2. bölüm · Geri dönmek

Bölüm 2

Desire Writer

"Hadi güzelim geldik" Mert bunu Dediğinde etrafa baktım. Çok güzeldi ama bizden başka kimse yoktu. Huzur doluydu resmen etraf. Elimi kemerime attığımda
"O kadar getirdim bir öpücük yokmu?" Dediğinde burnu neredeyse burnuma değecekti.
"Orda öp burda öp olmazki böy" lafımı bitirmemi beklemeden öptüğünde bende öptüm.
"Olurmuş demekki dimi?" Güldüğünde bende güldüm Ve kafamı çevirdiğimde bize gülen dört surat daha gördüm. Baran İrem Buse Alp bize bakarak gülüyordu. Hemen kendi önüme döndüm. Göremesemde yanaklarım al al olmuştu. Bunu hissedebiliyordum.
"Hadi güzelim,benim güzelim,benim dünyamın güzeli inelim" Mert bunları söylediğinde ona bakıp gülümsedim. İltifat etmesini çok iyi biliyordu. Arabadan ineceğimde Mert beni durdurdu. İlk başta kendisi inip benim olduğum taraftaki kapıyı açtı.
"Buyurun leydim." Gülümsedim.
"Her zamanki gibi naziksiniz bakıyorumda." Dediğimde yine o çok sevdiğim gamzesi ortaya çıktı. Elimden tutup bizimkilerin yanına gittik.
"Asıl yiyişen bunlar lan!" Baran bunu söylediğinde derin nefes verdim.
"Sizde yiyişin bize ne amınakoyayım?" Dediğimde Alp bana gözlerini bölerterek baktı.
"Bu zımbırtı benim kardeşimle öpüşecek? Ağzını burnunu dağıtırım lan onun!" Baran efe kenara sindi.
"Tamam abi sende git buseyle öpüş birşey diyormuyuz biz?" Mert bunu dediğinde Buse,Mert'i uyarıcı bir bakış attı.
"Hadi abi Hadi siz yakın mangalı bizde kızlarla ormanda yürüyeceğiz." İrem Buseyle benim kolumdan asıldı.
"Tamam güzelim benim,hızlı gelin ama olurmu? Hava kararacak." Mert saçımdan öptüğünde gülümsedim.
"Tamam aşkım hızlı geliriz zaten." Kızlarla birlikte ormana doğru yürümeye başladık. Sohbet muhabbet derken en sonunda neredeyse hava kararmıştı.
"Hadi geri dönelim." Buse bunu dediğinde etrafa baktık.
"Nereden geldikki?" Dediğimde İrem sus der gibi bir işaret yaptı.
"Ablanız burayı avucunun içi gibi bilir. Kesin çenenizide yürüyün." İrem bizi yürüttüğünde itiraz etmedik. Aradan on beş dakika geçmişti ama halâ Yanlarına gidememiştik. Nefesimin kesildiğini hissediyordum.
"İrem," dedim korku içinde.
"Bak biliyorsunuz benim panik atağım var nereden gideceğiz?" İrem bana baktı.
"Panik yapmayın ama bilmiyorum." Ağlamaya başladım. Nefesim git gide daralıyordu. En sonunda çamurlu bir yola vardığımızda çamura bata bata yürümeye devam ettik. Artık nefes alamıyordum.
"İrem," dedim ağlarken
"Yalvarırım bir çare bul" lafım yarıda kesildiğinde gözüm karardı.
Hilal olduğu yerde bayıldı. Buse ve İrem onu uyandırmaya çalışsada Hilal uyanmadı. Bu sırada erkekler kızlar için endişelenmeye başlamıştı bile. Telefonun çekmediği bir ormanda oldukları için Mert biraz daha dış tarafa gitti. Baran efe ve Alpte kızları aramak için yola koyuldular. Kızların geçtiği yol ayrımına baktılar. Alp yerde parlayan şeye doğru gitti. Alp'in buseye aldığı bileklik, şimdi Alpin ellerindeydi. Buse düşürmüş olmalıydı. Alpin gözleri dolduğunda Mert koşa koşa Yanlarına geldi.
"Ne oluyor lan?" Baran çaresizce Alp'e bakıyordu. Mert Alpin yol ayrımında biraz daha ileri gitti. Ayağına birşey takıldığını hissetti. Eline aldı. Bir telefondu ama çamura batmıştı. Kılıfı,Hilalin telefonun kılıfıyla aynıydı. Mert telefondaki çamuru kendi üzerine sildi. Gözleri dolmuştu bile. Telefonu açtığında, kilit ekranındaki Hilal ve kendisinin fotoğrafını gördüğünde Ağlamaya başladı.
"Hilal." Dedi olduğu yere çöküp. Üzerinin çamur olmasını umursamadı.
"Hilal!" Diye bağırdı bu sefer. Yanına Baran efe geldi.
"Oğlum bak üzülme." Mert telefonu kendi cebine atıp Baranın yakasına yapıştı.
"Ne üzülme amınakoduğum Hilal yok lan Hilal yok!" Bunu ağlarken bağırmıştı. Baran Merti omzundan kendisine çekip sarıldı.
"Bulacağız abi Bulacağız." Mert Baranın omuzunda Ağlamaya devam ediyordu. Bu sırada kızlar bir nehir kenarına gelmiş Hilalin yüzüne su çarpıyordu.
"Uyanmıyor." Diye çaresizce Hilalin yüzüne su çarpıyordu İrem.
"Bi' ev bulsak?" Buse ve İrem Hilalin bacak ve ayağından tuttu. Sürüklemeye başladıklarında en sonunda bir ev gördüler. İrem Hilalin bacağını bıraktı ve koşarak evin kapısını çaldı. Kapıyı bir teyze açtığında İrem gülümsedi.
"Lütfen," dedi sulu gözleriyle
"Lütfen evinize alın arkadaşımız bayıldı." Kadın İremi süzdü.
"Tabii gelin evladım gelin." İrem mutlulukla Busenin yanına geri döndü. Hilalin bacaklarından tutup eve sürüklediler. Teyze koltuğun üzerine bir battaniye serdi.
"Koyun evladım." Hilali koyduklarında Buse ve İrem derin bir nefes verdi.
"Çok teşekkür ederiz." Kadın buseye gülümsedi.
"Rica ederim evladım." Busede kadına gülümsedi.