8. bölüm · Görünmez kahraman, dedikoducu ruh

Bölüm 8. ayıp

dilek akcan

— Koçum, Kutu Var Bağış Yok
Naciye bu sefer sanki sabah kahvesini içmeden gelmiş gibiydi.
Gerilmişti. Keskinleşmişti.
— Koçum… dedi.
— Yeni dedikodu var.
— Ama bu dedikodu değil… bu ayıp.
Nova, koltuğun kenarına oturdu.
— Ne olmuş?
Naciye burnunu çekti (hayalet burnu varsa tabii):
— Sahte bağış kutusu koymuşlar.
— İnsanlar “çocuklar için” diye para atıyor…
— Ama kutu gidiyor, çocuklar görmüyor.
— Kutu var, bağış yok koçum!
Nova’nın yüzü sertleşti.
— Nerede?
Naciye bir an durdu, sonra çok ciddi bir şey söyledi:
— Koçum… önce şunu söyleyeyim:
— Bu kutunun tasarımı bile yalan.
Nova güldü.
— Naciye ya… kutunun tasarımı nasıl yalan?
Naciye resmen inceliyormuş gibi konuştu:
— Koçum, “yardım” yazısını Comic Sans ile yazmışlar.
— Yardım ciddi bir şeydir!
— Bir de kalp çizmişler, kalp yamuk!
— Ben bu kutuya ölüyken bile güvenmem!
Nova gülmesini zor tuttu.
— Tamam. Git bakalım, tasarım dedektifim.
Mekân: Market önü
Kutu marketin önündeydi. Üstünde kocaman yazı:
“ÇOCUKLAR İÇİN BAĞIŞ”
Altında da minicik bir numara, sözde dernek adı gibi bir şey.
Nova görünmez oldu.
Naciye kutunun etrafında tur atmaya başladı.
— Koçum… bak.
— Kutunun bandı yeni ama köşesi eski.
— Bu kutu dolaşıyor.
— Geziyor koçum, geziyor!
Nova: — Peki kim alıyor?
Naciye gülümsedi:
— Ruhlar diyor ki… birazdan gelir.
Sahteci geliyor
Bir adam geldi. “Rahat” yürüyordu. Sanki kutu onun değil de, kaldırımın süsü.
Adam kutuya yaklaşırken iç sesi Nova’nın kulağına çarptı:
— “Bugün iyi çıktı… akşam çekerim…”
Nova, “tamam” dedi içinden.
Naciye fısıldadı:
— Koçum… bu adamın yüzünde de “kalp” yamuk.
Nova: — Sus.
Adam kutuyu kaldıracağı anda Nova görünmezken kutuyu… sanki beton olmuş gibi ağırlaştırdı.
Adam kaldırmaya çalıştı.
Kutu kalkmadı.
Adam iki eliyle asıldı.
Yok.
Adamın iç sesi panikledi:
— “Niye kalkmıyor bu?!”
Naciye kıkırdadı:
— Koçum… kutu bile adamı istemiyor.
Adam etrafa bakındı. “Biri mi görüyor?” diye.
Tam kaçacak gibi oldu.
Nova bu kez kutunun üstündeki “çocuklar için” yazısını, görünmez bir dokunuşla “gerçek” yapar gibi değiştirdi.
Yazı bir anda şöyle görünmeye başladı:
“KENDİM İÇİN BAĞIŞ”
Market önündeki iki kişi gözlerini kırpıştırdı.
— Az önce “çocuklar” yazıyordu… dedi biri.
Diğeri: — Ya ben mi yanlış gördüm?
Naciye fısıldadı:
— Koçum… efsane.
Adamın yüzü kıpkırmızı oldu.
— Saçmalamayın ya! dedi.
— Öyle şey mi olur?
Nova adamın kulağına fısıldadı:
— Olur.
— Çünkü sen yaptın.
Adam sıçradı.
— Kim var?!
Naciye timi devreye girdi: kutu kendi kendine “cıng” diye bir ses çıkardı, sanki bozuk para değil de alarm atıyor gibi.
Adam panikledi:
— Yeter ya!
Nova sakin:
— Şimdi iki seçeneğin var:
— Ya kutuyu bırakıp kaybolursun…
— ya da koş karakola, teslim olursun, topladığın parayı geri verirsin.
Naciye araya girdi:
— Koçum, üçüncü seçenek yok mu?
— Mesela kutuyla selfie çekip “ben dolandırıcıyım” desin?
Nova: — Naciye.
Adam titredi. İç sesi:
— “Ben bittim…”
Sonra birden “tamam!” diye bağırdı.
— Tamam! Alın kutunuzu! dedi.
— Ben… ben götürmeyeceğim!
Ama Nova işi yarım bırakmadı.
Kutunun üstündeki yazıyı geri çevirdi:
“ÇOCUKLAR İÇİN BAĞIŞ”
Ve hemen altına minicik bir cümle ekledi (sanki baskı gibi):
“Resmi olmayan kutuya para atmayın.”
Naciye gururla:
— Koçum… bu uyarı var ya… muhteşem.
— Ben olsam fontu değiştirirdim ama…
Nova: — Naciye!
Adam tam kaçacakken, Nova bir kere daha fısıldadı:
— Koş.
Adam koştu.
Naciye kahkaha attı:
— Koçum! Yine koşarak teslim oldu!
— Bizim hikâyede herkes koşuyor!
Nova gülümsedi:
— Çünkü suç yürüyerek taşınmıyor, Naciye.
— Suç… koşturuyor.
Naciye: — Koçum… bunu yazıyorum. Bu çok iyi laf.
Kapanış
Kutu kaldı. Market sahibi kutuyu içeri aldı.
İnsanlar “iyiki biri varmış” dedi ama kimse kim olduğunu bilemedi.
Naciye, en son kutuya baktı:
— Koçum… bak.
— Kalp hala yamuk.
— Ama niyeti düzeldi.
Nova: — Bazen düzeltmek budur.