9. bölüm · FELSEFE
7.bölüm
Olmuyordu! Hayatım boyunca en çok istediğim şey Efeyle aramı düzeltmek ama şimdi yapamıyordum. Hadi ama! güven problemlerim bu zamana kadar hiç kimseye kendini göstermedi, neden şimdi Efe yüzünden böyle oluyor? Hayır bu sefer izin vermeyeceğim güvensizliğime, alamayacak bu sefer birilerini benden.
Efe bana yalvaran bakışlar atarken benim dilim lâl olmuştu. Şoktan çıktım ve sağ elimi tamamen kavrayan elinin üstüne koydum sol elimi. Artık ellerimin arasındaydı eli.
Ona burukça gülümsedim. En azından bir şans verebilirdim. Bir süre sonra zaten ona olan duvarlar yıkılırdı.
- Efe, ben... Bilmiyorum. Çok çok fazla isterim seninle her şeye yeniden başlamayı. Sadece biraz zaman gerekli. Öyle hadi diyince yıkılmıyor, erimiyor buzlar.
Hızlı hızlı başını salladı.
- Sana verebilecek yıllarım var. Ne kadar istersen o kadar sürsün. Ama... Sadece yolun sonu yine bana varsın olmaz mı? Herşey sona erdikten sonra yine geleceğin yer benim yanım olsun...
Ben de başımı salladım.
- Söz veriyorum, her ne olursa olsun. Gittiğim yolun sonu hep sana varacak.
Gözlerine bi rahatlık çöktü. Ellerimi sıkıca sardı.
- Teşekkür ederim...
- Ne için?
- Beni her seferinde de affettiğin için.
En içten gülüşümü sundum . Sanırım ben ve o yeniden bir adım atabilir dik.
Avuç içimi dudaklarına bastırdı. Bu ben de tüm vücudum da hissedilen bir ürpermeye sebep oldu.
- Bana her şeyi söyle, yap. Ama benim sana olan sevgimi sorgulama olur mu?
Başımı sallamakla yetindim. Benden bu kadar kolay kurtulamayacaksın, Efe Han Uslu.
- Pekala, aramızı düzelttiği mize göre. Seni süründüreceğim kısma gelebiliriz.
Dedim ve göz kırptım.
Bunu söylememle bi küfür savurdu. Tabii ki canım benim o kadar kolay mı?
Tabiiki canım benim, bu benim alın terim. Kefen cebim yok hedefim bi milyon sksksksk FN
- Ya ama böyle olmaz ki, bizim barışmamız lazımdı!
- Zaten barıştık.
- Ama beni süründüreceğini söylüyorsun?
- Evet?
- Aysun bak ne yapalım biliyor musun? Sen bana beni nasıl süründüreceğini söyle, bende kendimi ona göre hazırlayım.
- Hmmmm dur bi düşüneyim. Bak şimdi;bana sevgi sözcükleri söylemek yok, sarılmak dahil hiç bir fiziksel temas yok, hediye yok, kendini affettirmek bahanesiyle sulanmak yok.
- Fiziksel temasa söz veremeyebilirim.
Dedi ve sırıttı. Ben ne diyorum, o ne diyor Allah aşkına!
- Efe! Sapık mısın oğlum sen?
- Yok canım, ne sapıklığı. Sevdiğim kıza sarılmayacağım da kime sarılacağım?
- Sanki isteklerin sarılmakla yeterli değil gibi ama?
- Değil zaten?
Yumruk yaptığım elimi omzuna geçirdim.
- Efe!
- Efendim?
Ay yok! Ben çıldıracağım!
- Seninle mi uğraşacağım ben yaaa!
Dedim ve masa dan poşetleri alarak ayağı kalktım.
- Tamam, tamam, tamam, şaka, şaka, şaka...
Diyerek benim peşinden ayağı kalktı. Kalkınca ona döndüm.
- Bana bak! Benim ayarlarımla oynama, ben de seninle çok pis oynarım!
Sanki söylediğim herşeyi dalgaya almak için buradaymış gibi yüzüne alaycı bir ifade kondurdu.
- Oynayın bakalım, Sayın Savcım.
Kızsam mı? Vursam mı? Gülsem mi? Of! Yeter ama. Sanırım vurmak en iyisi.
Elimle onu omzundan ittim ve;
-Sen son zamanlar da fazla çapkınlaştın, Efe! Uzak dur oğlum ya benden!
tekrar arkama dönüp yürümeye başladım.
Arkamdan attığı kahkaha benim daha çok sinirlenmeme sebep oldu.
- Bence çok tavırlanma Aysun, sonuçta o motorda bana sarıldığını unutmadım.
Derin bi iç çektim. Bununla işimiz var ama!
Dışarı çıktım ve ondan önce motorun önünde durdum. O da gelince ciddi olmaya çslıştığım sesimle
- Ben taksiyle gideceğim! Senin dilinden kurtulmanın başka yolu yok!
Tam gidecekken elimi tutarak buna engel oldu.
Evet, şimdi başlıyoruz Efe Han Uslu.
Hızlıca elimi ondan kurtardım. Yaramaz gülümsemesi anın da yüzünden uçup gitti.
- Fiziksel temas yok, Efeciğim.
- Ben ciddi ciddi bunu istemediğini anlamadım! Aysun ciddi olamazsın.
Bu sefer haylazca gülümseyen ben oldum.
- Ben gayet ciddiyim.
Tekrar ağzımı açmaya yeltendiğim de beklemediğim bir hamle yaptı. Beni motorun önüne çekti.
Zaten sen beklemediğin herşeyi bu çocukla yasion
Saniyeler içinde ne olduğunu bile kavrayamayan kendimi motorun üstün de buldum. Bir saniye ne dönüyor burada!
Daha ben tek kelime edemeden kaskı kafama taktı ve kendisi de motora bindi.
- Çok konuşuyorsun, Aysun. Sus biraz.
Hızlıca motoru çalıştırdı. Beline sıkıca sarıldım ama lafımı da esirgemedim.
- Allah, Allah? Ben çok konuşuyorum? Biraz susayım! Görürsün sen eve gidince.
- Sanırım seni motordan hiç indirmeyeceğim.
- Niyeymiş o?
- Çünkü bana burda zarar veremezsin.
- Gayette veririm! Neden veremeyim?
Motorun sesine rağmen attığı sesli kahkayı duydum. Lafın gelişi söylüyordum ama ben sanırım cidden çıldıracağım.
- Motora binmekten korktuğun için olmasın?
Bir şey söyleyemedim. Haklıydı! Sanırım birisi haklı olduğu için ilk defa sinirliydim.
- Bi suspus oldun sanki?
- Sen bir şeyden korkmuyor musun ya? Herkes illa ki bir şeylerden korkar.
- Korkuyorum..
- Al işte! Bir de ben korkunca laf yiyorum.
Neyden korkuyordu acaba? Çok merak ettim ama sormadım. Eve kadar bir daha konuşmadık. Evin kapısına gelince
- Efe cebimden anahtarı alır mısın elimde poşetler var.
- Alırım.
Cebime uzandı ve anahtarı aldı.
- Hangisi?
Uzun ve büyük olanı gösterdim.
- Şuradaki.
Kapıyı açınca direkt içeri girdim. Poşetleri askılığın yanına attım resmen.
Efe'ye döndüm... Ama dönmez olaydım. Unuttuğumuz şeyle ağzım açık kaldı.
- Efe! Oğlum biz sana kıyafet almayı unuttuk ya lan.
- Annnaaaaa.
- Ananı sikeyim senin.
- Anlamadım?
Tahammül edemediğimi belli edercesine göz devirdim.
- Neyini anlamadın? Ananı si-
- Sus! Allah için sus, ne olursun sus. Nolu-
- Kes! Yalvarma köpek.
Dedim. Ne diyeceğini beklemeden yukarı odama çıktım. Yorgunum zaten bir de onunla mı uğraşacağım.
Odama girip kapımı kilitledim. Hemen soluğu duşakabin de aldım. Güzel bir duş beni dinlendirirdi.
Giyeceğim pijamaları çıkardım ve duşa girdim. Duştan sonra saçlarını kurutmak yerine kıskaç toka ile topladım. Pijamalarımı giydim ve aşağı indim.
Efe'yi mutfak masasın da otururken buldum.
- Ne yapıyorsun?
Beni bir anda görünce irkildi.
- Oturuyordum.
Sesi kırgın çıkıyordu. Hadi ama! Trip atıyor olamaz değil mi?
- Trip atıyorsan seni şöyle dışarı alalım.
- Ne tribi ya!
- Bağırma kulağımın dibinde!
- Bağırmadım ki zaten?
Başımı sallayarak sandalyeye oturdum.
