Bölümler 3Şu an: YUVA HİSİ VE SICAK BİR GÜLÜMSEME
- 1 GONK CLOVER'İN GENÇLİGİ824 kelime
- 2 YUVA HİSİ VE SICAK BİR GÜLÜMSEME529 kelime · Okuduğun bölüm
- 3 ŞAFAK SÖKERKEN VEDA358 kelime
Bu aramayla eşleşen bölüm bulunamadı.
BÖLÜM 2. YUVA HİSSİ VE SICAK BİR GÜLÜMSEME
Savaşın gürültüsü, kulakları sağır eden patlama sesleri ve uzay gemilerinin metalik çığlıkları yavaş yavaş zihninden siliniyordu. GONK, Portal Saati’nin açtığı mavi parıltılı geçitten adımını attığında, burnuna gelen ilk şey yabancı bir metal kokusu değil; taze pişmiş ekmek kokusu, odun ateşinin o huzurlu tınısı ve evinin o tarifsiz, tanıdık kokusu oldu.
Arkasından kapı kapandı.
Yorgunluk, omuzlarına binen binlerce tonluk bir dağ gibi birden çöktü. Zırhının ağırlığı şimdi canını yakıyordu. Elindeki kömür karası izler, parmaklarındaki hafif yanık sızıları... Ama bunların hiçbirinin önemi yoktu. Çünkü birkaç aydır rüyalarına giren o sesler, o gülüşler artık sadece birer hayal değildi.
— Baba?!
Oturma odasının kapısında duran küçük kızı Çizi, elindeki ahşap oyuncakla öylece kalakalmıştı. Gözleri kocaman açılmıştı. Birkaç saniye babasına baktı; bunun gerçek bir rüya mı yoksa yorgun bir zihnin oyunu mu olduğunu tarttı. Sonra arkasındaki mutfak kapısına doğru can havliyle bağırdı:
— ANNE! BABA GELDİ! BABA EVDE!
O an içeriden koşan ayak sesleri duyuldu. Oğulları Dunko, elinde tutduğu fırçayla odadan fırladı. Ve en önde, gözlerinde çakan o şimşek gibi sevinç ve hasretle Lara...
Lara kapı eşiğinde durdu. Yüzündeki o endişeli, hep savaş haberlerini bekleyen solgun ifade bir anda yerini derin bir rahatlamaya ve ışıltılı bir gülümsemeye bıraktı. Gözleri dolmuştu ama kendini tuttu.
GONK, zırhının ağırlığını unutup dizlerinin üzerine çöktü. O devasa, dünyaları sarsan kahraman şimdi evinin eşiğinde, ailesinin kolları arasında eriyordu.
Çizi ile Dunko aynı anda babalarının boynuna atladılar.
— Baba! Seni çok özledik! Hiç gitmeyeceksin değil mi?
GONK, minik kollarıyla çocuklarını öyle sıkı sardı ki, sanki onları bıraktığı an rüya bozulup tekrar o kanlı savaş alanına dönecekmiş gibi korkuyordu. Boğazı düğümlendi, yutkundu:
— Gitmeyeceğim kuzucuklarım... Buradayım. Yanınızdayım.
Lara yavaşça yaklaştı, diz çöktü ve GONK’un yorgun, barut kokan yüzünü avuçlarının içine aldı. Parmakları kocasının yanağındaki küçük bir sıyrıntının üzerinde nazikçe gezindi.
— Çok yorulmuşsun...
dedi Lara, sesi hem sitemkar hem de sonsuz bir şefkatle titriyordu.
— Haberlerde o kırmızı yarıkları gördüğümden beri nefes alamıyordum, Gonk...
GONK, karısının sıcak avucuna başını yasladı. O sert, acımasız savaş meydanlarında adını duyanların dehşete düştüğü adam, şimdi karısının şefkati karşısında çocuk gibi savunmasızdı.
— Biliyorum sevgilim...
dedi fısıltıyla.
— Çok uzakta kaldım. Gökyüzü üzerimize yıkılırken bile aklım hep buradaydı. Sizimle...
O gece evde fırtınalar değil, sadece gülüşler koptu. Çizi babasının dizinin dibinden ayrılmadı, Dunko ona savaşta neler yaptığını heyecanla sordu. GONK, çocuklarının saçını okşarken, karısının hazırladığı sıcacık çorbayı içerken aylardır içinde taşıdığı o buz kütlesinin eridiğini hissetti. Savaşın kirliliği, bu evin neşesiyle yıkanıp gitmişti.
Ama içeride bir yerde, zihninin bir köşesinde o takvim yaprağı sessizce düşüyordu: “Sadece 3 gün...”
Fakat şimdilik, bu üç günün her bir saniyesi ebediyete bedeldi.
BÖLÜM SONU
Seyirci: Vay be Yazar Bey... Duygulandırdık ha! Biz GONK dedeyi hep dağları deviren, uzaylı ufalayan bir canavar sanıyorduk, adamın içinden yumuşacık bir aile babası çıktı.
Yazar: Savaş meydanındaki devler de insan seyircim. Onların da bir kalbi, özlediği yuvası var. Hep kan, revan gitmez ya biraz da huzur lazım.
Seyirci: Çok haklısın valla. Ama o "3 gün" lafı içime bir kurt düşürdü. Başkan Fetoş o adamı rahat bırakmayacak belli.
Yazar: Ohooo, sen daha hiçbir şey görmedin kankam. 3 gün çabuk geçer, fırtına kopmadan önceki sessizlik bu.
Seyirci: Aman diyeyim, tadını çıkarsınlar bari. Neyse, oku geçelim bakalım sonraki maceraya!
DEVAM EDECEK...
Bölüm etkileşimi
