Çocukluğa Dair Hiçbir Şey.

Vaveyla Yazarı: Defne Malfoy

Uygulamada Aç
Bölümü paylaş
Bu sayfayı paylaş
WhatsApp

Kitap sayfası
Bölümler 11Şu an: Çocukluğa Dair Hiçbir Şey.

Herkes Büyük Salon’da kendi masalarında oturuyordu. Diana, göz ucuyla Slytherin masasında oturan Draco’ya baktıktan sonra konuşma yapmak üzere orada duran Dumbledore’a baktı.

“Evet çocuklar. Profesörlerimiz ile bir karar aldık. Birbirinizi daha iyi tanımak amaçlı bir proje yapalım dedik. Eşleştirdiğimiz isimlerin evine gidip hem ailesini hem de kendisini daha yakından tanıyacaksınız, böylece empati duygunuzun nasıl olacağını göreceğiz.”

Diana şaşırarak Hermione’ye baktı. Hermione ise onun gibi şaşırarak omuz silkti ve ikisi de Dumbledore’a geri döndü.

Dumbledore kısa bir öksürükten sonra devam etti:“İzninizle isimleri okuyorum.
Luna ile Cedric
Harry ile Ginny
Ron ile Hermione
Pansy ile Tom
Son olarak Draco ve Diana.”

Diana duyduğu şey ile kaşlarını çattı, başını kaldırıp Draco’ya baktı.

Draco ise ona sırıtarak bakıyordu.

Hermione Diana’nın kolunu tutup sarstı:“Cidden Malfoy ile mi! Kızım, heyecan verici! Düşünsene, onun evine gidip yakından tanıyacaksın. Gözüne batan bir şey olursa bana da anlat.”

Hermione bilmiş bilmiş Diana’ya göz kırpar. Diana ise küçük bir kıkırdamayla karşılık verir:

“Asıl sana çıkana bak, Ron’u tanıyacaksın. Hadi bakalım, kayınvaliden ile tanışacaksın.”

Hermione, Ron’un duymadığından emin olduktan sonra Diana’nın koluna vurur:

“Kızım sussana, hem daha Ron beni seviyor mu bilmiyoruz ki.”

Diana sırıtarak balkabağı suyundan bir yudum aldı:

“Ben anladım bile. Sana öyle bakıyor ki Dumbledore bile anlamıştır sana aşık olduğunu.”

Hermione ile Diana gülüşürken Draco kendinden emin bir şekilde Diana’nın yanına gelir:

“Demek bana geleceksin ha? Çiçek, çikolata beklerim.” Diana yan yan ona bakıp:“Seni istemeye değil, empati yapmaya geliyorum canım, maalesef.”

Hermione kıkırdarken Draco ise sırıtır:

“Hiç yani, ben söyleyeyim dedim.”
—————————————-
Öğle vakti gelince Diana cisimlenerek Draco’nun evinin önüne gelir.

Baya büyük bir malikaneydi, bahçesi ise kocamandı.

Diana yavaşça kapıya yürüdü ve kapıyı çaldı. Birkaç saniye bile sürmeden kapı hızla açıldı.

Kapıda güzel bir kadın duruyordu ki bu, sanırım Draco’nun annesi Narcissa’dan başkası değildi.

Diana başıyla selam verdi:“Merhaba efendim, ben oğlunuzun arkadaşı Diana Black.”İstemeden de olsa “Black” demek zorundaydı.

Narcissa da Diana’ya gülümseyerek selam verdi:“Hoş geldin canım, biz de seni bekliyorduk. Kapıda kaldın, geç içeri.”

Diana hafif utanarak içeri girdi. İçerisi bahçe kadar büyüktü. Dev bir koridor vardı. Koridorda bir şömine ve duvarlarda kocaman resimler vardı. Koridorun uzunluğu kadar bir halı vardı yerde.

Narcissa eliyle işaret eder:“Draco salonda canım, siz rahat edin. Ben bahçedeyim.”Kadın bahçeye çıkınca Diana kocaman koridorda yalnız kalmıştı.

Duvarlardaki resimleri inceleyerek yavaşça salona doğru yürüdü.

Duvarlarda hep Narcissa ya da Lucius vardı ama Draco hiç yoktu. Çocukluk fotoğrafı bile yoktu.Diana yavaş adımlarla salona girdi.

Draco tam annesinin söylediği gibi orada oturmuş, birkaç gazeteyi inceliyordu. Ayak seslerini duyunca başını kaldırdı, gelen kişinin kim olduğunu görünce ayağa kalktı:“Hoş geldin.”

Diana etrafı incelemekten Draco’nun selamını duymamıştı. Draco hafifçe gülerek ona yaklaştı:“Çok mu büyük?”

“Biraz,” diye karşılık verdi Diana.

Draco ise ona yavaşça sarıldı. Diana ise anlık sarılma ile donakalmıştı. Draco geri çekilince ona büyümüş gözlerle baktı.“Sanki daha önce sarılmamışız gibi yine şaşırıyorsun.”

“Ha şey ya, pardon. Birden sarılınca şaşırdım sadece,” diye geçiştirdi Diana.Draco anlamışçasına başını sallayıp:“Gel otur, ayakta kalma,” diyerek onu koltuğa doğru yönlendirdi.

Diana onu takip ederek koltuğa oturdu. Merakına yenik düşerek Draco’ya döndü:“Draco, duvarlarda neden senin hiç fotoğrafın yok?”Draco bir an gerildi, gözlerini kaçırıp sırtını dikleştirdi:

“Aslında… annemler hiç fotoğrafımı çekmemiş. Annemler beni çok önemsemez. Bu yüzden fotoğrafımı çekmeyi gereksiz bulmuşlar.”

Diana bunu duyunca kaşlarını çattı:“Saçma, benim böyle sarı saçlı bir çocuğum olsa her anını çekerim.”

Draco istemeden de olsa güldü
“Benimkiler öyle değil maalesef.”

Draco’nun sesi odada bir an fazla “rahat” kalmış gibi görünse de, gözlerinin içi aynı şeyi söylemiyordu.

Diana birkaç saniye sessiz kaldı. Sonra bakışlarını odanın köşesindeki ağır perdeli pencereye çevirdi. Malikanenin sessizliği bile tuhaftı; sanki her şey konuşmayı azaltmak için tasarlanmış gibiydi.

“Gereksiz mi…” diye tekrarladı yavaşça. “Bir çocuğun fotoğrafı nasıl gereksiz olabilir ki?”

Draco omuz silkti ama bu seferki hareketi önceki kibirli halinden farklıydı. Daha çok alışılmış bir cümleyi savunur gibi.

“Böyle işte.”

Diana hemen üstüne gitmedi. Ama sesi yumuşamıştı.
“Sen de buna inanıyor musun?”

Draco cevap vermedi. Bunun yerine ayağa kalkıp şöminenin yanına gitti, ellerini ceplerine soktu. Bir süre alevlere baktı.

“İnanmak zorunda kalıyorsun,” dedi sonunda.

O an Diana’nın içi hafif sıkıştı ama bunu yüzüne yansıtmadı. Sadece koltuğa biraz daha yana kaydı, sanki o boşlukta Draco’ya yer açıyormuş gibi.

Sessizlik tekrar uzadı.

Sonra Diana usulca konuştu:

“Ben küçükken…” durdu, sonra devam etti. “Annem her şeyimi çekerdi. Saçım dağınık olsa bile, uykudan yeni kalkmış olsam bile… ‘Bir gün bunları özleyeceksin’ derdi.”

Draco başını hafifçe çevirdi. İlk defa gerçekten dinliyordu.

“Sen özlememişsin gibi duruyorsun,” dedi Diana.

Draco’nun çenesi sıkıldı. Ama bu kez kaçmadı.

“Benim özleyecek şeyim var mıydı ki?”
Bu cümle havada asılı kaldı.

Tam o sırada koridor tarafından hafif ayak sesleri geldi. Narcissa’nın sesi uzaktan duyuldu ama net değildi. Draco refleksle eski haline döndü; duvar örmüş gibi, ifadesini kapattı.

Ama Diana o kısa anı görmüştü. O çatlağı.

Ve o sırada gözleri istemsizce tekrar duvardaki boşluklara kaydı. Bir şey eksikti… sadece fotoğraf değil, sanki Draco’nun çocukluğu bile orada “olmamaya” zorlanmıştı.

Draco tekrar koltuğa oturdu, konuyu değiştirmek ister gibi gazeteyi eline aldı.

“Empati yapmaya geldin ya,” dedi hafif alayla. “Nasıl gidiyor?”

Diana ona baktı. Bu sefer gülmedi.

“Beklediğimden daha zor.”

Draco bir an durdu. Gözleri gazeteden kalktı.

“Ben mi zorum?”
Diana hemen cevap vermedi. Sonra çok net bir şey söyledi:

“Hayır. Sen… sakladıkların yüzünden zorsun.”

O an Draco’nun bakışı ilk kez kaçmadı. Direkt Diana’ya baktı.

Ve malikanedeki o dev sessizlik, ilk kez gerçekten kırılacak gibi oldu.

Tam o anda koridordan ağır bir kapı sesi yankılandı…

Ve Draco’nun yüzü aniden değişti.

Bölüm etkileşimi

Okurlar bu bölümle etkileşime geçti

99okunma 6beğeni 2yorum
Bu iki tercih yalnızca bu tarayıcıda saklanır; yukarıdaki Vaveyla sayaçları gerçek uygulama verisidir.

Kategoriler ve Temalar

Okumak istediğin dünyayı bul.

Kitap Kategorileri 36

Kitap Temaları 138

abiabilerabilerimabimin arkadaşıabiminarkadasiacıAileajanAkademi / OkulaksiyonAnlaşmalı Evlilikanonimarkadaş grubuArkadaşlıkArkadaştan AşkaaskerAskeriaskeri kurguaskerikurguaşiretAşkAşk/Romantikaşk üçgeniAvukatayrılıkbabaBerdelBilim KurgubilimkurgublBüyücadıCinayetçocukluk arkadaşıÇocukluk Aşkıdark romancedarkromanceDistopyadoğaüstüdoktorDostluk#DramdüşmanDüşmandan Aşkaeğlenceenemies to loversFantastikGeçmişgenckurguGenç edebiyatgenç kurgugençlikgerçek ailegerçek ailemgerçekailemgerilimgizemGizli KimlikgücHayran KurguhukukHuysuz x NeşeliHüzünihanetİkinci Şansİlk görüşte aşkimkansızintikamİş Yeri AşkıkaderKaosKaradenizKardeşlikkatilKehanetkomediKomşudan AşkakorkuKraliyetkrallıkkurtadamKüçük KasabaLanetliseLise aşkılise kurgusumaceraMafyamahalleMardinmektupmitolojimizahmutluluknefretNefretten AşkaOkulölümörgüt#özlemPatron x ÇalışanpolisPolisiyePolitik EntrikaPsikolojiPsikolojikPsikolojik GerilimromantikRomantik komediromantizmSahte SevgililiksavaşSeçilmiş KişiSenkul Hobi Yazar:MaviduslersokagimSenKul:Maviduslersokagimsevda#sevgisırSırlarslowburnSporsuç#Şiir#takıntıTeodenTers KöşetextingtravmaTutkuüniversiteVampirwattpadyalnızlıkYasak AşkZıt KutuplarzorbalıkZorunlu Yakınlık+18