10. bölüm · DK

Yarım Kalan Sözler

Rukiye Şahin

Moskova, 2022

“Tekrar.”

Nefes nefese kaldım.

Ellerim titriyordu.

Yere düşen silahı tekrar aldım.

Karşımda duran adam gözlerini bile kırpmıyordu.

“Tekrar.”

Çenemi sıktım.

Kolumdaki morluklar hâlâ geçmemişti.

Dün aldığım darbelerin ağrısı bile dinmemişti.

Ama burada kimse acını umursamazdı.

Moskova bunu bana ilk haftada öğretmişti.

Silahı kaldırıp hedefe doğrulttum.

Tetiğe bastım.

Pat.

Pat.

Pat.

Üç kurşun da hedefin tam ortasına saplandı.

Adam başını salladı.

“Yeterli değil.”

İçimdeki öfke büyüdü.

“Ne yaparsam yeterli olacak?”

O sırada kapı açıldı.

Bülent içeri girdi.

Adamın sesi anında kesildi.

Abim bana baktı.

Sonra kollarımdaki morluklara.

Gözleri karardı.

“Çık.”

Adam hiç itiraz etmeden odadan çıktı.

Kapı kapanır kapanmaz Bülent yanıma geldi.

“Canın yanıyor mu?”

Gülümsedim.

“Hayır.”

Yalan söylediğimi ikimiz de biliyorduk.

Bülent iç çekti.

“Bir gün bu dünyanın en güçlüsü olacaksın Asena.”

“İstemiyorum.”

Abim kaşlarını kaldırdı.

“Ne istemiyorsun?”

“Bu kadar güçlü olmayı.”

İlk kez sustu.

Sonra omzuma dokundu.

“Bazen hayatta kalabilmek için güçlü olmak zorundasın.”

O gün söylediklerinin ne kadar doğru olduğunu yıllar sonra anlayacaktım.

Çünkü iki yıl sonra…

Onu benden alacaklardı.

Günümüz

Gözlerimi kapattım.

Bazen bazı anılar hiç gitmiyordu.

Aradan yıllar geçse bile.

Uçak Moskova’ya doğru ilerlerken Bülent’in sesi hâlâ kulaklarımda yankılanıyordu.

“Bazen hayatta kalabilmek için güçlü olmak zorundasın.”

Yanımdaki koltukta oturan Aras dizüstü bilgisayarına bakıyordu.

Ama ara sıra bana baktığını hissediyordum.

Ve bundan hoşlanmıyordum.

Çünkü Aras Yalın’ın bakışları soru soruyordu.

Merak, gizem anlatamadığım duygular vardı bakışlarında.

Ben ise cevap vermeyi sevmiyordum.

“Yine düşünüyorsun.”

Sesini duyunca başımı çevirdim.

“Sen de yine beni izliyorsun.”

“Dikkatli bir insanım.”

“Takıntılı bir insanım demek istedin sanırım.”

Aras hafifçe gülümsedi.

“Neden herkes senden korkuyor biliyor musun?”

Kaşlarımı kaldırdım.

“Bilmem gerekiyor mu?”

“Çünkü sürekli saldıracakmış gibi bakıyorsun.”

İstemeden güldüm.

Bu kez şaşıran Aras oldu.

Sonra oda güldü.

Ve ilk kez…

İkimiz de birkaç saniyeliğine savaşmayı bıraktık.

Uçak piste teker koyduğu anda gözlerimi camdan dışarı çevirdim.

Moskova.

Yıllardır yaşadığım şehir.

Yıllardır sakladığım sırların şehri.

Bana gerçek hayatı öğreten şehir.

Yanımda oturan Aras ise sessizdi.

Ama onun sessizliğinin altında çalışan bir zihin olduğunu artık biliyordum.

“Ne düşünüyorsun?” diye sordu.

Gözlerimi camdan ayırmadım.

“Hiçbir şey.”

“Yalan.”

Başımı ona çevirdim.

Suratına elimin tersi ile çarpıcaktım gıcık.

Yalan borcum var adama sanki.

“Sen herkese yalancı mı diyorsun?”

“Sadece yalan söyleyenlere.”

Sinir bozucuydu.

Gerçekten sinir bozucuydu.

Ama nedense ona kızmak her geçen gün biraz daha zorlaşıyordu.

Öyle miydim cidden.


Araba ayarlamıştım.

Havalimanı ile evimin arası yarım saatti.

Arabada giderken Aras'ın telefonu çaldı.

Ekranda yazan isim "MERTİM❤️"

Şaşkınlıkla ağzımdan "Sen eşcinsel misin?"

Aramayı reddetti.

"Hayır saçmalama Umay'ın işidir"

Kızarmıştı ve bu beni kahkaha atmama neden oldu.

"Mert benim dostum Umay benle uğraşmak için yapmıştır"

"Neden açıklama yapma ihtiyacı duydun?"

"Yanlış anlama diye."

"Tamam reis sakin anlamam yanlış"

Sırıtmaya devam ettim

Ve eve yaklaşmıştık.

Eve vardığımızda içimde garip bir his oluştu.

Bu ev sadece yaşadığım yer değildi.

Anılarımın gömülü olduğu yerdi.

Kapıyı açıp içeri girdim.

Aras da arkamdan geldi.

Salonun ortasında durup etrafa baktı.

“Güzelmiş.”

“Ev mi?”

“Hayır.”

Kaşımı kaldırdım.

“Ne?”

“Burada yaşayan kişinin yalnızlığı.”

Bir an ona baktım.

Bu adam bazen insanın içini okuyormuş gibi konuşuyordu.

Saatler boyunca kutular hazırladık.

Sanki temmelli gidiyordum.

Kitaplar.

Dosyalar.

Kıyafetler.

Ve geçmişe ait yüzlerce anı.

Tam son kutuyu kaldırırken Aras’ın sesi duyuldu.

“Asena.”

“Duyuyorum.”

“Buna bak.”

Elindeki fotoğraf çerçevesine baktığım an nefesim durdu.

Fotoğrafta ben ve Bülent vardı.

Moskovaya ilk geldiğimde çekilmiştik.

Abim.

Gözlerimi hemen kaçırdım.

"Bu kim?"

"Abim Bülent Kara"

“Özür dilerim.”

“Önemli değil.”

Ama önemliydi.

Çünkü bazı yaralar yıllar geçse bile kapanmıyordu.

Abimin acısı hala kalbimdeydi.

Tek kabuk tutmayan yaram.

Seni çok özledim abim...

O sırada telefonum çaldı.

Ekrana baktığım anda kalbim hızlandı.

Gökçe.

Hemen telefonu açtım.

“Ne oldu?”

Gökçe’nin sesi telaşlı geliyordu.

“Asena"

Asena.

Gökçe ismimle seslendimi demek ki bir şey vardı.

Aras’ın yanında bu kelimeyi duymak istemezdim.

Hemen balkona çıktım.

“Konuş.”

“Rusya hattında sorun var.”

Kaşlarım çatıldı.

“Nasıl bir sorun?”

“Birileri senin eski kayıtlarını araştırıyor.”

Bir an sessiz kaldım.

Sonra aklıma tek bir isim geldi.

Aras Yalın.

İçimdeki huzursuzluk daha da büyüdü.

Aras öğrenirse, babamda öğrenir.

Aras der mi acaba?

“Gökçe.”

“Efendim?”

“Kim olduğunu öğren.”

Telefon kapandığında derin bir nefes aldım. Balkonun korkuluklarna yaslandım ve derin nefes aldım.

Ama arkamdan gelen sesi duyunca irkildim.

“Asena.”

Aras.

Kapının önünde durmuş bana bakıyordu.

Kesin boyu 1.90 var.

Bende kısa değilim ama adam uzun.

Farklı bi şey var adamda gözünün karanlığı, yada teni neden bu kadar beyaz?

Dikkatimi dağıttı.

"Bir sorun mu var?"

"Hayır"

"Baban mıydı arayan?"

Kimin aradığını görmemişti.

"Sen kapımı dinliyorsun."

"Neden dinleyim? ama merak ettim kimdi?"

"Gökçe yakın arkadaşım"

"Galiba ilk kez yalan söylemedin"

Göz devirdim.

"Artık bişi demiyorum sana."

"Tamam Asena Hanım"

"Tamam Aras Bey"

Çocuk gibi olduk resmen.

Ne yaşıyorum şuan ben bu adamla.

Aras Asena'nın bu dik konuşmalarını inatlaşması Arası gülümsetmişti.

"Niye sırıtıyorsun"

"Nee?"

Aras'ın afallamasına şaşırdım.

"Hiç, içeri geçelim"

"Tamam"

Tomom gıcık yine huylandım.

________________

Son kutuyu da kapattıktan sonra ikimiz de yorulmuştuk.

Moskova’nın soğuğu camların ardından kendini hissettiriyordu.

Salonun ortasında durup etrafa baktım.

Bu evi ilk aldığım günü hatırladım.

Yüksek tavanlar…

Koyu renk ahşap detaylar…

Tavandan sarkan kristal avizeler…

Ve salonun neredeyse tamamını kaplayan büyük camlar.

Gece olduğunda Moskova’nın ışıkları buradan ayrı güzel görünüyordu.

Aras deri koltuğa oturup etrafı incelemeye başladı.

Gözlerinden hiçbir detay kaçmıyordu.

“Bu ev sandığımdan daha büyükmüş.”

Omuz silktim.

Benim evim çünkü.

Ama bunu içimden söyledim tabikide.

“Fena değil.”

Aras bana baktı.

“Fena değil mi?”

İstemeden güldüm.

Üç katlı villa.

Kapalı havuz.

Kütüphane.

Spor salonu.

Ve şehir manzarası.

Sanırım çoğu insan buna fena değil demezdi.

Salonun köşesindeki özel dolaba doğru yürüdüm.

En sevdiğim köşe ve en güzel köşe.

Dolabın kapağını açınca içerideki şişeler ortaya çıktı.

Aras’ın bakışları hemen oraya kaydı.

“Şarap mı?”

“Şarap.”

Cam şişeler ışık altında parlıyordu.

Yıllardır biriktirdiğim koleksiyonlardan bazılarıydı.

İçlerinden birini alıp inceledim.

Sonra mantarını açtım.

İki kadeh çıkardım.

Birini Aras’a uzattım.

“Al.”

Kadehi aldı.

Ama bakışları hâlâ şişedeydi.

Hayatında böyle pahalı şarap görmedi galiba.

“Bu şişe ucuz görünmüyor.”

“Görünmüyor çünkü değil.”

Aras hafifçe gülümsedi.

“Bunu tahmin etmiştim.”

Koltuğa oturdum.

Bacak bacak üstüne attım.

Altıma rahat bir eşofman giymiştim üzerimde ise kalın askılı bir atlet vardı.

Kadehten küçük bir yudum aldım. Ve bir sigara yaktım.

Şarabın yumuşak tadı boğazımdan geçerken gözlerimi kısa süreliğine kapattım.

Sessizlik birkaç saniye sürdü.

Sonra Aras beklediğim soruyu sordu.

“Asena.”

“Hm?”

“Bu kadar pahalı şarapları alacak parayı nereden buluyorsun?”

Çünkü mafyayım.

Kadehi dudaklarıma götürdüm.

Sorunun geleceğini biliyordum.

“Çalışıyorum.”

“Ben de çalışıyorum.”

“Demek ki yeterince çalışmıyorsun.”

Aras kahkaha attı.

İlk kez bu kadar rahat güldüğünü görüyordum.

Gülüşü bile farklıydı.

Ama gözlerinin içindeki şüphe hâlâ duruyordu.

“Başsavcının kızı için fazla lüks bir hayat yaşamıyor musun?”

Kadehi masaya bıraktım.

Bakışlarımı ona çevirdim.

“Dikkat et Aras.”

“Tehdit mi ediyorsun?”

“Uyarıyorum.”

Aras birkaç saniye boyunca bana baktı.

Gözlerimde bir şey arıyordu.

Aras Asena dan çok fazla şüpheleniyordu.

Ama bir ya danda şüphelenerek haksızlık ettiğini düşünüyordu.

Aras'ın bu bakışları hayrı alamet değildi.

Sanki zihnimin içine girmeye çalışıyordu.

Ben ise her zamanki gibi duvarlarımı kaldırdım.

Çünkü bazı sırlar vardı.

Ve o sırlar ortaya çıkarsa sadece benim değil…

Herkesin hayatı değişirdi.