3. bölüm / 5
Galaksiler Arası Aşk3. Bölüm
Bölümler 5Şu an: 3. Bölüm
- 1 1. Bölüm335 kelime
- 2 2. Bölüm595 kelime
- 3 3. Bölüm915 kelime · Okuduğun bölüm
- 4 4. Bölüm604 kelime
- 5 5. Bölüm775 kelime
Bu aramayla eşleşen bölüm bulunamadı.
LENORA
"Ben çok yoruldum! Artık dinlenmem gerek. Ve acıktım. Burada hiç yemek yok mu?"
Sonunda sesimi duyurabilmiştim. Ve durmuştuk.
Güneş batmıştı ama biz hâlâ yürüyorduk. Üstüne üstlük tepemizde kocaman bir Satürn vardı.
Bana ne su vermişti ne de yiyecek. Kendisi aç veya yorgun görünmüyordu.
Ben ise sefil bir haldeydim. Üstüm başım pislenmişti. Yorgundum. Acıkmıştım. Ayaklarım ağırıyordu ve yürümekte zorlanıyordum.
Gale, kenarda duran bir ağacın altında uzandı . Bende hemen dibimde duran ağaca yaslandım. Gözlerimi kapattım.
"Al."
Gale, bir kap yemek ve bir bardak su uzatmıştı. Teşekkür edip kapları elinden aldım.
İçinde çok farklı bir yemek vardı. Ama tadı çok güzeldi.
Daha önce tatmadığım bir lezzetti. Hepsini bitirdim. Suyu da tek yudumda içtim.
Artık kendimi çok daha iyi hissediyordum.
Gale,bunları nereden buldu bilmiyorum ama umarım her istediğimde bana verecek yiyeceği vardır.
GALE
Bu kız düşündüğümden daha dayanıksız çıkmıştı. Yolun yarısında yoruldum diye bağırmaya başlamıştı bile.
Varana kadar ona yiyecek veya su vermeyi düşünmüyordum.
Onun yüzünden durmak zorunda kalmıştık.
Kendi gezegenimde olsaydık ışınlanarak gidebilirdik.
Burası farklı bir gezegen olduğu için burada kısıtlayıcı kurallar vardır.
Yabancıların güçlerini kısıtlayıcı bir sihir vardır. O yüzden kafama göre davranamıyordum.
Eminim Charles, gezegeninde iki yabancı olduğundan haberdardır.
Muhafızları da birazdan burada olurlar.
Bu benim işime gelir. En kısa zamanda bizi, o pisliğin sarayına ışınlayarak götürürler.
Bu kız da ayağıma dolanmaz artık.
"Siz de kimsiniz?!"
Lenora yine her şeyi sorguluyordu.
İki muhafız onu kollarından tutmuştu. Lenora da direnip duruyordu. Masum insan.
"Komutan! Neden orada öylece duruyorsun?! Bir şeyler yapsana!"
Salak kız.
"Hadi gidelim artık.
"Lanet olası pisliğin tekisin!"
Sonunda ışınlandık ve ben bu kızın bağırışlarından kurtuldum.
Kısa sürede saraya vardık.
Etraf çok büyüktü. Sarayın kubbesi neredeyse gökyüzünü delecekti.
Sarayda bir sürü açıklık vardı.
O kadar yüksekti ki ; o pencerelere yaklaşmak bile birini korkutabilirdi.
Lenora 'ya baktığımda etrafa şaşkın şaşkın bakıyordu. Gerçekten çok şapşal bir kızdı.
Muhafızlar kollarını sımsıkı tutmuşlardı.
Acaba canı yanıyor muydu?
O muhafız sıkıysa bana dokunsun bakalım!
Charles,tahtına geçerken; muhafızlar diz çökmemiz için bizi öne doğru ittirdi.
Ben tabi ki yerimden kıpırdamadım.
Ama Lenora, sendeleyip düştü.
Onu iten muhafıza doğru bir hamle yaparak,yumruğumu suratına geçirdim.
Tüm muhafızlar silahlarını bana doğru çevidiler.
Bende dövüşmek için hazırlığımı yaptım.
"Bırakın!"
Sonunda bu yavşak kral, müdahale edebilmişti.
Onun önünde diz çökmeyecektim.
Muhafızlar geri çekilince Lenora'yı elinden tutup kaldırdım. Ve ona yakın durdum.
Charles 'ın gözlerinin içine bakarak konuştum.
"Seninle özel olarak görüşmeliyim."
"Tabi görüşebilriz. Bu dünyalıyı da buraya getirerek büyük bir hata yaptığını söylemeliyim."
Lenora'ya baktığımda bana baktığını farkettim.
İçimde tuhaf bir his oluştu.
Koruma iç güdüsü.
"Bunun bir hata olup olmadığına ben karar veririm."
Charles sesli bir kahkaha attı.
Sonra da muhafızlara kafasıyla işaret verdi.
Muhafızlar, Lenora,yı tutup ışınlandılar.
"Onu nereye götürdün?!"
"Merak etme, onu zindana attım sadece."
Sadeceymiş! Lanet olası kibirli pislik!
"Hadi, ne konuşacaksan konuş. Seni dinliyorum."
LENORA
Gerçekten burada olduğuma inanamıyordum!
Gerçi şaşırmayı artık bırakmalıydım.
Sürekli daha fazla şaşıracak bir şeyle karşılaşıyordum zaten!
Saçma sapan bir odadaydım. Arka duvarı yoktu ve bir ormana bakıyordu.
Çok yüksekti ve uçuruma açılıyordu.
Duvara fazla yaklaşmadan yere oturdum.
Kapı kapalıydı ama şeffaf bir kapıydı. Bunu da çözememiştim.
Dışarda dolaşan kadın ve erkek muhafızları görebiliyordum. Hepsine lanetler olsun!
O komutan bozuntusuna da güvenmemeliydim!
Beni kesinlikle korumayacaktı.
Üstümdeki deri ceket,ormanda kalmıştı.
Üstümdeki kalın askılı bluz ,belimden biraz yırtılmıştı.
Kollarım kızarmıştı çünkü muhafızlar tüm güçleriyle kollarımı tutmuşlardı.
Sanki uzaylı olan bendim!
Saçlarımı ellerimle biraz düzelttim. Umarım bu korkunç yerden bir an önce evime dönebilirim.
Ailemi düşündüm. Onları çok özlemiştim.
Keşke Paris 'e hiç gitmeseydim.
Ailemin yanında kalsaydım belki böyle olmazdı.
Gözlerim dolmuştu ve içimde koca bir yalnızlık oluşmuştu.
"O elini bir yerlerine sokmadan önce çekil!"
İki muhafız, Gale'e dokunmadan onu buraya yönlendiriyordu.
Şeffaf kapıya bir şey okutuldu ve bariyer kalktı.
Gale içeri girer girmez şeffaf bariyer geri geldi.
Gale resmen burnundan soluyordu.
Konuşma iyi geçmemişti belli ki.
Odada bir ileri bir geri yürümeye başladı.
Bende böyle oturmaktan sıkılmıştım artık.
"Ne oldu? Neden hâlâ buradayız?"
Gale durdu ve bir eliyle burnunun kemerini sıktı. O sırada ne kadar da yakışıklı görünüyordu. Yeni farketmiştim.
Kahverengi saçları biraz dağınıktı. Burnu yüzüne göre oldukça güzeldi.
Giydiği kıyafet ona tam kalıptı.
Kaslarını kıyafetinin üzerinden bile belli ediyordu.
"Kibirli Kral haddini çok aştı. Gezegenimi kendisi yönetmek istiyormuş. Benim de onun baş muhafızı olmamı istedi. Bir de-"
Yüzünden garip bir ifade geçti. Sanırım benden sakladığı bir şey vardı.
Fazla sorgulamak istemedim bu yüzden soru sormadım.
Güneşin ilk ışıklarıyla uyandım.
Neyse ki biraz da olsa uyuyabilmiştim.
Gale, yüzünü güneşe dönmüştü. Sanırım hiç uyumamıştı.
Umurumda değildi.
"Sonunda uyandın."
Sırtına doğru döndüm ve gözlerimi devirdim. Cidden gıcığın tekiydi.
Yanına gidip oturdum. Yüzünde yorgun bir ifade vardı.
Demek o da yorulabiliyormuş.
Sessizce oturmuş ormana doğru bakıyorduk. Ama bu sessizlik uzun sürmedi.
Muhafızlar görünmez bariyeri açtı ve bize doğru geldiler.
Yine kralın huzurundaydık.
Genç ve kibirli bir kral(!)
Muhafızlar bu defa bize karşı bir hamlede bulunmadılar.
Charles, sinirle bana bakıyordu. Onların karşısında tehlike arz etmediğimi bilmiyorlar mıydı cidden?!
"Evet,Gale?"
"Tamam,Charles. Bu kızı sana bırakacağım."
Ne?! Bu da ne demek?! Bunu yapmış olamazdı!
Hayretle Gale'e baktım. Ben yokmuşum gibi konuşup duruyorlardı.
"Gale! Saçmalama. Beni koruyacağına dair bana söz verdin. Bunu yapamazsın!"
Gale bana sadece omuz silkti. Şerefsiz pislik!
Ben de Charles'a döndüm.
"Ne istiyorsunuz benden?! Ben sıradan bir insanım!"
"Evet sıradan olduğun kesin. Ama benim merak ettiğim farklı konular var. Mesela bir dünyalı ve uzaylının çocukları nasıl olurdu?
Bende merak uyandırıyor."
Bu ne saçmalık ya!
Şu an sinirden ve korkudan ağlamak üzereydim!
Etrafıma bakındım. Tüm muhafızlar krala bakıyordu. Kimsenin umurunda değildim sanki.
Etrafta bir sürü pencere vardı. Hepsi de açıktı.
Böyle bir muamele göreceğime ölmeyi tercih ederdim!
Hızlıca koşup hiç düşünmeden pencereden aşağı bıraktım kendimi. Sonuma doğru yaklaşırken gözlerimi sıkıca kapattım.
Bölüm etkileşimi
