3. bölüm · GÖZYAŞI KRİSTALLERİ
2.Heart
Alkan Dinçer
Çoğu zaman hayatın yaşanılmaya değer bir yer olduğunu düşünmüşümdür.
Mesela bir insan neden ölmek ister.
İnsanoğlu bilinmezlik ten korkarken neden kendini başka bir bilinmezliğe sürükler.
Bugün adının Alaca olduğunu öğrendiğim o genç kadın.
O beni hatırlamıyordu ve kendini bir bilinmezliği hazırlıyor gibi görünüyordu.
Simasi ise bir gün bile çıkmamıştı benim aklımdan.
Neredeyse her gece düşünmüştüm. Ne olmuştu da o gece o köprüden atlamaya karar vermişti
Asaf bizi tanıştırdığında ilk hissettiklerim onu görmenin şaşkınlığı ve yaşadığını bilmenin umuduydu.
Asaf'tan adresini aldığım bu kızı bir teklif için burada bekliyordum silahla ilgili muhteşem yetenekleri vardı ve bunlardan faydalanmak istiyordum.
Evin olduğu sokağın başında arabamın içinde beklerken bir adamın sert adımlar ile evin bahçesine girdiğini gördüm sanırım babasıydı.
Bir kaç dakika sonra hızla koşarak endişeli bir ifade ile evin bahçesine giren Alaca beni meraklandırmıştı.
Bir şeyler döndüğü belliydi.
evin bahçesindeki ağaçlar yüzünden bahçede olup biteni net göremiyordum.
O yüzden arabayı biraz ileri aldım .
Alaca'nın ve o adamın konuştuğunu gördüm konuştuklarını elbette ki buradan duyamıyordum.
Ama pek iyi şeyler olmadığını görüyordum.
ve o adamın yüzündeki sapkın gülümseme iğrenç bir hal alırken ağlayarak evin kapısından fırlayan kadını fark ettim.
Alaca'nın bakışları o kadar ciddiydi ki bu adamı sözleriyle bile başından savabileceğine inancım tamdı.
Tam da beklediğim gibi Alaca adama bir tekme savuşturduğunda adam yerde kıvranmaya başladı o sırada Alaca ağlayan kadına doğru koştuğunda.
Arabadan indim ve hızlı denebilecek adımlarla oraya doğru yürümeye başladım.
Yerden kıvranan adam ellerinden destek alarak doğrulduğunda elinde beliren silahı arkası dönük olan Alaca ya doğrultuğunda evin bahçesine girmiştim bile.
Silaha tekrar baktığımda adını bile bilmediğim adamın üzerine atılarak bir kerette kavradığım silahı bahçenin öteki tarafına fırlattığımda, genç kadının gözlerindeki öfkeyi görebiliyordum.
Şimdi , babası olmadığına emindim.
Alaca bir hışınla koşarak silahı, bir ağaca dayanmış yalvaran gözler ile bakan adama doğrultu.
Ellerim ceplerime gittiğinde bu iş için doğru nişancıyı seçtiğimi anlamıştım.
Öfke.
Bir yakıt ile eşdeğerdi .
Alevi gösterirsen patlayacak cinsten. Alaca'da bu vardı.
" Bunu daha önce yapmalıydım " Dedi.
Ve ateş, adamı tam alnından vurmuştu o kadar mesafeye rağmen.
Tam o sırada duvarın ardında gizlenmiş bir silüet fark ettim kayıtta olan kamerayı da fark etmem geç olmamıştı.
Bir adam olduğunu anladığım kişi onu gördüğümü fark ederek hızla koşmaya başladığında bahçe kapısına doğru hızla koştum. Gözlerim o sırada Alaca ya kaymıştı yere çökmüş elindeki silahı bırakmıştı.
Katil olduğunu idrak etmiş olmalıydı.
Öfke, bu yüzden tehlikeliydi...
Ortam zihri karanlıktı adamın peşinden koşarken adımlarım yetersizdi .
Yakalayamayacağımı anladığımda duraksadım, o sırada kafasındaki kapüşonu çıkartan adam yanına yanaşan arabaya hızla bindiğinde bana döndü karanlıktan dolayı yüzünü net seçemiyordum .orta parmağını kaldırarak bir hareket çektiğinde ağzımda bir küfür yuvarladım.
Siyah arabanın beyaz farları yolu aydınlatırken arabanın ilerlemesi ile o amblemi gördüm bir alev çizimi.
Arabanın arka camını kaplamıştı .
Babamın düşmanlarından biri uzun zamandır beni bitirmek için açığımı arayan Alevler.
O çektikleri kayıtların polis karakolunu boylayacağından daha emin olmuştum.
Ve polisler ile aramın pek iyi olduğu söylenemezdi. Adıma arama emrinin çıkması her şeyi bozardı. Bu Alaca içinde geçerliydi.
Alaca Başaran
Şok içerisinde anneme baktım.
Ağlaması kesilmişti gözlerini irice açmış beni izliyordu.
Ben ne yapmıştım böyle, birini öldürmüştüm. Ben hapise girersem ne olurdu annem tek başına ne yapardı.
Ellerimi yere koyarak doğrulduğumda aklımı başıma toplamalıydım. Mantıklı düşünmeliydim . Ceset'e doğru baktığımda düşündüm ceset nereye saklanırdı.
O sırada bahçe kapısının açılması ile Alkan'ın geldiğini gördüm arkasında da 3 tane adam vardı ikisi cesede yönelirken biride elinde eldiven ile yerdeki silahı bir poşete koydu.
Ne yapıyorlardı.
" Sen, ne yapıyorsun " diyerek Alkan'a
Döndüğümde ukala bir tavır ile kollarını iki yana açtı " Ne yapıyor gibi görünüyorum, ortalığı temizliyorum".
Ağzımı şaşkınlıkla açtım, bu derdi bende temizleyebilirdim.
" Seni tanımıyorum bile neden yardım ediyorsun ".
Bu iyiliğin karşısında ne isteyecekti.
Sorumu yanıtlamayarak arkasını döndü o sırada arkasında ki adamlar
Hasan'ın cesedini siyah bir torbaya koyuyorlardı ne olduğuna anlam bile verememiştim.
" Cengiz, siz buraları halledin, ben 10,15 dakikaya geliyorum".
Tekrar bana döndüğünde ondan bir cevap bekliyordum " Çünkü bu işin içinde artık beraberiz ".
O sırada annem de yanımıza gelmişti
" Ne demek beraberiz, ben yardım filan istemiyorum " annem beni dürttüğünde sakin olmam için uyarıyordu.
Ellerini cebine attığında " Peki sorarım sana ceset ile ne yapmayı planlıyordun ".
Kaşlarımı çattığımda " Belkide teslim olacaktım , seni ilgilendirmiyor" . Söylediklerim ile sinirleri bozulmuştu.
Ama umrumda değildi , hiç bir zaman karşılıksız bir iyilik yapılmazdı.
Alkan, anneme döndü " Bir saniye hanımefendi " Kolumdan tutarak beni annemden uzaklaştırdığında " Alevler o görüntüleri çekmeden önce ilgilendirmiyordu, artık ilgilendiriyor o görüntülerde bende varım".
Beni kast ederek " Bunu nişancım ve kendim için yapıyorum " .
İsyan edercesine kolumu kendime doğru çektim Alkan'da ısrar etmeden bıraktı " Ben senin nişancın değilim ne nişancısı, hem Alev de kim ".
" Sen Alevi boşver zamanı geldiğinde öğreneceksin,benim buraya asıl geliş amacım bir teklif, son bir görevim var Nişancım olmanı istiyorum hem bu sürede polis ile olan
Soruşturmada seni korurum ".
Evet belki silah kullanmada yetenekliydim ama bunu insanların canını almada kullananazdım.
Dalga geçercesine güldüğümde
" Sen mafya falanmısın? Hem soruşturma açılacağından neden bu kadar eminsin, hasan aldığı kira parasını içkisine yatıran bir alkolik ölmesini kimse umursamaz " .
Yüzünde sabit bir ifade hakimken
" Soruları teker teker sorsan daha iyidi de neyse " Sabır dilenircesine söylemişti bunu.
Asıl benim sabıra ihtiyacım vardı.
" Mafya gibi bir şeyim evet lakin bunu söz etmekten hoşlanmıyorum".
Gözlerim anneme kaydı. Bahçedeki ahşap masanın sandalyelerinden birinin oturmuş öylece yeri izliyordu.
"görüntüler karakola ulaştığı gibi ikimiz içinde arama emri çıkacak teklifi kabul et, ve nişancım ol, istersen bu iş bittiğinde gitmen için anlaşmayı 6 aylık yaparız".
Ne olursa olsun bu adamla bir anlaşma yapamazdım bu bir katil olma anlaşmasıydı adeta.
Ha ha ha zaten bir katilsin Alaca .
Alkan beklenti içinde bana bakarken
başımı iki yana salladım " Alkan ben bunu kabul edemem ".
Yüzünde hiç bir mimik oynamamıştı
" Benim ısrar etmeme gerek kalmadan ellerime geleceksin frezya"
Frezya mı? .
Sağ Ayak bileğimde bir dövme vardı Frezya çiceği dövmesi ama şuan onu görmüş olması imkansızdı.
Yoksa ona karşı hissettiğim bu tanıdık his boşuna değilmiydi.
Değil Alaca, boşuna değil.
Ben soru sormaya kalmadan kapıda onu bekleyen adamlarına doğru yürüdü ve karanlıkta gözden kayboldu.
" Kimsin sen yabancı "
_
Dün akşam olanlardan dolayı gözüme uyku girmemişti ve buna rağmen poligon salonuna gelmiştim.
Semih ile bir saatlik çalışmanın ardından mola vermiştik o yukarıya lavaboya gittiğinde bende kendimi düşünceler havuzuna esir düşürdüm.
Polislerin şimdi gelip kapıya beni ellerimde kelepçeler ile götürmeyecek leri ne malumdu.
Konu polislerin beni alması değildi konu annemin yalnız kalmasıydı.
Eğer Alkan'ın teklifini kabul edersem beni koruyacağını söylüyordu ama buda yüzlerce insanı öldürmekti.
Alkan binlerce insanı öldürmemi istese büyük ihtimalle binlerce öldürmek zorunda kalacaktım.
Vicdanım ve ruhum bunu taşıyabilirmiydi.
Bir anda cebimde çalmaya başlayan telefonum ile irkilerek telefonu cebimden çıkarttım ve ekrandaki isme baktım .
Arayan Sungur du.
Eskiden babam ile aynı karakolda çalışıyorlardı kalbim hızla göğsüme vururken ısrar ile çalan telefonu açmak zorundaydım.
Telefonu açarak kulağıma dayadım ben alo demeden Sungur'un sesi duyuldu " Alaca sen ne yaptın ne işlere bulaştın hemde Alkan Dinçer ile ".
Telaş ile söylediği kelimeler ürpermeme neden olmuştu, kekelememe engel olamayarak
" B- ben bilmiyorum ".
" Telefonunu kapat ve hemen salondan çık, ekip birazdan orada olur duydunmu beni " Telaş ile ayağa fırladığımda " Du- duydum ".
Acelem olduğu için konuşmayı uzun tutmayarak telefonu kapattığımda telefonun açma - kapama tuşuna uzunca basarak kapattım sim kartın icabına daha sonra bakacaktım.
Hızla merdivenlerden yukarı çıktığım gibi danışma masasını geçtim ve soyunma odasına daldım.
İçeride kimse yoktu.
Elimi cebime atarak kotumun cebinden çıkarttığım anahtar ile eşyalarımın olduğu dolabı açtım ellerim delicesine titriyordu.
Sırt çantamı direkt kavradığımda omuzuma geçirdim ve koşar adım salon'un kapısından çıktım arkamda
duyduğum seslere aldanmadım bile.
Hızla sokakta koşarken ağlamak üzereydim ve ne yapacağımı bilmiyordum ya da nereye gideceğimi.
Ara sokaklardan birine saptığımda görünürde kimse yoktu .
Annem, o evdeydi beni bulamadıklarında mutlaka oraya giderlerdi.
Dar sokağın bitimine yaklaştığımda aniden önüme çıkan siyah araba ile geriledim nabzım ağzımda atarken koşmanın etkisi ile nefes nefeseydim.
Ve az önce neredeyse ezilecektim arabanın otomatik camı usulca açıldığında
gördüğüm Çehre ile bir anlığına rahatlamıştım.
Alkan " Hâlâ kabul etmemekte kararlımısın " dediğinde hiç düşünmeden arabanın arka kapısını açarak kendimi içeri attım.
Alkan gazı köklediğinde göğüs kafesim hızla inip kalkıyordu " Ee teklifi kabul ediyormusun ? ".
Bu soru ile duraksadım, kaybedecek ya da kazanacak bir şeyim yoktu tek kaybedebileceğim şey canımdı onunda bir önemi yoktu.
Bulunduğum durumu kabullenerek
Kaderime razı geldim " Ediyorum ".
Dudaklarında çarpık bir gülümseme oluştu " Kabul edeceğini biliyordum".
Nasıl her şeyden emin olabilirdi.
Mahalle içinden çıkarak ana yola girmiştik çantamı omuzumdan çıkararak kenara koydum polislerden kaçarken bile çantamı düşünmemin sebebi içinde olan fotoğraf makinemdi.
O önemliydi
Arkama yaslandığımda " Annem evde , polisler beni salonda bulamadıklarında direkt oraya gideceklerdir ". Direksiyonu çevirdi
Ve önümüze kırmaya çalışan aracı solladı.
" Annen iyi onu bir eve yerleştirdim ".
Nasıl önceden haberi olmuştu ki hem Annemi güven altına almıştı hem de polislerin beni göz altına almalarını engellemişti.
Adam mafya , ya hani.
" Polisten önce nasıl hareket ettin " yüzümde mimik oynamazken ellerim boynumda ki kolyeme gitmişti, dikiz aynasından bana baktı.
" Daha Nişancım olmadın sana bilgi veremem, bunları sonra öğrenebilirsin".
Kollarımı göğsümde kavuşturdum o sırada istemeden de olsa gözlerimi devirmiştim " Peki şuan nereye gidiyoruz".
Gözü yoldan ayrılmazken " Evime " gözlerim dehşetle açıldığında " Ne demek evime ".
Alkan yine sırıttı " Sakin ol sana bir şey yapacağım yok , anlaşma imzalayacaksın bu sürede sana işleyişten bahsedeceğim ".
Bir işe bulaşmıştım ve bunun sonunda
Cehenneme gidecektim.
Cehennem sana soğuk gelir , sen daha çok yanacaksın Alaca .
Kalbin kavrulana kadar hemde.
-
Araba büyük bir kapının önünde durduğunda etrafıma baktım şehrin çıkışına doğru epey yol almıştık çevrede başka bina vs de yoktu.
Çok geçmeden otomatik, sürgülü kapı açıldı.
Sur gibi duvarların etrafını çevrelediği
ev oldukça büyüktü ve neredeyse bir
Şatoyu andırıyordu.
Araba bir süs havuzunun etrafında dolaşarak garaj olduğunu tahmin ettiğim yere doğru ilerledi.
Umarım benden hemen birilerini öldürmemi istemez di.
Alkan arabayı garaja park ettiğinde çantamı tek omuzuma aldım ve araba'nın kapısını açarak indim. Etrafta göz gezdirdiğimde burada bir orduya yetecek kadar araç olduğunu fark ettim.
Cidden bu evde kaç kişi yaşıyordu, Aileside buradamıydı. Ve bir saniye ben artık nerede kalacaktım.
Sorular zihnimi kemirirken bana doğru koşan iri cüsseli köpeği fark etmemek imkansızdı . Köpek hızla üstüme atıldığında biraz sendelesemde
Çok geçmeden toparlandım.
Siyah ve kahve tonlarında ki parlak tüylerine elimi daldırdığımda kuyruğunu havaya dikerek sallamaya başladı.
Sanırım Alkan'ın köpeğidi .
" Adı casper , rottweiler cinsi " İşittiğim ses ile başımı çevirdiğimde Alkan bizi izliyordu.
Alkan sevdiğim köpeğin başına elini attığında biraz okşadı " Hayalet casper gibi mi? " .
" Evet , hayalet olandan " .
Köpeği sevmeyi bıraktığımda geniş bahçeye doğru hızla koştu oldukça iri bir köpekti.
Alkan " Hadi içeri geçelim " dedi. Başımla onu onayladığımda kapıya doğru yürüyorduk.
Beni buraya getirmişti artık burada mı kalacaktım gidecek bir yerim yoktu ve polislerin beni bulduğu yerde ceza evine göndereceklerini çok netti.
Görüntülerde silah benim elimdeydi
Alkan neden kendi başının da belada olduğunu söylüyordu ki.
Sadece bir iki sorguya alınır sonra serbest bırakılırdı.
Kapı , genç bir kadın tarafından aralandığında ilk göze çarpan etkileyici yeşil gözleriydi " Alkan, şükürler olsun ki iyisin " genç kadın rahatlarcasına derin bir nefes verdi.
Alkan içeri adımladığın da bende peşinden gittim .Adını bilmediğim bu kadın benim varlığımı hala Fark etmemiş olacak ki gözleri hala Alkan'ın üzerindeydi.
Alkan , kadına cevap vermezken bana doğru döndü " Bu Alaca yeni nişancımız " sessizliğimi korurken bana bakan kadın beni baştan ayağa süzdü.
En sonunda elini dudaklarını yayılan tebessüm ile bana doğru uzattığında "Bende Işıl " .
Elimi uzattığım da gülümsemeye çalıştım " Tanıştığıma memnun oldum".
Adının ışıl olduğunu öğrendiğim kadın oldukça sevecendi Alkan'nın sevgilisi ya da karısı falan olmalıydı.
Bir kaç adım attığımızda Salon, gözler önüne serilmişti lacivert ve siyah tonlarında ki mobilyalar göze çarpıyordu.
O sırada harelerim duvardaki tabloya ilişti tabloda oldukça gerçekçi bir kalp vardı kıpkırmızı kalbin içindeki damarlar bile belliydi. Kalbin altında yazan kelimeye baktım.
Heart.
" Diğerleri nerede " Alkan'ın sorusu ile Işıl " Arka bahçedelerdi en son " Alkan
biçimli kaşlarını kaldırdığında " Hepsi mi " .
" Esir hariç o dışarı çıktı".
Ayakta durmaya devam ederken Alkan köşede ki masayı işaret etti " Şöyle geçelim Işıl sen de Meltem'i çağır ".
Dikdörtgen, ahşap masaya rastgele bir yere oturduğumda Alkan'da tam karşıma oturduğunda Işıl yanımızdan ayrıldı " Meltem kim " diyerek sordum" Avukatımız ".
Artık onunla çalışacaktım ve bunlardan haberim olmalıydı değil mi.
" Yaşa dışı işleriniz için bir Avukat mı tuttunuz cidden " alayla söylediğim sözlere karşılık olarak Alkan dudaklarını araladı.
" Sana her ne kadar yasa dışı gelse de biz adaleti sağlıyoruz hakkı olanı hakkını veriyoruz".
" Ve adalet'in onlara işlemediğini sanan piçlere işlediğini ispat ediyoruz".
Aklımdakileri kelimelere döktüm
" Adalet için zaten Devlet var mahkemeler, adliyeler " Sözlerim bitmemişken kelimeleri ile beni susturdu.
" Adalet mahkeme duvarlarından , adliye koridorlarından ibaret değil, "
İşaret parmağı ile duvarda ki tabloyu gösterdi " Adalet kalpte başlar , vicdandan geçer, zihinde durur".
Duraksayarak Alkan'ın söylediklerini düşündüm. Sokakta hiç bir suçu olmayarak işkence çekilerek öldürülen kediler onlar için bir mahkeme kurulmazdı.
Ölen o kedi için adalet işlemezdi.
Ya da tecavüze uğrayan bir kız çocuğu,
tecavüzcüsü yakalanmaz dışarıda gezmeye devam ederdi. İdam cezasını hak ettiği halde.
O kız çocuğuna adalet işlemezdi.
Her gece bankta uyumak zorunda kalan evsiz bir adam, çevresindekilerin sadece acınası bakışlarına maruz kalırdı .
Parayı neredeyse tuvalet kağıdı olarak kullanan insanlar tarafından fark edilmezdi.
" Heart bir organ örgütü, suçlu olan ya da yakalanmayan insanların bularak ilk önce organlarını satıyoruz. Diri bedenleri hiç kimseye fayda sağlam azken ölü bedenleri birçok çocuğu sağlığına kavuşturdu bile".
Duyduklarım ile oldukça şaşırmıştım
Ama yaptıkları şeyin iyi mi yoksa kötümü olduğuna karar veremiyordum.
Sonuçta bir organ mafyasıydı değilmi.
Bölüm sonu
