2. bölüm / 4
Emanet Bağlar2. Bölüm Loş ışık
Bölümler 4Şu an: 2. Bölüm Loş ışık
- 1 1. Bölüm İçimdeki Yağmur583 kelime
- 2 2. Bölüm Loş ışık514 kelime · Okuduğun bölüm
- 3 3. Bölüm Kaza269 kelime
- 4 4. Bölüm Zelzele971 kelime
Bu aramayla eşleşen bölüm bulunamadı.
Acı… Tek kelimeyle birçok farklı unsuru barındıran bir duyguydu. Acıyı tüm uzuvlarıma kadar hissediyordum. Kısa bir süreliğine de olsa dünyayla iletişimimi kesmiş, karanlığın içine hapsolmuş, ışığı aramaya çalışıyordum… ta ki karanlık bedenimi dondurana kadar.
Karanlığın içinde, karanlığa hapsolmuş gibiydim.
Adem’in yasaklı elmayı yemesi gibi.
Durgun zihnim sonunda seslerin kapılarını aralamıştı. Kalp ritminin sesi odanın içine yayılıyordu. Kurumuş gözlerimi araladığımda loş ışık irislerime vurdu. Sol elimdeki ağırlığı sertçe hissettiğimde gözlerim oraya kaydı. Kocaman sarı bir serum askısına bağlıydım; sıvı, kendini bırakarak derime işliyordu.
Odaya kısa bir göz gezdirdiğimde kahverengi tonlarında, lüks bir odaya benziyordu. Bedenimi zorlamadan yavaşça doğruldum, sırtımı yastığa dayadım. Güçsüz bedenim acıya dayanamamış, gözlerimin dolmasına sebep olmuştu.
Birden beyaz sürgülü kapı açıldı. Kimseyi beklemediğim için irkildim.
Kapıdan içeri giren adama baktım. Siması tanıdık geliyordu. Mavi gözleri yüzümü inceledi ve ardından,
“Nasıl hissediyorsun?” diye sordu.
Koyu kumral saçları, okyanus kadar derin gözleri bedenimde gezindi.
“Sen de kimsin?” diye sordum.
Mavi gözlerin sahibi, donuk bakışlarını tekrar yüzüme çevirdi.
“Önüme atladın ve sana arabayla çarptım.”
Söylediği cümle, sanki unuttuğum saatleri yeniden canlandırıyordu.
“Sarhoş gibiydin. Neden içip dışarı çıkıyorsun? Sana bir şey olabilirdi!”
Sert sesi beni ürküttü. Bana doğru adım attığında tekrar irkildim. İrkildiğimi anlamış gibi adımlarını durdurdu.
“Bak, günlerdir uyuyorsun. Sana bir şey oldu diye o kadar korktum ki…”
Şaşkınlık içime sindi. Bana bir şey olmasından mı korkmuştu?
Sürgülü beyaz kapı tekrar açıldı. Bana çarpan adam ve ben bakışlarımızı kapıya çevirdik. Başka bir yabancı içeri girip ona bakarak,
“Amirim, emniyet sizi çağırıyor,” dedi.
Ardından gözleri benimle buluştu.
“Uyanmışsınız, geçmiş olsun,” dedi ve selam vererek odadan çıktı.
Şaşkınlığım daha da artmıştı. Polis miydi?
Sakinleştiğimi hissetmiş olacak ki sedyenin yanındaki beyaz sandalyeye oturdu. Her hareketini izliyordum. Gözleri tekrar bana ulaştığında,
“Şaşırmış görünüyorsun,” dedi.
“Öyle mi görünüyorum?” dediğimde, söylediğimi komik bulmuş gibi güldü. Gözüm gülüşüne kaydı.
“Evet.”
“Ben… özür dilerim.” Pişmanlığım yüzüme yansımış olacak ki bana daha dikkatli baktı.
“Sorun değil. Ama bir daha böyle yapma. Sağ kurtulman imkânsız olur. Bu arada… adın nedir?”
Sesinde sorgulayıcı bir ton vardı.
“Adım Anaz. Seninki?”
“Sonat.”
Anlamış gibi başımı salladım. Karnımın üzerindeki elime baktım, sızlıyordu.
“Ağrın mı var?”
Yüzümü ona çevirdim.
“Evet.”
“Hemşireyi çağırmamı ister misin?”
Başımı olumsuz bir şekilde salladım. Odanın havası ılık olmasına rağmen içimde bir soğukluk dolaşıyordu. Elimde izi kalmış yaraya baktım. Anılar tekrar zihnime yerleşmişti… ailem…
Kaybedecek bir şeyim kalmamıştı.
Ondan yardım istemeli miydim? Sonuçta o da bir polisti.
Meraklı bir ifadeyle yüzüne baktım ve dudaklarımdan kelimeler döküldü:
“Demek bir polissin… bana yardım edebilir misin?”
Sorumu beklemiyormuş gibi şaşırdı.
“Ne konuda yardım istiyorsun?”
Küçük ama derin olan yarama tekrar baktım. Acılar ilk günkü gibi canımı yakıyordu.
“Ailemin kazası…” dedim ve bakışlarımı tekrar ona çevirdim.
“Sadece bunun gerçekten bir kaza olup olmadığını merak ediyorum.”
Sorgulayıcı ifadesi yüzümün her zerresinde dolaştı.
“Polis olduğuna göre tüm dosyalara erişimin vardır, değil mi?”
Sessizlik, ruhuma çöken bir ağırlık gibiydi. Sadece mavi, sorgulayıcı gözleriyle olan biteni anlamaya çalışıyordu. Tam bir şey söyleyecek gibi oluyor, sonra susuyor, kelimelerini toparlamaya çalışıyordu.
“Özür dilerim… Ben çok abarttım. Bana yardım etmek zorunda değilsin. Zaten yeterince yardım etti—”
Sözümü bitiremeden araya girdi:
“Sana yardım edeceğim. Ama resmi bir soruşturma olmayacak. Sadece erişebildiğim şeyleri paylaşabilirim.”
Olumlu cevabını duyunca dona kaldım.
Bölüm etkileşimi
