6. bölüm · Düşmanın Nefesi
Bölüm 6~Kırılan Sessizlik
Metalik patlamanın sesi tünelin duvarlarında yankılanınca içimdeki bütün düşünceler dağıldı. Az önce Aras’a söylediklerim… yüzündeki o donup kalma… hepsi bir anda dumanın içinde kayboldu.
“Aileni biliyorum Aras karel… yaptıklarını biliyorum.”
Bu cümleyi söyler söylemez her şey alev aldı sanki.
Tünelin kapıları kapanmaya başlamıştı.
Aras bana bakıyordu. Şaşkın, yaralı, sanki içindeki bir şey çekilip alınmış gibi.
Ama düşünmeye vaktimiz yoktu.
— “Koşmamız gerekiyor!” diye bağırdım.
O da kendine gelip yanımda koşturmaya başladı.
Gaz ve duman içinde beraber koştuk; istemeden aynı ritimde, aynı adımlarla.
___
Kontrol odasına vardığımızda ortalık savaş alanı gibiydi. Kablolar yanmıştı, paneller parçalanmıştı. Patlamanın tesadüf olmadığını daha ilk bakışta anladım.
Paneli kontrol ediyordum ki Aras’ın sesi arkadan geldi:
— “Biraz önce söylediklerin…”
Derin bir nefes aldım.
Sesi bile sinirimi karıştırıyordu.
— “Unut.” dedim.
— “Unutamam.” dedi, sesi çatlıyordu.
— “Hafızam gitmiş olabilir ama söylediklerin neden bu kadar acıttı?”
Gözlerimi kapatmak istedim. Ama yapmadım.
— “Görev bitene kadar tek kelime etmeyeceğim.”
Bu kadar.
Tam o anda yukarıdaki havalandırmadan ayak sesleri duydum.
Refleksle silahıma uzandım.
Aras da fark etti.
— “Yaklaşıyorlar…”
Havalandırmadan üç kişi indi.
Plan yapacak zaman yoktu ama Aras’la göz göze gelmemiz yetti.
İkimiz de kendi tarafımıza kaydık.
Çatışma kısa sürdü; ortamı sadece darbe sesleri ve nefesler dolduruyordu.
Son saldırgan kaçmaya çalışınca peşinden gitmek istedim fakat Aras kolumu tutup durdurdu.
— “Bırak!” dedim. “Yakalamam gerekiyor!”
— “Hayır!” diye çıkıştı. “Kapılar kapanıyor, içeride kalırsın!”
Haklıydı.
Ne kadar kızsam da… haklıydı.
---
Son kapı da kapanmadan içeri attık kendimizi. Kapı arkamızdan metalik bir sesle kilitlendi. Bir anda tünel tamamen karanlığa gömüldü.
Nefes alıp verişlerimiz karanlıkta birbirine karışıyordu.
Ben soğukkanlı kalmaya çalışıyordum, oysa içim darmadağındı.
— “Lara…” dedi Aras.
— “Konuşma.” dedim.
Ama ısrar etti:
— “Beni tanıyormuşsun gibi davranıyorsun.”
— “Seni tanıyorum.”
— “Peki ben seni neden tanımıyormuşum gibi hissediyorum?”
Karanlık olduğuna şükrettim, yüzümü görmüyordu.
— “Çünkü hatırlamıyorsun.” dedim.
Sadece bu kadar.
Sonra sustu.
Uzun bir sessizlik çöktü.
---
Tünelin diğer ucundaki sistem kendi kendine açılmaya başladığında, gelen ışık gözlerimi kamaştırdı.
Adım attım, etrafı inceledim.
İçimde bir şeyler buz kesti.
— “Burası…” dedim. Sesim istemeden titredi.
“Burası senin ailene ait.”
Aras’ın yüzüne baktığımda tamamen kaybolmuş gibiydi.
Hiçbir şey hatırlayamayan birinin çaresizliği…
— “Neden hiçbir şey hatırlamıyorum?” dedi.
— “Çünkü hatırlarsan seni kaybederlerdi.” dedim.
“Ve seni bana karşı kullandılar.”
Bu gerçeği söylemek bile mideme oturdu.
— “Bu yüzden seninle aynı görevde olmak istemedim.”
Bir an sustu.
Sonra yavaşça:
— “Ama ben yanında olmak istiyorum.” dedi.
“Neden bilmiyorum… ama istiyorum.”
O an nefesim kesildi.
İçimde bir şey kıpırdadı ama izin vermedim.
Yanımdaki kapı bir anda açıldı.
Laboratuvarın beyaz ışığı tüneli doldurdu.
— “Bu kapının arkasında gerçek başlıyor.” dedim.
Ve birlikte içeri girdik.
