7. bölüm · Ghost 704

İz Bırakan Kolyeler

eliz demir

Yeni bölüm gelllddiiiiii
Gece...
Şehir sessizdi.
Garajın içindeki loş sarı ışık, duvarlara uzun gölgeler düşürüyordu.
Arya hâlâ uyumamıştı.
Çalışma masasının başında oturuyor, elindeki telefonu defalarca açıp kapatıyordu.
Ekranda aynı mesaj duruyordu.
"Geçmiş sandığından daha yakın, Arya."
Mesajın altındaki tek harf...
— X
Sanki gözlerinin önünde büyüyordu.
Deniz, elinde iki kupa kahveyle yanına geldi.
"Bunu onuncu okuyuşun."
Arya telefonu kapatmadan cevap verdi.
"Belki de on birinci."
Deniz kupayı masaya bıraktı.
"Bu kadar düşünerek cevabı bulamazsın."
Arya başını kaldırdı.
"Peki ya gerçekten beni tanıyorlarsa?"
Deniz birkaç saniye sustu.
İlk kez Arya'nın gözlerinde korkuyu bu kadar net görüyordu.
"Ghost olduğunu bilen biri varsa..."
"...seni de biliyor olabilir."
Arya sessizce kolyesini tuttu.
İnce gümüş zincir...
Ucundaki küçük kanat figürü...
Çocukluğundan beri boynundaydı.
Ama neden?
Bunu hiç hatırlamıyordu.
"Deniz..."
"Hı?"
"Bu kolyeyi bana kim verdi?"
Deniz'in yüzü ciddileşti.
"Hatırlamıyor musun?"
Arya acı acı gülümsedi.
"Hatırlasaydım sana sormazdım."
Deniz derin bir nefes aldı.
"Seni ilk bulduğum gün de boynundaydı."
"Hiç çıkarmadın."
"Hatta bir keresinde kopmuştu."
Arya şaşkınlıkla baktı.
"Kopmuş muydu?"
Deniz başını salladı.
"On üç yaşındaydın."
"Üç gün boyunca odandan çıkmamıştın."
"Ben de gece yarısı oturup tamir etmiştim."
Arya istemsizce kolyeye daha sıkı sarıldı.
"Demek bu yüzden..."
Deniz hafifçe gülümsedi.
"O kolye senin için sadece bir takı değil."
"Bunu ben de biliyorum."
Garaj yeniden sessizleşti.
Tam o sırada...
Masanın üzerindeki eski dizüstü bilgisayardan bip sesi geldi.
Deniz şaşkınlıkla ekrana baktı.
"Ben bir şey açmadım."
Ekran kendi kendine aydınlandı.
Simsiyah ekranın ortasında tek satır belirdi.
GHOST 704
Sonra yazı değişti.
KAZANMAYA DEVAM ET.
Arya ve Deniz aynı anda ayağa kalktı.
Deniz kabloları kontrol etti.
"Bu imkânsız..."
İnternet bağlantısı bile kapalıydı.
Ekrandaki yazı bir kez daha değişti.
GERÇEĞE YAKLAŞIYORSUN.
Arya'nın kalbi hızla atmaya başladı.
Bir sonraki satır geldi.
AMA HAZIR MISIN?
Ve ekran bir anda kapandı.
Garaj yeniden sessizliğe gömüldü.
Deniz bilgisayarı açmaya çalıştı.
Ama çalışmıyordu.
"Sanki biri..."
"...içeri girmiş gibi."
Arya yavaşça başını salladı.
"Hayır."
"Birisi sadece içeri girmedi."
Derin bir nefes aldı.
"...bize ulaşmak istedi."
Tam o sırada garajın dışında bir araba sesi duyuldu.
İkisi de aynı anda kapıya döndü.
Farların ışığı kapının altından içeri süzülüyordu.
Deniz fısıldadı.
"Bu saatte kim olabilir?"
Arya hiç cevap vermedi.
Sadece yavaşça maskesini eline aldı.
Ve kapıya doğru yürümeye başladı...
Farların ışığı garaj kapısının altından içeri süzülüyordu.
Motor sesi birkaç saniye daha duyuldu.
Sonra...
Sessizlik.
Deniz yavaşça çalışma masasının çekmecesini açtı.
İçinden küçük bir el feneri çıkardı.
"Ben bakacağım."
Arya hemen başını salladı.
"Hayır."
"Birlikte."
Deniz ona baktı.
Arya'nın sesi sakindi ama kararlıydı.
"Bu gece yalnız hareket etmiyoruz."
İkisi ağır adımlarla garaj kapısına yaklaştı.
Deniz güvenlik kamerasını açtı.
Ekran birkaç saniye karıncalandı.
Sonra görüntü geldi.
Kapının önünde siyah bir sedan araba duruyordu.
Ama...
İçinde kimse görünmüyordu.
"Boş mu?"
Deniz kaşlarını çattı.
"Bir dakika..."
Tam görüntüyü büyüteceği sırada araba yeniden çalıştı.
Farlarını yaktı.
Ve yavaşça uzaklaşıp karanlığın içinde kayboldu.
Arya derin bir nefes verdi.
"Takip edelim mi?"
Deniz bir an düşündü.
Sonra başını iki yana salladı.
"Hayır."
"Bu saatte bilmediğimiz birinin peşine düşmek doğru olmaz."
Arya da aynı fikirdeydi.
Garajın kapısını açtılar.
Dışarı çıktıklarında serin gece rüzgârı yüzlerine çarptı.
Etrafta kimse yoktu.
Sadece arabanın durduğu yerde küçük beyaz bir zarf vardı.
Deniz eğilip zarfı aldı.
"Bu ne?"
Üzerinde tek bir kelime yazıyordu.
Ghost.
İkisi birbirine baktı.
Arya zarfı dikkatlice açtı.
İçinden eski bir fotoğraf çıktı.
Fotoğrafın kenarları yıpranmıştı.
Sanki yıllardır saklanıyordu.
Fotoğrafta altı kişi vardı.
Beş genç adam...
Ve ortalarında kıvırcık saçlı küçücük bir kız.
Arya'nın nefesi kesildi.
"Neden..."
"...bu fotoğraf bana bu kadar tanıdık geliyor?"
Deniz dikkatlice fotoğrafa baktı.
Fotoğrafın arkasında silik bir yazı vardı.
Kalem neredeyse okunmayacak kadar solmuştu.
"Ne olursa olsun kardeşinizi koruyun..."
İkisinin de tüyleri diken diken oldu.
Arya parmaklarını yazının üzerinde gezdirdi.
"Kardeşinizi..."
Kelimeler boğazında düğümlendi.
İçinde tarif edemediği bir sızı hissetti.
Sanki bu fotoğraf...
Kalbinin unuttuğu bir parçayı hatırlatıyordu.
Tam o anda telefon yeniden titredi.
Ekranda yine aynı isim vardı.
Bilinmeyen Gönderici
Arya mesajı açtı.
Bu kez yalnızca tek satır yazıyordu.
"Fotoğrafı dikkatli incele."
Arya ile Deniz aynı anda yeniden fotoğrafa baktılar.
Deniz gözlerini kısmaya başladı.
"Bir dakika..."
"Şuraya bak."
Fotoğrafın sağ alt köşesinde...
Diğerlerinden biraz uzakta duran siyah bir araba vardı.
Arabanın plakası seçilmiyordu.
Ama ön camında beyaz bir çıkartma vardı.
Arya'nın gözleri büyüdü.
"N... no..."
Deniz fısıldadı.
"704..."
İkisinin de nefesi kesildi.
O araba...
Ghost 704'ün kullandığı siyah arabanın yıllar önceki hâline neredeyse birebir benziyordu.
Arya fotoğrafı daha sıkı tuttu.
Kalbi deli gibi atıyordu.
"Bu fotoğraf..."
"...benim geçmişimle ilgili."
Ve ilk kez...
Bunu yüksek sesle söylemişti.
Ertesi sabah...
Karahan Konağı...
Güneş ışıkları büyük pencerelerden içeri süzülüyordu.
Mutfaktan kahve kokusu geliyordu.
Aras, masanın başında telefonuyla yarış videolarını izliyordu.
Bir yandan da sosyal medyadaki yorumları okuyordu.
"Ghost 704 yine efsaneydi!"
"Bu kadar iyi araba kullanan biri profesyonel olmalı."
"Kimliği açıklansın artık!"
Aras telefonu masaya bıraktı.
Tam o sırada Kaan mutfağa girdi.
Gözlerinin altında hafif morluklar vardı.
Aras gülümseyerek sordu.
"Hiç uyumadın mı?"
Kaan sandalyeye oturdu.
"Biraz."
"Ghost'u düşünmekten mi?"
Kaan cevap vermedi.
Bu sessizlik bile Aras için yeterliydi.
O sırada Eren de mutfağa geldi.
Elinde gazete vardı.
"Ne konuşuyorsunuz?"
Aras kahvesinden bir yudum aldı.
"Kaan, Ghost 704'e kafayı taktı."
Eren gülümseyerek Kaan'a baktı.
"Yenilince normal."
Kaan başını kaldırdı.
"Yenildiğim için değil."
"İçimde garip bir his var."
Eren kaşlarını kaldırdı.
"Nasıl bir his?"
Kaan derin bir nefes aldı.
"Sanki onu tanıyormuşum gibi."
Masada kısa bir sessizlik oluştu.
Aras ile Eren birbirlerine baktılar.
Eren sakin bir sesle konuştu.
"Bazen insanlar bize geçmişi hatırlatabilir."
"Ama bu, onları gerçekten tanıdığımız anlamına gelmez."
Kaan başını salladı.
"Belki de haklısın."
Tam o sırada konağın kapısındaki zil çaldı.
Görevli gelip salona seslendi.
"Kaan Bey..."
"Size bir kargo geldi."
Kaan şaşkınlıkla ayağa kalktı.
"Ben bir şey sipariş etmedim."
Kapıya doğru yürüdü.
Görevli, küçük siyah bir kutuyu uzattı.
Kutunun üzerinde ne gönderen vardı...
Ne de adres.
Sadece tek bir cümle yazıyordu.
"Geçmiş bazen seni bulur."
Kaan'ın kalbi hızlandı.
Kutuyu yavaşça açtı.
İçinden eski, paslanmış bir anahtar çıktı.
Anahtarın ucuna ince bir metal plaka takılmıştı.
Plakanın üzerinde tek bir sayı kazılıydı:
704
Kaan donup kaldı.
Aras kutuya yaklaşıp şaşkınlıkla baktı.
"Bu da ne?"
Kaan anahtarı avucunda sıktı.
Fısıltıyla konuştu.
"...Bu artık tesadüf olamaz."
Tam o anda kutunun dibinde katlanmış küçük bir not olduğunu fark etti.
Kâğıdı açtı.
Üzerinde sadece şu cümle yazıyordu:
"Cevapları istiyorsan, bir sonraki yarışı kaçırma."
Kaan'ın bakışları sertleşti.
Bu kez kararını vermişti.
Ne olursa olsun...
Bir sonraki yarışta Ghost 704'le yeniden karşılaşacaktı.
Aynı gün...
Öğleden sonra...
Şehrin merkezindeki büyük alışveriş caddesi insanlarla doluydu.
Arabaların kornaları...
Kafelerden yükselen müzik...
Sokak sanatçılarının sesleri...
Her yer capcanlıydı.
Arya ve Deniz, yarış için gerekli birkaç parçayı almak üzere oto sanayiye gidiyordu.
Deniz elindeki listeye baktı.
"Yeni fren balataları..."
"Motor yağı..."
"Bir de lastik basınç sensörü."
Arya gülümseyerek başını salladı.
"Yarıştan çok araba tamir ediyoruz."
Deniz omuz silkti.
"Ghost 704 kolay kazanılmıyor."
İkisi gülerek dükkândan çıktı.
Tam o sırada...
Karşı kaldırımda siyah bir spor araba durdu.
İçinden Aras indi.
Hemen arkasından Kaan da arabadan çıktı.
Dört kişi...
Sadece birkaç metre uzaklıktaydı.
Ama henüz kimse birbirini fark etmemişti.
Arya, telefonuna gelen bir mesajı okumak için başını eğdi.
Deniz ise dükkânın vitrininin önünde durmuştu.
Karşı tarafta...
Kaan yürürken bir anda durdu.
Kalbi garip bir şekilde hızlandı.
"Eminim..."
diye mırıldandı.
Aras dönüp baktı.
"Neye?"
Kaan gözlerini kalabalığın içinde gezdirdi.
"Sanki..."
"...birisi beni izliyor."
Aras etrafına baktı.
Her yer insan doluydu.
"Kuruntu yapıyorsun."
Tam o anda...
Şiddetli bir rüzgâr esti.
Arya'nın kapüşonu geriye düştü.
Boynundaki kanat kolye güneş ışığında parladı.
Kaan'ın gözleri o kolyeye kilitlendi.
Kalbi yerinden çıkacak gibiydi.
"Aras..."
Aras da istemsizce kolyeye baktı.
Ama tam o sırada...
Bir otobüs ikisinin arasından geçti.
Koca araç birkaç saniyeliğine görüşü tamamen kapattı.
Otobüs uzaklaştığında...
Arya ve Deniz çoktan sokağın köşesini dönmüştü.
Kaan koşarak karşı kaldırıma geçti.
Sağa baktı...
Sola baktı...
Kimse yoktu.
Sanki biraz önce gördüğü kişi hiç orada olmamıştı.
Aras nefes nefese yanına geldi.
"Neyi gördün?"
Kaan hâlâ sokağın sonuna bakıyordu.
"Kolyeyi..."
Aras şaşkınlıkla sordu.
"Hangi kolyeyi?"
Kaan yavaşça fısıldadı.
"Onun boynundaki..."
"Çocukluğumuzdaki kolyenin aynısıydı."
Aras ilk kez duraksadı.
Kardeşinin yüzündeki ifadeye baktı.
Bu kez...
Kaan şaka yapmıyordu.
Ve ilk kez...
Aras'ın da içine küçücük bir şüphe düştü.
Tam o sırada Arya, sokağın diğer ucunda bir an durdu.
Nedense arkasına bakma isteği hissetti.
Yavaşça döndü.
Kalabalığın arasında tanımadığı iki genç adam vardı.
Bir an göz göze geldiler.
Sonra trafik ışığı yeşile döndü.
İnsanlar yürümeye başladı.
Kalabalık ikisinin arasına girdi.
Ve o kısa an...
Kayboldu.
Arya derin bir nefes aldı.
"Garip..."
Deniz merakla baktı.
"Ne oldu?"
Arya başını iki yana salladı.
"Hiç..."
"Ama sanki..."
"...o çocukların birini daha önce görmüş gibiyim."
Deniz gülümsedi.
"Belki de kader sizi yine karşılaştırıyordur."
Arya hafifçe gülümsese de içinde oluşan o tanıdık his bir türlü geçmedi.
Çünkü bilmiyordu...
O kısa bakışta göz göze geldiği kişi...
Öz abisiydi.
Akşam...
Karahan Konağı...
Kaan odasına girer girmez kapıyı kapattı.
Sırtını kapıya yasladı.
Kalbi hâlâ normal ritmine dönmemişti.
Gördüğü kız...
Boynundaki kolye...
Ve o tanıdık his...
Hepsi zihninde dönüp duruyordu.
Masasına oturdu.
Çekmeceden eski aile albümünü çıkardı.
Sayfaları yavaşça çevirmeye başladı.
Birinci sayfa...
İkinci sayfa...
Üçüncü sayfa...
Sonra...
Elini bir fotoğrafın üzerinde durdurdu.
Fotoğrafta küçük Arya, Kaan'ın omuzlarına çıkmış kahkahalar atıyordu.
Aras hemen yanlarında durmuştu.
Eren ise arkadan ikisini tutuyordu.
Hepsinin yüzünde kocaman gülümsemeler vardı.
Kaan istemsizce gülümsedi.
"...Seni ne kadar özledik."
Tam albümü kapatacakken...
Fotoğrafın arasından küçük, katlanmış bir kâğıt yere düştü.
Kaan şaşkınlıkla eğildi.
Kâğıdı açtı.
İçinde küçücük bir çocuk yazısıyla şunlar yazıyordu:
"Kaan Abi, bir gün kaybolursam beni kolyemden tanırsın. Çünkü bu kolyeyi hiç çıkarmayacağım. Seni çok seviyorum. ❤️ – Arya"
Kaan'ın gözleri doldu.
Elleri titremeye başladı.
"N... ne?"
Yazıyı tekrar okudu.
Sonra tekrar...
Ve tekrar...
Tam o sırada kapı çaldı.
Aras içeri girdi.
"Kaan?"
Kaan hiçbir şey söylemeden notu uzattı.
Aras okudukça yüzündeki ifade değişti.
İki kardeş birkaç saniye boyunca sessizce birbirlerine baktılar.
Aras kısık sesle konuştu.
"...Bu notu daha önce hiç görmemiştim."
Kaan derin bir nefes aldı.
"Ben de."
Odanın içini ağır bir sessizlik kapladı.
Kaan yavaşça ayağa kalktı.
Gözleri kararlıydı.
"Aras..."
"Hı?"
"Bir sonraki yarışa sadece Ghost'u yenmek için gitmeyeceğim."
Aras dikkatle onu dinliyordu.
"Gerçeği öğrenmek için gideceğim."
Aynı saatlerde...
Garaj...
Arya, yarış tulumunu dolaba asıyordu.
Tam dolabın kapağını kapatırken...
İç tarafta daha önce fark etmediği ince bir oyuk gördü.
Parmağıyla tozu sildi.
Küçük metal bir kutu...
Dolabın içine gizlenmişti.
Şaşkınlıkla kutuyu çıkardı.
Üzerinde tek bir sembol vardı.
🪽
Kanat...
Kolyesindeki sembolün aynısı.
Deniz merakla yaklaştı.
"Bu daha önce burada mıydı?"
Arya başını iki yana salladı.
"Hayır..."
Kutuyu yavaşça açtı.
İçinde eski bir anahtar...
Ve katlanmış sararmış bir mektup vardı.
Arya mektubu titreyen elleriyle açtı.
İlk satırı okuduğu anda nefesi kesildi.
"Eğer bu mektubu okuyorsan... demek ki seni bulma zamanımız gelmiş."
Arya'nın gözleri büyüdü.
Deniz heyecanla sordu:
"Kim yazmış?"
Arya yavaşça mektubun altına baktı.
İmza kısmı yırtılmıştı.
Kimin yazdığı belli değildi.
Tam o anda...
Garajın ışıkları bir anda söndü.
PAT!
Her yer karanlığa gömüldü.
Dışarıdan ağır adım sesleri gelmeye başladı.
Tak...
Tak...
Tak...
Arya refleksle Deniz'i arkasına çekti.
İkisi de nefeslerini tuttu.
Garaj kapısının altından bir gölge belirdi.
Sonra...
Kapının dışından tok ama sakin bir erkek sesi duyuldu.
"Ghost 704..."
Arya'nın kalbi deli gibi atıyordu.
Adam sözünü tamamladı.
"...seninle konuşmamız gerekiyor."