5. bölüm · FELSEFE

4.bölüm

Mina Mina

Sınıfa girince bizim kızların konuştuklarını gördüm. Yanlarına gittim ve selam verdim.

- Eee ne dedi?

Dila bu soruyu yöneltince ona cevap vermek için ağzımı açmıştım ki arkadan Yarenin sesi duyuldu

- Ne diyecek ya bu ilgi manyağı kıza. Anca flört falan etmiştir.

- Hayır canım flört falan etmedi. Senin o pis düşüncelerinin aksine gayet güzel bi konuşma oldu.

Dedim. Bu kızın o çocuğu sevdiği açıkça belliydi.

- O yüzden mi müdürümüzün yakadına yapıştın?

Diyince öfkeyle yğzüne bi tokat attım

- Senin o müdürün bi bok yapamaz bana!

Psikopat gibi güldü.

- Tek sözümle seni okuldan attırırım.

Dedi. Bu sefer ben güldüm ve iyice kulağına yaklaşarak fısıldadım.

- Yiyorsa attırsana beni? Yarencik

Sinirlenerek hızlca sınıftan çıktı. Tam o sırada sınıfa Efe girdi.

- Aysun annemin adına özür dilerim. Ben... Bilmiyorum niye böyle biri oldu bilm-

Kendini açıklamaya çalışırken lafını böldüm ve tekrar ayağı kalktım.

- O kadın bunu daha önce yaptı. Alıştım ben, onun adına özür dileme sen kendi ölümüne odaklan.

Dudakları belli belirsiz kıvrıldı. Yalandan bayılıyormuş gibi yapıp elinin tersini alnına yasladı.

- Ölüm sebebim ne Savcı hanım?

Bana böyle hitap etmesi beni haddinden fazla heyecanlandırdı. Sevdiğim çocuktan mesleğimin adını duydum daha ne?

- Bilmiyorum daha düşünmeye vakit bulamadım.

Deyince sesli bi kahkaha attı. Gülüşü bile içimi ısıtıyordu. Ama hayır, bunca yıl bana yaşatttıklarının üstüne bir de onunla sevgili olacak yüzsüz tiplerden değildim.

- Adaletin batsın Aysun Öztok!

- Sen kendin bat Efe Han Uslu!

- Ben niye batıyorum oğlum?!

- Çünkü...

Diyip sustum. Ama olmaz ki bi bahane bulmam lazım!

- Çünkü senden nefret ediyorum!

Külliyen yalan! yıllarca ölüp bittin

Sorgularcasına tek kaşını havaya kaldırdı.

- Hmm öyle mi? Sen ve benden nefret etmek. Nedense hiç inandırıcı gelmedi Aysun.

Şimdi bu flört havasını bozup gitsem ne olurkine?

- İnandırıcı... İnandırıcı gelsin Efe abi çünkü seni seviyor olmam yaptıklarının üstünü örtmüyor...

Dediğim de yerin de kaskatı kesildi. İşte böyle beklemediği anlar da geçmişten vuracağım onu. Hem de daha çok...

- Aysun. Bak bişey demiyim demiyim diyorum ama, olmuyor. Ya geçmiş ya, adı üstünde geç-miş niye bunları benim yüzüme vuruyorsun ki? Tamam geçmişi düzeltemem, tamam sana yaşattıklarımı değiştiremem. Ama lütfen izin ver sana geçmişin izlerini silmen de yardımcı olayım. Ya sen şu 3 yıl boyunca sana bu kadar yakın olup, bir kere bile sarılamamak nasıl bi duygu haberin var mı? Senden defalarca kez özür diledim. Hiç mi şansım yok be kızım ya...

Tek solukta söyledikleri ile gözlerim doldu. Nefesim kesildi o konuşurken. Gözlerine, sesine herşeyine dikkat ettim ama orada gördüğüm tek bi duygu vardı

Pişmanlık

Bana yaşadıklarımın acısından bahsetti, çok mu kolaydı benim acılarım? Çok mu zor du onun hayatı. Neden böyle konuşmuştu ki. Sesin de öyle bi narin lik vardı ki sanki bi cammışım gibi dikkatle konuşuyordu. Kaçıp gitme m'den korkuyordu. Ama... Ama ben yapamam. Bunca yılın hesabı bir kaç özür olamaz, olmamalı...

Ve ben kendimden dahi beklemediğim bir şey yaparak

- Canım acıyor...
Dedim.
Harelerim bulanıklaştı bir kaç damla yaş süzüldü gözlerimden. Başım dönmeye ve midem bulanmaya başlamıştı. Bu sözleriyle o günleri tekrar tekrar yaşadım. Aynı kişiler, aynı senaryo, aynı pislikler.

Bir anda bilincinin kapanmadını beklememiştim. Ama başımın dönmesi artınca daha fazla ayakta kalamadım. Yere yığılmayı beklerken kendimi Efe'nin kucağın da buldum. Gözlerini açamıyor ancak sesleri pürüzlü şekilde duyabiliyordum.

- Efe! Allah belanı versin senin!

- Bu sefer suç bana atmayın! Ne yaşafığını benden iyi biliyorsunuz. Neden her seferinde suçlu ben oluyorum?!

- Çünlü bu kız ne yaşadıysa senin yüzünden yaşadı da o yüzdendir.

Ravzanın sesini duydum ve onun söyledikleri bitmeden bu sefer bayıldım.

- Tartışmayın da kızı revire götürelim!

Sonrasın da hiç bişey hatırlamıyorum.

Gözlerimi açtığımda başım da felaket bir ağrı vardı. Islanmaktan birbirine yapışan kirpiklerini zar zor araladım. Elimi tutan bi el hissediyordum. Nihayet gözlerimi açıp etrafı sürünce evimde olduğumu anladım. Demek ki ciddi bi bilinç kaybı yaşamışım.

Biraz doğrulmaya çalıştım. O d
Sırada yatağın kenarın oturarak beni seyreden Efe'yi gördüm. Elimi tutuyor ve beni izliyordu. Dua etsin yorgundum yoksa kalkar ağzını burnuna katardım!

- Neden beni izliyorsun.

- Çünkü hoşuma gidiyor.

- Hoşuna giden şey insanları izlemek galiba?

- Hayır herkesi değil, sadece seni izlemek hoşuma gidiyor.

Söylediği şeyle afalladım. Beni? İzlemeyi? Seviyor? Allah Allah yanlış duydum galiba. Nasıl bu kadar rahat olabiliyordu!

- Anlamadım tekrar eder misin?

- Dedim ki seni seyretmeyi seviyorum.

Yok, yanlış duymamışım. Eskiden olsa sevinirdim ama... Ama şimdi olmuyor