2. bölüm · Görünmez kahraman, dedikoducu ruh

2. Bölüm çocuk dilendirenlerin sonu.

dilek akcan

BÖLÜM 2 — Koçum, Issız Yere Çek
Naciye bu kez eve gülerek gelmedi.
Kapının eşiğinde bile öfkesi vardı.
— Koçum… dedi.
— Bu sefer çocuklar. Dört tane.
— Başlarında üç kişi var. İkisi yakın, biri gözcü.
Nova’nın yüzü sertleşti.
— Tamam.
— Bu sefer plan: tek hamle, tek nokta.
— Çocuklara yaklaşmıyoruz.
— Adamları önce ayırmadan… bir araya toplayıp ıssız bir yere çekeceğiz.
— Sonra ihbar.
Naciye dişlerini sıktı.
— Koçum… kaçırmadan yap.
Nova başını salladı.
— Kaçırmayacağız.
— Sadece kaçamayacak hale getireceğiz.
Yer tespiti
Kalabalık bir yerdi. İnsan çoktu.
En kötüsü buydu: herkes görür, kimse görmez.
Naciye fısıldadı:
— Koçum, birinci adam bankın kenarı.
— İkinci adam çay ocağı önü.
— Gözcü köşede; sürekli sağa sola bakıyor.
Nova görünmez oldu.
İç sesler uğuldadı ama Nova onları bastırdı. Şu an “duygu” zamanı değildi.
— Issız yer neresi? diye fısıldadı.
Naciye hazırdı:
— Koçum, ara sokakta eski bir depo kapısı var.
— Girişi görünmüyor. İçerisi boş.
— Ruhlar bile oraya pek uğramaz… yani gerçek ıssız.
Nova:
— Tamam. Oraya.
Çekme
Nova, onların “kontrol” alışkanlığını kullandı.
Kötüler şüphelenince kaçmaz; önce yakınlaşır.
Kalabalığın içinde minicik bir “panik kırıntısı” bıraktı:
Birinin kulağının dibinde sanki biri “polis” dedi, öbürünün cebinde telefon varmış gibi titredi, gözcü bir an “biri bizi izliyor” diye gerildi.
Üçünün de iç sesi aynı yere koştu:
— “Toplan, gözümün önünde dur.”
— “Ayrılma.”
— “Burada durmayalım.”
Naciye fısıldadı:
— Koçum… geliyorlar.
— Aynı hizada!
Nova nefesini tuttu.
— Şimdi.
Nova görünmez haliyle onları ara sokağa doğru “kaydırdı”.
İtmedi. Dokunmadı.
Sadece seçenekleri azalttı.
Biri ötekine “gel” dedi.
Biri “buradan çıkalım” dedi.
Gözcü “ara sokak, hızlı” diye itti.
Kalabalıktan çıktılar. Ses azaldı.
Ara sokak daraldı.
Issızlık başladı.
Issız yerde tek yerde tutma
Eski depo kapısının önüne geldiklerinde Naciye fısıldadı:
— Koçum… kapı açık.
Nova içeri süzüldü.
Dışarıdaki üçlünün iç sesini dinledi:
— “Burada konuşuruz.”
— “Şu işi toparlayalım.”
— “Kim gördü bizi?”
Onlar içeri adım attığı an Nova kapıyı kapattı.
Kilit “tak” dedi.
Ardından sürgü “tak” dedi.
Üçü birden döndü.
— Ne oluyor lan?! diye bağırdı biri.
İç sesleri panikledi:
— “Kapıyı kim kapattı?”
— “Biri var!”
— “Çıkış yok!”
Nova görünür olmadı.
Çünkü görünür olursa olay “kahramanla kavga”ya dönerdi.
Nova kavga istemiyordu. Nova zamanı istiyordu.
Naciye, onların kulağına tek cümle fısıldadı. Sert ama sade:
— Pislik… çocuklara dokunanın şansı olmaz.
Üçü bir an susup birbirine baktı.
Korktular. Ama korku “korku filmi” gibi değil… “rezil olacağız” korkusuydu.
Polis gelene kadar: Sert ama komik rezillik
Ruh timi devreye girdi.
Ama bu sefer amaç ürkütmek değil; rezil etmekti.
Depodaki tek ampul bir yanıp bir söndü.
Sonra sabitlendi… ama ışık, onların üstüne “spot” gibi vurdu.
Sanki görünmeyen bir sahnede, görünmeyen seyirciye yakalanmış gibiydiler.
Birinci adam küfür etti.
Ağzından küfür yerine istemsizce şu çıktı:
— Papatya!
Adam dondu.
— Ne?!
İkinci adam sinirle bağırdı:
— Lan sen ne diyorsun?!
O da bağırmak isterken:
— Menekşe!
Üçüncü adam öfkeyle kapıya yüklendi.
Kapı kıpırdamadı.
Kapıya vurdukça içeriden bir ses çıktı:
“Tık… tık… tık…”
Sanki depo, onun denemesini sayıyordu.
Naciye çok sakin fısıldadı:
— Koçum bak… “kaçma denemesi sayacı” açıldı.
— Rekor kırarsan madalya veririm.
Adam delirip tekrar bağırdı:
— Açın kapıyı!
Ağzından yine çıktı:
— Lale!
Üçü bir anda birbirine baktı.
Sertlikleri gitti, yerine “ben niye çiçek söylüyorum?” paniği geldi.
Nova içlerinden geçenleri duyuyordu:
— “Bizi biri dinliyor…”
— “Biri oynuyor bizimle…”
— “Yandık…”
Ve Nova, görünmeden, aynı sakinlikle bir cümle bıraktı:
— Evet.
— Şu an “yandık” kısmındasınız.
İkinci adam, “biz bir şey yapmadık” demeye kalktı.
Tam “yapmadık” diyecekken dili dolandı.
Ağzından kendiliğinden şu çıktı:
— Yaptık…
Adam şok oldu.
— Ben öyle demedim!
Naciye hemen yapıştırdı:
— Pislik… dilin senden önce dürüst oldu.
Üçüncü adam ceplerini karıştırdı; anahtar arıyor gibi.
Bir şey buldu, sevindi.
— Hah! dedi. “Buldum!”
Elindekine baktı…
Anahtar sandığı şey minik bir çocuk emziği olmuştu.
Adamın yüzü bembeyaz kesildi.
Naciye’nin sesi buz gibiydi:
— Emziği tutuyorsun ya…
— Ona layık bir aklın var zaten.
Birinci adam “sert” görünmeye çalıştı, göğsünü kabarttı.
Nova görünmez halde yaklaştı.
Omzunun dibine fısıldadı:
— Kabarmayı bırak.
— Burada kahraman yok. Polis var.
Adamın iç sesi kaçtı:
— “Tamam… tamam… söyleyeceğim…”
Naciye bu kez güldü ama gülüşü “tatlı” değildi; “oh olsun”du:
— Koçum… bak!
— Pislikler konuşmaya başladı.
İsimsiz ihbar
Nova dışarı çıktı, telefonu açtı.
Kısa ve net:
— Üç yetişkin şüpheli var.
— Çocuklara yönelik suç şüphesi var.
— Şu ara sokaktaki depo. Kapı kapalı.
— Acil ekip.
Telefonu kapattı.
Naciye, rahatlamaktan nefes aldı:
— Koçum… şimdi.
Nova:
— Şimdi resmi iş.
Kurtarma
Ekip geldiğinde olay “kaç kovala” değildi.
Kapı açıldı. Üçü aynı yerdeydi.
Çocuklar güvene alındı.
Nova görünmez halde bir an durdu.
Çocuklardan birinin iç sesi, ilk kez korkuyla değil şaşkınlıkla geçti:
— “Bitti mi?”
Nova içinden cevap verdi:
— Bitti.
Naciye kısık sesle:
— Koçum… bunu unutmayacağım.
Nova:
— Unutma.
— Çünkü kötülük bazen bağırır…
— ama akıl sessizdir.
Naciye, göz kırpar gibi mırıldandı:
— Koçum… ben yine konuşacağım ama.
Nova gülümsedi.
— Onu zaten biliyorum.