldığı olimpiyatta birincilik elde etti" sözlerini dikkatle dinlerken veranda'ya açılan kapıya doğru yürüdük.

" Ahh her neyse Alkan isterse anlatır zaten , beni kesmesini istemiyorum ".

O sırada verandaya çıkmıştık ve çıktığımız gibi masada oturan bütün gözler bize döndü daha doğrusu bana.

Dudaklarıma yalancı bir gülümseme yerleştirdim.

Bulduğum boş sandalye ye yürüdüğünde üzerimde ki gözleri hissedebiliyordum tek kelime dahi etmedim sandalyeye oturduğumda

Yanımda ki kumral saçlı kıza baktım
gözleri ela'nın en güzel tonlarını saklıyordu.

Gözlerim o sırada Işıl'a kaydı Alkan'nın solunda oturuyordu .

Masadakilere pek odaklanmayarak tabağıma biraz salata ve bir kaç et parçası aldım duyulan tek ses çatal, bıçak sesleriydi.

Sessizliği ben bozdum " Kendimi tanıtmadım ben Alaca artık birlikteyiz" . Şimdilik birlikteyiz demek isterdim.

Kahverengi saçlarını geriye atmış tanımadığım genç adam
" Sonunda be hiç konuşmayacaksın sanmıştım , ben en son konuşmayı bilmiyorken falan bu kadar sustum".

Sustuğunda bir şey unuttuğunu fark ederek duraksadı "Bu arada barın ben".

Yanımda ki kız bir anda çemkirerek
" Çenen ile kızın başını ağrıttın bile"diyerek göz devirdi " Benim için sorun değil ".

Barın yanımda ki kadına hevesle döndü " Ne oldu peri, winx mi koydu "

Sonra hızla bana döndü. Masadaki diğer yüzler ise mimiksizdi , o hariç .
Esmer bir kadın saçlarının uçlarında ki sarı saç tutamları omuzlarındayken
bir paket rimel harcadığına emin olduğum kirpiklerin altında ki gözler beni sürüyordu.

" Helal be Alaca şimdiden sevdim seni".

Gülümsemekten başka bir şey yapmadım ve ağzıma bir parça et atarak çiğnemeye başladım.

Pek sıcak bir karşılama değildi diğer gözler hâlâ beni deliyordu ağzımda ki parçayı yuttum.

O sıradan masanın başında oturan Alkan boğazını temizledi " Alaca bundan sonra bizim yeni nişancımız" gözleri masadaki yüzlerde gezdiğinde bana döndü " Madem kimse kendini tanıtma gereği duymuyor beni tanıtırım".

Işıl ile tanıştığımız için sağında ki adamdan başladı buğday bir tane sahipti ve oda bana güven vermeyen gözler ile bakıyordu " Esir sağ kolum".

Demek o meşhur Esir buydu , ve işıl'ın dediği kadar vardı ve ışıl'ın bu adama olan bakışları içten içe hayranlığını belli ediyordu.

Alkan, Esir'in yanındaki Barın'ı atlayarak " Kutay" uzun saçlarını arkasında toplamıştı.

Alkan kendi çaprazında ki çakma sarıyı işaret etti "Beliz" Sinsi bakışları tüy ürperticiydi lakin bu bende işe yaramazdı.

Beliz elini kaldırdı ve bana el salladı
" Merhaba tatlım " bu itici tavırlar beni rahatsız etmiyordu tam tersi kahkaha atmama neden oluyordu onu taklit ederek el sağladığımda
" Merhaba canım ".

" Meltem'mi tanıyorsun" Onun yanında ki adam'mı işaret etti
"Alpay doktorumuz, bahçede ufak bir hastane var diyebiliriz ".bu iri yarı adamın doktor olması ilginçti kolları bolon gibiydi.

Yanımda oturan ela gözlü kız " Adımı bilyorum Alkan " dedi ve bana döndü
" Talya ben ".

Beliz araya girerek " Alaca , canım alınma lütfen " diyerek Alkan'a döndü.
Neyden bahsediyordu bu. Kaşlarımı çatarak onları dinlemeye başladım
" Ben varken neden bir nişancı gereği duydun " .

Beni süzerek masa'nın üzerinde ki ellerime baktı " Hem o eller silah tutabilir mi?".

Tek kaşım havaya kalktığında, birazdan ona ne yapacağımı biliyordum. Babam bir polisti ve 10 yaşımdan beri bana atış eğitimleri veriyordu kendisini benden üstün tutması saçmalıktı.

Alkan bilmiş bir tavır ile Beliz'e döndü
" Son görevi hatırlatmamı istermisin Beliz " . Beliz birden telaşa kapılarak etrafa korkak bakışlar attı " Tek hatamda yerime başkasını mı alıyorsun yani ".

" Sen nişancı değilsin Beliz, ben sadece boşlukları dolduruyorum". Alkan oldukça sinirli görünüyordu çattığı kaşlarının arasında ki o ince çizgi kirli sakalları ve koyu hareleri.

Gözlerimi ondan çektiğimde aklımdakileri söze döktüm.

" Bir dakika, madem Beliz kendinden bu kadar emin ufak bir yarışa ne dersiniz " dedim.

Sözlerim dikkat çekmişti.

Masadaki yüzlere baktığım da Beliz duruşunu dikleştirerek bana baktı
" Harika fikir, evet varım".

Alkan dudaklarına çarpık bir gülümseme eklediğinde yüzünde memnun bir ifade vardı
" Pekala çok eğleneceğiz ".

Gözleri beni bulduğunda vücudumda ki elektrik çarpmasını hissediyordum.

Alkan havaya kaldırdığı parmağını şıklattı " Barın cam şişeleri diz, ve tabancaları hazırla".

Barın , Alkan'ı onaylayarak heyecanla masadan kalkarak, gözden kayboldu.

Beliz kendine oldukça güveniyordu ama insan bazen kendisine bile güvenmemeyi öğrenmeliydi.

Öğretecektim.

Bölüm sonu