10. bölüm · En Büyük Şansım

10.bölüm

Ali Yılmaz

Ebubekir:alo

Eren:alo kimsiniz

Ebubekir:benim eren Ebubekir

Eren:he bişey mi oldu kardeşim

Ebubekir:aslında evet evleniyormuşsun

Eren:hiç sorma ya istemiyorum aslında ama bizimkileri ikna etmiş kızın babası

Ebubekir:yani sen istemiyorsun

Eren:evet

Ebubekir:ozaman sizinkileri ikna et bi şekilde olmaz böyle

Eren:niye

Ebubekir:senin evleneceğin kişi benim sevdiğim kız

Eren:vay anasını ya işe bak neyse ben benimkilerle konuşucam

Ebubekir aşşağı iner ve babasıyla konuşur

Ebubekir: Baba… seninle konuşmam lazım.

Baba: Hayırdır oğlum, bir şey mi oldu?

Ebubekir: Ben birini seviyorum. Hem de çok ciddi.

Baba: Kim bu kız?

Ebubekir: Mine.

(Baba kısa bir süre susar.)

Baba: Onu başkası istiyormuş diye duydum.

Ebubekir: İstiyorlar ama o evliliği kimse istemiyor baba. Ne Mine, ne o çocuk.

Baba: Emin misin oğlum? Bu işler kolay değil.

Ebubekir: Eminim. Onsuz yapamam. Lütfen… onun babasıyla konuş.

Baba: (derin bir nefes alır) Peki. Erkek gibi isteyeceğiz. Doğru neyse onu söyleyeceğim.

— Mine’nin babasının evi —

Ebubekir’in Babası: Selamün aleyküm.

Mine’nin Babası: Aleyküm selam, buyur.

Ebubekir’in Babası: Lafı dolandırmayacağım. Oğlum Ebubekir, kızınız Mine’yi istiyor.

Mine’nin Babası: Ama biz söz verdik…

Ebubekir’in Babası: Zorla verilen söz, söz değildir. Kızınız mutlu olmayacağı bir evliliğe zorlanıyor.

Mine’nin Babası: Mine bir şey demedi.

Ebubekir’in Babası: Demiştir. Ama dinlenmemiştir. Biz isteyerek, saygıyla geldik. Karar sizin… ama bu evlilikte gönül yoktur.

(Ortama ağır bir sessizlik çöker.)

Akşam olunca babası mineyi çağırır

Mustafa A:mine

Mine:efendim

Mustafa A:sana talip olanlar vazgeçmiş

Mine:Nee ciddenmi

Mustafa:evet ama yeni talibin var

Artık dayanamadım ve evden çıktım gözlerimden yaşlar akıyorduli bi kedi gördüm peşinden gitmeye başladım kedi otobana doğru kaçmıştı onun peşinden giderken gelen arabayı fark etmedim. Çığlık atarken biri benim belimden kavrayıp kendine yani kaldırıma doğru çekti
Arabanın rüzgârı saçlarını savururken dizlerinin bağı çözüldü.

Ebubekir: İyi misin?!

Mine başını kaldırdı. Gözleri doluydu, nefesi kesilmişti.

Mine: E… Ebubekir?

Ebubekir kaşlarını çatmıştı, sesi hem sert hem endişeliydi.

Ebubekir: Bu saatte burada ne işin var?!

Mine bir an sustu, sonra kelimeler ağzından döküldü.

Mine: Babam… talipler vazgeçmiş dedi ama yeni bir talip varmış. Dayanamadım, çıktım evden. Ağlıyordum… sonra bir kedi gördüm, peşinden gittim. Otobana doğru koştu… arabayı fark etmedim…

Ebubekir derin bir nefes aldı, elleri hâlâ Mine’nin kollarındaydı.

Ebubekir: Ya sana bir şey olsaydı…

Mine başını eğdi, sesi titredi.

Mine: Peki senin ne işin var burada?

Ebubekir kısa bir an sustu, sonra omuz silkti.

Ebubekir: Koşuya çıkmıştım. Seni gördüm… yalnızdın.
( gözlerinin içine bakar )
Biraz daha dikkatli ol, tamam mı?

Mine başını salladı. Kalbi hâlâ hızlı atıyordu ama artık korkudan değil.

Mine: İyi ki buradaydın…

Ebubekir hafifçe gülümsedi.

Ebubekir: Bundan sonra yalnız değilsin.