3. bölüm / 6
Dragón de nieve2.BÖLÜM
Bölümler 6Şu an: 2.BÖLÜM
- 1 Giriş489 kelime
- 2 1.BÖLÜM2.300 kelime
- 3 2.BÖLÜM2.028 kelime · Okuduğun bölüm
- 4 3.BÖLÜM1.921 kelime
- 5 4.Bölüm1.237 kelime
- 6 5. Bölüm1.147 kelime
Bu aramayla eşleşen bölüm bulunamadı.
Yine yapmıştı işte. Yine vurmuştu beni. İlkinde ruhsaldı acım. Bu sefer ise hem fiziksel hemde ruhsaldı. Ben aynı insan tarafından iki kere vurulmuştum. Ama alışmıştım ben. Aynı insan tarafından ikinci defa vurulunca insanın canı o kadar da acımıyormuş.
Elimdeki oku ve yayı bırakarak yavaşça yere oturdum.Elimi kanın geldiği noktaya doğru attım. Hançeri tuttum ve hızlıca çektim. Bunu yaptığım anda ağzımdan sesli bir inleme döküldü. Elena'nın "Valeria!!" diye bağırdığını hatırlıyorum. Sonra? Sonrası yok. Göz kapaklarım yavaş yavaş kapandı. Bayılmış olmalıyım.
♤♤♤
Valeria yaralanmıştı. Ve onu ben yaralamıştım. Canımdan bile çok sevdiğim kişiyi. Ben yapmıştım bunu. Ben kendimi affettirmeyi düşünüyordum oysa. Şimdi niye böyle olmuştu? Benden yine nefret edecek. Onda sıradan ruhsal bir yaradan fazlasını açmıştım. Biliyordum. Belki iyileştirirebilirdim onu. Ama şimdi hiç şansım yok. Nasıl olsun ki zaten. Ben Valeria'yı ikinci kez vurmuştum.
Ben öylece kalmıştım. Valeria yerde kanlar içinde yatıyordu. Yanına hemen Carlos,Alvaro ve tanımadığım bir kız gitmişti. Mary olayın farkına varınca Valeria'ya doğru koştu o da. Annem ve babam yaklaşmıyorlardı. Bende bir adım atacaktım ki Carlos'un "Sakın! Sakın yaklaşma. Sen ondan daha ne istiyorsun ya bir kere onu yaraladin zaten. Yetmedi mi bu sana he? Daha ne istiyorsun lan sen, ne istiyorsun daha?" dedi. Haklıydı bir bakımdan. Valeria onun ablasıydı sonuçta. Bana kızması çok doğaldı. Ama ikisini de bilerek yapmamıştım ki. Abim "O da bunu bilerek yapmadı zaten Carlos!" dedi. Annem ise hepimize göre daha sakince dedi ki "Çocuklar bunu sonra tartışırız. Şimdi hemen saraya gidelim. Valeria yaralı unutmayın." Hepminiz hak verdik anneme.
Sonrasında nasıl saraya geldik bilmiyorum. Carlos Valeria'yı hemen şifahaneye götürdü. Kral Andres ve Kraliçe Fiona da gelmişti. Hepimiz çok korkuyorduk. Bir süre sonra hekim kadın çıktı odadan. Hepimiz onun ağzından çıkacak cümleyi bekliyorduk. Hekim kadın gülümseyerek "Merak etmeyin Prensesimizin korkacak bir şeyi yok. Hançer fazla derine saplanmamış. Yarasını sardık. Her gün düzenli olarak kullanması için de bir krem hazırladım. Valeria şuanda uyuyor. Uyanınca onu görürsünüz. Ama çok yormayın olur mu? Geçmiş olsun majesteleri." diyip yanımızdan ayrıldı.
Hepimiz derin bir nefes almıştık. Sırayla gözlerim herkeste dolaştı. Carlos önce Alvaro ile sarıldı sonra sırayla Kral Andres,Kraliçe Fiona ve en son tanımadığım kız sarılmıştı. Carlos,Kral Andres ve Kraliçe Fiona ile sarılırken o kız ile de Alvaro sarılmıştı. Kızın kim olduğunu merak ediyordum doğrusu. Mary yanıma gelip bana sarıldı. Kulağıma yaklaşıp "Bak düşündüğün gibi olmadı küçük kardeşim." dedi. Evet düşündüğüm gibi olmamıştı. İyiki de olmamıştı. Kraliçe Fiona durumu toparlamak için "Sizi bu şekilde karşılamak istemezdik kusara bakmayın Kral Lucas ve KraliçeJulia." dedi. Babam tam bir şey diyecekti ki abim "Yok annecim ne kusuru olur mu öyle şey asıl biz özür dileriz kusura bakmayın." dedi ve sonra şöyle ekledi "Eee birde sevgili Mariposa nerde acaba? Geldiğimden beri hiç görmedim de. Hem Valeria'yı görmeye gelmeyecek mi?" Carlos gülerek abime baktı ve "Ablam düğünden önce eşini görmenin kötü şans getireceğine inanıyor. O yüzden sabahtan beri odadan çıkmadı. Bende bugün hiç görmedim zaten." dedi.
Alvaro tam bir şey söyleyecekken şifahanenin kapısı açıldı ve kapıda o belirdi. Valeria. Üstü hep kan içinde kalmıştı. Ama hala çok güzeldi. Valeria kapıyı açıp bize doğru yürürken tanımadığım kız koşarak ona sarıldı. Bu hallerine Carlos ve Alvaro güldüğünü gördüm. Valeria "Elana sakın ol bir şeyim yok merak etme."demişti. Demek kızın ismi Elena'ydı. Gerçi bilip ne yapacaktım ki. Carlos, Alvaro, Kral Andres ve Kraliçe Fiona da yanına gitti. Hepsi tek tek sarıldılar. Valeria bize doğru döndü. Yüzünde buruk bir gülümseme vardı. Hepimizin yüzüne tek tek baktı. Önce babam ve annemin karşında durdu."Kitaplarda yazılardan daha da güzelmişsiniz Kraliçe Julia." demişti. Annem ona şefkatle bakarak bu güzel sözleri ona iade etmişti. Valeria babamla da biraz konuştuktan sonra bize döndü. İlk önce abim ile tanıştı. Ablası ile evlendiği için çok şanslı olduğunu söylemeden de geçmedi. Sıra ikizim ile bana gelmişti. Önce Mary'e baktı ve "Kılıç konusunda çok başarılıymışsınız öyle duydum belki bana biraz ders vermek istersiniz olmaz mı Prenses Mary?" Ablam ise sanki ilk defa tanışıyormuş gibi "Ok atmak konusunda sizin üstüne tanımadıklarını okudum ama kardeşimi geçebilir misiniz bilmiyorum Prenses." dedi alayla. Valeria bana baktı. Gözlerinde öfke veya intikam arzusu yoktu. Gözlerine bakınca gördüğüm tek şey kırılmış bir kalp. Hemde çok kırılmış... Valeria gülerek "İlk tanışma için pek iyi bir izlenim olmadı Prens Mateo. Ve ablamızın bahsettiği konuya gelirsek karşımda hiç şansınız yok ne yazık ki." dedi alayla. Ben bir şey söyleyecekken Kral Andres " Yeter bu kadar ayakta kaldığımız. Gelin büyük salona geçelim. Elana sende Valeriam ile odasına gidin. Kahvaltı vakti gelince gelirsiniz. Tamam mı?" dedi. "Tamamdır majesteleri." dedi Elena ve hepimiz büyük salona doğru yürürken Valeria ile Elena da başka bir koridora saptılar.
♤♤♤
Elena beni kırılacak bir eşya misali dikkatle yürütüyordu, yürürken sürekli "Aman dikkat et, temizlik arabasi geliyor dikkat et, muhafızlar geliyor kenara gel söyle..." diye söylüyordu. Onun bu hallerine gülerek "Sakin ol Elena ben iyiyim, önümü görebiliyorum." "Olsun Valeria sen hançerlendin ya öyle kolay bir şey değil bu." Biz bunları konuşurken odama gelmiştik bile. Elena bana kapıyı açmıştı. Hızla içeri girip dolabımdan yeni kıyafetler çıkardım. Üstüm başım hep kurumuş kan lekeleri olmuştu. Dolaptan beyaz bir gömlek ile haki yeşili bir tulum çıkardım. Tulum kalın askıları olan, bileklerime doğru genişleyen paçaları olan ve güzel bir tulumdu. Elena kenarda otururken bende hızlıca duşa girdim. Ilık bir duş çok iyi gelmişti. Duştan çıkınca aynada kendime,saçlarıma baktım. Acaba beyaz tutamlar çok mu kötü görünüyordu? Elena, ben ne zaman bunları düşünsem kendi ülkesindeki bir efsaneyi anlatır.
Efsaneye göre uzun zaman önce yaşayan bir büyücü varmış bu büyücü öyle güzel öyle güzelmiş ki onu gören herkes güzelliğinden mest olurmuş. Ancak bu büyücü her zaman pelerini ile gezer saçlarını gizlermiş. Bu büyücü gelen taliplerinin her birini reddetmiş. Çünkü o her gün ormana gelip çalışan bir oğlanı seviyormuş. Bir gün büyücü her zamanki gibi ormanda ikisiri için bitki topluyormuş. Bir anda bir ıslık sesi gelmiş. Büyücü korkuyla etrafa bakarken oğlan tam arkasında belirmiş. Kız korkuyla çığlık atıp yerinden sıçramış. Bu hareketi ise kızın pelerininin açılmasına ve saçlarının gözükmesine yol açmış. Kız hızla başını kapatmaya çalışırken oğlan onun çok güzel olduğunu saçlarını neden kapattığını sormuş. Kız ise herkesten farklıyım bu yüzden hiç arkadaşım yok demiş. Oğlan ise bu açıklama karşısında şaşırarak benimde hiç arkadaşım yok istersen ben senin arkadaşın olurum demiş. Büyücü bu durum karşısında çok sevinmiş. Büyücü o gün bir dost edinmişti. Ve bu dostluk daha sonra ömür boyu sürecek bir aşka dönüşmüş.
Ben bunları düşünerek duştan çıktım. Beyaz gömlek ile haki yeşili tulumumu giydim. Odaya geri döndüğümde. Elena hâlâ bıraktığım yerde oturuyordu. Yine dalmıştı anlaşılan. Büyük ihtimalle Carlos ve kendisi ile ilgili bir şeyler düşünüyordu. Makyaj masamın çekmecelerinden birini açtım. Ve işte oradaydı. Babamın bir zamanlar benim için yaptırdığı kolyeye baktım. Kolye özel yapılmıştı. Sonsuzluk işaretinin tam orta yerinde bir kar tanesi vardı. Sonsuzluk işaretinin üstünde de küçük taşlar... Güzel bir kolyeydi ama çok takmamıştım.
kolyemi ve kar tanesi şeklindeki küpelerimi takıp yatağıma oturdum.
Elana'nın bir derdi vardı belliydi. Ama şuan pek konuşmak istemiyor gibiydi. Elana'yı tanıyordum. Eğer o bir sıkıntısı olursa bunu önce kendi çözmeye çalışır sonra benden yardım isterdi. Bu yüzden onu rahatsız etmemek en iyisiydi.
Ben bunları düşüşünürken odaya Alvaro ve Carlos geldi. Carlos gülerek bana doğru gelip sarıldı. Ben ve Carlos yatağa, Alvaro ile Elana da koltuklara oturdular. Üçüde bana dikkatle bakıyordu. "Eee daha ne kadar bana böyle bakacaksınız?" Dördümüzde gülmüştük bu dediğime. Sonra Elena "Bir şeyi merak ediyorum. Siz,üçünüz, Prens Mateo ile daha önceden tanışmış mıydınız?" diye sordu. Alvaro ise "Nerden çıkarıyorsun bunları böyle Elana? dedi. Bu sefer Elena kendini savunmaya almıştı ve dediki "Valeria yaralandığında Carlos Mateo'ya daha ne istiyorsun sen diye çıkıştı çünkü." dedi. Carlos tam karşı çıkacaktı ki elimi kaldırıp onu susturdum. "Elana da artık bizden biri ondan bir şey saklayamayız dedim. Elena'ya doğru döndüğümde elena bana "hadi anlat artık!" der gibi bakıyordu.
"Sen aramıza katılmadan 1 yıl önceydi...
♤♤♤
Büyük salona gelmiştik. Bir süre sonra Alvaro ve Carlos Valeria'yı görmeye gittiler. Salonda sadece ben,ikizim,abim,annem,babam Kraliçe Fiona ve Kral Andres vardı. Salonun sağ tarafında büyük bir masa vardı. Odaya hizmetliler bir girip bir çıkıyordu. Sürekli masaya bir şeyle koyuyorlardi. Sonra salonun kapıları açıldı ve Prenses Mariposa belirdi kapıda. Anlaşılan fikrini değiştirmişti. Hızlıca bize doğru yürüdü ve eğilerek selam verdi. Sonra abime doğru koştu ve boynuna atladı. Mary ile birbirimize bakıp gülüyorduk bu hallerine. Mariposa da yerine geçtiğinde Kral Andres bir hizmetliyi Valeria'nın odasına gönderdi. Hizmetli Kralın önünde selam vererek eğildi ve kapıya doğru yürüdü ve salondan ayrıldı.
Annem Mariposa'nın ne kadar güzel olduğunu söyleyip ona iltifatlarda bulunuyordu. Kraliçe Fiona ise kızına gururla bakıyordu. Bir süre sonra kapıda Valeria,Carlos,Alvaro ve Elana belirdi. Kral Andres,Kraliçe Fiona,ve bizim önümüzde saygıyla eğilip bizimle birlikte masaya doğru ilerlediler.
Dikdörtgen bir masaydı. Baş köşeye Kral Andres,solunda Kraliçe Fiona, sonra sırayla Mariposa,Valeria,Carlos,Elena ve Alvaro oturmuştu. Kral Andres'in sağ tarafına ise sırayla babam annem,abim,Mary ve ben oturmuştuk. Herkes oturduğunda kahvaltıya başlamıştık. Genellikle Francisco ile Mariposa'nın evliliği konuşuldu. Evlilik tarihini yarın olaması kararını aldılar. Sonunda en tartışmalı geçecek o konuya geldiler: Evlendikten sonra Mariposa ile Francisco'nun nerde kalacağı konusu.
Doğal olarak her iki tarafta kendi evladından ayrılmak istemiyordu. Kraliçe Fiona bu konuda çok inatçıydı. Kral Andres ise daha yumuşaktı. Bu konuda Valeria ile Carlos söz sahibi değillerdi. Bir süre sonra iki tarafta bir karara varamadılar. En sonunda babam bizlere sorma fikrini ortaya attı. Hangi tarafta kalma fikri daha çok oy alırsa "evli çiftimiz" orada kalacaktı. Kraliçe Fiona bu fikirden pek memnun olmamış gibiydi ama yinede ses etmedi.
Babam ilk başta Mary'e sordu. "Bence Francisco ile Mariposa bizim sarayda kalmalılar. Çünkü abim tahtın veliahtı diye anılıyor. Eğer burada kalırsa tahta çıkamayacak. Eminim sevgili Mariposa da bunun olmasını istemez öyle değil mi?" diyerek Mariposa'ya tehditkar bir şekilde baktı. Mariposa tam bir şey diyecekti ki Valeria "Pardon? Francisco burada kalırsa da tahta çıkabilir. Sonuçta ablam da bizim tahtımızın bir varisi öyle değil mi sevgili Mary?" diyerek Mary'e cevap verdi. Carlos'a baktığımda şaşırmış bir şekilde ablasına bakıyordu Valeria böyle şeyler söylemesi beni ona daha da çok aşık ediyordu. Bayılıyorum bu kıza ya. Babam ortamı yumuşatmak adına "Tamam, Mateo sen ne düşünüyorsun bu konuda?" diyerek okları bana çevirdi.
Mary bana bakıyordu. Valeria da öyle. Ama bir bakıma Valeria haklıydı, Mary gibi. Bir süre düşündükten sonra, "İkinizde kendi açılarınızdan haklısınız. Ama benim oyum bizim sarayda kalmaları." dediğimde Valeria göz devirdi. Mary elini omzuma attığında babam Carlos'a döndü ve ona da fikrini sordu. Carlos Valeria'ya çekingen bir şekilde bakarak bizim fikrimize oy verdiğinde Valeria Carlos'a şaşkın şaşkın bakıyordu. Babam oy çoğunluğu ile Francisco ve Mariposa'nın bizim sarayımızda kalmalarına karar verdi. Bu konudan sonra sofrada pek konuşulmadı.
♤♤♤
Ablamların onların sarayında kalmasına karar verilmişti. Ve CARLOS DA ONALARA OY VERMİŞTİ. Buna hala inanamıyorum. Bu konudan sonra sofrada pek bir şey konuşulmadı. En sonunda daha fazla burda kalmaya dayanamayarak sofradan bir hışımla kalktım. Onların önünde hızla eğilip kapıya doğru yürüdüğümde Carlos'un arkandan gelmeye çalıştığını duydum ama Alvaro ona şuan sinirli olduğumu ve daha sonra konuşmamı söyledi ve kendisi arkamdan geldi.
Ben hızla odama doğru yürürken o da arkamdan geliyordu. Odama vardığım da oda benimle birlikte girdi. Ben odada ileri geri giderken beni elimden tutup hızlıca kendine doğru çekti. Birbirimize çok yakındık. Gözlerimin tam içine bakıyordu. Sanki beni çözmek ister gibi. Bende onun gözlerine bakıyordum. Gözleri çok güzeldi. Kahverengiydi gözleri. Başkası için sıradan bir renk olsada benim çok sevdiğim bir renkti.
Gözleri önce saçlarımda gezindi,beyazlamış ama boyadığım saçlarımda.
Gözleri sonra dudaklarıma doğru kaydı. Zorlukla yutkunduğumda bir dudaklarıma bir gözlerime bakıyordu. Kalbim şuan delice atıyordu. Onun beni seviyor olma ihtimali benim için yok gibiydi. Daha fazla dayanamıyor gibiydi ki bir anda dudağıma yapıştı. O anın şokuyla önce hareket edemesem de sonra bende karşılık vermeye başladım. Ellerimi yavaşça boynuna dolandığımda o da elinin birini belime birini ise boynuma yerleştirmişti. Yıllardır bu anı bekliyor gibiydi. Sert ama aynı zamanda çok yavaş bir şekilde öpüyordu. Bir süre sonra geri çekildiğinde ikimizde nefes nefese kalmıştık. Alnımı alnına yasladığımda ona alttan alttan bakıyorum. Bana gülümseyerek baktı. "Seni seviyorum Valeria. Seni çok seviyorum. Uzun zamandır seviyorum. Biliyorum şuan bunu söylemek için pek iyi bir zaman değil belki ama bunu bilmeni istedim. Daha fazla dayanamadım.
Tam bir şey daha söyleyecekken bu sefer ben onu öptüm. Bu benim bir nevi evet dememdi. O da bunu çok iyi anladığı için öpücükten sonra bana sımsıkı sarıldı. Bu sıkı sarılmaya tüm benliğimle karşılık verdim.
Evettt uzun zamandır bölüm atmıyordum ama şimdi size bence çok güzel bir bölümle geldim. Geçmişi hâlâ açıklanmadım çünkü geçmişi Elena'ya anlatırken değilde daha farklı bir şekilde öğreneceksiniz. Aklımda bu kısımla ilgili güzel fikirlerim var. Yani sizi güzel bölümler bekliyor. Oy vermeyi unutmayınnnnn🎀🎀
Bölüm etkileşimi
