5. bölüm · Görünmezler evreni

Bölüm 5 Betül Gürkan

Asya Ercantan

Bölüm 5 – Betül & Gürkan

Bir hafta sonra…

Betül ve Gürkan tam bir hafta boyunca her şeyi saklamışlardı.
Bu süre boyunca Ömer hiçbir şey fark etmemişti. En azından öyle sanıyorlardı.

Ama sır saklamak, özellikle Görünmezler Evreni’nde, düşündüklerinden çok daha ağırdı.

Bugün o gündü.
Betül artık susmak istemiyordu.

Derin bir nefes aldı ve salona indi. Sezin, Dilara ve Çağla koltukta oturuyordu. Normal bir gündü… en azından dışarıdan öyle görünüyordu.

— Kızlar… bir dakika konuşabilir miyiz? dedi Betül.

Ses tonu ciddiydi.

Sezin hemen doğruldu.
— Ne oldu?

Betül ellerini birbirine kenetledi. Kalbi hızlı atıyordu.

— Size bunu nasıl söyleyeceğimi bilmiyorum ama… hani biz hep yanımızda biri var gibi hissediyorduk ya?

Oda bir anda sessizleşti.

Dilara yavaşça başını salladı.
— Evet…

Betül yutkundu.

— İşte… ben ruh eşimi buldum galiba.

Üçü birden şaşkınlıkla Betül’e baktı.

— Ne?! dedi Çağla.
— Nasıl yani? diye fısıldadı Sezin.

Betül başını hafifçe yana çevirdi. Salona doğru bir işaret yaptı.

— Gürkan… gel.

Birkaç saniye hiçbir şey olmadı. Sonra…

Salondaki hava değişti.

Ve bir adım sesi duyuldu.

Gürkan ortaya çıktı.

Dilara’nın gözleri büyüdü. Çağla ayağa kalktı.

Sezin bir anda atıldı:
— Ben biliyordum! O gün odada biri vardı! O Gürkan’dı değil mi?!

Betül başını salladı.
— Evet.

Dilara yavaşça Gürkan’a döndü.
— Nasıl yani… sen şimdi bizi koruyan kısıydın?

Çağla hemen ekledi:
— Senden başka var mı?

Gürkan sakin görünmeye çalışıyordu ama gözlerinde bir ciddiyet vardı.

— Sizi koruyan bizdik, evet. Ama size o kişileri söyleyemem. Henüz zamanı değil. Yakında öğrenirsiniz… ya da görürsünüz.

Bu cümle odada yankılandı.

Sezin’in aklı karışmıştı.
Dilara korku ile merak arasında kalmıştı.
Çağla ise hâlâ olanları anlamaya çalışıyordu.

Betül ve Gürkan bir süre sonra dışarı çıktılar.

Hava hafif serindi. Sokak sessizdi.

Gürkan etrafa dikkatlice bakıyordu. Her gölgeyi, her hareketi kontrol ediyordu.

Betül bunu fark etti.

— Neye dikkat ediyorsun? dedi.

Gürkan bir an durdu.

Ama hiçbir şey söylemedi.

Çünkü Ömer’in koyduğu kuralı hatırlıyordu.
Çünkü 1978’i hatırlıyordu.
Çünkü aşık olmak… ölüm demekti.

Ve Betül onun ruh eşiydi.

Ama bunu henüz söyleyemezdi.

Bir anda Sezin’in telefonu çaldı.

Ekrana baktığında bir an donup kaldı.

Arayan kişi Sevim’di.

Sezin derin bir nefes aldı ve telefonu açtı.

— Alo? dedi temkinli bir sesle.

Karşı taraftan heyecanlı bir ses geldi:
— Sezin… ben geldimmm! Ankara’dayım!

Sezin’in kalbi bir anda hızlandı.
Ama Sevim devam etti:

— Sizin eve geldim. Olduğunuz yere geliyorum. Kapıyı açar mısın?

Sezin kısa bir süre sessiz kaldı. Şaşkındı.

— Tamam… açıyorum, dedi ve telefonu kapattı.

Dilara ve Çağla hemen yanına geldi.

— Ne oldu? diye sordular.

Sezin hâlâ şoktaydı.
— Sevim gelmiş…

— Ne?! dedi Dilara.

— İki yıldır yoktu… Almanya’daydı, dedi Sezin.

O an Sezin hızla Betül’e mesaj attı:

“Dikkatli gelin. Sevim Almanya’dan geldi. Şimdi Gürkan’ı görmesin.”

Betül mesajı hemen gördü.

Hızlıca cevap yazdı:
“Tamam. Siz de dikkatli olun. Ben o kıza hiç güvenmiyordum.”

Mesajı gönderdikten sonra telefonu kapattı.

Bu sırada Sezin kapıya doğru ilerlemişti. Derin bir nefes alarak kapıyı açtı.

Ve Sevim içeri girdi.

İki yıl sonra ilk kez…

Yüzünde sakin bir gülümseme vardı ama gözlerinde garip bir parıltı gizliydi.
Sezin, Dilara ve Çağla aynı anda Sevim’e sarıldılar.

— Biz bugün geri dönüyorduk ya İstanbul’a… malum okul açıldı, anaokuluna gitmemiz gerek ama… hoş geldin! İyi ki geldin! dediler heyecanla.

Sevim gülümsedi.

— Ne zaman dönüyordunuz? diye sordu.

— Bugün sabah saat 11:23’te, dedi Sezin.
— Yarın da pazartesi olduğu için ilk uçakla gitmek istedik. İzin alamayız zaten. Sen de istersen bizimle gel, dedi.

Sevim bir an duraksadı.

— Yok ya… ben burada kalırım. İki gün sonra gelirim. Biraz işlerim var. Sen bana konumunu gönderirsin, tamam mı? dedi sakin bir şekilde.

— Tamam, dedi Sezin.

Hemen ardından valizleri toplamaya başladılar. Saat yaklaşıyordu. Evde kısa sürede telaş başladı.

Sevim, Sezin’in yanına geldi.

— Betül yok mu? diye sordu.

Sezin cevap verdi:
— Betül uçak alanında bizi bekliyor.

Sevim başını salladı.

—Anladim dedi.

Sezin saate baktı.

— Neyse, sonra görüşürüz canım, dedi ve telaşla dışarı çıktı.

Dilara ve Çağla ile birlikte hemen arabaya bindiler ve havaalanına doğru yola çıktılar.

Betül ve Gürkan havaalanındaydı.

Havaalanına varmışlardı.

Sezin hemen Betül’ün yanına gitti.

— Betül! dedi hızlıca.

Betül hafifçe gülümsedi.
— İyi ki çıkmışsınız evden. Sevim bizim Ankara’da olduğumuzu nereden biliyordu acaba?

Betül bir an düşündü.
— Neyse… boşver, dedi kısa bir şekilde.

Gürkan sessizdi ama etrafı dikkatle izliyordu. Sevim’in gelişi içini huzursuz etmişti.

Kısa süre sonra uçağa bindiler. Yolculuk yaklaşık iki saat sürdü.

İstanbul’a vardıklarında herkes biraz yorgundu ama evlerine dönmenin rahatlığı vardı.

Eve geldiklerinde valizler içeri taşındı. Gürkan için de özel bir oda hazırlanmıştı.

Artık o da orada kalacaktı.

Gürkan yeni odasına yerleşirken Betül kapıdan onu izledi.
Bu ev artık sadece bir ev değildi…
Görünmezler Evreni’nin yeni güvenli alanı olmuştu.

Ama kimse Sevim’in dönüşünün gerçekten ne anlama geldiğini henüz bilmiyordu.