3. bölüm · FELSEFE

2.bölüm

Mina Mina

Aşk nereden nereye
★★☆☆
Günümüz...

Sabah gözlerimi açtığımda beyaz tavanla bakıştık. Evet yine o lanet okul günleri gelip çatmıştı! Ne yazık ki gitmek zorundaydım. Lise üç öğrencisi olarak işler hiç ama hiç iyi gitmiyordu. Evet akademik olarak gayet iyi bir performans gösteriyordum ama içimi kemirip koparan bir şeyler vardı. Derslere her ne kadar dikkatımi vermeye çalışsamda olmuyordu. Aklımdan bir türlü çıkmıyordu. Şu yaşıma kadar cevabını aradığım tek bir sorum vardı

Neden?

Evet bu. Neden ben, neden o, neden biz,? Bir türlü cevap bulamadığım bu sorular her geçen gün beni daha çok içine çekiyordu. Ve benim için asıl zor olan ise onunla aynı okulda aynı sınıfta olmamdı! Arada bana attığı kaçamak bakışları yakalıyor ona göz devirmekle yerini yordum. Ama şu üç yıl boyunca benimle bir selamı bile yoktu.

Yataktan kalkıp elimi yüzümü yıkadım. Yok denilecek bir makyaj yapıp üniformamı giydim çantamı ve telefonumu aldım odamdan çıktım. Alt kata indim

-Günaydın annneeemm

- Günaydın benim güzel kızım iyi misin bakalım?

- Olduğu kadar işte.
Diyip omuz silktim

Bir kaç bişey atıştırdım ve okula doğru yola çıktım. Yolda Mina'nın evine uğradım çünkü evlerimiz yakındı ve okula beraber gidiyorduk.
Ben oraya vardığım da Mina çoktan aşağıya inmiş bahçede beni bekliyordu.

Bu kız da ki okul sevdası ne arkadaş?

Gerçi düzeltiyorum okul aşkı değil bence başka şeyler de var. Neyse kurcalamaya gerek yok.

- Aysun kanka nerede kaldın kaç saattir buradayım!

- Allah için Mina kaç saat?

- Sana yemin ederim ki şakasız 2 saattir buradayım.

- Kızım sen manyakmısın niye o kadar erken çıkıyorsun?

- Ne bileyim biliyorsun geç kalmaktan nefret ederim.

- Bilmez miyim.!

Beraber gülerek okula doğru ilerledik. Zaten kısa bi mesafedeydi.

Okulun bahçesine adım atar atmaz gözlerim ilk onu aradı.
Heh işte orada kalbimin vicdansız katili

Aylarca, yıllarca kabuslarıma konuk olan kişi.

Efe Han Uslu...

Geçmiş yüzünden kaybettiğim,kaybetmiş olmamı kabullensem ile unutamadığım o kişi.

Yine her zaman ki asla dağılmayan grubu ile bi kşede kahkaha atıyor...

En çok da bu koyuyor işte! Ben mahvolurken o rahatça gülüyordu.

Onu görmezden gelerek okula girdik Mina ile. Bizi Dila ve Ravza karşıladılar. Beraber sınıfa çıktık.

Ahaaa tam da tahmin ettiğim gibi. O Yaren pisliği sınıftaydı!

Yaren lise başından beri en büyük zor bam. Aynı zaman da ezeli düşmanım. Bir insanın gözün de bu kadar aşağılık birisi mümkün mü? Mümkün. Yaren bunun kanlı canlı, türünün son örneği.

Sessizce sırama ilerlerken yine o gıcık sesi sınıfta yankılandı.

- Selam Aysuncuk nasıl gidiyor?

- Valla Yaren seni gördüm daha kötü oldum ne diyeyim ki?

- Güzel bunu duyduğuma sevindim çünkü bu sene sana yapıcaklarımı sabırsızlıkla bekliyorum.

Ben tam ağzımı açıcaktım ki Dila ve Mina araya girdi.

- Kızım sen kaşınıyorsun ama artık! Yürü git, yılan dediğin delikler de yaşar bu bizi buldu.

Dedi Mina.
Ravza ve ben kahkaha atarken Yaren ve grubu resmen kırmızının her tonuna bürünmüşlerdi.

- Bence de, bak ben çok güzel bi barınak biliyorum seni oraya bırakalım olmaz mı YarenCİK?

Yaren az önce bana "Aysuncuk" dediği için Dila özellikle oraya baskı yaparak bi çeşit gönderme yapmıştı.

Yeren daha fazla dayanamamış olacak ki
Üzerine gelerek kulağıma eğildi.

- Bu sene benden köşe bucak kaçıcaksın minik sıçan!

Deyince daha fazla dayanamadım ve onu ittim.

- Bana bak sen artık çok oldun!

Diyerek üstüne yürüyünce Ravza kolumdan tuttu geriye çekti ve bana

- Aysun daha ilk günden olmaz. Emin ol bu yılanı en çok da ben dövmek istiyorum ama okulda olmaz.

- Evet kanka boşver yürü bahçeye çıkalım.

- İyi madem, ama uyarıyorum bu zavallı eğer bir kez daha sataşırsa döverim.

Gülerek bahçeye indik. Her ne kadar her gün aralıksız görüşsekte onlarla okulda olmak bambaşka bi duyguydu.
Tam kapıyı açıp çıkıcağım sırafa birisiyle çarpıştım.

- Kör müsün hayvan!

Başımı kaldırıp çarpıştığım kişiye bakmıştım ki keşke bakmasaydım...çünkü karşım da Efe'den başka biri yoktu. Kahretsin ki her zaman film ve dizilerde olan o "klişe" sahnesini yaşıyordum.

İster istemez kekeme bir şekilde.

- Ü-üzgünüm benim hatam...

Dedim ve yanından sıyrılıp kapıdsn bahçeye çıktım. Son gördüğüm bizim kızların ona ölümcül balışlar atmasıydı. Ya peki, peki...

Benden bu kadar mı nefret ediyor ya? Tek kelime dahi etmeyecek kadar mı?

Çıkar çıkmaz günlerce biriken gözyaşlarımı serbest bıraktım. Koşarak bi banka oturdum. Dizlerimi kendime çektim ve omuzlarım sarsılarsk ağlamay başladım.

Hemen arkamdan gelen kızlar yanıma oturdular ve bana ağlamallı gözlerle baktılar.

- Aşkım ama yapma böyle, içim acıyor seni böyle görünce. Yıprayma kendini

- A-ama neden ya neden ben? Ben ona ne yaptım da tek kelime bile etmeyecek kadar benden nefret etti!

Ben sakinleşemedim kadar ağladım onlarda yanımda kaldılar. Ders zili çalınca;

- Siz gidin ben bu derse girmeyeceğim herkes ağladığımı anlar.

- Seni bırak-

- Mina hadi yanlız kalsın kanka...

Mina ve diğerleri istemeye istemeye de olsa beni yalnız bıraktılar. Cebimden kulaklığımı ve telefonumu çıkardım.

Efe abimle en sevdiğimiz bi şarkı var Shawty...onu açtım ve sessizce ağlamay başladım.

Ne kadar olduğunu bilmiyorum ama uzun bi süre o şekilde kaldım. Ta ki banka bi ağırlık binince. Başımı dizlerinden kaldırdım. Hiç beklemediğim bi yüzle karşılaştım. Hemen göz yaşlarımı silip gözlerimi kaçırdım.

- Ben...

Diyerek konuşmaya başladı. Uzun süre sonra sesini duymak iyi gelmişti.

- Ben senden özür dilerim Aysun.

Dedi beklemediğim bir şekilde.

- Ne için,... Daha doğrusu yaptıklarının hangisi için? Beni yıllarcs görmezden gelmen için mi? Senin yüzünden haram olan uykularım için mi? Hiç bir şey söylemeden hayatımdan siktir olup gittiğin içi-

- Her biri için ayrı ayrı özür dilerim. Her biri için... Senin uykusız kaldığın her saniye ben çökmedim mi sanıyorsun?
Senin nasıl beni düşünmekten sana haram olan gecelerin var ise Banada var. Benim suçum deği-

- Hayır, yanılıyorsun hepsi senin suçun. Seni biraz bile tanıdıysam sen bir şeylere kolay kolay inanmazsın. Sana her ne dendi ise bil ki yalanfır ama sen bunu sorgulamadan, bana en ufak bir şey sormadan gittin! Şimdi ise senin yğzğnden ben bedel ödüyorum. Sen vazgeçmezdim Efe. Ama beni bırakmaya her ne kadar hevesli isen beklemeden bıraktın beni.

- Aysun...

- Efe gider misin? Şu yaşıma kadar senin yokluğuna alıştım ve nasıl bu zamana kadar hayatım da bir yerin olmadıysa bundan sonra da olmayac. Lütfen git Efe ABİ

- Bana abi demeyi kes Aysun.

- Kendinden büyüklere saygıda kusır etmem Efe abi.

Dedim ve ayağı kalktım.

- Ben seni unuttum sen de beni unut. Bırak bu sefer kaybolayım.

Diyerek yürüdüm. Sözlerimin altında ezildiğini her zerresiyle hissediyorum

Lavobaya gidip elimi yüzünü suyla bol bol yıkadım. Tam o sırada bişey oldu. Ben çıkıcakken kapı yüzüme çarpıldı ve arkadan kitlendi.

- Sana orada çığlıklarınla başarılar Aysuncuk!

KAHRETSİN!
KAHRETSİN!
KAHRETSİN!
KAHRETSİN!

Klostrofobi, astım.

Hepsi üst üste geliyor....

- Yaren en olur her şeyi yap ama bunu yapma lütfen!

Yarene yalvardığıma inanamıyorum!

- İMDAT! NE OLUR YARDIM EDİN İMDAT!

Olmuyordu, nefes alamıyorum yapamıyorum...

Duvarlar üstüme gelmeye başlayınca biraz olsun mantıklı düşünerek lavabonun hemen yanına koştum. Önce sakinleşmek için bir kez daha yüzünü yıkadım. Sonra da lavabonun küçük penceresine doğru gittim. Oradan sıyrılmak imkansızdı ama en azından biraz olsun hava alabilirdim.

Sakinleşince boğazımı hazırladım. Evet tahmin edersiniz ki avazım çıktığı kadar bağıracağım.

Tüm ses tellerimi yırtarcasına bi çığlık attım.

- Aysun! Aysun neredesin?

Dışarıdan Efe nin sesi gelince olduğım yerde kalakaldım. Hey! Beklediğim yardımın içerisin de Efe yoktu!

- İyiyim. Yaren beni buraya kilitledi.

Her ne kadar sakın ve soğuk bir sesle konuşmak istersem işteyim kontrılümün dışında sesim titremişti.

Gülme sesi duydum.

- Çocukken de böyleydin, iyi görünmeye çalışan küçük bi kız çocuğu...

- Eğer beni çıkarmayacaksan boşa dram yapma geri zekalı!

- Hiç değişmeyeceksin değil mi?

Sorusunu cevapsız bıraktım.

- Kapının arkasındam çekil.

- Kıracak mısın?

- Sence?

Hemen kapıdan uzaklaştım bir kaç tık sesinden sonra büyük bir sesle kapı açıldı. Sonun da Allah'ım sana şükürler olsun!

Bunu Yarenin yanına bırakmayacağım!