4. bölüm / 6
Dragón de nieve3.BÖLÜM
Bölümler 6Şu an: 3.BÖLÜM
- 1 Giriş489 kelime
- 2 1.BÖLÜM2.300 kelime
- 3 2.BÖLÜM2.028 kelime
- 4 3.BÖLÜM1.921 kelime · Okuduğun bölüm
- 5 4.Bölüm1.237 kelime
- 6 5. Bölüm1.147 kelime
Bu aramayla eşleşen bölüm bulunamadı.
Arkadaşlar ilk iki bölümde Mateo'nunda ağzından bölümlere yer vermiştim. Bunu birazda karşı tarafı da onların gözünden görün diye yaptım ama artık kitap sadece Valeria'nın ağzından anlatılacak.
Kitaba oy vermeyi ve yorum atmayı unutmayın. İyi okumalarrrr🎀🎀🫶
Sabah güneş ışığının gözüme gelmesiyle uyandım ki bir kaç dakika sonra da Elana odama geldi. Yüzünde anlam veremediğim bir gülümseme vardı. Elena hızla bana doğru geldi ve yanıma oturdu"Valeria bugün nasılsın?" dediğinde bir şey ima ettiğini anlamıştım. Sanırım Alvaro olanları dün ona anlatmıştı. Şaşırmadım açıkçası. Çünkü dün söylemeseydi bugün ben söyleyecektim. Gülerek Elana'ya baktım ve "Çok iyiyim, sen nasılsın Elana?" dediğimde oda hemen "Bende iyiyim de, senin çok iyi olmanın sebebi canım abim Alvaro olabilir mi?" dedi.
Gülmüştüm bu dediğine. Haklıydı. Çok iyi olmamın sebebi oydu. Dediğini onaylar şekilde kafamı salladığım da Elena şaşkın ama bir o kadar da heyecanlı bir şekilde bana bakıyordu. Hemen gelip bana sarıldı ve "Hayallerim gerçek oldu." diye şakıdı. Ona bakarak "Neyse Elana bunları sonra konuşuruz daha fazla oyalanmadan kahvaltı için salona gidelim hem bugün büyük gün hazırlık yapmalıyız." dedim.
Elena da hemen onayladı ve bana dolaptan giyeceğim kıyafeti çıkardı. Simsiyah bir kıyafetti. Boynumu dahi kapatıyordu. Boyun kısmında işlemeleri vardı ve iki yakası güzel bir broş ile tutturulmuştu. Altıma yine siyah giymiştim. İçimdeki siyah kıyafetin üstüne yine ve yine siyah, kolları uzun ve bol gelen,on tarafımı açık bırakacak şekilde eteği aşağıya kadar uzuanan bir kıyafet daha giymiştim.Bel kısmında kemerim vardı. Kemerinin orta yerinde büyük bir yuvarlak vardı. Yuvarlağın içinde krallığımızın sembolik hayvanı olan geyik vardı. Dizime kadar uzanan botlarımı da giydiğimde hazırdım. Dolabımdan iki tane hancer alıp kemerinin iki yanına sıkıştırdım.
Elenaya baktığımda o da üst kısmı beyaz omuzlarını açıkta bırakan, belinden aşağısı kırmızı,etek kısımları altın işlemeleri olan ve dizinin biraz daha altında biten güzel bir elbise giymişti. Bel kısmında kahverengi bir korse vardı. Korsenin ipleri önden fiyonk şeklinde bağlanmıştı. Elbisenin kol kısmı balon kol şeklindeydi ve bilek kısmında da korsesinin ipinin renginden iplerle bağlanmıştı. Sol tarafında derin olmayan bir yırtmaçı Ve boynundaki kolyesi ile adeta peri kızı gibiydi.
Büyük salona doğru yürürken yolda Carlos ve Alvaro ile karşılaştık. Carlos üstüne harika oturan koyu yeşil bir kıyafet giymişti. İçinde benimki gibi siyah bir tulumu vardı ama üstüne giydiği yeşil kıyafet çok yakışmıştı. Benimki gibi eteği yere değmiyordu tabiki, dizinin alt tarafında bitiyordu.
Alvaro ile şaşırtıcı bir şekilde takım olmuştuk. Kıyafetlerimiz aynıydı. Aradaki iki fark onun etek kısmı Carlos'unki gibi kısa bitmesi ve işlemesinin daha az olmasıydı. Elana bizi durdurup ikimizi de baştan aşağı süzdü. "Siz anlaşıp falan mı giyindiniz?" diyen bu sefer Carlostu. Alvaro ile birbirimize bakarak güldük. Carlos ise aramıza girip "Hep bu zamanı bekliyordum. Sonunda sevgili olduğunuza göre ikide bir aranıza girip sizi rahatsız edebilirim." derken oldukça mutluydu. Anlam veremediğim bir mutluluktu lakin Alvaro bunu duyar duymaz yüzü asıldı ve Carlos'a dönerek "Yakında aynı şeyleri sana yaşatmamı istemiyorsun öyle değil mi Carlos?" demişti. Carlos ise bunu duyunca bir an tereddüte düştü ve sonunda pes etti. Elena'ya baktığımda kızarmıştı ve abisinin koluna vurdu. Alvaro'nun yüzü tekrardan gülmeye başlamıştı.
Biz kendi aramızda sohbet ede ede büyük salona varmıştık. İçeri girdiğimizde herkesin geldiğini ve bizi beklediklerini gördüm. Hepimiz hemen eğildik ve masadaki yerlerimize geçtik. Francisco'nun "Nerde kaldınız ya bugün büyük gün unuttunuz mu?" dediğini işittim. O kadar heyecanlıydı ki yerinde duramıyor gibiydi. Ablam daha sakindi.
Hepimiz yerimize oturduğumuz da Kraliçe Julia "Saat daha sekiz o yüzden bence hep birlikte ormana gidip talim yapabiliriz. Hem çocuklarda kaynasir bu sayede ne dersiniz?" dedi. Yani talim yapma fikri harikaydı ama kaynaşma... Hayır pekte güzel bir fikir değildi ama annem ve babam bizim de yerimize bu fikri onaylayınca gitmeye karar verdik. Elena babama doğru bakıp "Kral Andres biliyorum benim sizinle gelmem için bir sebep yok ama Alvaro gidiyor bende gelebilir miyim?" diye sormuştu. Babam "Alvaro Valeria'nın muhafızı o yüzden bizimle geliyor dediğinde annem beni bile şaşırtacak şekilde Elena'ya gülerek "Tabiki gelebilirsin kızım, sen de abin de artık bizim çocuğumuz sayılırsınız. Siz de artık bizim ailemizsiniz." dediğinde Alvaro ve Elana göz göze geldi. İkisinin de böyle bir şeyi annemden beklemedikleri açıktı. Annem bizlere dönerek "Geçmişte size karşı çok sert davranmış olabilirim ama Kraliçe Julia bunu yanlış olduğunu bana gösterdi." dediğinde dördümüzde hatta ablam bile Kraliçe Julia'ya minnetle baktık.
♤♤♤
Kahvaltıdan sonra hepimiz yola koyulmuştuk. Kral Lucas,Kraliçe Julia, annem ve babam öndeki arabada; ben Carlos,Elena ve Alvaro onların arkasındaki arabada ve son olarak ablam,Francisco,Mary ve Mateo da bizim arkamızdaki arabadalardı. Saraydan yeni çıkmıştık ve ormana doğru gidiyorduk. Arabada bir sessizlik hakimdi. Bu sessizliği en sonunda Elena bozmak için "Eeee siz ikiniz nasıl sevgili oldunuz bakalım?"dediğinde Alvaro öksürmeye başlamıştı. Üçümüzde Alvaro'ya gülerken Alvaro Elena'ya sinirli bir ifade ile bakıyordu. Carlos ise bana doğru dönüp "hadi anlatsana" diye bakıyordu. Onlara dün olanları anlattım, tabiki Alvaro'yu öptüğümü söylememiştim ama Carlos "Ne yani sonunda birbirinizi öpmediniz mi?"diye sorunca bu sefer Alvaro da ben de öksürmeye başladık, ikside bu halimize gülmeye başladılar.
Sonunda ormamdaki talim alanına gelmiştik. Ablam ortaya "Yarış yapmaya ne dersiniz?" diye bir öneride bulundu. Hepimiz de bu öneriyi onaylanmıştık. Lakin Alvaro veya Elanadan birinin karşıya geçmesi lazımdı. Alvaro beni bırakmak istemediğini söyleyince Elena sırıtarak " Peki madem siz sevgililer ayrılmayın." diyerek karşıya geçmeyi kabul etmişti. Geçmişti geçmesine ama bunu dediği gibi herkesin bakışlarıda bize dönmüştü. Ablam,Francisco,annem ve babam bize şaşkınlıkla bakıyordu. Kraliçe Fiona,Kral Lucas,Mary ve Mateo ise hem şaşkınlıkla hemde eleştirel gözlerle bakıyorlardı. Çünkü genellikle bir prenses ile bir muhafızın sevgili olduğu görülmezdi.
Durumu kısa bir özet geçersem benim bir süre daha saklamaya niyetli olduğum sevgilim bu şekilde açığa çıktığı için bize şaşkın şaşkın bakan bir sürü göz vardı karşımda. Babam konuyu dağıtmak adına "Önce rakip krallık oynayacağımız dalı seçer!" dedi.
Ve ilk önce Kral Lucas ile babam kılıç talimi yaptılar. Aslında ikiside baya iyiydiler ama sonuç olarak Kral Lucas kazanmıştı. Babam Kral Lucas'ı tebrik etti ve yerine geçti. Sonra sıra annem ile Kraliçe Julia'ya geldi. Önce Kral Lucas seçim yaptığı için şimdi de annem seçim yapacaktı. Ve annem okçuluk seçti. İkiside yerlerine geçip nişan aldılar. İki okta on ikiyi vurmuştu ama anneminki biraz daha yakındı yani annem kazanmıştı. Şuan skor 1-1. Ve sıra en merak ettiğim ikiliye geldi. Tabiki de Mariposa ve Franciscodan bahsediyorum. Ve Francisco kılıç talimi yapmak istediğini söyledi. Gerçekten de uzun bir süre boyunca bir kazanan olmadı ama sonra... Sonra kazanan kim oldu size?
Tabikide benim ablam,Mariposa kazandı!! Ben neden bu kadar mutlu oldum bilmiyorum ama aşırı mutluyum. Anlaşılan Francisco için kazanan o kadar da önemli değil gibiydi çünkü o da bu durumdan oldukça mutluydu. Gerçi onu anlayabiliyorum. Sonuçta o en büyük ödülü kazanmıştı.
Evet normalde Mary ile ben yarışacaktım ama Carlos benim yerime geçmek isteyince onu kıramadım. Seçme sırası Carlos'undu. Carlos da daha ok atmakta yeni olduğu için kılıç talimini seçti. Peki şimdi size olan olayı anlatsam inanmazsınız.
Mary ve Carlos berabere kaldı!! Evet doğru duydunuz, BERABERE KALDILAR. Nerdeyse 15-20 dakika boyunca iksinde de bir değişiklik olmadı, ikiside baya iyidiler,ikside bir açık nokta vermediler ve sonuç berabere bitti. Şuan skor 3-2. Ve biz öndeyiz. Geriye Alvaro,Elena,Mateo ve ben kalmıştık. Alvaro ile Mateo, benimle de Elena eşleşti.
Seçme sırası karşı krallıktaydı ve Mateo kılıç talimini seçti. Açıkçası ne kadar iyi olursa olsun karşısında aynı zamanda muhafiz ordusundan bir asker varken kılıç talimi seçmek tamamen aptallıktır. Ve sonuç benim tahmin ettiğim gibi oldu. Tek fark tahminimden daha uzun sürmesi ve Alvaro ile Mateo'nun arada bir bana bakıp bir şeyler konuşmalarıydı. Ne konuştuklarını akşam düğünde Alvaro'ya sorarım diye Alvaro yerine geçtiğinde üstüne gidip soru sormadım.
Alvaro, Mateo'nun kılıcını elinden fırlatmayı başardığında kazanmanın mutluluğu ile bana doğru gelip bana sımsıkı sarılmıştı. Sarılmasına karşılık verdiğim esnada babam ve annem yanımıza geldi."Geriye bir karşılaşma kaldı ama bu karşılaşmayı Elana alsa bile biz kazanmış oluyoruz" dedi annem ve sonra Alvaro ile bana dönüp gülümsedi. "Sevgili olmanıza hem şaşırdım hemde sevindim. Eski ben olsaydım sizi bu sevdadan vazgeçirmeye çalışırdım ama artık ben eski ben değilim. O yüzden rahatlayın ve birbirinizin kıymetini bilin." diye nasihatte bulunmuştu. İkimizde anneme teşekkür ettik.
♤♤♤
Sonunda saraya gelmiştik ve saat üç olmak üzereydi. Düğün ise saat yedideydi. Yani herkesin odasına gidip duş almak,dinlemek ve hazırlanmak için bol bol zamanımız vardı. Bende bu vakti Alvaro ile geçirmek istedim. Bir hizmetliye onu çağırmasını söyledikten kısa bir süre sonra Alvaro geldi. Bana gülümseyerek yaklaştı ve sımsıkı sarıldı. Yüzünü boynumun girintisine sokup biraz soluklandı. Bende bu sırada ellerimi saçlarına atmıştım. Bir süre sonra geri çekildiğinde "Pekala ne yapmak istersin söyle bakalım?" dedi. Bir süre düşündükten sonra ona sarayın arka bahçesine gidip gidemeyeceğimizi sordum ve o da bana "Sen istiyorsan tabiki de gideriz güzelim." demişti.
Açıkçası eskiden birisinin bana güzelim demesi midemi bulandırdı hatta ben küçükken yani 5-6 yaşlarındayken ok atma eğitimleri sırasında biri bana güzelim dedi diye onunla uzun bir süre konuşmamıştım. Ama Alvaro'nun demesi aşırı hoşuma gitmişti.
Daha fazla vakit kaybetmemek için birlikte odadan çıktık ve bahçenin yolunu tuttuk. Yolda annem ile karşılaşınca biraz gerildim açıkçası. Annem "İkinizi gördüğüm iyi oldu, sizinle konuşmam gereken bir kaç konu var." dediğinde ikimizde şaşırmıştık ama annemi takip ettik. Birlikte bahçeye kadar gidip oradaki çardaklardan birine oturduk. Annem ikimizin de yüzüne bir süre baktı ve sonra konuşmaya başladı.
"Valeria saçlarını hep boyamanı isterdim biliyorsun ama madem ben değişmem kararı aldım o zaman sozler üstündeki tutumumuda değiştirmeliyim. Yani artık senden saçını boyamani istemiyorum. Eğer sen kendin istersen boyayabilirsin ama artık ben seni zorlamayacağım."
Ben bir şey diyecekken annem devam etti.
"Ve gelelim ikinize. Anladığım kadarıyla siz zaten birbirinizi uzun zamandır seviyormuşsunuz değil mi?" diye sorunca kafa salladık. Annem gülümseyerek "Pekala çocuklar o zaman akşamki düğünde sizi çift olarak görmek istiyorum. Çünkü biliyorum siz ikiniz düğünde ayrı takılacaktınız değil mi?" diye tekrar sordu ve biz yine kafa salladık.
Annem biraz daha bizimle oturdu ve sonra hazırlanmak üzere yanımızdan ayrıldı. Alvaro "Annen az önce düğünde apaçık birlikte takılın mı dedi ben mi yanlış duydum?" diye sorduğunda şaşkınlığını hala alamamıştı. Gerçi normaldi. Çünkü annemin bu halime alışkın değildik. Ama bizim için iyi bir şeydi. Artık ilişkimizi saklama gereği duymuyorduk.
Çardaktan kalktık ve az ilerdeki ağacın gölgesine doğru yürüdük. Ben sırtımı ağaca doğru yaslamıştım ve Alvaro da kafasını kucağıma doğru koyarak yere yatmıştı. Bahçede kimse yoktu, biz dışında. Şuan çok huzurluyum. Alvaro bana doğru dönüp "Bu konuları açıp canını sıkmak istemiyorum ama sormazsam da içimde kalacak. Mateo'yu affettin mi?" diye sordu.
"Konu affetmek değil, konu o gün korkumu bilmesine rağmen yardım etmemesi." dediğimde Alvaro anlayışla kafasını salladı. " Ormanda, yarış yaparken bana bakıp sonra konuşmaya devam etmiştiniz. Ne konuştunuz?" diye sorduğumda Alvaro doğruldu ve yanıma oturdu.
"Pişmanmış. Hemde çok. Beni affetmesi için neler yapabilirim diye sordu ve birde sevgili olduğumuz için hem mutlu olduğunu hemde üzüldüğünü söyledi. Çünkü... Çünkü Mateo sana aşıkmış Valeria..." dediğinde bir kaç dakika sezsiz kaldım doğru mu duymuştum ben,Mateo bana aşık...
Kafamı Alvaro'ya doğru çevirip "Bana aşık olması durumumuzu değiştirmez. Ben ona güvenerek bir sırrımı anlattım. O ne yaptı? Gitti bunu başkalarına yaydı. Mateodan nefret etmiyorum zaten. Sadece kırgınım ona çünkü gelip benden bir özür bile dilemedi onun yerine hep dalga geçti. Ve Alvaro ona bu sırrımı ilk önce sen söylediğin için kendini suçlu hissediyorsun biliyorum ama bu senin suçun değil. Kendini suçlamayı bırak, lütfen." dediğimde Alvaro beni hızla kendine çekip sıkıca sarıldı.
"Ben seni hak edecek ne yaptım?" diye sorarken gözlerime bakıyordu.
"Varoldun,benim oldun,her şeyim,sevgilim oldun. Beni hiç bir zaman yalnız bırakmadın. Elana ile olan en ufak kavgalarımızda haksız dahi olsam benim tarafımı tutttun. Her zaman yanımdaydım. Asıl ben seni hak edecek ne yaptım?" dedim.
Bir süre daha birbirimize öyle baktık taki karşıdan gelen birini görene kadar...
Evettt bir bölümü daha bitirdik. Bir sonraki bölümü ne kadar sonra atacağımı bilmiyorum açıkçası ama şunu söyleyeyim bu bölümün sonu iyi bitiyor merak etmeyin. Veeee, asıl konuya geliyorum. 3. veya 4. bölümde Mateo ile olan geçmiş açığa çıkabilir...
Evet, yüzleşme sahnesi yazmayı düşünüyorum.
Valeria'nın saçlarının sırrını da yakında açıklarım merak etmeyin.😁
Kitaba oy vermeyi ve yorum atmayı unutmayınnnnn🎀🎀🩷🫶
Bölüm etkileşimi
