2. bölüm · Devin /Gerçek Ailem
Kaza Günü
Sehri günü gözümüzü mecbur açtık, ağrının içinde Çünkü henüz çıkmamıştık, şikayeti geri götürmüyorlardı. Kavga etmişiz, kızlar yerde oturmuştu, halımız sanki yeni gelin de kızlar cezaevine girdiği bölüm gibiydi, resmen gülünç durumdaydık. Ünlü Ünal ailesinin kızı şok—şok, nezarethaneye düşüp, buradada Ünal ben olduğum için sorun var gibi… Aslında ailemle yaşamıyorum ama çekiliş için falan özel günlerde bir arada oluruz, göstermelik.
Ah kızlar, belim tutulmuş resmen, karşı taraftan gülme sesi geliyor, oda dayak yediğimiz kızlar idi. Biz de şikayeti tabii ki onlar götürmedi, çünkü biz de götürmemiştik. İki defa birbiriyle inatçı idi, sorun burada idi ki ne kadar inatçı olurlarsa olsunlar, benim yanımda hafif kalıyorlar.
“Neye gülüyorsunuz kızlar?” dedim. “İstiyor musunuz hastaneye yatmayı seviyor musunuz, canım benim?” dedim. O sırada asılı lafı aldı kızlar. “Ben nasıl düştüm buraya, anlamış değilim ya… Tek suçum orada olmağım idi, ben yeni gelmiştim, sizi ayıracakdım ki…” Bir de gördüm ki, benim de aparlılar…
“Ah şekerim, o ne söz dedi Melek, seni bizi mi var? Sen de bizden birisin. İşte ayırmak ne demek olur ki?” Bak Devin böyle düşündü, guya o çıkaracak bizi. Onu da bence kendimize… Kızlar ya, ailem kesecek beni, asılı susar mısın ya, rezil ediyorsunuz bizi… Bunların yanında katılıyorum.
“Gizem, sus” dedim, zaten sinirlerim tepemdeydi. Bir de “Sen başdama, of kızlar, ne zaman çıkacak bilmem ki, Devin ne zaman çıkacak?” dedi Gizem. “Ne bilim kızım?” dedim. “Sen bilmesen de bizim mi bilecek? Avukat olan sesin ya, hanı?” “He, ya onudum” dedi, onu herkes gülüştü kızım.
“Bu ne grup ya? Herkes bir ağılda… Gizem sus, sen bizden kalanın yanında yoktun, zaten sus” dediler. Öbür kızlar susmazsak, “Nağarsınız?” dedim. Tam cevap verecektik ki kapı açıldı, polis geldi, kapıları açıp hepimizi müdürün odasına götürdü. Oda girip müdür bize döndü: “Geldiniz mi?” dedi. Sonra kızlar dönüp dedi: “Şikayetçi misiniz hanımlar?” Onlar da ağlamalarına ramak kala: “Yeter ki çıkalım buradan” dediler.
Bu arada komudandım, sayıklar: “Biz komudan olduğunuzu bilmiyorduk” dedi. Erkek olanlar olaya sonra dahil olmuştu, deyip odadan çıktılar. Müdür bize dönüp gülmeye başladı: “Asya, yeni beklerim sizi burda” dedi. Onun yanında Gizem’in abisi: “Gizem, bundan sonra dışarı çıkmak yok, kızım” dedi.
Müdür gülmeyi kesip bize döndü: “Yine beklerim, sizin sayenizden yine güldüm. Olay yerinin kamerasına baktık, Asya oğlanın birini başından fırlatmış, diğerini boyundan, sinirlenmiş. Ona gülüyordu. Yanıma gelerek dedi: ‘Benim adamı vuramamıştım’ dedi. ‘Beni korumak için yapmıştı, biliyorum ama yine eğlendik’ dedi.
Şobeden çıkıp tam kızlara gidecektim ki ailemi gördüm. Düşün, yine özel günlerdi çünkü ondan başka bir günde beni aramazlar. Kızlara dönüp dedim: “Kızlar, siz gidin, ailem geldi, onlara gideceğim” dedim ve yanlarından ayrıldım. Arabaya doğru girdim, siyah lüks araba idi. Yanına çarpıp kapısını açıp içine girdim.
Maşını sürdü şoför ve kalktı. Babam gelmişti. Ona döndüm: “Niye geldin baba, ne istiyorsun yine?” dedim. O da nezarethaneye düşmüşsün, yine ben çıkaracağım, biliyorsun değil mi? “Olur mu ki babamsın, çıkarmalısın” dedim. O da bana dönüp: “Borçum yok sana, benimle düzgün konuş” dedi.
“Devin, baba ne istiyorsun?” dedim. “Akşam davet var, oraya gideceğiz, sen de gel bizimle. Biliyorsun, kardeşinin doğum günü, restorana gideceğiz” dedi. Gülümsedim: “Kardeşimin öyle mi? Peki, benim niye doğum günüm kutlanmıyor baba? Bana bir neden söyle, beni sevmiyor musunuz baba? Ben senin çocuğun değil miyim?”
“Devin, susar mısın? Senin doğum gününe daha var, bir de sen artık çocuğun değilsin ki” dedi. “Doğum günü nedir, hahha, şaka yapıyorsun dimi?” Onun 27 yaşı var, benim 24, dört yaş farkımız var. “Baba, Devin, sus başımı şişiriyorsun sen, seninle mi uğraşacağım şimdi? Git, hazırlas gel, akşam arabayı göndereceğim.”
Konum ulaşmıştık, yeni evime, evin var. Devin, işte yaşa, doğum günü kutla, işte bizi niye yiyorsun ki? “Tamam mı güzel kızım? İçim kan ağlasa da tamam baba” dedim, düşüp gittim. Akşam hazırlamalıydım. Bir de saat ne olacak dedim, o da dönüp dedi: “Henüz 12:00, kolundaki saate bak” dedi. “Bir de hediye almayı unutma, tamam mı?” dedi. İçim kan aldı ama tamam dedim.
Onlara da gittim, içeri girip üstümü değiştirdim, sade bir palto giydim. Telefonla sipariş verdim, abim kara kostüm alacaktı, derziçime yazdım, “Nevrim, bu ölçüleri benim için düzelt, evime gönder” yazıp attım. Sonra üstüme şort ve crop giyip yemek yedim, sofra hazırdı, Bahar hazırlamıştı, yedim ve odama geçip biraz telefona baktım. Sonra girip duş aldım ve hazırlamaya başladım.
Bahar: “Bura gelsene, sence ne seçeyim, şekerim?” dedi. O da elbiselere baktı, kırmızı, sırtı dekolteli bir elbise seçti. Saçımı yanında olacak şekilde yaptım, makyaj hafifti, bit şey vurdu ve hazırdım. Saat 18:00 olmuştu, sinyal sesi geldi, aşağıdan baktım babamın adamları idi. Çantamı salıp eşarbı da içine koydum, ruj falan, lazım olan şeyleri topladım. Siyah kürkümü giydim, kırmızı ayakkabımı giydim ve hazırdım.
Kağıdı açıp çıktım, arabaya gidip durdum, sürücü indi, açtı. Ben de bindim. Hediye, ay, yadımda, mesaj yerine girdim ve yazmıştı: “Hazır gel, götürebilir misin? Müsaayet misin?” “Tamam, geliyorum” dedim. Şoföre hemen yerin komutunu verdim, “Tamam” dedi. Çadır gibi, çünkü buraya yakın bir yerdi.
İndi şoför kabını açtı, düştüm, gittik, büyük giyim mağazası idi. Beni gören karşıladı, kızlar pakedi, herkes açılan, “Gitmem lazım, başka zaman sohbet ederiz” deyip paketi istedim. Kızın biri gidip paketi aldı ve gidiyordu, kızın elinden alıp arabaya bindim. Eve geldik, aile üyeleriyle görüştük. Sonra abimi gördüm, ona sarıldım: “İki doğum, abicim” dedim. O da soğuk bir şekilde teşekkür etti, hediye verdim, ona da diğer hediyelerin içine koydu. Akşam hepsini ben karşıladım, herkese yer gösterdim, herkes yerine durdu, yads şarkı ile dans ediyorlardı.
Şimdi mum üflemeye sıra geldi, ben de şeklini çekip başımda Instagram’da, TikTok’ta, tüm hesaplarda, altında “İki doğum, canım abim” yazmıştım ❤️ ve kırmızı kalp koydum. Telefonu kenara koydum, şimdi hediye açmalıydı. Hediyeler farklıydı, biri kostüm, benim gibi, ve S vardı. Sıra benim hediyemdeydi, hediyemi açıp sevindi, çünkü bu desti çok seviyordu, gelip bana sarıldı. Sarışımda belini etmedim, herkese teşekkür etti.
Birden kulağıma fısıldadı: “Bugün eve gelip her şeyle buralarda eğlendiğin için teşekkürler ablacım” ve beni öptü. “Önemli değil” dedim. Partinin sona ermesine az kalmıştı, tam gidiyordum ki bir ses geldi: “Asav Ünal, yaptıklarının bedelini ödeyeceksin.” Silah çıkardı, tam vuracaktı ki “Sen kimsin?” dedim. O da gülüp “Babama sor, güzellik” dedi. Tam vurdu, ki önüne geçtim, silahın soğuk namlusu karnıma değdi…
---
Sizce bundan sonra ne olack devin yaşayacak ya sakad qalacak?sizce ailesi ile arasında ne var devinin?neden ele davranırlar? Bolumu beyendiniz mi ?fikirlenizi yazmağı unutmayın gelecek bolum goruşmek uzre.💗💫
