3. bölüm · Gölge Tramvayı
Bölüm 2
BÖLÜM 2: GERİ DÖNÜŞÜ OLMAYAN YOL
Trenin kapıları gıcırdayarak açıldığında içeri sızan o buz gibi hava, sadece tenini değil ruhunu da dondurmuştu. Arkasına dönüp karanlık sokaklarda kaybolmayı düşündü bir an; ama elindeki o paslı anahtar avucunu adeta bir kor gibi yakıyordu. Bu anahtarın nereyi açtığını öğrenmeden geri dönemezdi.
Derin bir nefes aldı ve botlarını ıslak basamağa basarak yeşil ışıklı vagonun içine ilk adımını attı. O saniyede arkasındaki hidrolik kapılar büyük bir gürültüyle kapandı ve kilitlendi. Artık geri dönüş yoktu. Tramvay, hiç sarsılmadan, rayların üzerinde havada süzülür gibi hızla hareket etmeye başladı.
İçerisi, dışarıdan göründüğünden çok daha tekinsizdi. Tavandaki lambalar voltajı düşüp yükseliyor, vagonu bir an tamamen karartıp bir an loş bir ışıkla aydınlatıyordu. Koltuklarda oturan yolcuları fark ettiğinde kalbinin ritmi hızlandı. Hiçbiri insana benzemiyordu. Yüzleri yoktu; sadece insan suretinde, dumandan yapılmış gibi duran kapkara gölgelerdi. Hepsi kafasını cama çevirmiş, dışarıdaki kapkara boşluğa bakıyordu.
En arkadaki koltuğa doğru ilerlerken, vagondaki gölgelerin yavaşça hareketlendiğini hissetti. Pencerelere bakan o yüzsüz kafalar, tek bir komut alınmış gibi aynı anda ona doğru döndü. Yeşile çalan o soluk ışıkta, gölgelerin içinden fısıltılar yükselmeye başladı. Kulaklarında yankılanan sesler kendi geçmişinden gelen, unutmak istediği çığlıklardı. Tam o esnada, vagonun ortasında duran kondüktör silueti ona doğru yürümeye başladı. Elinde bilet yerine simsiyah bir zincir tutuyordu...
