3. bölüm · Geri dönmek

Bölüm 3

Desire Writer

Gözlerimi açtığımda evin tavanıyla karşılaştım. Burası neresiydi? Neydi lan bu? Etrafa baktım. Bir yaşlı kadın Buse ve İrem sohbet ediyordu.
"Lan" dedim onlara doğru
"N'oluyor?" Buse bana baktı.
"Aklımızı aldın be kızım çok korktuk. Tanış akile teyze." Karşımdaki kadına baktım ve koltukta doğruldum.
"Memnun oldum ben Hilal." Kadın bana gülümsedi.
"Bende memnun oldum kızım akile bende." Bende kadına gülümsedim.
"Bende memnun oldum." Kızlara baktım.
"Eee gitmiyor muyuz?" İrem tam birşey söyleyecekken kadın bana baktı.
"Ne gitmesi? Daha çorba yiyeceksiniz." Gülümsedim.
"Çok teşekkür ederim ama ben tokum, daha doğrusu biz tokuz dimi kızlar?" Buse ve İrem kafa sallamadı.
"Valla ben açım." İrem öne atıldı.
"Bende açım." Busede İreme katılınca öküzün trene baktığı gibi baktım. Tanımadığımız birinin elinden yemekmi yiyecektik? Kadın ayağa kalktı ve mutfağa gitti.
"Salak mısınız? Ne açım kadını tanımıyoruz bile." Dedim sessizce. İrem göz devirdi.
"Geberelimmi açlıktan?" Dediğimizde kadın içeri elinde bir tepsiyle girdi.
"Buyurun kızlar Hilal kızım sanada sütlü çikolata koydum içersin." Sütlü çikolata dediği şey sıcak çikolataydı. Gülümsedim.
"Ne zahmet ettiniz çok teşekkür ederiz." Dedim kızlar ve kendi adıma.
"Rica ederim rica ederim hadi size niloya açayım." Akile teyze eline kumandayı aldığında İrem söze girdi.
"Teşekkürler ama biz o kadar küçük değiliz yokmu en azından Müge anlı falan?" Kadın kaşlarını çattı.
"Ne Müge anlısı kız! Yaşınız başınız kaç sizin? Olmaz hem siz daha küçüksünüz o yaşınıza uygun değil."
"Ama biz 21 yaşındayız teyze." Kadın bana baktı.
"Tamam işte küçüksünüz." Televizyondan niloya açtığında yapacak birşey olmadığını farkettim ve sıcak çikolata içerek niloya izlemeye başladım.
"Sizi kim alacak?" Akile teyze bunu söylediğinde hepimiz ona baktık.
"Erkek arkadaşlarımız alacak." Dedi Buse. Kadın kaşlarını çattı.
"Erkek arkadaşmı? Kızım siz kaç yaşındasınız ne Erkek arkadaşı? Hem aileniz kızmıyormu?" Akile teyze soruları arka arkaya sorarken onu dinledik. Hepsine cevap vermek için ağzımı açtım ama İrem Benden önce davrandı.
"Bizim yaşımız 21 ve ailemiz kızmıyor çünkü ailemiz yok." Akile teyze kaşlarını çattı.
"Ne demek yok?" Akile teyze bize baktı.
"Busenin ailesi ona çok iyi bakıyor ama Buseyi dışlıyorlar. Benim sadece annem var abimle bize gözü gibi baktı ama herşeyimize kızıyor azarla büyüdük. Hilalinde annesi babası Hilal küçükken boşandı. Anneside Hilali görmezden geldi." İrem dirsekleri dizinde yere bakarak aile durumumuzu saydı.
17 yıl önce
Hilal her zamanki gibi odasında elleri kulaklarında şarkı söylüyordu. Anne babasının kavgasını duymamak için çaba sarf ediyordu ama bu imkansız gibi gözüküyordu. En sonunda yukarı çıkma sesi geldi. Hilalin annesinin elinde aşağıdaki vazodan bir kırık parça vardı.
"Eğer" dedi annesi Hilali arkasına alarak.
"Hilali benden alırsan seni mesleğinden ederim Orhan!" Hilalin annesi ve babası avukattı. Müvekkilerinin dosyalarını incelemekten Hilale vakit ayıramıyorlardı. Daha doğrusu isteyerek ayırmıyorlardı. Orhan, Hilale baktı. Birazda olsa Hilale karşı içinde sevgi vardı. Hiçbirşey demeden Hilalin odasından çıktı.
"Eğer" dedi annesi tekrardan. Hilale döndüğünde vazoyu Hilalin çenesine dayadı.
"Boşanma günü annem demezsen senin hayatını cehenneme çeviririm Hilal." Vazo parçasıyla beraber çıktı odadan. Hilal yanlız başına olduğu yere çöktü. Bacaklarını kendine çekti. Kafasını dizlerine dayadı ve ağlamaya başladı. Boşanma günü "annem" diyebilmişti. O gün babasını son kez öptü. Son kez sarıldı. En ağırıda babasını son kez görmesiydi. Annesi "hayatını cehenneme çeviririm." Demişti. Hilal annesini seçmesine rağmen hayatı yine cehennemdi. Hilal uyuduğunda annesi evden çıkıyor,Hilal uyurken geri geliyordu. Hilal annesiyle konuşmak için o gece hiç uyumaması gerekiyordu. Birgün gece zorlukla uyumadı. Sabah olduğunda annesinin karşısına geçti.
"Yasemin," dedi utangaç bir sesle. Hilalin annesi Yasemin, aynadan Hilale baktı.
"Ne var Hilal? Niye uyumadın?" Hilal, Yasemine baktı.
"Yasemin ben İstanbulda okumak istiyorum. Antalyada olmaktan mutlu değilim." Yasemin Hilali süzdü. Üzülmek yerine daha mutlu olurdu.
"Tabii Hilal sen nasıl istersen." Hilal gülümsedi.
"Ne zaman gideceğim peki?" Yasemin gülümsedi.
"Şimdi uçakla gidersin, bizim özel uçakla." Hilalin gülümsemesi büyüdü.
"Teşekkür ederim Yasemin." Hilal korkuyordu. Annesine 'Anne' demekten korkuyordu. Ne Hilal annesine 'Anne' demişti. Ne Yasemin kızına 'kızım' demişti. İkiside birbirini sevmiyordu. Hilal o gün hemen İstanbula taşındı. Yeni, tek başına bir hayat onu mutlu edecekti. Bunu biliyordu.
(Günümüz)
Yemeğimizi yemiştik. Yavaş yavaş uykumuz gelmişti uykumuz geldiğinde uyumamaya direndim. Akile teyze bize baktı.
"Uykunuzmu geldi?" Dediğinde kafa salladık.
"Pişt sen sarı kız gel bana yardım et." Geri kalan bulanıktı. Uyku ve uyanıklık arasındaydım. Kapı Açılma sesi duydum geri kalanını hatırlamıyorum. Uyandığımda sabah olmuştu. İrem ve Buse Akile teyzeyle yemek hazırlıyorlardı. Beni görünce gülümsediler.
"Hayırlı sabahlar kızım." Akile teyzeye gülümsedim.
"Hayırlı sabahlar. Biz bugün gitsek?" Dediğimde akile teyze saati gösterdi. Ne? Saat 16.39'du yani neredeyse akşam 5ti. Hava halâ aydınlıktı ama kararacaktı. Yemeğin akşam yemeği olduğunu söylediler. Mantı vardı. Çok severdim. Beraber niloya izleyerek yedik Yemeğimizi. Hep birlikte bulaşıkları yıkadık. Yıkarken dün gelen kişiyi sormak istedim bir anda.
"Akile teyze dün gelen kişi kimdi?" Akile teyze gülümsedi.
"Benim oğlan İbrahim size şaşırdı." Güldük ve içeri geçtik. Oturduğumuzda İrem ve Buse direkt camın başına geçti. Etrafı izlemeye başladılar. Bizimkileri bekliyorlardı.
"Eee kızım senin Erkek arkadaşınla aran nasıl?" Akile teyze soruyu bana sormuştu.
"İyi iyi evlenme teklifi bekliyorum şu anlık." Dediğimde gülümsedi.
"Aaaa ne güzel ne güzel ismi ne peki?" Soruyu merakla sorduğunda gülümsedim.
"Mert. Mert yılmaz" akile Teyzenin yüzü düştü.
"Sakın!" Dedi sert bir sesle.
"Sakın evlenme onun anası bana büyü yaptı Sakın!" Dediğinde bir ileri bir geri sallanıyordu.
"Ama çok seviyoruz birbirimizi." Dediğimde daha hızlı sallanmaya başladı.
"Ben onun amcasına gelin gittim. Onun kardeşi,Mertinde anası bana büyü yaptı kızım sakın! Sakın evlenme onunla! Sanada büyü yapacak!" Hatırlamıyorum. Gözüm karardı. Kızlara baktığımda ikisininde yere düştüğünü gördüm. Neydi lan bu?
Akile, Yeni kurbanlarını seçmişti. Kızları teker teker yavaşça arka odasına götürdü. Akşam saat 19.04'te oğlu İbrahim girdi.
"Anne?" Dedi annesi Akileye.
"Kızlar nerede?" Akile İbrahime baktı.
"Kızlar gittiler." Dediğinde sertçe kapıya vuruldu. İbrahim kapıyı açtığında 3 genç gördü. Mert,Alp Ve Baran efe. Mert hızla eve girdi.
"Kızlar nerede?" Diye sordu.
"Ne kızı kardeşim sen kimin evine böyle giriyorsun hayırdır?" İbrahim bu hızlı girişi beğenmemişti.
"Tekrar soruyorum. Kızlar nerede?" Diye sordu Mert tekrardan.
"Kız mız yok gitmişler." Mert,İbrahim bunu dediğinde sinirlendi.
"Gördün yani kızları?"
"Hee gördüm nolacak?"
"Mert abi sakin ol bi' kardeşim kızlar nerede?" Alp, Merti susturduğunda Baran efe kimseyi dinlemeden gidip arka odanın kapısını açtı. 3 güzel baygın şekilde yatıyordu. Hemen gidip İremi kucağına aldı. Diğerleride Baranın peşinden gitti. Herkes kendi sevgilisini kucağına aldı. İbrahim annesine baktı
"Anne!" Dedi sinirli bir sesle.
"Amınıza koyarım milletin karısını kızınızı eve atıpta yok demeyin birdaha." Mert bunu dediğinde kapıyı kapattı. Hepsi çıktığında İbrahim tekrar annesine baktı.
"Yinemi?"