8. bölüm · GERÇEK AİLEM

6

BengüKalem@ KaderSatırları

6. BÖLÜM — İLK KAVGA

Hastaneden çıktıktan sonra hep birlikte konağa döndük.

Kimse doğru düzgün konuşmuyordu.

Ben arka koltukta camdan dışarı bakıyordum. Sonuç belliydi. Artık gerçekten Karayel ailesinin kızı olduğumu biliyordum ama nedense içimde bir sevinç yoktu.

Çünkü gerçek ailemi bulmuştum ama onlar beni bulduklarına benim kadar sevinmiş görünmüyordu.

Konağa girdiğimizde Aheste Hanım hemen yanıma geldi.

“Duru, yoruldun. Sana bir şeyler hazırlayayım.”

“Olur.”

Birlikte mutfağa doğru ilerleyecektik ki Karan'ın sesi arkamızdan geldi.

“Anne, biraz beklesin.”

Aheste Hanım dönüp ona baktı.

“Neden?”

Karan birkaç saniye sustu.

“Daha yeni tanıştık. Her şeyin bir anda değişmesini beklemeyelim.”

Aheste Hanım'ın yüzü düştü.

Ben ise dayanamayarak Karan'a baktım.

“Zaten kimse sizden bir anda değişmenizi istemiyor.”

Karan kaşlarını çattı.

“Öyle davranmıyorsun.”

“Nasıl davranıyorum?”

“Bilmiyorum.”

“Ben de bilmiyorum.”

Kerem koltuğa otururken araya girdi.

“Bence biraz zamana ihtiyacımız var.”

“Zamana ihtiyacınız olduğunu anlıyorum.”

Başımı salladım.

“Ama sürekli bana yabancıymışım gibi davranmanız biraz ağır geliyor.”

Kuzey hafifçe güldü.

“Çünkü yabancıyız.”

Bu cümleyle yüzüm düştü.

“Biliyorum.”

“Daha dün öğrendik kardeş olduğumuzu.”

“Ben de dün öğrendim.”

Kuzey omuz silkti.

“İşte.”

Kağan ona baktı.

“Biraz daha düzgün konuşsan?”

Kuzey kaşlarını kaldırdı.

“Ne dedim ki?”

“Belli.”

“Ne belli?”

“Duru'yu istemediğin.”

Kuzey cevap vermedi.

Ben araya girdim.

“İstemiyorsanız sorun değil.”

Herkes bana baktı.

“Ben zaten kendimi zorla sevdirecek değilim.”

Karan'ın yüzü sertleşti.

“Kimse senden bunu istemiyor.”

“Biliyorum.”

“E o zaman neden böyle konuşuyorsun?”

“Çünkü sürekli dışarıda bırakılıyormuşum gibi hissediyorum.”

Kerem ayağa kalktı.

“Duru, bak, mesele sen değilsin.”

“Öyle mi?”

“Evet.”

“Peki mesele ne?”

Kerem cevap vermekte zorlandı.

“Bizim düzenimiz.”

“Ben sizin düzeninizi bozmak için gelmedim.”

“Biliyorum.”

“Bence bilmiyorsun.”

Kerem'in sesi yükseldi.

“Ya ne yapmamızı bekliyorsun?”

Ben de ilk kez sesimi yükselttim.

“Hiçbir şey!”

Salon bir anda sessizleşti.

“Benden kardeşinizmişim gibi davranmanızı istemiyorum. Hemen sarılın, beni sevin, benimle ilgilenin de demiyorum. Sadece bana kötü davranmayın.”

Karan başını iki yana salladı.

“Kimse sana kötü davranmıyor.”

“Az önce kardeşin bana yabancı olduğumu söyledi.”

Kuzey hemen karşılık verdi.

“Çünkü öyle.”

Kağan sertçe baktı.

“Kuzey, yeter.”

Kuzey de sinirlendi.

“Ne yeter? Hepimiz aynı şeyi düşünüyoruz ama kimse söylemiyor.”

Kerem başını kaldırdı.

“Ben söylemekten çekinmiyorum.”

Bana baktı.

“Evet, benim için de alışması zor. Sonuçta yirmi dört saat önce hayatımızda yoktun.”

Bu söz içime oturdu.

“Benim için de siz yirmi dört saat önce yoktunuz.”

Kimse cevap vermedi.

“Ben de alışmaya çalışıyorum.”

Karan derin bir nefes aldı.

“Bak, kimse bunun kolay olduğunu söylemedi.”

“Ben de kolay olduğunu söylemedim.”

Karan'ın sabrı tükenmeye başladı.

“Peki ne istiyorsun?”

“Saygı.”

“Saygı gösteriyoruz.”

“Hayır.”

Sesim bu kez daha sakindi.

“Göstermiyorsunuz.”

Kuzey sinirli bir şekilde güldü.

“Daha ne yapalım?”

“Hiçbir şey yapmayın.”

“Ne?”

“Beni rahat bırakın.”

Kuzey ellerini iki yana açtı.

“Memnuniyetle.”

Kağan hemen ona döndü.

“Sen gerçekten bazen ne söylediğini bilmiyorsun.”

Kuzey ayağa kalktı.

“Ben ne söyledim?”

“Yeterince söyledin.”

“Sen de sürekli onun tarafını tutuyorsun.”

Kağan'ın yüzü gerildi.

“Çünkü haksızlık yapıyorsunuz.”

Karan araya girdi.

“Tamam, yeter.”

Ama Kuzey durmadı.

“Hayır, konuşacağız. Hepimiz burada düşünüyoruz ama sadece ben söyleyince suçlu oluyorum.”

Kerem de sinirlenmişti.

“Çünkü biraz fazla ileri gidiyorsun.”

“Sen de istemiyor musun?”

Kerem sustu.

Kuzey gülümsedi.

“İşte.”

Ben onları izlerken daha fazla dayanamadım.

“Ben yukarı çıkıyorum.”

Aheste Hanım hemen bana döndü.

“Duru…”

“İyiyim.”

Ama iyi değildim.

Merdivenlere doğru yürüdüm.

Arkamdan Karan'ın sesi geldi.

“Kimse sana git demedi.”

Durup arkamı döndüm.

“Gitmemi söylemenize gerek yok.”

Karan sustu.

“Bazen nasıl baktığınız yetiyor.”

Bu kez kimse cevap veremedi.

Başımı çevirip merdivenleri çıktım.

Arkamdan Kağan'ın sesi duyuldu.

“Gördünüz mü yaptığınızı?”

Kuzey öfkeyle cevap verdi.

“Ben tek başıma yapmadım.”

“Hiç değilse susmayı bil.”

“Sen de sürekli onun avukatlığını yapma!”

Karan sertçe araya girdi.

“Yeter artık!”

Kapımı kapattım.

Aşağıdaki sesler hâlâ duyuluyordu.

Yatağın kenarına oturdum.

Gözlerim dolmuştu.

Onların kardeşi olduğumu öğrenmiştim.

Ama kardeş olmak başka bir şeydi.

Kardeş gibi hissedilmek başka.

Ve ben daha ilk günden, bu evde kendime gerçekten bir yer açıp açamayacağımı sorgulamaya başlamıştım.