2. bölüm · Dört As
2
Hayat çok komik değil mi?
Gitmem diyordun.
Gittin. Salaksın.
İç sesimi susturdum ve karşımdaki villaya baktım. İki katlı beyaz renk bir villaydı. Bunlar iki kişi değiller miydi?
Evin bahçesine girdiğimde bir köpek havlamaya başladı. Tasması vardı. Harika.
Acaba yanlış eve mi geldim?
Emine Hanım'ın sesini duydum ve yanına gittim.
"Hoş geldin kızım"
Hiç gizlemediği o neşesi ile bana sarıldı. Bir süre durdum. İçten içe annem olduğunu bildiğim için fazla garipti. Bende kollarımı ona doladım.
Ayrıldığımızda Faysal Bey ile sarılma zahmetine girmedim. Kendiside yüksek ihtimal rahatsız olacağımı düşünmüş ve el sıkışmıştık.
"Gel kızım içeri geçelim. Abi ve ablaların ile tanış"
Abi ve ablamı dediniz.
Yaşadığım şok içeri girince olmuştu. Oturma odasında L koltuklarda oturuyorlardı. İki tane erkek yada adam. Bir tanesinin saçları koyu kahverengiydi. Gözlerinde aynı şekilde koyu renkti. Diğerininki ise yeşil gözleri vardı, siyah renk saçları ile uyumluydu.
Abilerimiz galiba.
Üç tanede kız yani kadın vardı.
Kızlar gerçekten çok güzeldi. Koyu kahverengi ve saçı ile aynı renk gözleri olan bir kadın vardı. Üstünde klasik düz eşofman takımı vardı. Ablalarımın öbürüne baktığımda onunda aynı benim gibi yeşil gözlü olduğunu gördüm. Tek fark onun saçları siyahtı. Benim saçlarım ise kızıl renkti. Öbür ablam ise esmerdi. Koyu renk saçları ve gözleri vardı. Daha çok Faysal Bey'i andırıyordu.
Bunlarda galiba ablalarımız.
Emine Hanım hızla tanıtmaya başladı.
"Kızım bunlar abilerin" hevesle kahverengi saçlı olanı gösterdi. "Yakup" sonra ise siyah saçlıyı gösterdi "Poyraz"
Yakup daha sevecen bakıyordu. Poyraz fazla ciddiydi. Poyraz ismi bana çok yaramaz neşeli çocuk vibe'si veriyordu halbuki.
Emine Hanım hevesle kızlara doğru döndü. "Ablaların" kahverengi saçlı olanı gösterdi. "Emel" esmer tenli olanı gösterdi "Defne" siyah saçlı olanın adını söyledi "Ayla"
Nihayet bana doğru döndü. Bir an bitmeyecek sandım. Ayla'nın bakışları neydi öyle gördün mü?
"Çocuklar kardeşiniz Parla"
Ortama garip bir sessizlik çöktü. Ayla ve Poyraz ikilisi beni göz hapsine almışlardı resmen. Bende aynı sertlik ile duruyordum. Bu yaşıma kadar kolay gelmedim nede olsa.
Yemek masasına oturduğumuzda yine aynı sessizlik vardı. Emine Hanım bana soru yöneltmeye başlayacaktı.
"Ne iş yapıyordun kızım "
Emine Hanım'a doğru döndüm. Meraklıydı.
"Moda tasarımı"
Faysal Bey'in galiba ilgisini çekmeye başlamıştım. Adam bir anda kafasını çevirdi.
"Parla nerede çalışıyorsun?"
Bir insanın ilk sorusu bu olmamalıydı.
"Bir şirketin özel tasarımları ile ilgileniyorum"
Ayla ile bakışlarımız kesişti. Bir süre bakıştık. Acaba bu Ayla ve Poyraz'ın derdi miras falanmıydı? Eğer o ise tabikide onların parasına dokunmayacaktım.
"Bizim şirketimizde tasarım başı olarak istersen çalışabilirsin. Şirkette sen de hak sahibisin"
Faysal Bey'in bu dediğini kimse beklemiyordu. Ayla'nın boğazında içtiği su kaçmıştı öksürmeye başladı. Poyraz bayağı sertçe baktı ve nazik olmayacak bir şekilde çatalını bıraktı.
Ortam gerildi.
"Baba bu kızın daha ne olduğu ne amaç için geldiği bile belirsiz! Sen şirket diyorsun!"
Faysal Bey aynı sertlikle konuştu.
"Poyraz! Laflarına dikkat et! Kardeşim o senin!"
"O benim kardeşim falan değil! Ünümüz için burada-!"
Lafını kesen bendim. Para için,ün için demesi ile sinirlenmiştim.
"Sözlerine dikkat et! Nasıl imada bulunduğunun farkına var! "
Poyraz ağzını açacaktı ama Emine Hanım'ın hıçkırığı ile herkes ona dikkat kesildi.
Bu kadın ne kolay ağlıyor.
Emine Hanım'ın kesinlikle rol yaptığını yada bilerek ağladığını düşünüyordum. Bir insan böyle hep ağlayamaz.
Ağlayan insan görmekten nefret ediyorum. İstemsizce gerildim ve sinir geldi. Masadan kalktım. Evden çıkmam gerekti ama onları böyle bırakamazdım.
O gün numaramı hiç vermeyecektim.
**
Bir saatin sonunda Emine Hanım kendine gelmişti. Bu sefer fazlasıyla sinirliydi. Gitmeye çalışmıştım. Bir bağırmıştı. Nevrim ters dönmüştü.
Şu an ise hepimiz sessizce bekliyorduk.
"Parla özür dilerim bu gün böyle olduğu için. Poyraz abinde senden özür dileyecek. Şu an ne dediğini bilmiyor. Kızım benim şirketimizde yerin var istediğin vakit gelebilirsin. Buna kimse karışamaz"
Poyraz denen adam duyduklarından memnun değil gibiydi. Umrumdada değildi. Emine Hanım'a gülümseyerek baktım.
"Sorun değil. Ben gitsem iyi olacak geç oldu"
Emine Hanım buradan gitmemi istemiyor gibiydi. Faysal Bey'e baktı.
Birazdan yine ağlar bu kadın.
Telefonumun çalması ile yanlarından ayrıldım. Nişanlım arıyordu. Daha fazla bekletmeden açtım.
"Nasılsın güzelim" sesini duymam ile gülümsemem bir oldu. Özlemiştim. Kendisi bir proje için ormandaydı ve internet çekmiyordu bu yüzden iletişim içinde olamamıştık. Açıkça kötüydüm. Buradan gitmek istiyordum.
"İyiyim bebeğim. Senin projen bittimi?"
Noyan çok inanmış gibi durmuyordu. İnanmayacaktı.
"Parla bir derdin var belli"
"Şu an konuşmasak? Buluşunca her şeyi anlatacağım söz"
Noyan bir süre duraksadı ama zorlamadı. Çok seviyordum.
"Tamam güzelim. Görüşürüz"
"Görüşürüz aşkım"
Aramayı sonlandırdığımda oturma odasına geçtim. Bir şey konuşuyorlardı ama ben gelince susmuşlardı.
"Ben gitsem iyi olacak. Her şey için teşekkürler"
Emine Hanım Faysal Bey'e baktı. Ama nasıl bir bakış. Ben olsam zorla tutardım yani- HAYIR!
"Kızım bu gün burada kalsan, yarın kahvaltı yapar ve çıkarsın hem daha fazla vakit geçiririz"
Faysal Bey'in sözleri ile kaşlarımı çattım. İstemiyorum diyorum. Anlamıyorlar galiba.
"Faysal Bey rica ettiniz akşam yemeği için geldim daha fazla kalamam zorlamayın lütfen"
Emine Hanım hemen saniyesinde gözlerindeki yaşı akıttı. Ay yeter ama. Bu kadın dünyaya ağlamak için gelmiş.
"Lütfen kızım. Bir gece kal çok değil."
Ağlayarak bana yalvarıyordu resmen.
"Nişanlım aradı onun yanına gitmem gerek. Beni anlayacağınızı düşünüyorum Emine Hanım"
Azıcık yalandan kim ölmüş?
Emine Hanım anında sakinleşti. Yakup'un gülmemek için kendini tuttuğunu gördüm.
"Anladım. Keşke daha önce söyleseydin nişanlı olduğunu kızım"
Emine Hanım'ın dediği sözlere cevap vermedim. Bu kadın fazlasıyla gıcıktı. Sinir olmuştum. Görüşmek istemediğimi keskin bir dille söyleyecektim. Görüşürüz diyerek oradan ayrıldım.
