9. bölüm · GELEN VEDA MEKTUBU
8;EN AZINDAN
Kapının küçük deliğinden onları izlerken ağlamaya başlamıştım.Evet ağlıyordum çünkü benim Mirvayla kurduğum hayalleri o yaşıyordu.Benim dokunamadığım tenine,El kaldırdığım yüzüne sayısız defa dokunmuş,Kaç gece birlikte geçirmişlerdi.Allah ellerimi kırsaydıda keşke o zamanlar ona şans verseydim.Hastalığımın geçeceğini bilseydim asla Mirva’yı kaybetmezdim.
Şimdi Mirva evli,mutlu ve çocukluydu.En azından güzel bir evliliği vardı.Mirvanın tam hayallerindeki gibi iki çocuğu vardı.Biri kız biri erkek hep öyle olmasını isterdi zaten.Şimdi ise Mirvahem Alp’i hemde çocuklarını öpüyordu.Bazen bana attığı kaçamak gülüşlerin en güzelini eşine sunuyordu şimdi.Ben neler kaybettiğimi şimdi anlamıştım.Neler değil aslında neyi,kimi.
Batu dedikleri ilk çocukları olmalıydı çünkü dört yaşındaydı en fazla.Diğer çocuğu ise deniz 2 yaşındaymış batu söylemişti çünkü.
“Abi biliyoymusun benim bir kardeşim vay annem gibi çoooook güzel iki yaşındaaa.” Diye konuşmuştu benimle.
Evet deniz çok güzeldi.Çünkü anneside çok güzeldi.Masmavi gözleri vardı Mirvanın ama denizin gözleri babasına çekmişti çünkü Alp’in gözleri kahverengiydi.Aslında ilk çocuklarının ismi Batuhan’mış ama batu diyorlarmış ona.
Düşüncelerimden çıkıp biraz daha izledim onları.Batu yani Batuhan arkasını dönüp kardeşiyle eşyalarını toplamaya çalışırken Alp Mirva’ya yaklaşmış ve dudaklarına yapışmıştı.Mirva hemen karşılık verip ayrıldı.Çocuklarına baktılar aynı anda ve bir daha dudaklarına yapıştılar ama Alp durmamış ellerini Mirva’nın kalçalarına koyup sıkmıştı.Mirvada buna karşılık dudaklarından ayrılmış ve Alp’in yanağını ısırırmış gibi yaptı.Alp buna gülerken Mirva daha çok gülmüştü.
“Anney ben bunu koyamıyoyum yaydım edeymisin?” Diye sormuştu ve mirvanın gülüşü kahkahaya dönüşmüştü.
“Yardım ederim tabiki annem benim bitanem.” Diye konuşunca Alp Kocaman bir şekilde gülüp ailesini izliyordu.Hemen gidip Denizi kucağına aldı ve boynuna öpücükler kondurdu.Deniz buna kıkırdamaya başladı.
“Babiyyyy” diye bağırmaya başladı.
“Babam benimm” diye karşılık verdi ve uçak gibi uçurmaya başladı kızını.
Mirva hemen çantayı toplayıp kucağına atıcakken Alp gelip hemen çantayı omzuna taktı ve bir cümle daha söyledi.Benim asla tahmin edemeyeceğim bir cümle.
“Mirva’m hamilesin alma ağır şeyler bir daha görmeyeyim yavrum tamam’mı?”
“Aşkım ağır değil oyuncaklar var sadece çantanın içinde.”
“Olsun ben çocuklarımızı ve çantaları taşırım sen sadece montunu giy ve bizi takip et.” Diye konuşunca göz yaşlarımı tutamadım ve kapıdan uzaklaşmaya başladım.Gidip hastaneye en uzak banka oturduğumda çökmüş durumdaydım.
En azından Mirva mutluydu.En azından Mirva mutluydu ve ailesi vardı.En azından en azından diyerek gözlerimi kapatmıştım ama bir daha gözlerimi açamamak suretiyle.
ALP KESKİN
Dışarda bankta oturan bedenin yanına gidip oturduğumda Mahirin kolu yan tarafına doğru düştü.Hastalığını biliyordum ama acımıyordumda.Mirvaya yaptıklarından sonra çok zor olmamıştı mirvayı toplamam ama şimdi üçüncü çocuğumu öğrendiğim gün onunla bir konuşmak istedim.Düşman olsak bile.Asla beklemezdim bir bankta 37 yaşında beynindeki tümör yüzünden bankta öleceğini.
