14. bölüm · GERÇEK AİLEM

11. BÖLÜM — KARŞILARINDA

BengüKalem@ KaderSatırları

11. BÖLÜM — KARŞILARINDA

Eve geldiğimizde hava kararmıştı.

Kağan arabayı konağın önüne çekti.

Çantamı bana uzattı.

“Yarın yine ben bırakırım.”

“Gerek yok. Kendim giderim.”

“Ben bırakırım.”

“Tamam.”

Bir an durup ona baktım.

“Abi.”

Kağan kaşlarını kaldırdı.

“Ne?”

“Bir şey yok.”

Gülerek içeri girdim.

Kağan salona geçti. Ben de odama çıkacaktım ama koridorda yürürken salondan gelen sesleri duydum.

Karan konuşuyordu.

“Bu iş böyle gitmez.”

Kerem cevap verdi.

“Ne yapalım peki?”

“Bilmiyorum.”

Kuzey araya girdi.

“Ben zaten alışmayacağım.”

Adımlarım yavaşladı.

Kuzey devam etti.

“Onu hâlâ kardeşim gibi görmüyorum.”

İçim yine sıkıştı.

Sonra Karan konuştu.

“Kimse senden zorla kabullenmeni istemiyor.”

“İyi. Çünkü ben istemiyorum.”

Bir süre sessizlik oldu.

Kerem'in sesi geldi.

“Ben de hâlâ alışamadım.”

Daha fazla dinlemek istemedim.

Ama bu kez kaçıp odama da gitmek istemedim.

Salona girdim.

Üçü birden sustu.

Karan bana baktı.

“Sen ne zamandır buradasın?”

“Yeterince.”

Kuzey kaşlarını çattı.

“Dinlemek güzelmiş.”

“Ben özellikle dinlemedim.”

Çantamı omzumdan indirdim.

“Ama hakkımda konuşuyordunuz.”

Karan bir şey söylemedi.

Ben de devam ettim.

“Zaten ne düşündüğünüzü biliyorum.”

Kerem bana baktı.

“Duru, olay—”

“Biliyorum.”

Sözünü kestim.

“Kolay değil.”

Üçü de sustu.

“Bunu anlıyorum. Gerçekten anlıyorum.”

Bir nefes aldım.

“Ama benim için de kolay değil.”

Karan'ın yüzüne baktım.

“On yedi yıl boyunca başka bir ailede yaşadım. Annemin öldüğünü sandım. Sonra bir gün annemin yaşadığını öğrendim. Kardeşlerim olduğunu öğrendim.”

Sesim biraz titredi.

“Buraya geldim, siz de beni istemediniz.”

Kuzey hemen cevap verdi.

“Ben istemediğimi söyledim.”

“Evet, söyledin.”

Ona baktım.

“Bunu unutacak değilim.”

Kuzey sustu.

“Ben sizden beni sevmenizi istemiyorum.”

Kerem başını salladı.

“Bunu biliyoruz.”

“Bence bilmiyorsunuz.”

Sesim yükseldi.

“Çünkü ne zaman bir şey olsa sanki bu eve kendi isteğimle gelmişim gibi davranıyorsunuz.”

Kimse cevap vermedi.

“Ben de ne yapacağımı bilmiyorum. Sabah kalkıyorum, burada uyanıyorum ve hâlâ bazen ‘Ben gerçekten burada mıyım?’ diye düşünüyorum.”

Gözlerim doldu ama ağlamadım.

“Sonra sizi görüyorum. Kendi kardeşlerimi.”

Bir an durdum.

“Ve siz bana yabancı gibi davranıyorsunuz.”

Odadaki sessizlik uzadı.

Karan gözlerini benden kaçırdı.

“Bizim de kafamız karışık.”

“Biliyorum.”

Bu kez daha sakin konuştum.

“Ama benim de kafam karışık.”

Kuzey koltuğa yaslandı.

“Peki bizden ne istiyorsun?”

Bu soruyu beklemiyordum.

Bir süre düşündüm.

“Hiçbir şey.”

Kuzey şaşırdı.

“Hiçbir şey mi?”

“Şimdilik hayır.”

Çantamı tekrar omzuma taktım.

“Sadece bana her gün kardeşiniz olmadığımı hatırlatmayın. Zaten biliyorum. Bir de üstüne siz söylemeyin.”

Karan başını kaldırdı.

Bir şey söyleyecek gibi oldu ama sustu.

Tam o sırada kapıda Kağan göründü.

Bize baktı.

Sonra bana.

“İyi misin?”

Başımı salladım.

“İyiyim.”

Kağan yanıma geldi ama konuşmadı.

Ben de ona dönüp kısaca gülümsedim.

Sonra yukarı çıkmak için merdivenlere yöneldim.

Kağan arkamdan geldi.

“Duru.”

Döndüm.

“Efendim?”

“İyi söyledin.”

İstemeden gülümsedim.

“İlk defa bağırmadan söyledim.”

“Biraz bağırdın.”

“Sen de mi?”

“Biraz.”

Güldüm.

Kağan da güldü.

Sonra birlikte merdivenlerden çıktık.

Aşağıda ise Karan, Kerem ve Kuzey hâlâ sessizdi.

Bu kez onların ne düşündüğünü merak etmedim.

Çünkü ilk defa, kendimi anlatmak için onların izin vermesini beklememiştim.