2. bölüm / 3
Gece Işıltısı1.Bölüm - Razvond Prensi
Bölümler 3Şu an: 1.Bölüm - Razvond Prensi
Bu aramayla eşleşen bölüm bulunamadı.
Esfergen sarayı tüm ihtişamı ile önünde uzanırken Nadia derin bir nefes aldı. Beyaz kristalden inşa edilen saray gün ışıkları ile bin bir renge bürünmüştü. Sivri ve uzun kuleleri göz korkutuyor fakat aynı zamanda uzaklardan geliyormuş gibi duran su şırıltıları da rahatlatıcı bir hava katıyordu.
İçinde bulunduğu üzerinde Waleyn Krallığının amblemini taşıyan at arabası, yuvarlak girişe gelerek yavaşça durdu.
Dışarıdan uşakların ve kendisi gibi saraya gelen varislerin sesleri duyuluyordu.
Nadia telaşlı gözlerle karşısında oturan yaşlı kadına baktı, kadın Yuri’nin çocukluğundan beri kahyasıydı.
Kahya Elanor her zaman ciddi ve disiplinli biri olmuştu.
“Arabadan inme zamanı geldi Prenses Yuri.”
Nadia’nın eli tekrardan belindeki olmayan hançerleri yoklamak üzere yola çıkmıştı ki kahyanın elinde duran yelpaze sert bir şekilde elinin üzerine indi. Kadının ağır bir aksanı vardı.
“Prensesler her zaman kibar ve zarif olmalıdır. Sizi ele verecek hiçbir suikastçı özelliği gösteremezsiniz.”
Nadia sıkılı dişlerinin arasından kadına baktı. Üzerindeki toz pembe elbise, saçlarına bağladıkları kurdeleler ile kendini çok aptal hissediyordu. Böyle kıyafetler Yuri’ye çok yakışırdı. Çiçek bahçesinde yürüyüş yapmak, güneşin teninde ahenkle dalgalanması, bir kuğu gibi balo salonunda dans etmek...
Nadia aydınlıktan çok geceleri severdi. Gölgelerde kimseye görünmeden yürümek, tehlikeli sayılabilecek yüksekliklerde gizlice odalara girmek, istenmeyen birini taşıyan yolcu arabalarında casusluk yapıp gizlice hançerini birinin kalbine saplamak ve hiç fark edilmeden çıkmak. Ama bu görevi sevmiyordu. Hatta iliklerine kadar nefret ettiğine emin olmuştu.
Nadia arabadan inmeye tenezzül etmeden son bir kez daha emin olmak istedi. Belki kahya bile emin değilse at arabasını hızla sürer ve bu cehennemden kaçardı.
“Burada Yuri’yi tanıyan kimse yok mu gerçekten ?”
Kahya kadın ciddi bakışlarının ardından soğuk bir şekilde konuştu.
“Hiç kimse. Uzun zamandır savaştayız, neredeyse Prenses Yuri doğduğundan beri.”
Nadia kapıyı itip açtı. Güneş ışığı kısa bir süreliğine gözlerini aldı.
Sarayın inci gibi peş peşe dizilmiş kristal merdivenleri koca bir kapıya açılıyordu. Kapının her iki tarafına yerleştirilmiş camdan ağaçların önünde beyazlara bürünmüş iki muhafız dikilmişti. Saraya giden çember şeklindeki bahçede ise bir sürü at arabası birikmiş varislerin saraya girmesini bekliyordu.
Nadia otomatik bir tepki olarak etraftaki kişilerin silahlarına odaklandı. Muhafızlarda kılıç dışında silah yok gibiydi, varisler ise barış toplantısına silah ya da muhafız getiremezdi.
“Dik dur. Prenses gibi.”
Nadia ensesinde hissettiği nefes ve kulağının dibindeki fısıltı ile sinirle gözlerini yumup açtı. Burada gerçek kimliği ile bulunup Yuri'yi korumak için neler vermezdi.
“Prenses Yuri ?”
Nadia gelen cırtlak bir sesle sesin olduğu tarafa döndü.
Kahverengi kalın ipeklere bürünmüş zayıf ve çelimsiz bir kız kendisine doğru geliyordu. Zayıf yüzünün neredeyse tamamını kaplayan kanca şeklinde bir burnu, kocaman orantısız bir ağzı vardı.
“Doğru bildim değil mi ? Arabanızda Waleyn Krallığının amblemi var.”
Nadia içinden tekrar etti. Prenses gibi davran. Yuri gibi...
“Evet, benim. Siz ?...”
Kız arkasındaki indiği küçük arabayı gösterdi.
“Prenses Ola, Jagret Krallığından.”
Nadia kibarca gülümsedi. Buraya gelmeden önce Yuri onu bu protokol gülümsemesi üzerinde çalıştırmıştı. Ne fazla ne az.
“Tanıştığımıza memnun oldum Ola.”
Prenses Ola’da aynı protokol gülümsemesi ile güldü.
“Umarım burada ilişkilerimizi daha da geliştiririz. Krallıklarımızın dost olmasını her şeyden çok isterim.”
Nadia, buradaki her krallığı biliyordu. İyi bir suikastçı olmak için bu şarttı. Jagretler uzun yıllardır abluka altındaydılar. Hatta bir ara yemeklerinin bittiği bu yüzden böcek ve fare yedikleri bile söylenmişti. Uzun süren kuşatma da Alfred ve Razvondlar içme suyunu zehirlemiş kalenin içindeki sayısız kişiyi öldürmüştü.
Waleyn Krallığı bu savaştan uzaktaydı ama düşmanları ortaktı. Razvondlar...
Waleyn krallığı Jagretler kadar perişan bir hale düşmemişti ama savaşta çok insan kaybedilmiş, çok toprak yerle bir edilmişti.
Nadia içinden gelmese de metanetle yüzünde yapma prenses gülümsemesi ile gülümsedi.
“Krallıklarımız zaten hiçbir zaman savaşta olmamıştı.”
Yalan değildi. Sadece Jagretler vadettikleri askerleri savaşa göndermeyip kaypaklık etmişlerdi. Kuşatma sırasında Waleyn Kralının oraya asla yardım etmemesinin sebebi o savaşta kaybedilen binlerce askerdi.
Ola zayıf kemikli elleriyle Nadia’nın küçük elini elleri arasına alıp sıkıştırdı.
“Bunu duyduğuma ne kadar mutlu olduğumu tahmin edemezsin.”
Dörtnala başka bir at arabasının meydana girerek tozu dumana katması ile herkes o tarafa döndü.
Araba baştan aşağı ihtişamlı ve fazla büyüktü. Üzerine özenle kocaman siyah bir at işlenmişti.
Nadia gelenin kim olduğunu biliyordu. Eğitimini aldığı üzere ilk önce herkesin tepkisine baktı. Bazılarının suratı rahatlamış bazılarınınki ise gerilmişti.
Razvond Prensi arabadan inerken Nadia özellikle ona bakmayı tercih etti. İşte krallığının en büyük düşmanının oğlu karşısında duruyordu.
Baştan aşağı siyahlara bürünmüştü. Uzun boylu, zayıf ama atletikti. Düzgün kemerli bir burnu, güneşte yanmış gibi buğday bir teni ve siyah saçları vardı.
Nadia özellikle gözlerine bakmak istedi ve bu isteği çok geçmeden gerçekleşti.
Razvond Prensi ile göz göze geldi.
Evet, gözleri tam da tahmin ettiği gibiydi. Umarsız, kendini beğenmiş ve kibirli.
Prens iki adımda yanlarından geçip merdivenlere yönelmeden önce alaycı bir şekilde selam verdi.
“Prenses Yuri.”
Nadia soğuk duruşunu bozmadı. Şu anda bir prensesten çok suikastçı güdüleri tetiklenmişti. Bunun bir savaş değil barış toplantısı olduğunu kendisine hatırlatması gerekiyordu yoksa gece tüm düşmanlarının odasına girip gizlice öldürmek için karşı konulamaz bir istek içerisine girmişti.
Nadia kendisini sakinleştirmeye çalışırken elinde hissettiği fazlalaşan baskı ile Ola’ya baktı. Kızın zayıf yüzüne hiddetli bir nefret yayılmıştı.
Nadia şimdiden bu barış görüşmelerinin çokta iyi geçmeyeceğini düşündü.
Razvondlar neredeyse buradaki çoğu krallığın düşmanıydı. Savaşı başlatan da onlar olmuştu. Önce küçük ülkelerle başlamış, büyük krallıklar onların işgaline ses çıkarmayınca git gide güç kazanarak ilerlemişlerdi.
Ta ki herkes düşman olup birbirine düşene dek.
Savaş çok uzun yıllardır devam ediyordu ve tek kazanan Razvond oluyordu. Bu barış buluşmasının da amacı buydu, Razvondlar bu buluşmaya sıcak bakmasalar da tüm krallıkların birleşip kendilerine savaş açma ihtimalini alamadıkları için razı gelmişlerdi.
Ama Nadia’nın gördüğü kadarıyla herkeste onlardan nefret etmiyordu.
Nadia sinir bozucu anı tekrar düşündü.
Yanlarından geçerken kışkırtmak ister gibi adını söylemişti .
Nadia belki de planlarının sızdırıldığını biliyorlar diye düşündü. Gerçek prensesi öldürmek isteyen, Yuri’ye suikast düzenleyecek olan Razvond Prensinin ta kendisiydi.
Bölüm etkileşimi
