14. bölüm · Enemies to lovers

TEODEN 14. BÖLÜM

EZGİİ 🎀

Yan yana yere serildiklerinde etraflarını alevden bir duvar sarmıştı. Teoman düşmenin etkisiyle acıyla inledi ama ilk işi Deniz'e doğru uzanıp onu göğsüne çekmek oldu. Deniz aldığı darbeyle sersemlemişti öksürük krizinin arasında gözlerini zorlukla açtı.
D= Teoman kalkamıyorum! Her yer yanıyor Teoman!
T= Tamam sakin ol buradayım! Tutun bana!
Teoman ayağa kalkmaya çalıştı ama merdivenden düşerken bacağına ağır bir tahta parçası çarpmıştı. Acıyla dişlerini sıktı. Duman artık nefes almayı neredeyse imkansız hale getiriyordu. Alevler tepelerindeki ahşap tavanı tutuşturmuştu ve her an üzerlerine çökebilirdi.
D= Teoman bacağın! Bacağın kanıyor!
T= Önemli değil! Şimdi nefesini tut ve bana güven!
Teoman son bir gayretle Deniz'i belinden tutup ayağa kaldırdı. Önlerindeki yanan masayı yarıp çıkışa ulaşmaları gerekiyordu. Teoman üzerindeki montu çıkarıp Deniz'in başından aşağı örttü. Deniz gözyaşları içinde Teoman'ın elini sımsıkı tuttu.
D= Beraber çıkacağız değil mi? Bırakma beni!
T= Ölsem de bırakmam seni!
Teoman kapıya doğru son bir hamle yaptı alevlerin arasından sıyrılıp ahşap kapıyı omzuyla itti. Kapı kırılıp dışarı açıldığında ikisi birden kendilerini sokağın soğuk asfaltına attı. Aras ve Kutay çığlık atarak koşup onları alevlerin hemen dibinden geriye doğru çekti.
Dışarı çıktıkları an arkalarındaki kafenin tavanı büyük bir gürültüyle içeri çöktü. Saniyelerle kurtulmuşlardı. Deniz hıçkırıklara boğularak Teoman'ın üzerine kapandı. Teoman ise yüzü gözü is içinde gözleri kapanmak üzereyken bile Deniz'in saçlarını okşuyordu.
D= Geldik dışarıdayız bak! Ne olur kapatma gözlerini Teoman!
T= İyisin değil mi? Sana bir şey olmadı ya...
D= Ben iyiyim ama sen çok kötü görünüyorsun! Çok korktum Teoman çok!
T= Korkma geçti... Yanındayım işte.
İtfaiye ekipleri alevlere müdahale ederken ambulansın siren sesleri sokağı inletmeye başladı. Sağlık görevlileri hızla yanımıza koşup Teoman'ı ve beni incelemeye başladılar. Teoman duman zehirlenmesi ve bacağındaki darbe yüzünden bilincini kaybetmek üzereydi.
Görevliler Teoman'ı sedyeye alırken parmaklarımızı bir an bile ayırmadık. Sedyenin yanında koşarken gözyaşlarım yüzümdeki islere karışıp süzülüyordu.
T= Deniz... İyisin değil mi yüzüme bak...
D= İyiyim ben Teoman! Sen konuşma nefesini yorma ne olur!
Teoman'ı ambulansa bindirdiklerinde ben de yanına oturdum. Yüzüne hemen oksijen maskesi taktılar. Kutay ve Aras ambulanstaki görevliye bakarak bağırıyordu.
K= Kardeşimizi kurtarın ne olur çabuk olun!
Ambulansın kapıları kapandı ve sirrenler eşliğinde hastaneye doğru yola çıktık. Teoman maskenin altından zorlukla nefes alırken boştaki elini kaldırıp elimi sımsıkı tuttu.
D= Çok korktum Teoman... O alevlerin arasında ikimize de bir şey olacak sandım...
T= Sana bir şey olmasına izin verir miyim sanıyorsun?
D= Yine de kendini böyle tehlikeye atamazsın! Sana bir şey olsaydı ben ne yapardım?!
T= Sen içerideyken benim dışarıda beklememi mi istedin gerçekten?
Hastanenin acil servisine vardığımızda görevliler sedyeyi hızla içeri koşuşturmaya başladılar. Teoman'ı sedyeyle içeri götürürlerken beni kapıda durdurduklarında avazım çıktığı kadar bağırmaya başladım.
D= Bırakın beni! Teoman! Yanına gideceğim bırakın!
Ezgi ve Leyla arkadaki taksiyle hemen peşimizden gelmişti. Ezgi arkamdan sarılıp beni geriye doğru çekti. İkimiz de acilin soğuk zeminine çöktük. Kül kokan kıyafetlerimizle birbirimize sarılıp ağlamaya başladık.
E= Tamam Deniz geçti bak hastanedeyiz iyileşecek!
D= Benim yüzümden oldu Ezgi! Kapı takılmasaydı o ateşe girmeyecekti bacağı da yaralandı!
Kutay ve Aras nefes nefese içeri daldı. Aras'ın yüzü gözü simsiyah olmuştu Kutay'ın ise elleri titriyordu. Kutay yanıma çöküp omuzlarımdan tuttu.
K= Saçmalama Deniz! Teoman seni orada bıraksaydı Teoman olmazdı zaten! Kendini suçlamayı kes artık!
Saatler geçmek bilmiyordu. Koridordaki metal sandalyelerde oturmuş doktorun çıkmasını bekliyorduk. Üstümdeki is kokusu ve Teoman'ın montundan üzerime sinen kokusu birbirine karışmıştı.
Sonunda acil servis kapısı açıldı ve doktor dışarı çıktı. Hepimiz bir anda doktorun etrafını sardık.
D= Doktor bey Teoman nasıl? Durumu nasıl?!
Yoğun duman solumuş ama neyse ki zamanında müdahale edilmiş. Bacağındaki dikişleri attık ciğerlerini temizledik hayati bir tehlikesi yok. Odaya alacağız birazdan görebilirsiniz.
Derin bir nefes aldım ve gözlerimi kapatıp dizlerimin üzerine çöktüm. Gözyaşlarım bu sefer rahatlamadan dolayı akıyordu.
Teoman'ı odaya aldıklarında içeri ilk ben girdim. Bacağı sarılıydı kolunda serum takılıydı ve yüzü hala solgundu. Kapının sesini duyunca gözlerini yavaşça açtı. Yatağın kenarına oturup elini tuttum ve dudaklarıma götürdüm.
D= Çok korktum... Gerçekten seni kaybedeceğim diye çok korktum Teoman...
T= Benden öyle kolay kurtulamazsın... Bak buradayım işte.
D= Bir daha sakın böyle bir şey yapma tamam mı? Kendi canını hiç düşünmüyorsun!
T= Konu sensen kendi canımın bir önemi kalmıyor Deniz.
Gözyaşlarım yeniden yanaklarımdan süzülürken eğilip alnımı Teoman'ın alnına yasladım. Yüzündeki hafif is izlerine ve yorgun gözlerine bakarken kalbimin sıkıştığını hissettim.
D= Çok düşüncesizsin biliyorsun değil mi? Ya sana bir şey olsaydı? Ben o vicdan azabıyla nasıl yaşardım?
T= Vicdan azabı değil bu... Yanımdasın işte bak geçti bitti.
Tam o sırada odanın kapısı aniden açıldı. İçeri ilk giren Aras oldu peşinden Kutay Ezgi ve Leyla döküldü. Aras'ın yüzündeki siyahlıklar tam temizlenmemişti bile Kutay ise elindeki su şişesiyle öylece kalakalmıştı.
Aras= Ooo şampiyon uyanmış! Kardeşim valla bir an kömür olacaksın sandım ya!
K= Ağzını hayra aç Aras! İyi misin Teoman Bacağın nasıl?
T= İyiyim oğlum abartmayın. Sadece biraz duman yuttuk işte.
Ezgi yanıma gelip omzuma hafifçe dokundu. Yüzünde hala o olayın şoku ve korkusu vardı ama gülümsüyordu.
E= Deniz sen de bir doktora görünseydin keşke hala öksürüyorsun.
D= Ben iyiyim Ezgi gerçekten... Sadece Teoman'ın yanında kalmak istiyorum.
Leyla sessizce kapının yanında duruyordu. Gözleri yaşlıydı ama ikimizi yan yana görünce hafifçe gülümsedi.
Leyla= Kafe mahvoldu ama... Neyse ki ikinize de bir şey olmadı. En önemlisi bu.
Kafe lafını duyunca Teoman'ın bakışları birden sertleşti. Odadaki havayı bir anda ağır bir sessizlik kapladı. Teoman derin bir nefes alıp sırtını yatağa biraz daha yasladı.
T= Yangın nasıl çıktı Kutay? Elektrik panosu mu?
Kutay ile Aras birbirlerine bakıştı. Aras rahatsızca ensesini kaşıdı Kutay ise bakışlarını yere indirdi.
K= Yangın çıkmadan hemen önce... Hani şu sahildeki grup varya kızla olay yaşadık ya.
D= Ne oldu Kutay? Ne alakası var o kızla?
Aras= Kız siz öpüştükten sonra çıldırdı zaten. Masayı devirdi sinirle çıkarken arka taraftaki eski ısıtıcıya takıldı. Isıtıcı devrilince örtüler tutuşmuş. Kimse fark etmeden dumanlar sarmış alt katı.
Teoman dişlerini sıktı. Tutuğu elimi daha da sıkı kavradı. Gözlerindeki o tanıdık öfke ateşi yeniden yanmaya başlamıştı.
T= O kızın da o grubun da... Baktılar bilekle bükemiyorlar ortalığı yakıyorlar!
D= Sakın Teoman! Bu halde bile intikam düşünme ne olur. Bak hastaneyiz bacağın yaralı!
T= Benim canımı yakabilirler Deniz ama sana zarar verdikleri an o iş biter. Bu burada kapanmayacak.
Koridordan gelen adım sesleriyle hepimiz kapıya döndük. Bir polis memuru kapının önünde durup içeriye baktı.
Polis= Yangınla ilgili ifade vermeniz gerekiyor. Müsait misiniz?

Teoman doğrulmaya çalıştı ama bacağındaki ağrıyla hafifçe inledi. Polis memuru elindeki defterle içeri girip yatağın ayakucunda durdu. Odadaki herkes bir anda sessizleşti.
Polis= Geçmiş olsun. Yangının çıkış nedeni ve içeride yaşananlarla ilgili bilginize başvurmamız gerekiyor. Neler olduğunu anlatabilir misiniz?
Teoman elimi sımsıkı tutmaya devam ederek polise baktı. Gözlerindeki o sert ve kararlı ifade hiç bozulmamıştı.
T= Kafe kapanmak üzereydi. Alt katta bir tartışma çıktı ve sonrasında yangın başladı. Deniz üst katta mahsur kaldı ben de onu çıkarmak için içeri girdim. Merdivenlerden inerken basamaklar çöktü bacağıma tahta parçası çarptı.
D= Memur bey alt kattaki tartışmayı çıkaranlar sahildeki gruptui. Kız sinirle masayı ve ısıtıcıyı devirip kaçtı. Yangın onun yüzünden çıktı!
Polis memuru not alırken kafasını salladı.
Polis= Görgü tanıklarının ve kafedeki diğer gençlerin de ifadelerini alıyoruz. Yandaki dükkanların kameralarına da bakılacak. Bir kasıt veya ihmal varsa gereği yapılır.
Memur odadan çıktığında Aras kapıyı kapatıp öfkeyle duvara hafifçe vurdu.
Aras= O kızın yanına kalmayacak bu! Az daha ikinizi de yakıyordu içeride!
D= Aras lütfen saçmalama! Polis halledecek işte kamera kayıtları varmış!
T= Polis sadece dosya açar Deniz. Benim hesabım polislik değil.
D= Teoman ne olur başlama yine! Daha yeni çıktık o alevlerin arasından! Yüzün gözün is içinde bacağın dikişli halinle hala kavga mı düşünüyorsun?!
Teoman bana doğru yaklaştı. Serbest olan eliyle yanağımı tuttu. Parmağının ucuyla gözümden süzülen yaşı sildi.
T= Sana bir şey olsaydı ben o kafeyi onların başına yıkardım Deniz. Şimdi sadece hesabını soracağım.
K= Teoman haklı Deniz. O kız ve yanındaki tipler sınırı çoktan aştı. Bu saatten sonra mahallede rahat gezemezler.
Leyla ve Ezgi endişeyle bana baktı. İkisinin de yüzünde yaklaşan tehlikenin korkusu vardı. Tam o sırada koridordan yüksek sesli bağırışlar ve hızlı adım sesleri gelmeye başladı.
Kapı aniden sertçe aralandı. İçeriye nefes nefese giren kişiyle hepimiz buz kestik.

(Bittimii hayırr sadece bölüyorum, kitabımı okuyup beğenmediysen çabuk beğen hee bide yorum atmayı unutmaa neyse biz devam edelimm🫶🏻🩵🩵)

İçeri giren kişi mahalleden Hüseyin abiydi. Yüzü is içindeydi, nefes nefese kalmıştı ve gözleri fal taşı gibi açılmıştı.
Hüseyin Abi= Çocuklar! Hastanenin önüne toplandılar! O İz grubundaki belalı tipler dışarıda!
Aras= Ne diyorsun sen abi? Ne işleri var ulan burada?!
Hüseyin Abi= Kız polise gitmeyin diye tehdit etmeye gelmiş. Yanına topladığı o tiplerle acilin bahçesini sarmışlar! Deniz'i ve Teoman'ı dışarı çağırıyorlar!
Teoman bunu duyar duymaz kolundaki serumu tek hamlede söküp attı. Kolundan bir damla kan süzülürken yataktan fırlamaya çalıştı ama bacağındaki keskin acıyla sendeleyip yatağın kenarına tutundu.
D= Teoman yapma! Çılgınlık etme ne olur bacağın yaralı!
T= Beni burada tutamazsın Deniz! Benim kapıma dayanıp seni tehdit edecek adam daha doğmadı!
K= Teoman sen dur! Aras'la biz gidip bakıyoruz. Bakalım kim kimi tehdit ediyormuş!
Kutay ve Aras ellerini yumruk yapıp odadan hırsla fırladı. Ezgi panikle arkalarından koşarken Leyla kapının önünde ne yapacağını bilemez halde kaldı.
Teoman acıya dişlerini sıkarak doğruldu ve duvara tutunarak yürümeye başladı. Yüzü acıdan bembeyaz olmuştu ama gözlerindeki o ölümcül öfke fırtınası dinmiyordu.
D= Teoman ne olur dur! Bak ben iyiyim yanındayım! Gitme dışarı!
T= Yanımda dur o zaman deniz kızı! Ama sakın arkamda kalma!
Teoman'ın koluna girdim. Birlikte acil servisin koridorunu geçerken adımları topallıyordu ama durmaya hiç niyeti yoktu. Dış kapıdan çıktığımız an acilin bahçesindeki o kalabalık ve bağırışlar yüzümüze çarptı.
Bahçede en önde o kız ve yanında ellerinde sopalarla bekleyen beş altı kişilik o sahildeki grup duruyordu. Aras ve Kutay karşılarında durmuş bağırıyordu. Bizi gördüklerinde grubun lideri konumundaki çocuk öne çıktı ve aşağılayıcı bir şekilde sırıttı.
Defne= Bak sen... Kahramanımız ayağa kalkmış! Kafeyi yaktığımız gibi sizi de yakardık ama ucuz kurtuldunuz! Şikayetçi olmayacaksınız o dosyayı kapatacaksınız yoksa bu sefer mahalleyi başınıza yıkarız!
Teoman kolumu yavaşça bıraktı. Topallayarak öne doğru bir adım attı. Yüzündeki is izlerinin arkasından gözleri öyle bir parlıyordu ki karşı tarafın sırıtışı bir anda yüzünde dondu.
T= Mahalleyi başımıza yıkacakmış... Sen daha beni tanımıyorsun lan!

(Buarada defnenin biraz sorunları var teoya takık biri)

Teoman topallayarak öne doğru bir adım daha attı. Karşımızdaki grupta Defne en önde duruyordu. Yanında o iki iriyarı erkek ve Defne’nin arkasına sığınmış iki kız arkadaşı vardı. Defne’nin gözlerinde Teoman’a karşı hastalıklı bir takıntı ve yenilmişliğin getirdiği büyük bir öfke okunuyordu.
T= Mahalleyi başımıza yıkacakmış... Sen daha beni tanımıyorsun Defne!
Defne= Beni zora sokmayacaktınız Teoman! Benimle dalga geçmenin o kızla gözümün önünde öpüşmenin bedelini ödeyeceksiniz! Polise tek kelime ederseniz bu iş burada bitmez!
Defne’nin yanındaki iki erkek adım adım öne çıkıp ellerindeki demir çubukları yere vurdu. Aras ve Kutay anında Teoman’ın yanına geçip siper oldu.
Aras= Ulan kızım sen harfiyen çıldırmışsın! Yaktığın kafe yetmedi bir de ayağımıza kadar gelip tehdit mi ediyorsun?!
D= Teoman’ın bacağı yaralı Defne! İnsanları ateşe attın şimdi de karşılarında durmuş ne saçmalıyorsun sen?!
Defne bana nefretle baktı. Adeta Teoman’ın yanında durmama tahammül edemiyordu. Yanındaki kızlar gergince etrafa bakarken Defne adımlarını doğrudan Teoman’a doğru attı.
Defne= Sen o kızı seçtiğin an o kafe yandı Teoman! Şimdi polise kazaydı diyeceksiniz. Yoksa yanındaki o iki arkadaşınla bu kızı mahalleden tek başlarına çıkartmayız!
Teoman acısını tamamen unutmuca hızlı bir refleksle Defne’nin yanındaki o iki erkeğin üzerine yürüdü. Bacağını zorlayarak ilk erkeğin yakasından tuttu ve duvara doğru savurdu.
T= Bırak mahalleyi onun saçının bir teline dokunun bakayım ne oluyor! Defne defol git buradan yoksa elimden seni o yanındaki iki zibidi de alamaz!
Karşı taraftaki diğer erkek Teoman’ın yaralı bacağına doğru hamle yapacakken Kutay adamın üzerine atladı. Hastane bahçesi bir anda büyük bir arbedeye dönüştü. Güvenlikler ve hemşireler bağırarak dışarı koşmaya başladı.
Defne üzerime doğru yürümeye çalışırken Teoman kanayan bacağına rağmen kolumdan tutup beni arkasına çekti. Defne’nin gözlerinin içine bakarak bağırdı.
T= Sana son uyarım Defne! Deniz’den de benden de uzak duracaksın!

Güvenlikler bağırarak araya girdi ve Defne’yle yanındakileri hastane bahçesinden dışarı püskürttü. Defne geri çekilirken nefretle bana bakıp son kez bağırdı.
Defne= Bu iş burada bitmedi Teoman! Görüşeceğiz!
Onlar uzaklaşırken Teoman’ın bacağındaki bandaj tamamen kan içinde kalmıştı. Acıyla dizlerinin üstüne çöktü. Hemen yanına çöküp koluna girdim.
D= Teoman! Bacağın kanıyor ne olur içeri girelim artık!
Nöbetçi doktorlar ve hemşireler koşarak Teoman’ı tekrar dikiş odasına aldılar. Bacağını yeniden sarıp sakinleştirici tuttular. Sabaha karşı ortalık biraz durulduğunda Teoman hastane odasında uyuyakalmıştı.
Sabahın ilk ışıklarıyla birlikte Kutay Aras Ezgi ve Leyla odaya doluştu. Hepimizin yüzü is içindeydi üstümüz başımız kül kokuyordu ama Teoman’ın gözlerini açtığını görünce herkes derin bir nefes aldı.
Aras= Valla şampiyon gece gece hastane bahçesini meydan muharebesine çevirdin ya helal olsun.
K= Şikayetçi olduk zaten polis kamera kayıtlarını aldı. Defne ve o yanındakileri gün içinde ifadeye çağırırlar.
Ezgi yanıma gelip elindeki sıcak çayı bana uzattı. Yorgunluktan gözlerim kapanıyordu ama Teoman’ın elini bir an bile bırakmamıştım.
E= Deniz sen de biraz dinlen artık sabah oldu.
D= Bırakamam Ezgi... Uyandığında yanında olmam lazımdı.
Teoman gözlerini tamamen açıp hafifçe gülümsedi. Parmaklarıyla elimi sıktı. Yüzündeki yorgunluğa rağmen bakışları yumuşacıktı.
T= İyiyim ben deniz kızı... Gitme bir yere.
Leyla= Kafe yandı gitti ama biz yine bir aradayız. Önemli olan kimseye bir şey olmaması.
K= Aynen öyle. Kafeyi de baştan kurarız gerekirse. Bizim çocukları toplarız hep beraber sıvarız kolları.
Teoman yataktan doğrulmaya çalıştı. Hepimiz bir an endişeyle hamle yaptık ama Teoman eliyle durdurdu.
T= O kafe yeniden açılacak. Defne’ye de o gruba da burada kaldığımızı göstereceğiz.
D= Önce senin iyileşmen lazım bay gıcık... Sonra ne yapıyorsak beraber yapacağız.
Teoman elimi tutup dudaklarına götürdü. Hastane odasındaki o yorgun ama kenetlenmiş hava dışarıda doğan güneşle birlikte içimizi biraz olsun ısıtmıştı.

Akşamüstü taburcu işlemleri tamamlanmış hastaneden çıkış yapmıştık. Birlikte mahalleye adım attığımızda mahallelinin geçmiş olsun dilekleri ve kafenin önündeki o kapkaranlık enkazın görüntüsü yüzümüze çarptı.
Teoman topallayarak enkazın önüne kadar yürüdü. Yıkıntıların üzerindeki duman kokusu hala havada asılı duruyordu. Hepimiz sessizce onun arkasında durduk.
D= Eve geçelim mi artık Teoman? Bacağın dinlensin biraz.
Teoman cevap vermedi. Bakışları kafenin kül olmuş kapısında kilitlenmişti. Tam arkamızı dönüp eve doğru yürüyeceğimiz sırada Teoman’ın cebindeki telefon acı acı çalmaya başladı.
Teoman cebinden çıkardığı ekrana baktı. Arayan numara tanıdık değildi. Ekranı kaydırıp telefonu kulağına götürdü.
T= Ne var?!
Karşı taraftan gelen ses Defne’ye ait değildi. Çok daha karanlık ve derinden gelen bir erkek sesiydi bu. Telefonda yankılanan fısıltı gibi sesle Teoman’ın yüzü bir anda kireç gibi bembeyaz oldu.
İz Grubu Kaptanı= Kızı kurtardın Teoman... Ama kardeşini kurtarabilecek misin bakalım?
Teoman’ın bakışları hızla yanında duran Aras ve Kutay’a kaydı. Kutay’ın elindeki telefon titreyerek yere düştü. Ekranında beliren mesaj fotoğrafında Leyla ’nın bağlı bir şekilde karanlık bir depoda oturduğu görünüyordu.
T= (Avazı çıktığı kadar bağırarak) LEYLA NEREDE ULAN?!( domatesin kabuklarını soymaya gitti kendi elleriyle menemen yapacak)
Telefon yüzüne kapandı. Sokakta ani bir sessizlik hakim olurken Teoman kanayan bacağını unutup çıldırmış gibi etrafa bakmaya başladı.
D= Teoman ne oluyor?! Leyla nerede Teoman söyle ne oluyor?!

Beğndinizmi bakimm çok uğraştım yani bir beğeni alırımm🫠 yeni bölümle ilgili tahminlerinizi bekliyorum yeni bölümde gorusuruzzzz 😽