GÖRÜCÜ kitap kapağı

3. bölüm / 3

GÖRÜCÜ

Evi Terk Ediş

Vaveyla Yazarı: Hii Barbie

Uygulamada Aç
Bölümü paylaş
Bu sayfayı paylaş
WhatsApp

Kitap sayfası
Bölümler 3Şu an: Evi Terk Ediş

Hazırlanıp odamdan çıktım. Annem oturma odasındaydı. Beni görünce kafasını kaldırıp, tek kaşını kaldırarak beni baştan aşağı süzdü. Üzerimde mavi bir jean ve ince askılı bir bluz vardı, elimde de çantamı tutuyordum.
"Nereye gidiyorsun?" diye sordu, sesindeki o her zamanki sorgulayıcı tonla.
"Melis’le dışarı çıkacağız."
"Çok geç kalma, babanı biliyorsun," dedi. Sadece başımı sallamakla yetindim ve kendimi hemen evden dışarı attım.
Dışarıda hafif esintili bir hava vardı. Üşüyeceğimi düşünmediğim için yanıma ceket almamıştım. Vakit kaybetmeden Melis’i aradım ve buluşacağımız kafeye doğru yürümeye başladım. Kafeye girdiğimde Melis beni görüp el salladı.
"Balımmm, hoş geldin!" dedi neşeyle.
"Hoş buldum aşk kuşum," diyerek sıkıca sarıldık birbirimize.
İlk başta havadan sudan, günlük şeylerden konuştuk. Melis mimardı; bizim evi tasarlarken tanışmıştık. O kadar tatlı ve samimi bir kızdı ki onunla tanıştığım için kendimi her zaman çok şanslı hissediyordum. Bir ara Melis kahvesinden bir yudum alıp başını bana çevirdi.
"Evet aşkım, senin mesleğin ne olacak? Baban ne diyor bu işe?"
Derin bir iç çekerek konuşmaya başladım: "Bilmiyorum ki... İzin verecekler mi, vermeyecekler mi hiç emin değilim. Abime gelince her şeye izin var ama sıra bana gelince kocaman bir 'yok' duvarına çarpıyorum. Ne yapacağım hakkında hiçbir fikrim yok. Evde boş boş oturmak da istemiyorum; para kazanıp kendi ayaklarımın üzerinde durmak tek isteğim."
"Evet canım, sonuna kadar haklısın. Ben her zaman senin arkandayım, bunu biliyorsun," dedi Melis elimi tutarak. "Peki, listede nereler var?"
"İstanbul var ama orada bana sıra gelmez büyük ihtimalle. Onun dışında Mardin, Diyarbakır ve Batman var."
"Ooo, çok güzel! Tam babanın 'git' diyeceği yerler!" diyerek güldü.
Ben de acı bir tebessümle ona katıldım. Çünkü o da babamın nasıl biri olduğunu çok iyi biliyordu. Annemle aram zaten hiçbir zaman çok iyi olmamıştı; onun için sadece bir çocuktum, ne bir eksik ne bir fazla. Ama abim öyle değildi. O güzel bir maaş kazanıyordu ve bu durum ailemi gururlandırıyordu. Sanıyorlardı ki iyi maaş, iyi bir insan demekti. Onlar için kriter buydu ama benim umurumda bile değildi.
Düşüncelerimi Melis’in muzip sesi böldü: "Bence canım en iyisi Mardin. Hem orada aşiret falan da vardır, babanın da içi rahat eder." Benimle açıkça dalga geçiyordu.
"Ben de öyle düşünüyorum zaten," dedim ve birlikte gülmeye başladık.
"Gel, okullara birlikte bakalım," diyerek karşımdaki sandalyeden kalkıp yanıma oturdu ve telefonunu açtı. "Mardin Midyat güzel yerdir, ilk oraya bakalım canım." Beni benden fazla düşünmesi içimi ısıtmıştı.
"Tamam," dedim. Google’a yazıp arattığında karşımıza 13 tane lise çıktı. En yüksek puanı, 5.00 yıldızla Miroğlu Lisesi almıştı. Melis hemen üzerine tıkladı. O an hayatımın bütün şansını kullanmışım gibi hissettim; çünkü okulda tarih öğretmenliği kadrosu boş görünüyordu. Fotoğraflardan bakılınca okul bayağı büyük ve modern duruyordu.
Melis birden duraksadı ve gözlerini ekrandan ayırmadan, "Aşkım, bu okul Miroğulları’nınmış," dedi.
"O kim?" der gibi yüzüne baktım.
"Bana onları tanımıyorum deme!" Kaşlarını kaldırmıştı, çok tatlı ve komik görünüyordu.
"Hayır, gerçekten tanımıyorum. Kim ki onlar?"
"Mardin’in en büyük aşireti! Bütün Mardin bunları konuşuyor. Hatta duyduklarıma göre, evin iki abisi varmış..."
Melis’i pürdikkat dinliyordum. "Kimin iki abisi varmış?" diye sordum merakla.
Melis kaşlarını çatarak, "Miraz Miroğlu’nu tanımıyor musun yani? Evin magazinde de mi görmedin?" dedi şaşırarak.
"Ya, görmedim işte. Hem görsem ne olacak?"
"Neyse, ben devam ediyorum. İki abisi var; en büyük olan Şivan iki evlilik yapmış. Bir de Serhat var, o da babasının zoruyla görücü usulü evlenmiş."
Gözlerimi hayretle açtım. "Ne? Bu devirde hâlâ görücü usulü mü kaldı?"
Melis kahkahayı patlattı. "Canım benim, doğu tarafı hep öyle. Artık sen de kendine orada bir görücü bulursun!"
"Hahaha, çok komik! Kardeşi varsa sana alırım, nasıl fikir?"
"Aaa, çok güzel olur! Birlikte gelin görümce olup kaynanamızı delirtiriz!" dedi ve yine neşeyle gülmeye başladık.
Sonra Melis ciddileşerek ekranı bana döndürdü. "Evin, bence kesinlikle buna başvurmalısın."
"Ama annemler..."
"Ya canım benim, başka bir yer olsa sanki izin mi verecekler? Şansın varsa buradan kullan oyunu. Hem okul gayet iyi bir yer. Miroğulları kadınlara karşı da çok iyi davranıyormuş, öyle biliniyorlar. Özelliklerine baksana, öğretmenlerin kalacağı öğretmenevini bile onlar karşılıyormuş."
"Saçmalama," dedim, çok şaşırmıştım.
Her şey sadece bir formu doldurmamla mı başlayacaktı yani? Ama ailem ne olacaktı? Geleceğim ve ailem arasında çok gidip gelmiştim. Üniversite seçimlerinde de böyle olmuştu; babam her zaman teknolojiyle ilgili bir bölüm yazmamı istemişti, annem ise modayla ilgilenmemi. Ben ikisini de dinlememiştim.
"Ya bilemiyorum... Akşam annemlerle konuşsam, ona göre doldursam?"
"Peki canım, sen nasıl istersen," dedi Melis.
Kahvelerimizi içmeye devam ettik. Biraz daha oturduktan sonra kafeden kalktık ve alışveriş yaptık. Eve doğru yürürken elimde iki poşet kıyafet vardı. Akşam olmuştu. Saat 20.00’deki akşam yemeğinde mutlaka masada hazır olmam gerekiyordu. İçimde, ailemle konuşacağım meslek konusunun getirdiği büyük bir heyecan ve huzursuzluk vardı.
Kapıyı anahtarımla açıp içeri adımımı attığım anda burnuma çok güzel yemek kokuları geldi. Ama evde sanki kimse yokmuş gibi derin bir sessizlik vardı. Tam hole doğru ilerliyordum ki kapının arkasından gelen ani bir "Böö!" sesiyle korkudan çığlık attım. Karşımda duran, muzipçe gülen abimdi.
"Abi ya!" diyerek göğsüme elime koydum.
"Selam... Seni böyle karşılamak istemezdim ama dayanamadım," diyerek güldü ve bana sarıldı. Abimle çok aşırı yakın değildik ama yine de iyi bir abi-kardeş ilişkimiz vardı. Evde en çok sevilen ve el üstünde tutulan çocuk her zaman oydu.
"Ne zaman geldin?" diye sordum poşetleri kenara koyarken.
"25 dakika önce."
"Annemlerin haberi var mıydı?"
"Evet" der gibi başını salladı. Tabii ki haberi olacaktı; sonuçta onun geleceği gün eve böyle güzel yemekler yapılırdı.
"Hımm, şimdi anladım evin neden bu kadar güzel yemek koktuğunu," dedim ve birlikte güldük.
Çok geçmeden herkes masanın başına geçmişti. Elimdeki poşetleri holde bırakıp masada abimin yanındaki yerimi aldım. Karşımdaki sandalyeler ise her zamanki gibi soğuk ve mesafeliydi.
Annem tabağına yemek koyarken, "Oo, sonunda eve gelinebildi, Evin Hanım," dedi iğneleyici bir tonla.
"Abartma anne, sadece dışarıda biraz dolaştım."
Babam araya girdi: "Biraz mı? Ben geldiğimde evde yoktun."
"Sen ne zaman geldin ki?" diye sordum.
Abim saçlarımı hafifçe okşayarak, "Beş dakika önce geldi," dedi ve güldü. O gülünce masadaki herkesin yüzü aydınlandı; çünkü bu evde onun mutluluğu her şeyden daha önemliydi.
"Şey..." dedim, konuya nasıl gireceğimi bilemeyerek. Sesimdeki çekingenlik yüzünden herkesin gözleri bir anda üzerime döndü. "Ben Mardin Midyat’ta Miroğlu diye bir lise buldum. Orada tarih öğretmenliği için..."
Daha sözümü bitiremeden, "Hayır!" diyen babamın sert sesiyle irkildim. Masadaki kaşık çatal sesleri bıçak gibi kesildi.
"Ama sözüm bitmedi..."
"Bitmesin Evin, gitmeyeceksin! Sen daha burada kendine sahip çıkamıyorsun, orada tek başına ne yapacaksın azıcık maaşla?"
Babamın lafını kesmesine izin vermeyerek hızlıca devam ettim: "Okul gayet iyi bir yer ama! Üstelik öğretmenlerin kalacağı yeri de onlar karşılıyormuş."
Annem alaycı bir ses tonuyla lafa girdi: "Hah, bir de öğretmeneviymiş..." Ardından elindeki çatalı abime doğru doğrultarak ekledi: "Bak abine! Kendi evi var, maaşı da çok güzel. Çalışmak istiyorsan öyle bir iş bul, oraya git."
"Hâlâ abim diyorsunuz!" diye sesimi yükselttim sonunda. İçimdeki tüm birikmişlik dışarı taşmıştı.
"O sesini kes, Evin!" diyerek babam beni sert sesiyle uyardı.
Boğazıma kocaman bir yumru oturmuştu. Biri bana dokunsa hıçkırarak ağlayacak durumdaydım. Hayatımda, kendi istediğim yerde çalışamayacaksam ne anlamı vardı ki okumanın?
"Ben de ilk maaşımla ev alırım ama bana şans vermiyorsunuz..."
"Hâlâ ilk maaşım diyor," dedi babam kestirip atarak.
Annem, babamın kolundan tutarak "Sakin ol" der gibi bir bakış attı ama bu hareketleri beni daha da çıldırtıyordu. Artık kendimi tutamıyordum, gözlerimden yaşlar sicim gibi boşalmaya başladı.
"Ben artık buradan gitmek, kendi istediğim mesleği yapmak, kendi evimi ve kendi hayatımı kurmak istiyorum! Kendi ayaklarımın üzerinde durabilirim ben!" diyerek babamın gözlerinin içine baktım.
Ardından sandalyeyi hızla geriye iterek masadan kalktım. Nereye gideceğimi bilmeden antreye koştum. Odaya gitsem peşimden gelip tartışmaya devam edeceklerdi, biliyordum. Bugün aldığım poşetleri de hızla yerden kapıp kendimi gecenin karanlığına, dışarıya attım.
Hemen her şeyim olan Melis’i aradım. Ağlamaktan sesim titriyor ve oldukça tiz çıkıyordu.
"Alo... Melis, size gelebilir miyim?"
Aslında kapılarını izin istemeden çalacak kadar yakındık, beni her zaman evine alacağını bilirdim ama yine de sormak istemiştim. Melis’ten anında gelen onay mesajını görünce adımlarımı onlara doğru yönlendirdim. Sadece Melis’in yanında olmak bile, o an dünyadaki her şeyden daha iyi gelecekti bana.

Bölüm etkileşimi

Okurlar bu bölümle etkileşime geçti

25okunma 4beğeni 2yorum
Bu iki tercih yalnızca bu tarayıcıda saklanır; yukarıdaki Vaveyla sayaçları gerçek uygulama verisidir.

Kategoriler ve Temalar

Okumak istediğin dünyayı bul.

Kitap Kategorileri 36

Kitap Temaları 139

abiabilerabilerimabimin arkadaşıabiminarkadasiacıAileAile sırlarıajanAkademi / OkulaksiyonAnlaşmalı Evlilikanonimarkadaş grubuArkadaşlıkArkadaştan Aşkaaskeraskerîaskeri kurguaskerikurguaşiretAşkAşk/ Romantikaşk üçgeniAvukatayrılıkbabaBerdelBilim KurgubilimkurguBiyografiblBüyücadıCinayetçocukluk arkadaşıÇocukluk Aşkıdark romancedarkromanceDistopyadoğaüstüdoktorDostluk#DramdüşmanDüşmandan Aşkaeğlenceenemies to loversFantastikGeçmişgenckurguGenç edebiyatgenç kurgugençlikgerçek ailegerçek ailemgerçekailemgerilimgizemGizli KimlikgücHayran KurguhukukHuysuz x NeşeliHüzünihanetİkinci Şansİlk görüşte aşkimkansızintikamİş Yeri AşkıkaderKaosKaradenizKardeşlikkatilKehanetkomediKomşudan AşkakorkuKraliyetkrallıkkurtadamKüçük KasabaLanetliseLise aşkılise kurgusumaceraMafyamahalleMardinmektupmitolojimizahmutluluknefretNefretten AşkaOkulölümörgüt#özlemPatron x ÇalışanpolisPolisiyePolitik EntrikaPsikolojiPsikolojikPsikolojik GerilimromantikRomantik komediromantizmSahte SevgililiksavaşSeçilmiş KişiSenKul:Maviduslersokagimsevda#sevgisırSırlarslowburnSporsuç#Şiir#takıntıteodenTers KöşetextingtravmaTutkuüniversiteVampirwattpadyalnızlıkYasak AşkZıt KutuplarzorbalıkZorunlu Yakınlık+18