5. bölüm · Gerçek aile (polis)

0,3

İrem sude Civelek

Karakoldan çıkmış, markete doğru sürüyordum arabamla. Yazdığım numarayı araştırtmıştım bir arkadaşıma; dosyayı bu akşam gönderecekti.
Markete yaklaşınca park yeri aramaya koyuldum. Beş dakika sonra sonunda bulmuştum. Markete girince hemen bir market arabası alıp alışverişe başladım...
En sonunda kasaya geçtiğimde hem araba tıka basa dolmuştu hem de markete gireli 1,5 saat geçmişti. Sıra bana gelince market arabasını boşaltmaya başladım. Kasiyer ablanın işi bitince iki paket sigara da istedim. Aldığım malzemeleri poşetlere doldurmaya başladım. Doldurduktan ve ödemeyi yaptıktan sonra marketin çıkışına yürürken bir adam gördüm. Bu oydu. Poyraz Çelik, namı diğer benim yazdığım numara. O da marketin çıkışına yürüyordu.
Bir anda bana doğru döndü ve beni gördü. Bir an duraksadı, ardından dudaklarından kelimeler dökülmeye başladı...

“Vay vay vay… Alisa Hanım, sizi göreceğimi hiç sanmıyordum.”

Bu cümlenin ardından ufak bir gülümsemeyle cevap verdim

“Bende sizi görmeyi beklemiyordum, Poyraz Çelik.”

Memnun bir ifadeyle, “Bakıyorum da araştırmışsınız beni,” dedi.

Alaylı bir ifadeyle, “Tabii, yani araştıracağım, başka ne yapacağım?” diye karşılık verdim.
(Yalan söylüyordum; sadece adamın adını, soyadını ve fotoğrafını görmüştüm.)

Bir anda kaşlarını çatıp, “Ben de seni araştırdım ama sadece ismini, soyismini ve fotoğrafını buldum. Başka hiçbir şey çıkmadı,” dedi.

Bakışlarında şüphe vardı ama ona polis olduğumu söyleyemezdim. Herkes beni normal bir polis sanıyordu ama değildim. Özel görevlere çıkıyordum ve bunu sadece Sarp biliyordu. İzin almadan, başıboş bir şekilde kimseye söyleyemezdim, yasaktı.
Ben de ona bir şey demeden yanından uzaklaştım… Kaçtım evet, yine.

Arabaya gelince poşetleri bagaja koyup sürücü koltuğuna oturdum. Emniyet kemerini takıp evime doğru sürmeye başladım.

Beni daha önce kimse araştırmamıştı, daha doğrusu araştıramamıştı. İlk kez Poyraz araştırmıştı ama sadece isim, soyisim ve fotoğraf gibi genel şeylerdi. Ben ise onun hangi hastanede ve hangi ameliyathanede doğduğuna kadar bulmuştum ve benim için bu gayet kolay olmuştu.

Poyraz avukattı ve 2 abisi, 3 kardeşi vardı. Kardeşlerinden ikiz olanlardan kız olanı doğumda ölmüştü ve onu hiç görememişti. 28 yaşındaydı. Abileri Aslan ve Karel sırayla 30 ve 28 yaşındaydılar. Kardeşi Bulut benim gibi 27 yaşındaydı, Alp ise 17 yaşındaydı. Aslan mimardı, Karel bilgisayar mühendisiydi, Bulut sınıf öğretmeniydi, Alp ise lise son sınıftaydı. Annesi Aysel Hanım aşçı, babası Ali Bey galericiydi. Güzel anlaşan bir aileydiler. Benimse bir ailem olmamıştı ve olmayacaktı… Bu beni üzmüyordu artık. Zaten benim bir ailem vardı: Sarp, benim ailemdi.

Eve gelmiştim. Sarp bu akşam geliyordu, onu gerçek anlamda özlemiştim. 2 günlük bir nöbet olsa bile…

Normalde ev işlerini Sarp’la bölüşürdük ama o çok yorgun olacağı ve uyumak isteyeceği için evi toplama ve yemek yapma görevi bana kalmıştı. Salonda koltukta oturuyordum, kafam geriye yaslı, düşünüyordum.

( bu şekilde)

Market poşetleri bile hâlâ holde duruyordu. O sırada telefonumdan bir bildirim sesi geldi. Poyraz yazmıştı
.
******: Alisa, ben Poyraz. Neden kaçtığını bilmiyorum ama yazmam gerektiğini düşündüm.

Ardından bir bildirim daha geldi, bu sefer Sarp’tı. Sarp’la olan mesaj kutusuna girdim ve ne yazdığına baktım.

Sarpişkom: 4 saate evdeyim ve seni çok ama çok özledim, haberin olsun Alisa.

Hemen yazmaya başladım:

Siz: Ben de seni çok özledim, çabuk gel ama kendini çok yorma olur mu?

Sarpişkom: Olur olur ama senle sarılıp uyumayı çok özledim ben.

Bizim konuşmalarımız genelde böyleydi. Ben onu özlerdim, o da beni özlerdi. Aramızda hem dostluk hem kardeşlik duyguları vardı ve bu hoşumuza gidiyordu.

Siz: Ben de özledim, çok ama çok.

Siz: He bir de yemek yapacağım, ne yapayım?

Sarpişkom: Var ya bezelyeli pilav yapsan çok özledim yemeyi, çoook.

Siz: Bir şartla yaparım!

Sarpişkom: Ne istersen prensesim.

Siz: Sana bir şey anlatacağım akşam ama kızacaksın. Söz ver.

Sarpişkom: Ne bok yedin yine Alisa?

Siz: Valla çok bir şey yapmadım.

Sarpişkom: Tamam tamam, yeter ki bezelyeli pilav yap, yiyelim nolurrr.

Siz: Yapacağım şimdi, merak etme.

Sarpişkom: Hasta geldi prensesim, sonra konuşuruz.

Siz: Tamam, kolay gelsin, görüşürüz.

Mesaj kutusundan çıkınca Poyraz’la olan mesaj kutusuna baktım. Onu hâlâ kaydetmemiştim. İsim kaydetme yerine girip onu kaydettim ve telefonu bırakıp hole adımladım.
Yerdeki market poşetlerine bakıp iç geçirdim. Hiç sevmezdim ama yapmak zorundaydım.

Mutfağa girdikten sonra ilk işim poşetleri boşaltıp yerleştirmek olmuştu. Ardından tavuklu bezelye yapmıştım. Tavuklu bezelye, Sarp ve benim vazgeçilmez yemeklerimizden biriydi, çok severdik.

Bezelye pişmişti. Hemen tencereyi ocaktan alıp önceden tezgahın üstüne koyduğum nihalenin (tencere altlığı) üzerine koydum. Tencerenin kapağını kapatıp üzerine bir havlu örttüm, sıcak tutsun diye.
Sarp’ın gelmesine daha vardı, o yüzden pilavı yapmamıştım. O gelmeden yarım saat önce yapmaya başlardım. Pirinci suya koymuştum, bezelyeyi yaparken zaten o anlamda sıkıntı yoktu. Evi zaten sabah toplamıştım.

Merdivenlerden çıkarak kendi odama adımladım ve kapımı açtım. Biraz uzanacaktım, yorulmuştum ne de olsa.
Kapımın hemen karşısında yatak ve cam vardı. Kapının solunda çalışma masam, sağ tarafında üç kapaklı dolabım vardı.
Sarp’la aynıydı; odalarımız eşyayı pek sevmezdik, sade şeyler olsun istemiştik.
Yatağıma uzanınca telefonuma bildirim düşmesi bir oldu. Mesaj Poyraz’dandı. Uygulamaya girip ne yazdığına baktım.

Poyraz: Seninle konuşmamız gerek Alisa, acil!!!

...

Увидимся в следующем разделе, мои ангелы ✨ ✨