8. bölüm · Gölge Tramvayı
Bölüm 7
BÖLÜM 7: GİRDABIN KALBİ
Havada asılı duran yeşil raylar büyük bir gürültüyle çatırdayıp kırılırken, Emin kendini sonsuz bir boşluğun ve dönen bir girdabın içinde buldu. Etrafından ray parçaları, eski tren koltukları ve kırık vagon camları hızla akıp geçiyordu. Rüzgar kulaklarında uğuldarken, girdabın dibinde parıldayan devasa bir ışık kaynağı gördü.
Sert bir şekilde, sanki bir su kütlesine çarpmış gibi ama tamamen kuru bir zeminin üzerine düştü. Düştüğü yer, etrafı tamamen karanlıkla çevrili, sadece tepesinden sızan yeşil bir ışıkla aydınlanan devasa, dairesel bir salondu. Burası bir tren istasyonunun tam merkezine benziyordu ama ne bir gelen vardı ne de giden.
Emin acıyla inleyerek ayağa kalktı. Üzerindeki tozları silkelediğinde, salonun tam ortasında duran şeyi fark etti. Orada, taştan yapılmış devasa bir kürsü ve kürsünün üzerinde zincirlerle bağlanmış eski, tozlu bir günlük duruyordu. Günlüğün kapağında ise altın harflerle tanıdık bir isim kazınmıştı: Emin Yakşi.
Titreyen adımlarla kürsüye doğru ilerledi. Elindeki paslı anahtara baktı, sonra günlüğün üzerindeki kilitli zincirlere. Bu anahtar, trenlerin değil, kendi kaderinin ve bu karanlık dünyaya nasıl hapsolduğunun anahtarıydı. Tam elini günlüğe doğru uzatmışken, salonun karanlık duvarlarından onlarca kırmızı göz belirdi. Girdap onu kurtarmamış, aksine tüm bu lanetin başladığı ilk istasyona, gölgelerin asıl evine getirmişti...
