5. bölüm · Gölgedeki Kanatlar

Bölüm 4 2010

Asena Şimşek

Adamın peşinden birkaç adım attım ama Ateş kolunu uzatıp önümde durdu.
"Üsteğmen, dur."

"Çekil."

"Hayır."

Gözlerimi ona diktim.
"O dosyada benim adım vardı."

"Gördüm."

"Öyleyse neden beni durduruyorsun?"

Ateş'in bakışları sertleşti.
"Çünkü bunun seni ilgilendiren bir şey olduğunu düşünüyorum. Ve tam da bu yüzden tek başına hareket etmene izin vermiyorum."

Bir an sustum.
Haklıydı.
Ama bunu kabul etmek istemiyordum.
Tam o sırada Yunus'un sesi geldi.
"Komutanım."

Hepimiz ona döndük.
Yunus yerdeki dosyayı almıştı.
"Bunu buldum."

Dosyayı açtı.
İlk sayfayı dikkatlice inceledi.
"Bu normal bir istihbarat dosyası değil."

Emre yanına geldi.
"Kuzgun."

Yunus dosyayı ona uzattı.
Emre birkaç saniye baktı.
"Burada bir kod var."

Kerem kaşlarını çattı.
"Ne kodu?"

Emre parmağıyla sayfanın altındaki küçük işareti gösterdi.
"Bu sembol."

Kalbim yeniden hızlandı.
O sembol...
Yıllardır unutmaya çalıştığım işaret.
Ateş bana baktı.
"Bunu daha önce gördün."

Cevap vermedim.
Yunus gözlerini üzerime çevirdi.
"Komutanım?"

Derin bir nefes aldım.
"Evet."

Salondaki herkes sessizleşti.
"Bu sembolü çocukken görmüştüm."

Burak şaşkınlıkla sordu:
"Nerede?"

Gözlerimi kapattım.
Bir ev...
Karanlık bir koridor...
Annemin sesi...
Ve kapının üzerindeki o sembol.
"Evimizde."

Ateş'in yüzündeki ifade değişti.
"Ne zaman?"

"2010."
Yunus dosyaya tekrar baktı.
"Aralık 2010."

Başımı kaldırdım.
"Evet."

Ateş birkaç saniye hiçbir şey söylemedi.
Sonra dosyanın devamındaki sayfaları çevirdi.
Bir sayfada durdu.

"Burada bir isim var."
Yanına gittim.
Sayfanın ortasında tek bir isim yazıyordu.
AYŞE KESKİN.

Nefesim boğazımda düğümlendi.
Annem.
Parmaklarım istemsizce titredi.
Ateş bunu fark etti ama hiçbir şey söylemedi.
Yunus sessizce dosyaya baktı.
"Komutanım..."

"Devam et."

Yunus sayfayı çevirdi.
Sonraki sayfada kısa bir not vardı:
"Hedef A.K. değil. Asıl hedef annesi."

Bir an kimse konuşmadı.
Ben dosyaya bakarken aklımdan tek bir düşünce geçti.
Demek annem hiçbir zaman tesadüfen o olayların içinde değildi.
Ateş dosyayı kapattı.
"Bu bilgi artık timin tamamını ilgilendiriyor."

Burak başını salladı.
"Komutanım, görevi bırakıp araştırmaya mı döneceğiz?"

Ateş bana baktı.
"Hayır."

Sonra dosyayı Yunus'a verdi.
"Önce görevimizi tamamlayacağız."
Gözlerimi Ateş'e çevirdim.

"Ya sonra?"
Ateş birkaç saniye sustu.
"Sonra geçmişinin peşine birlikte düşeceğiz."

İlk kez ona karşılık vermedim.
Çünkü ilk defa...
Bu timde yalnız olmadığımı hissetmiştim

Ateş'in son cümlesi zihnimde dönüp duruyordu.
"Geçmişinin peşine birlikte düşeceğiz."

Buna güvenmek istemiyordum.
Güvenmek, benim için her zaman bir zayıflık olmuştu.
Yunus dosyayı kapatıp bana uzattı.
"Komutanım, bunu sizin görmeniz gerekiyor."

Dosyayı aldım.
"Ne var?"

Yunus cevap vermeden son sayfayı açtı.
Sayfanın altında el yazısıyla yazılmış bir isim vardı.
Ali Keskin.
Nefesim kesildi.
Babam.
Parmaklarım dosyanın kenarında donup kaldı.
"Bu..."

Ateş hemen yanıma geldi.
"Tanıyor musun?"

Başımı kaldırdım.
"Babam."

Salonda bir sessizlik oluştu.
Burak şaşkınlıkla bana baktı.
"Babanız mı?"

Başımı salladım.
"Evet."

Yunus sayfayı dikkatlice inceledi.
"Burada başka bir tarih daha var."
Tarihe baktım.

Aralık 2010.
Gözlerimi kapattım.
Bir anda yıllar önceki evimizin görüntüsü zihnimde belirdi.
Annemin sesi...
Karanlık koridor...
Babamın öfkeli bağırışı...
Ve benim küçükken anneme ulaşmaya çalıştığım o gece.
Gözlerimi hızla açtım.
"Bu dosya neden burada?"

Emre dosyaya eğildi.
"Kuzgun olarak söyleyeyim... Birileri bu dosyanın bulunmasını istemiş."

"Bunu nereden çıkardın?"
diye sordu Burak.
Emre dosyanın kenarını gösterdi.
"Dosya eski. Ama üzerindeki toz yeni temizlenmiş."

Kerem kaşlarını çattı.
"Yani biri yakın zamanda buraya gelmiş."

"Evet."

Ateş düşünceli şekilde etrafa baktı.
"Ve muhtemelen hâlâ burada."

Tam o anda dışarıdan bir ses geldi.
Hepimiz sustuk.
Yunus elini kaldırdı.
"Birisi var."

Ateş hemen emir verdi.
"Herkes dikkat."

Ben silahıma davrandım.
Bu kez geçmişimi düşünmüyordum.
Görevdeydim.
Kapının dışından ayak sesleri geldi.
Bir...
İki...
Sonra sessizlik.
Ateş kapıya yaklaştı.
"Kim var orada?"

Cevap gelmedi.
Yunus çevreyi kontrol etti.
"Komutanım, kimse görünmüyor."

Emre bir anda yere baktı.
"Burada bir şey var."

Yerde küçük, siyah bir zarf duruyordu.
Kerem zarfı aldı ve Ateş'e uzattı.
Ateş zarfı açtı.
İçinden tek bir fotoğraf çıktı.
Fotoğrafa baktığım anda olduğum yerde kaldım.
Fotoğrafta annem vardı.
Yanında ise...
Babam.
Ama asıl dikkatimi çeken şey, fotoğrafın arkasındaki tarihti.
2011.

Ateş fotoğrafı çevirdi.
Arkasında yalnızca bir cümle yazıyordu:
"Alev gerçeği öğrenmeye hazır olduğunda, ikinci dosyayı bulun."

Ateş yavaşça bana baktı.
Ben ise fotoğrafı ellerimin arasına aldım.
"İkinci dosya nerede?"

Kimse cevap vermedi.
Yunus, masanın üzerindeki ilk dosyaya baktı.
Sonra gözlerini kaldırdı.
"Komutanım..."

"Ne oldu?"

"İlk dosyanın içinde ikinci dosyanın yeri yazıyor."

Ateş hemen dosyayı açtı.
Son sayfanın en altında küçük bir koordinat vardı.
Bursa - Eski bir askeri tesis.

Ateş derin bir nefes aldı.
"Kanat Timi..."

Herkes hazırlandı.
"Yeni hedefimiz belli."

Ben fotoğrafı cebime koydum.
Ateş bana baktı.
"Kılıç?"

"Hazırım, Kartal."

Bu kez sesimde tereddüt yoktu.
Çünkü artık bu sadece bir görev değildi.
Bu, ailemin yıllardır saklanan gerçeğini bulma göreviydi.

Araçlar eski askeri tesise doğru ilerlerken kimse konuşmuyordu.
Camdan dışarı baktım. Bursa'nın ışıkları yavaş yavaş geride kalıyordu.
Cebimdeki fotoğraf ağır geliyordu.
Annem ve babam...

Benim hatırlamadığım bir yıl.
Ateş öndeki araçtaydı. Telsizden sesi geldi.
"Kanat Timi, iki dakika sonra tesise giriyoruz."

Yunus cevap verdi:
"Şahin, anlaşıldı."

Emre camdan dışarı baktı.
"Kuzgun. Tesisin çevresinde hareket var."

Ateş'in sesi hemen geldi.
"Kaç kişi?"

"Net değil. En az üç."

Yiğit heyecanla öne doğru eğildi.
"Fırtına hazır."

Kerem ona baktı.
"Sakin ol."

"Ben sakinim."

Yunus araya girdi.
"Senin sakin halin buysa, heyecanını görmek istemiyorum."

Yiğit istemeden gülümsedi.
Kısa bir anlığına herkesin yüzünde aynı ifade vardı.
Sonra araç durdu.
Kapılar açıldı.
Herkes indi.
Eski tesis, yıllardır kullanılmıyormuş gibi görünüyordu. Paslanmış kapılar, kırık camlar ve sessiz koridorlar...
Ateş elini kaldırdı.
"Herkes dikkatli."

İçeri girdik.
Ayak seslerimiz koridorda yankılanıyordu.
Bir süre sonra Emre durdu.
"Kuzgun."

Hepimiz ona baktık.
"Burada yeni ayak izleri var."

Ateş başını salladı.
"Devam."

Koridorun sonunda büyük bir metal kapı vardı.
Kapının üzerinde aynı sembol bulunuyordu.
Kalbim sıkıştı.
Aynı sembol.
Aynı sembolü çocukken görmüştüm.
Bir adım attım.
Ateş kolumdan tuttu.
"Hazır mısın?"

"Hayır."

Ateş şaşırdı.
İlk kez ona bu kadar açık cevap vermiştim.
"Geri dönmek ister misin?"

Başımı salladım.
"Hayır."

"Öyleyse birlikte giriyoruz."

Kapı açıldı.
İçeride tek bir masa ve üzerinde birkaç dosya vardı.
Yunus masaya yaklaştı.
"Komutanım..."

Dosyaların üzerinde isimler yazıyordu.
Ateş Karaca.

Alev Keskin.

Yunus Şahin.

Burak Arslan.

Emre Karaca.

Kerem Korkmaz.

Yiğit Öztürk.

Hepimiz donup kaldık.
Burak dosyasını eline aldı.
"Bizim hakkımızda burada ne işi var?"

Emre'nin yüzündeki sakin ifade ilk kez bozuldu.
"Bizi daha önce araştırmışlar."

Ateş benim dosyama baktı.

"Hayır."
Başımı ona çevirdim.
"Ne?"

"Bizi araştırmamışlar."

Dosyaları gösterdi.
"Bizi seçmişler."

O anda ışıklar söndü.
Karanlıkta bir ses duyuldu.
"Sonunda geldiniz."

Yiğit refleksle arkasına döndü.
"Kim var orada?"

Ses tekrar geldi.
"Üsteğmen Alev Keskin..."

Donup kaldım.
Ses devam etti:
"Annenizin size anlatmadığı çok şey var."

Boğazım düğümlendi.
"Sen kimsin?"

Karanlığın içinden bir gölge çıktı.
Yüzünü tam seçemiyordum.
Ama söylediği tek cümleyle bütün dengem değişti.
"Ben annenizi son gören kişiyim."

Ateş bir adım öne çıktı.
"Kim olduğunu söyle."

Adam hafifçe güldü.
"Bunu Alev'e sorun."

Sonra bana baktı.
"Çünkü annenizin kaybolduğu gece... orada olan tek kişi o değildi."

Gözlerim doldu.
"Annem kaybolmadı."

Adam sustu.
Ben bir adım öne çıktım.
"Annem öldü."

Sesim titriyordu.
Adam başını hafifçe eğdi.
"Bunu sana kim söyledi?"

O anda bütün dünya sessizleşmiş gibi oldu.
Ateş bana baktı.
Yunus, Emre, Kerem ve Yiğit hiçbir şey söylemedi.
Adam son bir cümle söyledi:
"Çünkü Ayşe Keskin'in öldüğüne dair hiçbir kayıt yok."

Ve arkasındaki kapı bir anda kapandı.

___________________________________________
Evet bölüm nasıldı lütfen yorumlarınızı yazın görüşmek üzere 🤍🫶