GÖLGEDEKİ NÖBET kitap kapağı

9. bölüm / 15

GÖLGEDEKİ NÖBET

Görünmeyen Eller

Yazar: Buğlem’in Dünyası 🌍

Uygulamada Aç
Bölümü paylaş
Bu sayfayı paylaş
WhatsApp

Kitap sayfası
Bölümler 15Şu an: Görünmeyen Eller

Sabah olduğunda Eren, gece boyunca aklını kurcalayan soruların hiçbirine cevap bulamamıştı. Uykusu sık sık bölünmüş, gözlerini her kapattığında arşivdeki eksik kayıtlar ve Alya’nın söyledikleri zihninde yeniden canlanmıştı.
Yine de yataktan kalktığında kararını vermişti. Bugün, elindeki ipuçlarını bir araya getirecek ve en azından bir sorunun cevabını bulmaya çalışacaktı.
Hazırlanıp evden çıktı. Hava kapalıydı. Gece yağan yağmurdan sonra kaldırımlar hâlâ ıslaktı. Arabasına bindiğinde ilk işi telefonundaki notları kontrol etmek oldu. Bir önceki akşam Mert’le buldukları işlem numarası hâlâ ekranın notlar bölümünde duruyordu.
Eren numaraya baktı.
Bu kadar küçük bir ayrıntının kendisini nereye götüreceğini bilmiyordu. Fakat arşivdeki kayıtların birbiriyle bağlantılı olduğuna inanıyordu. Birisi dosyayı değiştirmiş, önceki sürümüne ulaşılmasını zorlaştırmış ve geride yalnızca birkaç belirsiz iz bırakmıştı.
Eren’in öğrenmek istediği şey artık yalnızca dosyanın içinde ne yazdığı değildi.
O dosyanın neden saklandığını da öğrenmek istiyordu.
Emniyete vardığında Mert çoktan gelmişti. Eren’i görünce elindeki kahveyi masaya bıraktı.
“Günaydın. Bugün biraz daha dinlenmiş görünüyorsun.”
“Öyle mi?”
“Hayır. Ama en azından dün gece burada sabahlamamışsın.”
Eren ceketini çıkarıp sandalyesine astı.
“Beni bu kadar merak ettiğini bilmiyordum.”
“Merak etmiyorum. Sadece sen kendini tamamen unutursan dosyaları kimin başıma yığacağını düşünüyorum.”
Eren hafifçe gülümsedi. Mert’in bu tür şakaları, en gergin anlarda bile ortamı biraz olsun yumuşatmayı başarıyordu.
Ardından not defterini açıp işlem numarasını gösterdi.
“Dün bulduğumuz kayıtla ilgili bir şey öğrenmemiz gerekiyor. Arşiv sorumlusuyla konuşalım.”
Mert kahvesinden bir yudum aldı.
“Önce şu numaranın hangi dosyaya ait olduğunu öğrenelim. Sonra ne yapacağımıza karar veririz.”
Eren başını salladı. Bilgisayarını açıp gerekli bilgileri hazırladı. Birkaç dakika sonra ikisi birlikte arşiv birimine gitmek üzere odadan çıktılar.
Koridorda ilerlerken Eren’in telefonu titredi. Ekrana baktığında bilinmeyen bir numaradan mesaj geldiğini gördü.
Mesaj kısaydı.
“Geçmişte aradığın cevap, sandığın yerde değil.”
Mert birkaç adım ilerledikten sonra arkasını döndü.
“Ne oldu?”
Eren telefonu ona uzattı. Mert mesajı okuduğunda yüzündeki rahat ifade kayboldu.
“Yine aynı numara mı?”
“Hayır. Bu farklı.”
“Peki, kim olduğunu biliyor musun?”
“Bilsem sana sorar mıydım?”
Mert telefonu geri verdi. Bir süre mesajı düşündü.
“Biri araştırmanı takip ediyor olabilir.”
“Bunu ben de düşündüm.”
“Eren, bu mesajı da diğerlerinin yanına kaydet. Saatini de not et.”
Eren mesajın ekran görüntüsünü aldı. Ardından telefonunu cebine koydu.
Mesajın kimden geldiğini bilmiyordu. Ancak bir ayrıntı dikkatini çekmişti: Gönderen kişi, onun yalnızca depoyla ilgilenmediğini biliyor gibiydi.
Geçmişte aradığı cevap…
Bu söz, annesinin fotoğrafını yeniden hatırlatmıştı.
Eren düşüncelerini şimdilik bir kenara bıraktı. Önce ellerindeki dosyayı bulmaları gerekiyordu.
Arşiv birimi, emniyet binasının daha az kullanılan bölümlerinden birindeydi. İçeri girdiklerinde onları dosyalarla dolu raflar ve bilgisayarının başında çalışan orta yaşlı bir görevli karşıladı.
Mert görevliye yaklaştı.
“Günaydın. Eski bir dosyayla ilgili bilgi almamız gerekiyor.”
Görevli başını kaldırdı.
“Hangi dosya?”
Eren not defterini açıp önceki akşam buldukları işlem numarasını gösterdi.
“Bu numarayla bağlantılı kaydın hangi belgeye ait olduğunu öğrenmek istiyoruz.”
Görevli numarayı bilgisayara girdi. Birkaç saniye boyunca ekrana baktı. Ardından kaşlarını çatarak yeniden arama yaptı.
“Bu kaydın kendisi burada görünmüyor.”
Eren’in yüzü ciddileşti.
“Nasıl yani? Sisteminizde böyle bir işlem numarası var ama dosya yok mu?”
“Numaranın geçmişte kullanılmış olması mümkün. Ancak şu an bu numarayla eşleşen bir belgeye ulaşamıyorum.”
Mert araya girdi.
“Dosyanın taşındığı başka bir birim olabilir mi?”
Görevli bir süre düşündü.
“Olabilir. Eski kayıtların bazıları yeniden düzenlenmişti. Fakat hangi belgelerin nereye aktarıldığını söyleyebilmem için daha ayrıntılı bilgiye ihtiyacım var.”
Eren, dün akşam ekranda gördüğü işlem ayrıntılarını anlattı. Dosyanın görüntülendiğini, erişim bilgilerinin eksik olduğunu ve işlemin arşiv bağlantısı üzerinden gerçekleştiğini belirtti.
Görevli bu kez daha dikkatli bir ifadeyle ekrana döndü.
“Bir dakika.”
Birkaç menü açtı, farklı kayıtları kontrol etti. Sonunda sandalyesinde geriye yaslandı.
“Bu işlem eski bir arşiv dizinine işaret ediyor. Ancak dizinin içeriği artık doğrudan görüntülenemiyor.”
“Ne zamandan beri?” diye sordu Eren.
“Bunu kesin olarak söyleyemem. Sistemdeki bilgiler yeterli değil.”
Eren cevap vermedi. Yine aynı şeyle karşı karşıyaydı: Bir iz vardı ama o izin devamı yoktu.
“Bu dosyanın içeriğine ulaşmanın başka bir yolu var mı?” diye sordu.
Görevli, rafların bulunduğu tarafa baktı.
“Eski kayıtların bir kısmı fiziksel arşivde tutuluyor. Belki orada bir karşılığı vardır. Ancak hangi kutuda bulunduğunu belirlemek kolay olmayabilir.”
Mert, Eren’e baktı.
“En azından elimizde yeni bir yer var.”
Eren başını salladı.
“Fiziksel arşivi kontrol edebilir miyiz?”
Görevli gerekli bilgileri not aldıktan sonra onları arka taraftaki raflara yönlendirdi. Burada yıllar öncesine ait dosyalar, numaralarına göre ayrılmış kutularda saklanıyordu. Bazı kutuların etiketleri yeniydi; bazılarının üzerindeki yazılar ise silinmeye yüz tutmuştu.
Eren, rafların arasında ilerlerken bu düzenin içinde bir şeylerin kaybolmasının ne kadar kolay olduğunu düşündü. Bir dosya yanlış kutuya konulabilir, etiketi değiştirilebilir ya da başka bir kaydın arasına yerleştirilebilirdi.
Fakat bunların hepsi yalnızca ihtimaldi.
Mert listedeki numaraları kontrol ederken Eren kutuların üzerindeki etiketleri tek tek inceledi. Bir süre sonra, aradıkları işlem numarasının bağlı olduğu eski dizine ait bir işaret buldu.
“Buraya bak,” dedi.
Mert yanına geldi.
Etiketteki numara, ellerindeki kayıtla tamamen aynı değildi. Ancak dizinin sonundaki harfler ve eski arşiv kodu birbirini tutuyordu.
Kutuyu raftan indirip masanın üzerine koydular.
İçinde farklı yıllara ait belgeler bulunuyordu. Eren dosyaları gelişigüzel karıştırmadı. Her birini dikkatlice kontrol ediyor, numaralarını listedeki bilgilerle karşılaştırıyordu. Mert de diğer taraftan aramaya devam ediyordu.
Dakikalar geçti.
Sonunda Eren’in önündeki belgelerden biri dikkatini çekti.
Kapağında depo soruşturmasına ait olduğu düşünülebilecek eski bir numara vardı. Ancak dosyanın üzerinde yeni bir etiket bulunuyordu. Eski etiketin bir kısmı alttan görünüyordu; yeni etiket, öncekinin üzerine yapıştırılmıştı.
Eren dosyayı eline aldı.
“Mert.”
Mert hemen yanına geldi.
“Buldun mu?”
“Bundan emin değilim. Ama şu etikete bak.”
Mert dosyanın kapağını inceledi. Eski numaranın okunabilen kısmı, daha önce buldukları kayıtla uyuşuyordu.
“Bu olabilir,” dedi.
Eren dosyayı açtı.
İlk sayfalarda genel kayıt bilgileri vardı. Ardından birkaç belge, tutanak ve eski yazışma geliyordu. Eren sayfaları dikkatle çevirdi. Bazı belgeler sararmıştı; bazılarıysa diğerlerine göre daha yeniydi.
Fakat aradıkları şey ortada yoktu.
Dosyanın sonuna geldiklerinde Eren durdu. Sayfa numaraları arasında bir atlama vardı. Bir sayfa eksikti ya da dosya hazırlanırken numaralandırma yanlış yapılmıştı.
Mert de fark etmişti.
“Burada bir eksiklik var.”
Eren eksik sayfanın öncesindeki ve sonrasındaki belgeleri karşılaştırdı. Belgelerden biri önceki sayfaya atıfta bulunuyordu ama bahsedilen belgenin kendisi dosyada yoktu.
Bu, aradıkları dosyanın gerçekten bu olup olmadığını kesinleştirmiyordu. Yine de ellerindeki kaydın eksik olduğu açıktı.
Eren, eksik sayfaya yapılan atfı not etti.
“Bu belgenin başka bir kopyası olabilir mi?”
Mert dosyayı kapatmadan önce son sayfayı yeniden inceledi.
“Olabilir. Ama önce bu dosyanın ne zaman ve kim tarafından düzenlendiğini öğrenmemiz gerekiyor.”
Eren başını salladı. Dosyayı olduğu gibi bıraktılar ve gerekli bilgileri not ettiler. Henüz hiçbir şeyi kanıtlayamamışlardı ama en azından bir belgeye ulaşmışlardı.
Tam arşivden ayrılmaya hazırlanırken Eren’in gözü kutunun dibinde duran ince bir kâğıda takıldı.
Kâğıt diğer belgelerin arasına sıkışmıştı. Üzerinde belirgin bir başlık yoktu. Kenarları sararmış, bazı bölümleri katlanmıştı.
Eren kâğıdı dikkatlice çıkardı.
Bir an için eski depoda buldukları sararmış notu hatırladı. İki kâğıt birbirine benziyordu ama bunun aynı belge olduğunu söylemek mümkün değildi. Üstelik üzerindeki yazıların çoğu silik olduğundan içeriği anlaşılmıyordu.
Mert, Eren’in elindeki kâğıda baktı.
“Ne yazıyor?”
“Şimdilik hiçbir şey söyleyemem. Yazılar çok silik.”
Eren kâğıdı çevirdi. Arka yüzünde de okunabilir bir tarih ya da açık bir imza yoktu. Sadece birkaç belirsiz iz ve silinmiş satırlar vardı.
Kâğıdı bir dosyanın arasına rastgele koymak yerine, görevliye danışarak kayıt altına alınması için teslim ettiler. Eren, belgenin nereden çıktığını ve hangi kutuda bulunduğunu da not etti.
Arşivden ayrıldıklarında Mert sessizliğini bozdu.
“Bugün en azından bir şeyler bulduk.”
Eren elindeki not defterine baktı.
“Evet. Ama hâlâ neye baktığımızı bilmiyoruz.”
“Bu da bir başlangıç.”
Eren cevap vermedi. Çünkü buldukları her şey, bir önceki sorunun yanına yenisini ekliyordu. Eksik sayfa, değiştirilen etiket, belirsiz işlem numarası ve kutudan çıkan eski kâğıt…
Bunların aynı kişi tarafından yapıldığını söylemek için ellerinde yeterli kanıt yoktu.
Yine de Eren, birinin geçmişte yaşananlara ait izleri sakladığı ihtimalini artık daha ciddi biçimde düşünüyordu.
Öğleden sonra odalarına döndüklerinde Eren, buldukları dosyanın bilgilerini bilgisayara aktarmaya başladı. Mert ise eski kayıtların sorumlularını ve ilgili işlem geçmişini araştırıyordu.
Bir süre sonra Mert sandalyesinde doğruldu.
“Eren, bir şey buldum.”
Eren başını kaldırdı.
“Nedir?”
“Dosyanın eski kayıt listesinde, bu belgeye daha önce erişildiği görünüyor. Ama işlem tarihiyle ilgili bir sorun var.”
“Ne sorunu?”
Mert ekranı ona çevirdi.
“Dosya, fiziksel arşive aktarılmadan önce görüntülenmiş. Fakat aktarım kaydında başka bir tarih yazıyor. Bu iki işlem arasındaki sıra mantıklı görünmüyor.”
Eren ekrana dikkatle baktı. Kayıtların neden bu şekilde göründüğünü anlamak mümkün değildi. Sistem hatası olabilirdi. Belgeler sonradan yeniden düzenlenmiş olabilirdi. Ya da bir işlem eksik kaydedilmişti.
“Bu, birinin kaydı değiştirdiğini kanıtlamaz,” dedi Eren.
“Biliyorum,” diye karşılık verdi Mert. “Ama nedenini öğrenmemiz gerekiyor.”
Eren notlarını kontrol etti. Bu ayrıntı, önceki sürümü bulunamayan dosyayla ilgiliydi. Belki de eski arşivdeki eksikliklerin sebebi basit bir kayıt hatasıydı. Ancak böyleyse bile neden aynı belgelerin etrafında bu kadar çok belirsizlik vardı?
Bilgisayar ekranında yeni bir pencere açtı ve dosyanın geçmişini yeniden kontrol etti.
Bu kez daha önce fark etmediği bir satır gördü.
Satırda bir kullanıcı adı yoktu. Yalnızca işlemin belirli bir birim üzerinden yapıldığına dair kısa bir kayıt vardı. Eren ayrıntıları açmayı denedi ancak sistem, daha fazla bilgiye erişim izni olmadığını belirtti.
Mert başını iki yana salladı.
“Bu kayıt için yetkimiz yok.”
“Yetki isteyebiliriz.”
“Evet. Ama önce neden istediğimizi açıklamamız gerekecek.”
Eren ekranı kapatmadı. Bir süre satıra baktı. Sonra bilgileri not defterine geçirdi.
Bu noktada acele etmek istemiyordu. Ellerindeki her ayrıntıyı birleştirip kesin bir sonuca varırsa yanlış bir kişiyi suçlayabilirdi. Üstelik Alya’nın uyarısı da hâlâ aklındaydı.
Herkesi düşman olarak görme.
Eren, bu sözün bir uyarı mı yoksa onu belirli bir yönde düşünmeye sevk etmek için söylenmiş bir cümle mi olduğunu bilmiyordu. Fakat araştırmasını yalnızca şüpheleri üzerine kurmayacaktı.
Önce kanıt bulacaktı.
Sonra gerçeğin nereye çıktığını görecekti.
Akşamüstüne doğru Mert, masasındaki belgeleri toparladı.
“Ben bu kayıtlarla ilgili başvuruyu hazırlayayım. Sen de bulduğumuz dosyanın eski numarasını kontrol et. Belki başka bir belgede aynı numara geçiyordur.”
Eren başını salladı.
Mert çalışmaya koyulurken Eren arama ekranına döndü. Dosya numarasını farklı biçimlerde sorguladı. İlk denemelerinde bir sonuç alamadı. İkinci aramada ise eski bir kayıt başlığı karşısına çıktı.
Başlığın altında yalnızca birkaç satır vardı. Belgeye erişmek istediğinde sistem yine izin vermedi. Ancak bu kez kayıt başlığının bir bölümünü okuyabilmişti.
“Ek kayıt — olay öncesi yazışmalar.”
Eren ekrana yaklaştı.
Olay öncesi yazışmalar…
Hangi olaydan söz ediliyordu? Depoyla ilgili soruşturmadan mı, yoksa daha eski bir olaydan mı?
Başlığın devamı görünmüyordu. Eren başka bir bağlantıya tıkladı ancak sayfa açılmadı. Kaydın numarasını not etti ve Mert’e seslendi.
“Mert, şuna bir bak.”
Mert yanına geldi. Başlığı okuyunca yüzündeki ifade değişti.
“Bu belgeyi daha önce görmedik.”
“Hayır. Ama içeriğine ulaşamıyoruz.”
“Başvuruya bunu da ekleyelim.”
Eren başını salladı.
Artık araştırmaları gereken başka bir belge vardı. Ancak onun depoyla bağlantılı olup olmadığını henüz bilmiyorlardı. Başlık tek başına yeterli değildi.
Mert kendi masasına döndüğünde Eren bir süre daha ekrana baktı. Sonra bilgisayarı kapattı.
Bugün ilerleme kaydetmişlerdi ama gerçeğe ne kadar yaklaştıklarını bilmiyordu. Bir dosya bulmuşlardı; fakat eksikti. Bir kayıt görmüşlerdi; fakat erişemiyorlardı. Bir kâğıt ortaya çıkmıştı; fakat üzerindeki yazılar okunmuyordu.
Sanki geçmiş, kendisini göstermekle saklamak arasında gidip geliyordu.
Eren çantasını alırken telefonu yeniden titredi.
Bu kez gelen mesajı açmadan önce birkaç saniye bekledi. Ardından ekrana baktı.
Bilinmeyen numaradan yeni bir mesaj gelmişti.
“Bulduğun dosya, aradığın cevap değil.”
Eren telefonu cebine koydu. İçinde giderek büyüyen huzursuzluğa rağmen düşüncelerini toparlamaya çalışıyordu. Bu mesajın onu korkutmak için gönderilmiş olması mümkündü. Belki de birisi, buldukları dosyanın peşini bırakmalarını istiyordu.
Ama neden?
Eren’in aklına yine annesinin fotoğrafı geldi. O fotoğrafın ortaya çıkmasıyla başlayan olaylar, artık yalnızca eski bir soruşturmayla ilgili görünmüyordu.
Yine de elinde, bu olayların doğrudan ailesiyle bağlantılı olduğunu kanıtlayan bir şey yoktu.
Henüz yoktu.
Eren ışıkları kapatıp odadan çıkarken son kez bilgisayar ekranına baktı. Gün boyunca karşılarına çıkan kayıtlar, eksik belgeler ve açıklanamayan işlemler zihninde birbirine karışmıştı.
Artık bir dosyadan fazlasını arıyordu.
Geçmişte ne olduğunu, kimin neyi sakladığını ve neden yıllar sonra yeniden karşısına çıktığını öğrenmek istiyordu.
Fakat o gün bulduğu en önemli şey bir cevap değildi.
Birilerinin, onun hangi soruların peşinden gittiğini bildiğine dair yeni bir işaretti.
Ve Eren, bir sonraki adımını atmadan önce artık yalnızca geçmişe değil, kendi çevresindeki insanlara da daha dikkatli bakması gerektiğini biliyordu.
//////////////////////////////////////////////////////////////////////
Uzun zamandır bölüm atmıyorum eğer atabilirsem bugün bir bölüm daha aticam. Bu arada Mert'in kahve sevgisi nedir ya ☕
/////////////////////////////////////////////////////////////////////////

Bölüm etkileşimi

Okurlar bu bölümle etkileşime geçti

54okunma 14beğeni 2yorum
Bu iki tercih yalnızca bu tarayıcıda saklanır; yukarıdaki Vaveyla sayaçları gerçek uygulama verisidir.

Kategoriler ve Temalar

Okumak istediğin dünyayı bul.

Kategoriler ve temalar yükleniyor…