6. bölüm · Farklı Taraflar

6. Bölüm

Nil Esma Ertem

Evet, bugün o gündü. Ertekinlerin evine gidecektik. Annemlere beşimizinde geleceğini söylediğimizde istememiş gibi duruyorlardı ama kabul ettiler. Nasıl bir şey yapacaklarını, neden yapacaklarını bilmiyorduk ama süslenmemiz gerektiğini düşünüyordum. Kendime siyah ve kısa bir elbise seçmiştim. En son lise mezuniyetime böyle hazırlanmıştım. Tam saçımı düzleştirmeyi bitirmiştim ki zil çaldı. Bizimkilerin geldiğini tahmin edebiliyordum. Ben de hemen aşağı indim. Tahmin ettiğim gibi onlar gelmişti.

Nazlı bordo ve uzun bir elbise giymişti ve esmer tenine çok yakışıyordu. İrem ise bembeyaz tenine yakışır şekilde lacivert bir elbise giymişti. İrem’in elbisesi bizimkilere göre daha sade kalıyordu. Arkalarındaki Alp ve Çağrı ise siyah gömlek giymişti.

“Zilan ben küpeme uyumlu kolye bulamadım ya sende varsa versene.”İrem elbisesine özenmemişti ama takılarına hep önem veren biriydi.

“Gel, odamda vardır da bulamazsın şimdi sen.”

“Tamam hadi geç kalacağız.”

Odaya gittiğimizde kutuyu İrem’in eline tutuşturdum ve telefonu elime aldım. Abim mesaj atmıştı. Mesajda “Diğerlerini de al ve bizim çardağa gelin.” yazıyordu. Önemli bir şey olmuş olmalıydı.

“Abim bizi çağırıyor.”

“Nereye?”

“Bahçeye.”

“Neden?”

“Ne bileyim ben Çağrı? Vardır bir sebebi.”

“Tamam hazırım ben hadi gidelim.” İrem’in de hazırlanmasıyla hep birlikte aşağı indik. Abim çardakta tek başına oturuyordu.

“Abi, iyi misin?”

“Ben iyiyim. Gelin oturun bir şey diyeceğim.”

“Onu anladık abi, ne diyeceksin?”

“Çağrı boş konuşma, dinle.”

“Tamam ya.”

“Direkt giriyorum konuya, beni gizlice Ertekinlerin evine götüreceksiniz.”

“Ne? Saçmalama abi. Ne olacağını bilmiyoruz orada.”

“Evet Efe abi. Olmaz öyle şey.”

“Size soru sormadım. Götüreceksiniz dediysem götüreceksiniz. Tamam mı?”

“Abi ama olay Alp’in başına patlar. Araba onun sonuçta.”

“Bana atacaksınız suçu.”

“Abi ya bir şey olursa?”

“Zilan, ben tanıyorum Anıl’ı. Söyledim zaten. Konuşmam lazım onunla.” İnat etmenin anlamı yoktu. Abime karşı biz kazanamazdık.

“Nasıl yapacağız peki abi?”Alp hiç inkar etmemişti ve planı soruyordu, kafasında bir sürü soru işareti olduğunu biliyorduk.

“Ben markete gider gibi çıkacağım evden. Sizde arabayla marketin önünde bekleyeceksiniz. Ben gelince de arabaya bineceğim ve gideceğiz. Bu kadar.”

“Tamam, ben kabulüm.” Alp sorgulamadan kabul etmişti çünkü plan mantıklıydı. Bizim de sesimiz çıkmıyordu çünkü korkuyorduk.

“Abi tamam da arabaya nasıl sığacağız.”

“Zilan annemlere gider.”

“Abi hayır. Olmaz bende sizinle geleceğim.”

“Zilan beni korumaya çalışıyorsun ama babamında tehlikede olduğunu anlayamıyorsun. O yüzden gideceksin onlarla ve ben geldiğimde hem babamı hem de kendimi koruyacağım. Tamam mı?”

“İyi tamam.” Ne desem boşunaydı zaten. Abim haklıydı. Zamanında onlar babamı öldürmemişti, belki şu an yaşlandıkları için yapmazlar diye düşünüyorduk ama yapabilirlerdi. Bu şekilde bakarsak Toprak bile tehlikedeydi. Başka bir şey demedim ve çardaktan kalkıp annemlerin yanına gittim.

“Anne bir baksana.”

“He, ne oldu?”

“Bende sizinle geleyim ya. O araba çok dolu olur şimdi. Ben sıkışık sıkışık gidemem o kadar yol, biliyorsun.”

“Zamanında çok gittin. Şimdi ne oldu da gidemiyorsun.”

“Anne iki adım ötedeki kafeye gidiyorduk ya. Yol uzun şimdi gidemem işte. Hem sen istemiyor musun beni?”

“Ne alaka kız? İyi tamam gel. Çıkıyoruz biz de şimdi. Git dışarıda bekle.”

“Tamam.” Normal gözükmeye çalışmıştım ve annem de kanmıştı. Dışarı çıkıp arabanın önünde beklemeye başladım.

Beklerken bayadır Rana’yı ihmal ettiğimi fark ettim. Birkaç kez aramıştı ama konuşmalarımız kısa sürmüştü, bu yüzden elim hemen rehberimde Rana’ya gitti. Çaldığı gibi açması bir oldu.

“Kızım kaç gündür bekliyorum ne zaman arayacak, ne zaman düzelecek diye, iyi misin?”

“İyiyim be sakin. Geçen gün sana attığım ekran görüntüleri varya, Ertekin Bey’in mesajları, o gün bugün. Gidiyoruz birazdan. Söyleyemedim bir türlü.”

“Zilan sen ciddi misin? Böyle bir şeyi nasıl söylemezsin ya!”

“Of ne bileyim, akrabalar falan geldi ya, onlarla uğraşırken vaktim olmadı.”

“Kuzenlerin de geldi mi?”

“Geldiler.”

“Selam söyle. Özellikle Nazlı’ma. Bir gün de buluştur bizi, özledim.” Nazlı ve Rana onları ilk tanıştırdığım zamandan beri birbirlerini çok sevmişlerdi. Nazlı şehrin çok uzağında yaşıyordu ama hep mesajlaşırlardı.

“Vaay, hemen de sattın he.”

“Ne satması ya?”

“Neyse tamam. Annemler geliyor, sonra ararım tekrar.”

“İyi hadi görüşürüz. Dikkat et.”

“Tamaam. Görüşürüz.”

Annemler geldiğinde hemen arabaya geçtik. Arkamızda 3 araba daha vardı. Halamlar, teyzemler ve amcamların arabaları.

“Radyonun sesini açar mısınız?” Müziksiz yol çekemezdim, kulaklığımı da almadığım için mecbur radyodan dinleyecektim. Radyodan gelen Beni Aşka İnandır şarkısı eşliğinde kendimi uykunun kollarına verdiğimi hissettim.